liseli
liseli
8 sa
sitede değişim yapılalı bir hayli oldu fakat yine de söyleyeyim. şu takip meselesi çok güzel oldu. onay bekleme yok bir şey yok tak diye anasayfaya düşüyor gönderiler. aklıma acil bir soru geliyor hemen buradan gönderip yanıt alıyorum :) güzel oluyor.

fakat şöyle bir şey var mı? yapılsa nasıl olur: gönderilerimizi sadece bizi takip edenlerle paylaşsak sadece onlar görse?

gönderilerimi görmek isteyenleri zaten buldum, karşılıklı takiplestik. fazlasını istemiyorum. geçende bir gönderi yayınladım, gönderim anasayfaya düşmüş adminler onaylayıp yayınlamış, kendi takiplestiklerim ne güzel ciddi yorumlar yapiyor, sonra troller geldi yorum yaptı. sinir bozucu oluyor.
yazılarını görmek istediklerim de yazılarımı görmek isteyenler de belli. hepsiyle takipleştim. fazlasını istemiyorum. ne yapabiliriz?

liseli
liseli
7 gün
haydi bakalım gençler ve genç hissedenler, doluşun. beyin fırtınası yapalım.

anne-babanızın inancı ile sizin inancınız farklı olsaydı, ve bu durumu ailenize açıklarsanız onların üzüleceğini bilseydiniz, ne yapardınız?
liseli
liseli
7 gün
bu kadar karamsar gönderi yeter, biraz da iyi şeylerden bahsedelim.

mesela: yazın sıcağında buz gibi bir karpuz gelir ve yemeye koyulursunuz, çevrenizdekiler karpuz çekirdeklerini ayıklamayla uğraşıp işin zevkine varamazken siz karpuzu löp löp mideye indirirsiniz :d ya niye yiyemiyorsunuz bunun çekirdeğini? at ağzına gitsin. korkma ölmezsin, ben hala taş gibiyim :d
liseli
liseli
9 gün
bana evlilik ile meslek arasında bir fark gösterebilir misiniz?

bana kalırsa ikisi de aynı. eşinle de bir ömür boyu birlikte olacaksın, mesleğinle de bir ömür birlikte olacaksın. mesleğini de sevmek zorundasın, eşini de. karakterin mesleğinle de uyumlu olmalı, eşinle de. İkisini de seçerken dikkatli olmalısın, bir çok benzer yönleri var ve bence fark yok gibi.

yani işin özü, meslek seçimi bu kadar ciddiyken, bir ömür boyu bu işi yapacakken, neden basitmiş gibi davranılıyor?

ek tercih mi ek yerleştirme mi ne varmış, radyoloji mi ne yazacakmışım, basit işmiş ve sadece mr çekiyorlarmış. ya hu, isterse oturduğu yerden sadece nefes alıp verdiği için para kazansın, neden ömrüm boyunca, ortalama 40-50 yıl yapacağım işi seçmeye çalışıyorsunuz? "sen açıkta kalma, 1 yıl daha hazırlanma 1 yılın ziyan olmasın diye" ya 1 yıl ziyan olmasın diye ömrümün geri kalanını ziyan ediyorsun :\\

ay bu kadar yeter içim şişti. kesin konuşmayayım ama bu konuyla alakalı son mesajım olsun. biraz konu dışı şeylerden bahsedeyim.

ahh ah bi rahat bırakmadınız beni.
liseli
liseli
9 gün
şöyle iki dakika bir bakar mısınız?

facebook'ta sohbette mavi diller hangi anlamlara geliyor anlatabilecek olan var mı? İçi boş mavi tık var, bir de içi dolu mavi tık var, bir de kişinin profil fotoğrafı olan içi dolu yuvarlak şey var.

