Gamsız Baykuş
whatsapp profil resmimi simsiyah yapmamdan dolayı annem bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamış olacak ki hemen aradı "neyin var?" diye. değiştir o resmi ben sevmedim onu, dedi. ben iyiyim desem de kabul etmedi. sonra paşa paşa değiştirdim tabi. yok canım ne ağlaması, gözüme taa o kadar uzaktan ruh halimi hisseden kadın anam kaçtı.
Gamsız Baykuş
yeni dönem hayırlı olsun.
Gamsız Baykuş
eski zamanlarda ünlü bir düşünürün de dediği gibi;
Дан БилзЭрхан
bu yazıyı beğenip paylaşan 1 şanslı kişiye mavi tik vericiiim haydi bol şanslar
Gamsız Baykuş
zırtlan yüzünden gülüşümün değiştiği ve her yerde "ehe ehe" gördüğüm doğrudur ehe.
Gamsız Baykuş
normalde rüyalarımı hatırlamam ama bu sabah tam uyanırken gördüğüm birkaç saniye aklımda kaldı. kısa fakat etkili bir rüyaydı bence. İstanbul'dayız, yanımda birileri var. böyle tepe gibi bir yerdeyiz. güneş batıyor ve boğaz kızıla boyanmış şekilde görünüyor. dedim bu anı fotoğraflamam lazım, çok güzel. ne hikmetse elimde profesyonel kamera da var o an. (burda anlamam lazımdı aslında rüya olduğunu.) aldım elime, fotoğraf açısını, odağı vs. ayarladım. tam deklanşöre bastım kii o anda uyandım. gitti güzelim manzara diye üzüldüm sonra kendimce :d bu sanırım evrenin bana "sen öyle fotoğraf çekmeyi anca rüyanda görürsün" deme şekliydi ahaha.
neyse biz de elimizdekilerle idare edelim o zaman. biyrun
Gamsız Baykuş
selamlar. size kol saatleriyle aramda olan husumetten bahsetmek istiyorum.

İlk kol saatimi kendim almıştım. sekizinci sınıfa gidiyordum galiba o zaman. yuvarlak camının etrafında küçük taşları vardı. çok büyük değildi ebat olarak. görünce çok hoşuma gitmişti ve almıştım. ben bir süre kullandım bu saati. bir gün otururken bileğimden çıkarmış bulundum oynarken. o gün de kardeşim bir şeye sinirlendi birden ama şu an neye sinirlendiğini hatırlamıyorum. allah'ın manyağı gözüne benim saatimi kestirdi, eline aldığı gibi camdan dışarı fırlattı. anlatırken hâlâ sinirleniyorum. hayır niye saatim yani niye, başka nesne mi bulamadın? neyse ben çıktım dışarı, baktım saatin camı kırılmış. haliyle kullanamadım artık.

aradan zaman geçti, ben yine ilk saatime benzer bir saat gördüm. ama birebir aynısı değil, kordonu falan farklıydı. hem bunu daha çok beğenmiştim. zaten kullanmayı seviyorum, içimde ukde kalmıştı diğerini çok kullanamadım diye. aldım tekrar, takıyorum falan. yine bir gün evdeyim, misafir vardı. odadan odaya koşuşturuyorum. tam salona girecekken sen saat bileğimden çık, duvara küt diye çarp. aldım yerden. malesef kaybetmişiz benim saati, yine ekranı kırılmış. o an pek önemsemiştim, neyse dedim. bir süre saatsiz durdum yine.

geçen sene samsun'da mecidiye'deki dükkanlardan birinde ikinci saatimin aynısını gördüm. zaten fiyatı çok da değildi. alayım gitsin, beni bir süre götürür bu diye düşündüm. neyse. mutfaktaydım, zaten su ile işim olduğunda çıkarıyordum su alır diye. çıkarttım bileğimden ama tam o anda elimden mermer tezgahın üstüne düştü. ve süprayz! bir baktım yine camı kırılmış. ben tabi bundan sonra baya şaşırdım buna. üçüncü saatimin de kaderi aynı olmuştu çünkü.

