Kadın Erkek Popüler
11 Bakın mesela, ben bir kitabın bize benzeyen kısımlarını ve sevdiğim yerlerinin altını çizip ona göndermiştim. Kokumu bilmiyor diye parfüm kutumu göndermiştim. Kocaman bir defteri onun için doldurup göndermiştim. Sanırım tam olarak bunları yaptığım için böyle oldu. Ben uzaklığı hiç umursamamıştım ama meğer o yanında olabilecek birini arıyormuş. Ben bana sıkıntılarını anlatsın diye kıçımı yırttım, o anlatacak başka birisini buldu. Arkadaşlar sizi benim gibi seven birini asla üzmeyin olur mu? Ben bir şekilde atlatırım, ama o bir gün kafasına bir şeyler dank ettiğinde anlayacak ve çok pişman olacak; kokumun içinde boğulacak ve bense rüzgar bana onun kokusunu getirse bile 'Aa bu onun kokusu' bile demeyeceğim. Neticede Yıldız Abla da "Aldatılınca terk ettim, çok sevsem de terk ettim. Terk edince ağladım. Günlerce, aylarca belki de yıllarca ağladım. Unutuncaya kadar ağladım ve başardım." demiş.
6 Sabah sabah ne izledim ben böyle be. Videoda sokakta yürüyen 5 adet insan var. Yok yok, insan değiller aslında; yani dış görünümleri insan olan 5 tane yaratık bunlar. Bir köşede kutunun içinde durmakta olan bir kedi var. Bu yaratıklardan biri de takmış köpeğine tasmayı, dolaştırıyor. Geliyor kedinin kutusuna vurup kediyi dışarı çıkarmaya uğraşıyor, sonra beceremiyor, diğer yaratık kankalarından biri yardım ediyor kedi dışarı çıkıyor. Kedi, o orada dinlensin dışarıda üşümesin diye konulmuş kutudan dışarı çıktığı zaman 1 numaralı yaratığımız kediyi tekmelemeye başlıyor, tekmelerken yere düşüyor. O sıra zaten kedi ölmese de hareketsiz yerde yatıyor yediği darbelerden dolayı. Sonra bu yaratık köpeğin ipini diğer yaratıklardan birine teslim ediyor ve ayağa kalkıyor, hırsını alamamış ki kedinin başını topuğuyla vura vura eziyor.

Bu olay nasıl gerçekleşebiliyor benim aklım almıyor. Sana kedi naptı da sen geldin başını ezerek öldürme gereği duyuyorsun. Ulan bir de 5 kişisiniz hiçbirinizde mi vicdan yok, bu yaptığımız yanlış yav diye düşünecek beyin yok. Ama olmuyormuş işte, Madımak olayını hatırlıyorum sonra, yüzlerce insan hep birlikte birilerini yakabiliyorlar, kedi neden öldüremesinler.

Herkes cahilliğe karşı savaşı kendine görev edinmeli. Elimizden bir şey geliyorsa yapmalıyız. En azından olaylara tepkimizi koymalıyız susmamalıyız ki, suskunluktan cesaret almasınlar. Gidişat kötü ama gençler olarak daha kötüleşmemesi için uğraşmalıyız.
13 Yıllar sonra şunu anladımki itiraf edilmek için uzun boylu ve esmer olmak gerekiyomuş kırdınız beni god damn it
9 Yenilikler için bir perde çekmişim ve o perdenin arlığından bazen bakıyorum ama bana çok uzak.Öyle bende cesaret felan aramaz.Korkuyorum işte, kendi karanlığımda oturuyorum.Bazen huzursuz kılsada, daha güvenilir geliyor işte.O perde açılsa ışık belki de gözümü alır ve daha da bocalarım diye korkuyor da olabilirim.Ah bir kabuğumu kırabilsem.Bendeki bu özgüven sorunu ile o zaman baş edebilirdim belki.Kendimden köşe bucak kaçmasam da gerçeklerle bir yüzleşsem ya.Belki de birgün sevebilirim kendimi.