İçi profil fotoğrafı dolu olan, sanırım "görüldü" anlamına geliyor fakat diğer ikisi neyi ifade ediyor?
liseli
liseli
9 gün
büyük patırtı var büyük patırtı... evde iç savaş çıkacak, vaziyet alın!

bu kadar normal olan bir şeyi nasıl da büyütüyorlar. bu sene istediğim yer tutmadı diye "cezalandırıldım".

neymiş efendim? ben öyle evde oturup da tekrar sınava hazırlanamazmışım. niye? çünkü babam izin vermiyor. ortalığı ayağa kaldırdılar. eğer tekrar hazırlanacaksam, ben inşaatta çalışacakmışım, geceleri de ders çalışacakmışım, aksi taktirde eve adımımı atamazmışım.

nelerle uğraşıyorum ya, cidden google'a " ağrısız sızısız intihar yöntemleri " diye yazıp arattım. zaten şu an şehir dışında gurbetteyim, sağlıklı düşürebilecek durumda değilim, nasıl beni bunaltıyorlar...

evi terk etmeyi düşündüm, eve döndükten sonra çıkıp gitme fikri kafamı kurcalıyor. sağlam yerler var.

hayallerime sizin yüzünüzden hiiç veda edemem, inşaatta çalışıp, aynı zamanda da üniversiteye hazırlanacakmışım öyle mi?

hele bir eve döneyim, bakalım neler olacak.

fakat halamın hakkını yemeyeyim, halam telefonla arayıp "kafanda dershaneye gitme fikri varsa hiç çekinme masraflarını ben karşılarım." dedi. en azından hâlâ bana sahip çıkan birileri varmış, buna sevindim.

durumlar karışık, bu konuda boyun eğecek değilim. bakalım ne olacak, hele eve bir döneyim. gerçi artık eve de dönesim yok ama neyse...
liseli
liseli
11 gün
yav istediğim üniversite tutmadı be... tekrar bir sene daha hazırlanacağım lanet sınavlara.

şimdiden programımı yaptım, bayramdan sonra ders çalışmaya başlayacağım.

İlk başta moralim çok kötüydü, hüzünlü bir hale büründüm fakat sonradan alıştım, hemen yeni planlar yaptım ve bu durumun normal bir şey olduğunun farkına vardım.

gelin görün ki bu durumu aile fertlerine açıklaması pek kolay olmuyor. şehir dışında çalışmaya devam ediyorum, annem telefonla aradı son durum nedir diye sordu ve ben anlatınca neredeyse ağlayacaktı. sesi değişti titremeye başladı, ağlayacak gibi oldu. yav sanki öldüm :d

durun bakalım daha en az 50 kişi arayıp soracak bana ve hepsine tek tek açıklama yapacağım. al başına belayı. macera şimdi başlıyor. derdini millete anlat dur...
liseli
liseli
14 gün
herkese selamlar :d

en son iç karartıcı mesajıma oranla çok çok daha iyiyim. moralim iyi, enerjim iyi (hem fiziksel hem zihinsel), karamsar ve yürüyen halimden eser kalmadı.

adaptasyon sürecim biraz uzun sürdü, yaptığım bir kaç yenilik ile, giderdiğim 1-2 sorun ile artık her şey yolunda. tabii eve dönüş vaktimin yaklaşmasının moralimin düzelmesinde de çok büyük etkisi var. 15-16 gün falan kaldı.

neyse, iyiyim :d haber vereyim dedim. eve geri döndüğümde klavyemin başına geçip, yaşadığım bu dönemin olumlu ve olumsuz taraflarını yazıp, bir analiz yapacağım. yaptığım bu değerlendirmeyi burada da yayinlarim. uzun süredir, aylardır gösterdiğim emek burada 1.5-2 ayda gitti ona yanıyorum. neyse, simdi bahsetmeyeyim. yayinlayacak olduğum yazıda yer vereceğim.

haydi bakalım, esen kalın. :)
liseli
liseli
24 gün
oldukça zorlu ve ilginç bir dönemden geçiyorum. 2-3 hafta önce "yazacak çok şey var. bahsedilecek bir çok malzeme var." demiştim. fakat öyle bir zaman dilimindeyim ki, hiçbir şey yazasım yok. yazma isteğimin olmamasının sebebi çalıştığım işin fiziksel yorgunluğu değil, zihinsel çöküntü.

hayat enerjim, motivasyonum sıfır. dehşet verici bir şekilde, boşluktaymış hissi var ve aynı zamanda hissizlik de var. çok değişik oldum. "gurbet" adını verdikleri şey pek yaramadı bana. günlük olarak konuştuğum kelime dağarcığım 10-15 basit kelimeden oluşuyor. konuşacak, muhabbet edecek kafa dengi kimse yok. bir yandan da ailem ve akrabalar dırt dırt kafamı ütülüyor. oğlum o bölümü seçme şunu seç. biz şu öğretmenlerle konuştuk bölümünü hiç beğenmediler vs vs.