hayır neden pili bitmiyor, neden başka bir şey olmuyor da camı kırılıyor? hani bi kaybolsa bu kadar şaşırmam ya da üzülmem gerçekten. niye böyle olduğunu anlayamıyorum. nasip kısmet falan herhalde. bu kadar uzun anlattım çünkü benim için garip bir öneme sahip :d aslında çok seviyorum saat kullanmayı ama artık nasıl olsa kırılacak diye alamıyorum :d öyle işte. İyi günler :)
Gamsız Baykuş
@anonim_bayan ve @anonim_bay'ın istatistiklerinden de anlaşılacağı üzere sitede de genel olarak kızlar daha çok anlatmış ve daha çok soru sormuş. saygılar..
Gamsız Baykuş
yaz aylarının güzel yanlarından biri de etrafta fotoğrafını çekebileceğim bir sürü çiçeğin olması..
Gamsız Baykuş
samsun maceramın daha en başında çektiğim, benim için güzel bir anlamı olan bir fotoğrafı sizinle paylaşmak istiyorum. samsun'a ilk defa yerleşmeye giderken bir yerde mola vermiştik. yeşilliklerin üstünde otururken aralarında yoncaların da olduğunu gördüm. her zaman yaptığım gibi 4 yapraklı yonca var mı diye aramaya başladım. hiç ümidim yoktu ama evet bu sefer görmüştüm. hayatımda bulduğum ilk ve tek 4 yapraklı yonca oldu. bu sebepledir ki samsun'un bana hep şans getireceğini düşündüm. şu ana kadar öyle de oldu. çok güzel insanlarla tanıştım mesela, siz değerli müdavimler de dahil olmak üzere. üniversite bana çok şey kattı ve katmaya da devam ediyor. kısaca hayatımın dönüm noktalarından biri oldu samsun. sevgilerimle...
Gamsız Baykuş
Gamsız Baykuş
merhaba müdavim dostlar, nasılsınız görüşmeyeli? umarım iyisinizdir. kaç gündür yazamamıştım. size sıklıkla yaşadığım bir durumu anlatmak istiyorum.

belli zamanlarda bir kavram ya da kelimeyle çokça karşılaşıyorum. yani gündelik hayatta ya da internette herhangi bir şey görüyorum ve bununla yaklaşık bir hafta boyunca devamlı karşılaşıyorum. ben burdayım dercesine gözüme batıyor.
mesela son yaşadığım olayı örnek vereyim. kelime "murphy kanunları". İlk olarak izlediğim bir filmde bahsi geçti. tabi o an pek dikkat etmemiştim buna, sonuçta filmde geçen bir sürü kavramdan biriydi sadece. sonraki günlerde bu konuya dair barış özcan'ın bir videosuna denk geldim ve izledim. dün de internette "radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının son melodilerini duyarsınız." cümlesini okumuştum. son olarak radyoyu açtığımda bu olayı yaşayınca bende kayış koptu. gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

velhasıl kelam çok uzun zamandır oluyor buna benzer şekilde. bazen gerçekten sinir bozucu hissettiriyor. size de oluyor mu bilmiyorum. düşünüyorum da bence bunun tek mantıklı sebebi algıda seçicilik. yoksa başka türlü açıklayamıyorum.

İyi günler, kendinize iyi bakın :)
Gamsız Baykuş
2016-2017 sezonunun şampiyonu beşiktaş'ımı canı gönülden tebrik ediyorum. @admin bu arada 3 yıldız sitenin girişine çok güzel olmuş, teşekkürler :)
Gamsız Baykuş
bugün 7 yaşındaki kardeşimle beraber bir ağacın dalından meyve yiyorduk. sonra bana "abla bak şimdi, bu ağaç tam üçe ayrılıyor." dedi. "ağacın en üst dallarındaki meyveler kuşlar ve arılar için, alçakta olan dallarına boyumuz yetiştiğinden bizim için ve yere düşen meyveler de karıncalar ve böceklerin yemesi için oluyor." dedi. çok etkiledim bu şekilde düşünmesinden. hatta kendimden utandım. benim aklımın ucundan geçmemişti bu şekilde bölüştürmek. ne ara böyle paylaşımcı bireylerden bu kadar bencil insanlara evriliyoruz bilemiyorum. keşke hep çocuk kalsaydık.
Gamsız Baykuş
ya o kadar yazmıştım. yanlışlıkla geriye basmamla birlikte yazı uçup gitmesi bir oldu. tekrar yazıyorum :/

