poseydon
poseydon
4 ay
ve... her şey gibi zaman da acımasızlaştı. ya da hep böyleydi de biz farkına varmakta bu kadar geciktik. sevdiğimiz, değer verdiğimiz insanlar gözlerimizin önünde eriyor, yitiyor. biz ise sadece izlemekle yetiniyoruz. bazen yanlarında oluyoruz bazen kendi acınası ve çoğunlukla saçma olan dertlerimizden fırsat bulup destek olmayı bile beceremiyoruz. yaralarımız derinleşiyor giderek, bizim yaralarimiz, onların yaraları ve bütünün acıları ile kararan ve her şeyin bir karaltıdan ibaret olmaya yüz tutmuş eksikliği hakim oluyor bize. ne yapsak tamamlayamadığımız ne yapsak bilemediğimiz ve ne yapsak farkına varmakta geç kaldığımız. öyleyse biz kimiz, neden varlığımızı bu denli göz ardı ediyoruz ve bütün bunlara nasıl katlanıyoruz ya da katlanmak zorunda kaldığımızı sanıyoruz. yapamadıklarımız ve yapmadıklarımızın pişmanlığı ile yaşamaya bir yaşantıya dahil olmaya çalışırken neden herkesin ve her şeyin dalgın, kimsesiz, hüzünlü, üzüntülü ve toprağa tutunamayan bir ağaç misali herhangi bir hayata ait olmadığını düşünüyoruz. gelip geçici olan her şeye neden bu kadar bağımlıyız ve nereden geliyor bu alışkanlıkların tamamı. zaten hayat her insanı yeterince ve farklı şekilde yorarken ve bu kadar uzakta iken mutlu olmanın mutluluğu kime bu haksızlıkların gölgesi ve yiten her cana olan genel bakışlarımız ve düşüncelerimiz. asla vicdanımızda herhangi bir kıpırdanma yaşamadan geçen bu günler; zamanın, insanın ve insanlığın acizliği, neden hiç rahatsız etmez bizi ya da neden yeterince sızlamaz içimiz. neden yeteri kadar tutarlı olamıyoruz duygu ve düşüncelerimizde ve hislerimizde. daha ne kadar görmezden gelecek insan, insanı?

Yorumlar