bakalım, yavaş yavaş düzelmeye başladım gibi ama tam emin değilim. akşamları yürüyüşe çıkıyorum, farklı insan yüzü göreyim diye fakat 2-3 kere neredeyse araba çarpıyordu. resmen yürümeyi unutmuşum. berbat bir ortamda ve dönemdeyim. üniversite konusunda da (daha doğrusu akademik kariyer anlamında gelecek planları diyelim) kafam karışık, fakat ben hiçbir şey düşünüp karar verebilecek durumda değilim.

rüyalarda da sıkıntı kaçınılmaz oluyor. günlük psikoloji berbat olunca, sürekli duygusal değişim yaşayınca, bazen neşeli, bazen hüzünlü melankolik, bazen başka duygusal durumlara bürününce rüyalar da kötü oluyor.

neyse, yine içinizi kararttım :) ben de kendimi bu şekilde görmeyi pek sevmiyorum ama, elde olan bu.
liseli
liseli
1 ay
ancak internet bulabildim. bahsettiğim işe de girdim. şehir dışındayım. şimdilik her şey yolunda.

bahsedilecek komik ve trajikomik bir sürü malzeme var :d daha yolculuk başlarken belirdi malzemeler... ama biraz daha biriksin, öyle bahsedeceğim.

de, bir sorun var. ben ailemi özlediiiiim :(((( alışamadım gurbete. :\ 11 gün oldu başlayalı, geri dönmeme de 50 gün var. bakalım günler nasıl geçecek...
liseli
liseli
1 ay
lisenin devamı olduğunu düşündüğüm için, üniversiteden soğudum.

lisede hiçbir yaşıtım ile ortak noktam yoktu. kız erkek fark etmeksizin neredeyse hepsi "İpimle kuşağım" modundaydı. hiçbir şeyi umursamadan, vurdumduymaz bir şekilde hayat nasıl yaşanılır? sorusunun cevabı onlardaydı. hiçbir konuda da bilgi sahibi olmadan, nasıl her konuda fikir sahibi olunur? sorusunun cevabı da onlardaydı.

fakat insan bu, her yerde aynı. 45-50 yaşlarındaki insanlarda da var bu özellik. yani bu ne demek? bu özellik yaş ile alakalı değil. yani? yaş ilerledikçe bu durum ortadan kalkar diye bir kaide yok. bu ne demek? yani bu anlaşamadığım kitle, aynı şekilde üniversitede de var olacak ve devam edecek demek.

hatta, daha da "güçlü" bir şekilde. neden? hayatı umursamayıp kafasına göre takılan kısım, anne baba korkusuyla bazı şeyleri yapamadığı için üniversitede "gözlemciden yoksun" bir şekilde, evinden uzakta olacağı için daha da hiddetli bir şekilde olacak, disiplinsizlik artacak. daha da "azacak". ve kendi içinde istek olmayıp, anne baba zoruyla disiplinde olan kısım, "biraz da özgür mod takılalım yea" tarzı bir tavırla hareket edip, az buçuk var olan disiplinden uzaklaşacak.

ve ben yine "çalışkan ama sosyal" karakterimle, yine kafama göre bir arkadaş bulamayacağım. çünkü genelde çalışkanlar asosyal oluyor. sosyal olanlar da genellikle yeteri kadar çalışkan olmuyor. arada sıkışmış bir karakterim var. "saplık" kaçınılmaz oluyor benim açımdan. İki taraf da bana uzak maalesef.

bu yüzden, planımı yaptım. üniversiteyi otel gibi kullanmayı planlıyorum. sabah gideceğim sonra da döneceğim. okunacak kitaplar listesi yaptım kendime, 450 civarıydı fakat sayısını 700'e çıkarttım. her 2 günde 1 kitap bitirmeyi planlıyorum. (hiçbiri edebi eser değil, edebiyat sevmem. hepsi bilim ve felsefe içerikli.) kendim gibileri bulabileceğim derneklere kayıt olacağım ve kendi belirlediğim ortamlarda bulunacağım. belki lisede yaptığım gibi, öğretmenler ile arkadaşlık kurarım. lisede öyleydi çünkü, sağ olsun hocalar yalnız bırakmıyordu beni. üniversitede de akademisyenler ile güzel bir ilişkimiz olur diye umut ediyorum. bakalım nasıl olacak.