samsun'un en sevdiğim yanlarından biri de şu zamanlardaki havası. biraz kapalı ama ne çok sıcak ne de çok soğuk. ve de ne zaman geleceği belli olmayan yağmur... seviyorum bu bahar havasını. benim için tam sahilde oturup müzik dinlemelik hava. fırsatını yakaladığım an kendimi direkt sahile atıyorum.
size bir anımı anlatmak istiyorum bununla alakalı. geçen sene de yine böyle kapalı bir havada sahile yürümeye çıkmıştım. hava ılık esiyordu güzel bir şekilde. dedim bir bisiklet turu yapayım gelmişken. nerden aklıma geliyorsa işte. üstelik bisiklete binen de yok öyle! ömürevleri'nden bir tane bisiklet kiraladım. İndim sahile, başladım körfez tarafına pedal çevirmeye. buraya kadar hiç sıkıntı yok. gayet normal bir şekilde kulaklıkla müzik dinliyorum, eğleniyorum falan. ama dönüşte rüzgar biraz daha sert esmeye başladı. aslında benim için bu aşamada sorun yoktu çünkü çok severim rüzgara karşı yürümeyi. onun gibi düşündüm. ek olarak rüzgar, bisiklette olmanın hızıyla sadece biraz daha serin geliyordu. ömürevleri'ne varana kadar hava bayağı şiddetli esmeye başladı fakat ben umursamadım zaten hemen giderim diye. neyse ben az kaldı diye diye geldim ve bisikleti teslim edip yurda döndüm. ertesi sabah bir uyandım ki sormayın. daha doğrusu uyanamadım da denebilir çünkü hasta olmuştum. sebebi malumunuz rüzgar!
İnanır mısınız arkadaşlar ben o soğuğun acısını bir ayda anca atlatabildim. o gün pek fark edemedim ama fena halde üşütmüşüm. :d
velhasıl kelam demem o ki böyle havalara kanıp çok zevkli olur falan diye düşünüp de benim gibi bisiklet sürmeyin. naçizane tavsiyem olsun :) tabi ben bu havalarda hâlâ sahile gidiyorum ama bisiklete elimi sürmeye korkuyorum artık. uslu uslu oturup geri geliyorum o kadar :d selametle değerli müdavimler..
Gamsız Baykuş
aslında eskiden çok yazardım. eskiden dediğim de ilkokulda yani. konusu fark etmezdi, yarışmalara da çok katılırdım. sonraları alışkanlıklarım değişti ve daha çok dinlemeye ve okumaya başladım. bilmiyorum bu belki de lisedeki şartlarla da alakalı olabilir. şimdilerde ise arada yazıyorum; ama sadece kendime, kimse ile paylaşmadan.. bu kişiliğime de yansıyor mesela çok samimi arkadaşlarım dışında genelde sohbet ortamında dinleyici oluyorum, konuşmayı da sevmiyorum pek. bu sebeple de iyi bir gözlemci olduğumu düşünüyorum. ama şu da var ki çabuk unutuyorum, b12 eksikliği vardı sanırım vitaminin adını karıştırmıyorsam. neyse konu dağılmasın. sitede de genelde bu prensip ile ilerliyorum ve hep okuyorum, uzun, kısa, iyi, kötü vs farketmeden. merak ediyorum insanların fikirlerini çünkü gerçekten hepimiz farklıyız ve hepimizin farklı bir bakış açısı var. ve ben sizlerin sayesinde bazı konulara değişik bir bakış açısı bakmayı öğreniyorum. onun için bazı arkadaşlar yazmasın fikrine pek katıldığımı söyleyemeyeceğim. sonuçta bu site hepimiz için var. neyse ben epey uzattım lafı. kendim hakkında bir şeyler yazmak istedim. buraya kadar okuduysanız teşekkürler.. bu da sitede bu ismimle ilk yazım olsun :) saygılar, iyi geceler..