7 Merhaba arkadaşlar.Bu aralar moralim gerçekten çok bozuk.Samimi olduğum arkadaşlarımla tek tek yollarımız ayrılıyor.Tüm arkadaşlarımı aynı anda mutlu edemiyorum dolayısıyla aramız bozuluyor.Ben ise onların arasında kalmak istemiyorum.Hepsinin gönlü olsun diye çabalıyorum bu arada kendimi hiç düşünmüyorum ve her defasında üzülen yine ben oluyorum.Sizce ne yapmam gerekiyor?
7 Biri bana "seni seviyorum ben" dediğinde acayip ayar oluyorum. Biri bana olumlu bir şey söylerse direk nereye geliyor yine bana ne kitleyecekler acabaya geliyor konu. Beynimin savunma mekanizması resmen. Seni seviyoruma cevabım he he oluyor içimden karşıdaki tatava yapmasın diye biliyorum sağol filan diyorum. Demeyin abi bana şöyle şeyler. İşin yoksa da söyleme varsa da işinizi söyleyin gitsin ablacım.
18 Evet OmuDedikodu'nun güzel insanları. Mutlu geceler. Nasılsınız? Benim kadar sevinçlisinizdir inşallah. Evet yine çoştu bu deli. Çünkü bugün kitap fuarına gitti. Evet Kasımdan beri beklediğim fuara kavuştum bugün. Okulu ektim ama olsun. Neyse sabah kalktım kahvaltımı yapıp duşumu aldım ve heyecanla beklemeye başladım öğleyi. O arada Samsun'daki kitaplığımı inceledim. Hepsini Samsunda aldım buradakilerin. Tam 100 kitabım 27 dergim 7 posterim 180 PDF'm 3 bardak altlığım var. Bunları görünce bir kez daha ne kadar zengin olduğumu anladım. Bu maddi zenginlik değil mutluluk zenginliğiydi ve mutluluk zenginliğim varsa maddi zenginlik 2. planda kalmıyormuydu. Neyse öğle yemeğini yedikten sonra çay ocağında çay içtim ve yurttan bir abi ile gittik kitap fuarına. Ama baştan dedim ben ona abi bak ben uzun kalırım yorulursun diye. Ama o kabul etti sağolsun. Neyse biz servis bekliyoruz gelen giden yok. Bazı otobüsler önünde kitap fuarı yazıyor ama durmadan gidiyorlar. İnternetten bakıyorum servis diye bir şey yazmıyor. En son Tüyap'ı aradım onlarda servis olmadığını tramvayla gitmemiz gerektiğini söyledi. Aman gençler siz de beklemeyin. Neyse bindik ve geldik fuara. Sanırım servislerin olmamasından dolayı o kadar kalabalık değildi fuar. Neyse ilk önce bir tur attık fuarda. Herkes geçen seneki yerinde duruyor. Ama bu sene Kafkaokur da vardı. Evet dergim dediğim de gelmişti. İlk önce inceledim ne var ne yok. Not defteri götürmüştüm not aldım onlara da. Sonra almaya başladım. Bu fuarda 27 kitap ve 4 dergi aldım. Tabi dergilerin içinde de 4 poster var. Tabi ki de öncelikli 3 yayınevim Can, İşbankası ve Yapıkredi'ydi. Can yayınlarından 8 tane kitap aldım. İlki Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu. 2. Stefan Zweig Lyon'da Düğün. 3. ve 4. olarak Son Valsi Bana Sakla ve Son Patron. 5. olarak Marquez'in Albaya Mektup Yok. 6. Hermann Hesse- Siddhartha. 7.Cemil Kavukçu- Bilinen Bir Sokakta Kaybolmak. 