uzun yazdığımı düşünmüyorum fakat siteye göre uzun sayılabilir. büyük ihtimalle yayınlanmayacak ama olsun, sanırsam takipleştiklerim onaya gerek kalmadan okuyabiliyor.

haydi iyi geceler. bir türlü rahat edeceğim bir ortam ile karşılaşamadım. yanlış zamanda mı doğdum ki? :/ belki de doğmamam gerekirdi...
liseli
liseli
1 ay
benim bildiğim, normal bir insan hastalandığında sesi soluğu çıkmaz. halsizleşir ve sesi incelir. fakat bende tam tersi oluyor. İnsan hastalanınca sesi güzelleşir mi ya? :d

sesim daha dolgun, tok çıkıyor. keşke bir ömür boyu hasta olsam :d hastayken sesime bayılıyorum ya. sağlıklıyken böyle değil :d

zaten ev de boş. kendi kendime sesli bir şekikde konuşup sesimi dinleyeyim :d
liseli
liseli
1 ay
şimdi size taze duygularımla 3 günde nasıl yaklaşık 450 tl zarar edilir ve aynı zamanda da sinir küpüne dönülür onu anlatacağım.

İşinde çalışacağım adam, bugün yanlış bilmiyorsam iznini bitirip, geri dönecek. ve güya beni de götürecekti, böyle biliyorduk. 1 hafta öncesinden de yine konuşmuştuk, bana espriyle "nasıl corç hazır mısın, ne zaman gidiyoruz?" vs. soruyordu, konuşuyordu işte. ardından bugün için, dönüş yapacağını söylemişti.

ben de tüm eşyalarımı hazırladım, bugün gideceğiz diye biliyorum. az önce, son son ne var ne yok ne yapıyoruz diye mesaj atayım dedim. "ee ne zaman gidiyoruz?" dedim. bana bir sürü resmi iş saydı. adli sicil kaydı ikametgah belgesi nüfus kayıt örneği bankada adıma hesap açılması etmesi oooooo... dedim ya şimdi mi söylenir tüm bunlar? "ben zaten sana demiştim bunları." demesin mi? kafa atıyorum klavyeye. neyse, alttan aldım çok tepki vermedim. zıt düşmemem gerek. başka alternatifi yok çünkü herifin.

şimdi bu resmi işler hafta sonu yapılamadığı için, hafta içini beklemem gerek. hafta içi bu resmi işleri yapıp tek başıma gideceğim. bu da 3 gün zarar demek. yani bugün gidemeyip, gideceğim vakti erteliyorum ve 3 gün ediyor. 3 gün = 350 civarı tl ye denk geliyor. normalde adamla gidecektik, yol parası da vermemiş olacaktım. yol parasını da ekle 450 tl zarar.

ya herif, dövebilsem ağzını burnunu kırardım da gücüm yetmez ve sen bana mevkin dolayısıyla lazımsın. off nasıl sinir oldum gıcık oldum strese girdim, ağlayacağım ya...
resmen bunalındayın ya resmen depresyondayın :(((

liseli
liseli
1 ay
hazır olay yeni başıma gelmişken, duygularım tazeyken bahsedeyim.

ben eğer bir sorun çıkmazsa, bugün ya da yarın şehir dışına çalışmaya gideceğim. yaz bitene kadar yokum. 5 yaşında da kardeşim var. anneme "abim nereye gidecek? ne zaman gelecek? bizi bırakıyor mu?" gibi bir sürü soru sormuş. sonra da ağlayıp yanıma geldi. sarıldı bana. aynı soruları bana da sordu. bıdığım benim. nasıl da ağlıyor. sarıldım teselli ettim. sadece iki yaz tatili bitene kadar yokum. geri geleceğim. bu çocuk daha şimdiden böyle yapıyor fakat okul başladığında ne olacak? 9 ay olmayacağım. zor bir durum.