8. Halit Ziya Uşaklıgil Ferdi ve Şürekası. Can çalışanları da çok güler yüzlüydüler. İlgileri gerçekten vardı. Teşekkürler çalışan kardeşler. İşbankasından 6 kitap aldım. Montaigne - Denemeler, Pierre-Joseph Proudhon- Mülkiyet Nedir, Tolstoy İnsan Ne ile Yaşar, Sun Zi- Savaş Sanatı, Vırgınıa Woolf- Deniz Feneri, Stefan Zweig Clarissa'yı aldım. İşbankası hem kaliteli hem ucuz. Yayınevi gibi yayınevi. Çalışanları da güzel insanlardı. Hatta bir ara çalışanlar ve müşteriler olarak Otomatik Portakal üzerine kısa bir muhabbet bile kaynattık. Teşekkürler. YapıKrediden Yusuf Atılgan-Bütün Öyküleri, Sabahattin Ali-Sırça Köşk, Tezer Özlü-Yaşamın Ucuna Yolculuk'u aldım. Ama yapıkredinin kendisini biraz yenilemesi gerekiyor. İletişimden Emrah Serbes- Müptezeller ve İlhami Algör- Kalfa ile Kıralıça'yı aldım. Doğan Kitapdan Haruki Murakami- Kadınsız Erkekler, İthakiden Aldous Huxley-Cesur Yeni Dünya, Aylak Adam'dan Vırginia Woolf-Kendine Ait Bir Oda ve Franz Kafka'dan Milenaya Mektuplar, Kırmızıkedi'den Yılmaz Özdil'den Beraber Yürüttük Biz Bu Yollarda ve Stevenson- Dr.Jekyll ve Mr. Hyde'in Tuhaf Hikayesi kitaplarını aldım.Kafkaokurdan ise 1. 2. 3. 4. sayıları aldım. Evet genellikle roman ve hikaye ağırlıklı bir alışveriş yaptım. Çünkü kendimi siyasi ve felsefi kitaplardan biraz uzaklaştırmam lazım. Ama bırakmak değil. Siyasetin ve felsefenin ruhsuzluğunu roman ve hikayeler ile doldurmak gerekiyor. Zaten vizeler sonrası alışverişimden sonra adamakllı bir kitap alışverişi yapmamıştım. Para biriktirmiştim bu fuar için. Yine alamadığım çok kitap oldu ama olsun mutluyum yine de ben. Tüm çalışanlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Gerçekten güzel bir fuar gün geçirdim. Hepsi güleryüzlü insanlardı ve ilgiliydiler. Ama Kafkaokurdaki çalışan iki kardeşe ayriyeten teşekkür ederim. Çok soru sordum onlara. Onlar da güzel bir şekilde cevapladılar. Okuduğum bölüme şaşırdılar baya. Ama alıştım ben. Tekrardan teşekkürler o iki kardeşe en sevdiğim dergiyi güzel bir şekilde temsil ettikleri için. Neyse sonra bindik tramvaya geliyoruz yurda. Ama belimiz kanadımız koptu yemin ediyorum. Tramvayda bir çocuk annesiyle konuşuyordu. Çocuk cebinde 5 lira buldu. O kadar sevindi ki. Annesine o kadar mutlu oldum ki diye bir cümle kurdu biz o andan sonra çocuğa birsürü dualar ettik hep mutlu olması için. Geldik yurda yemek çay derken şimdi kitaplarımla ilgilenme vakti. Artık Samsun'da 127 kitabım, 31 dergim ve 11 posterim oldu. Ben de yeni kitaplarımı mühürleyip vakit geçireyim. Ama yarın sabah 8'de dersim var. 12 gibi yatayım en iyisi. Hepinize mutlu geceler dostlarım. Geceye LEJ- La Dalle ve Nilüfer-Ayrılık Hasreti ile veda edin. Kitaplarınıza sarılarak da uyuyun da üşümeyin :)
12 aniden aklıma haysiyetsiz eski sevgilimin dostça ayrılalım dedikten 1 gün sonra beni instagramdan takibi bırakıp 2 hafta sonra başka birisiyle çıktığı aklıma geldi yorumda eski sevgilime sövmek kesinlikle serbesttir