ayrıca, bir başka ilginç durum daha var. belki kimseye çaktırmasam da, değişik durumlarla karşı karşıyayım. benim aram, ailemle hiç iyi değil. (buna kardeşim de dahil). sadece bu tarz farklı duygular içeren konularda yumuşuyoruz. ama bunun dışında? yok. anlaşamıyoruz. İmkanı yok. bazıları bunu "bu yaşlarda olur öylee, dert etmee." gibi söylemlerle cevaplandırıp, bıyık altından da tabiri caizse "ergensin işte olm, hepimizin başına geldi bu tarz şeyler xd" şeklinde gülerek olaya yaklaştığını biliyorum.

fakat öyle değil. ailemi çok seviyorum. onlara düşkünüm. onlarla bu kadar taban tabana zıt fikirler paylaşmak yerine keşke aynı şeyleri düşünseydik. keşke anlaşabilseydik. evet, fikirler uç bir şekilde farklı, uzlaşma şansı yok. hatta, varlıklarına tolerans gösterme şansı dahi yok.

"keşke yanılsam." diyorum bazen. keşke onlar gibi düşünüp mutlu bir şekilde yaşasaydık fakat, olmuyor. o açıdan baktığımda hiçbir şey tutarlı gelmiyor bana.

neyse çok uzun yazmayayım. sonra yayınlanmaz. zorlu ve ailemden bağımsız bir hayat beni bekliyor. (çünkü bu farklılığın sonu kesinlikle ayrı hayatlara çıkıyor.) ve ben buna üzülüyorum. keşke anlaşabilseydik. İki aylığına çalışmaya gitmek için evden ayrılamıyorum, kardeşim ağladığında ben de üzülüyorum. fakat hayatlarımızın ayrılması kesin görünüyor. şaka gibi.

keşke her şey farklı olsaydı. haydi iyi geceler.
liseli
liseli
1 ay
normal şartlar altında, aşk&sevgi içerikli konuları dillendirmeyi pek sevmem. nedenini bilmiyorum, hep itici gelmiştir. belki de toplumdaki mevcut ilişki örneklerinden irite olduğum için, bu tür konulardan soğumuş olabilirim.

ama bu sefer yazmadan geçemeyeceğim :d

bir kız ile tanıştım. kendisi güzel. çok güzel. çok güzel. çok çok güzel. fakat, işte :d kız, sadece "güzel" :d başka bir özelliği yok :( cümle kurarkenki yaptığı yazım yanlışları bile kendisinden soğumama yetti. defalarca "bağlaç olan "-de" ayrı yazılır." dedik. :(

bilmiyorum hocam. çok takıyorum bazı şeylere. güzellik o kadar da abartılması gereken bir şey değil. şimdi sırf imla için mi diyeceksiniz, ya o sadece var olan küçük bir örnek. geçin o kısmı.

giderek sapyoseksüelliğe doğru kayıyorum. bakalım sonum ne olacak? 😀😜
liseli
liseli
1 ay
şöyle bir düşündüm, dedim madem takipleşme sistemi getirmişler. hangi nickler ile iletişim halindeydim hatırlamıyorum. bildirimlerimi açayım da bakayım, oradan da nickleri aratıp tek tek istek gönderirim dedim fakat duygulandım. :(

bir kısmı en son 8 ay önce, kimisi 1 yıl önce, kimisi 6 ay önce, kimisi 3 ay önce aktif olmuşlar hiç girmemişler. takip isteği atma açısından, ikilemde kaldım "acaba tekrar girerler mi?" diye.