7 Merhabalar. Bir oyun var. Kendilerini uzun zamandır oynamıyordum ama şu son bir aydır da uzak kalamıyorum. Hatta önceki oynayışlarımdan daha çok ilgilenir oldum kendisiyle ve "İnternetimi ona yediriyorum" diyebilirim. Aslında şu an onunla ilgili bir şey yapıyor olmam lazımdı ama telefonumda bir sürü şey olduğundan ve bilgisayarım da azıcık çatlak olduğundan bazı dosyalarım hemen yüklenmiyor. Biraz süre tanıdım onlara. Bu süre zarfında da ben buraya yazı yazarak oyalanmak istedim. Aslında şimdi bir gidip yapmam gerekeni yapayım ben. A bu arada kulaklarımda da bir şarkı çınlıyor. Oyun ile alakasını tam kuramasam da bana derin bir iç çektirecek bir şarkı. Bir filmin ismiyle aynı hatta ismi. Zaten o filmin baş şarkısı bu. :) Çok güzel. Anlamı da çok güzel şarkının. Neyse az bekleyin, geliyorum ben. Geldim ve tabi yeni yeni şeyler için birkaç şeyle uğraşıyorum. Asphalt 8: Airborne ne demek benim cihazımda çalışmamak? Sen kim köpek be oyun? Ağlayasım var gençler :( Windows 7'yi çok severim ki bilgisayarım da budur. Ama gel gör ki güzelim oyunu bende çalıştırmıyorlar.. Üzdün Asphalt, üzdün.. Neyse efendim biz şarkımıza gelelim. "Ae Dil Hai Mushkil" olarak bilinir şarkı. Ki budur da ismi zaten. Ben her dinleyişimde gözlerimin dolma noktasına gelmesine engel olamam. Ama git gide azalıyor bu hissiyat. Şimdi sadece beynimin yönlendirmesi ile oluşmuş bir ağırlık söz konusu şu "Yürek" denilen bölgede. Onun da geçeceğini biliyorum. Bu arada şu sıralar sıklıkla gördüğüm biri var. Evinin önüne kadar gitmişim. Duyulan geçmiş zaman eki kullanıyorum çünkü bilmeden yaptım bunu. Haberim bile yoktu :D. Geçen yıl tanışmıştık kendisiyle ama neyse. Yorgunum bugün. Ben gideyim. Daha sonra belki ayrıntılı iç döküş yaparım. Bu arada kitap fuarına gideniniz var mı? @ikizler sen gittin mi mesela? Gidenler nasıl buldular? :)
4 Son bir yıla kadar gerçekten değerlere önem veren bir insandım.Bu değerler din,aile,sevgi,aşk vs.Sonra ne mi oldu?Insanların bu değerlere gereken önemi vermediğini gördüm.Artık sadece kendimi mutlu etmek için yaşıyorum.Aile desen yıllardır zaten varla yok arasında bir yerde.Aile sevgisini tam anlamıyla tatmış değilim.Ailemle her zaman bir mesafe var nedense.Sevgi aşk gibi konularda ise karşımda ki mutlu olduğunda benim için yeterli idi.Ancak insanların sevgilinde olsa ailende olsa ilk başta kendilerini düşünür olmalarını öğrendiğimde her şey değişti.Herkesin aslında kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ve kendilerinin yararına olan davranışları sergilediğinde mutlu olduklarını anladım.Sonra oturdum ve düşündüm insan olmak bunu gerektiriyormuş.Bende onlar gibi davranmaya başladım.Bende insandım çünkü.Artık çıkarıma olmayan,bana yararı olmayan hiç bir ikili ilişkide yokum.Ben ne kadar istersem o kadar insanlar benim özel alanıma girebiliyor.Sonucunda bu dünyadan bir gün gideceğiz.O yüzden kaldığım süre içerisinde sadece kendimi düşünürek hareket edeceğim.Evet bunun adı bencillikse bencilim.Bunun adı kendime yapılmasını istemediğim şeyleri bemde başkalarına yapıyorum.