İnsanlar zamanla ayrılıyorlar. neden bilmiyorum bir an o şekilde en son giriş tarihlerini görünce hüzünlendim. zaman çok hızlı geçiyor. bir de benden daha eski olanlar var, ben yeni bile sayılırım. onlar ne hisseder kestirmek güç.

neyse, elimden geldiğince çok nicke ulaşmaya çalıştım. İstek atmayı unuttuğum, gözümden kaçıp da benim nickime aşina olanlar takip isteği yollasınlar, geri dönüş yapayım.
liseli
liseli
1 ay
hocam ilk eleştirimi yapabilir miyim?

ben elimden geldiğince metnin düzenine, imlaya, büyük küçük harfe dikkat ederim. yani yazının içeriğinin "ne" olduğu ile ilgilendiğim kadar, içeriğin aktarımının "nasıl" olduğuna da bakarım.

fakat burada bu önem verdiğim konu önemini yitiriyor. büyük küçük harf hiç önemli değil. dümdüz ilerliyor. ben dikkat etsem bile, yazdıktan sonra kendiliğinden hepsi küçük oluyor.

bence bu durum düzeltilmeli. siz ne dersiniz? konu hakkındaki düşünceleriniz nedir?
liseli
liseli
1 ay
ne olmuş ayol bu siteye?

daha sabah girmiştim normaldi, şimdi bir baktım, ve ben şok :/

ben gerici yobazın tekiyim kardeşim, aaa. öyle her türlü yeniliğe alışık değilim :p bırakın eskisi gibi kalsın :/

hehe. şu an için, pek kurcalamadım fakat güzel olmuş gibi görünüyor.

tekrar aktif olacağım galiba. İlk yazımı "yeni üniversitelilere tavsiyeler" içerikli yazsam nasıl olur acaba? daha önce yapmadım değil, geçen sene de yazmıştım.

hehe :d güzel olmuş güzel, bir hayli uzun süredir yoktum. selamlar herkese. :) biraz kurcalayayım şu yeni sistemi...
liseli
liseli
3 ay
kendimi çok değişik hissediyorum.
bakalım, nasıl hissettiğimi tam olarak açıklamadan, benzetme yaparak açıklayabilecek miyim.

bir gölde doğmuş ve büyümüş gibiyim. ve ben büyüdükçe, dünya'daki suların kendi gölümüzden ibaret olmadığını, başka göllerin de var olduğunu, aynı zamanda aslında kendi gölümüzün de pek fazla temiz sayılamayacağını, bu yüzden o gölde barınmamam gerektiğini fark edip, gölü terk etmem gerektiğinin farkına vardım. aynı gölü paylaştığım insanlara, kendi farkına vardığım şeyleri anlatmaya çalışınca, muazzam bir şekilde tersleniyorum, hiçbir şekilde ikna edemiyorum. fakat ben, kimse destek olmasa da, ikna olmasa da, gölden ayrılmayı kabul etmesede; ben tek başıma, gölümüzün yeterince temiz olmadığını, başka göllerin, denizlerin, okyanusların da var olduğunu bilip, sürekli aynı göle tıkılı kalmamak gerektiğinin farkına varıp gölden ayrılma kararı aldım.

ve yola koyuldum. gölden yeterince uzaklaştım. artık geri dönme şansım yok. İleri gitmeliyim ama, nereye? tek başımayım. hangi göle, hangi denize, hangi okyanusa gitmem gerekiyor? hiçbir fikrim yok. kayboldum. muazzam su kütlesi karşısında, yapayalnız bir şekilde, öylece duruyorum. danışacak kimsem yok. durmalı mıyım, ileri mi gitmeliyim, geri mi dönmeliyim, ne yapmam gerektiği konusunda hiçbir fikrim yok. fakat o kadar da değil, abartmayayım. tek bildiğim var, geri dönmemem gerekiyor.

rehberim yok, danışmanım yok, kimsem yok. korkuyorum da aynı zamanda, yanlış tarafa yönelmekten korkuyorum. fakat ileriye doğru gitmem gerek, eğer durursam, kendi gölümden ayrılmış olmanın bana hiçbir katkısı olmamış olacak. hadi ama, ne için yola çıktık?

biraz cesaret, azim, çalışma ile, rehberimizi de akıl olarak belirlersek, bu işin içinden sıyrılabiliriz diye düşünüyorum. fakat yine de, tehlikeli sularda yüzdüğüm gerçeğini, kesinlikle unutmamam gerek. oldukça ürkütücü bir durum.

liseli
liseli
3 ay
bir kere de benim için yakın sigaraları.

kazandığım tek şey "tablet" oldu lan. size verdiğim sırrı da sakın yaymayın, ehehe.

rezillik :/ neyse, tableti satarım, iyi para eder herhalde? hmm.