Gamsız Baykuş
eureka! @mayk buldum. profilimize girdiğimizde takip edilenler sayfasında sol tarafta küçük bir süslü parantez var. epey önce gözüme takılmıştı ama bug olabileceği aklıma gelmemişti. cevap bu olmalı. ödül olan 10.000 doları da isterim :d ay olabilir mi öyle bişey?!! lütfen olsun çünkü!
ekran görüntüsünü de ekleyeyim.

Akif Yanbak
farkettiniz mi bilmiyorum ama siteyi güncelledik. hani farketmediyseniz zaten yazıklar olsun, ne diyim. farkeden şerlokların gözlerinden öperim. bu güncellemeye bir adet "bug" bıraktım. bulana 10.000$ ödül. bulamayana zaten yazıklar olsun, ne diyim. bişey olursa mention atarsınız. mention atamayana zaten yazıklar olsun, ne diyim.
Oyuncakayi✔️
selamlarrr, öylesine bakıp çıkmak için girdim ama dün yaşadığım olayı tam paylaşamadığım için duygularımı buraya yazmak istedim. tek kullandığım sosyal medya ağı twitter orada bir nedenden dolayı bana mesaj atan birine cevap verdim konuştuk biraz sohbet sardı sonra bir gün geçti canım sıkıldı öylesine o kişiye yazdım iki gün boyunca sohbet muhabbet havalarda uçuyor baya eğleniyoruz falan neyse bu sabahları değilde akşamları daha aktif oluyor twitter'da bende onla sohbet etmek için akşamı bekliyorum hani sarıyor falan diye baktım yazmıyor dedim hala girmemiştir herhalde bi merak ettim aktif mi değil mi diye baktım aktif en son 40 dakka önce beğeni atmış. bende her zaman ki gibi iki günlük birine değer verdim hahaahha istemsizce baya koydu çünkü bildiğin her mesajda espiriler falan havada uçuşuyordu eğleniyorduk. yine bana ''kusura bakma yazamadım'' diye mesaj atacağını biliyordum ama artık eskisi gibi olamam sana karşı. önceden de ufak buna benzer bir şey olmuştu öyle demişti bana bende önemli değil falan dedim. tahmin ettiğim gibi bir saat önce kusura bakma vs şu konuda napayım falan diye sordu sonra bana çok naziksin falan diyo çıldırcam. anlayacağınız iyi niyetim yine kullanıldı. yine tanımadığım birine değer verdim ve üzülen ben oldum. İki günde nasıl değer verdin vs demeyin çünkü yengeç burcuyum ve ısındığım birine bir dakka içinde bile güvenirim. sadece görmediğim yine verdiğim değerin birazını alamadığım için üzüldüm. saygıar sevgiler :)
Bubbles
llosa bir öyküsünde hiçbir şeyi unutmayan bir adamı anlatır. adını şimdi hatırlayamadığım kahraman doğduğu andan itibaren gördüğü, duyduğu, yaşadığı tek bir şeyi bile unutamaz. herkes bunun tanrı'dan gelen çok özel bir yetenek olduğunu düşünür ve adama imrenerek bakar. adam ise neredeyse her gece dua eder tanrı'ya unutabilmek için. fakat nafile.. hiçbir şeyi unutamaz ve başına gelen bir dizi saçma sapan olaydan sonra kafasını vura vura intihar eder. İşte o hikâyede geçen bir diyalog vardı. kendisine unutamamanın ne kadar müthiş bir yetenek olduğunu söyleyen dostuna şöyle cevap vermişti bizim adam. " tanrı nefret ettiği insanlara öyle yetenekler verir ki, dışarıdan bakan herkes bunu ödül zanneder fakat bu aslında cezaların en büyüğüdür. üstelik bunun nasıl bir lanet olduğunu kimseye anlatamadığı için aslında iki kez cezalandırılmış olur. bu da tanrı'nın yaptığı bir tür espridir!"
bir süredir kendimi llosa'nın kahramanı gibi hissediyorum. hafızam en büyük düşmanım ve ben umutsuzca kafamı vuracak duvar beğenmeye çalışıyorum. tanrım, afedersin ama bu hiç komik değil...
maestro
bugün hocanın yanına gittim ders notu için 3 davar 1 bayan olmak üzere 4 isim verdi. 4üne de mail attım ve sadece bayan cevap verdi. bayanlar sizi hakedecek ne yaptık ya hepinizi çok seviyorum❤❤
Mr. Muffin
arkadaşlar, gerçekten anlamakta zorlanıyorum, bugün yine girdim buraya ve yine yorum attığım arkadaşlardan birisi beni azarlarcasına yorum atmış. ben size ne yaptım allah aşkına? amacım gülmek, güldürmek ve eğlenmekti. ne hakaret ettim ne küfür.
bir insanın kalbini kırmak, ona yoktan yere sitemde bulunmak sizce ne kadar doğru?
birisi yazmış şimdi "...saturn'ün halkalarında bisiklet süreyim." diye, mantıklı olmayan bir yazıya benden mantıklı bir cevap bekleyemezsiniz. kaldı ki mantıklı dahi olsa bu platformda eğlenmek için varız. aynı zamanda saturn'ün halkaları toz, gaz ve kayaçlardan oluşuyor, bisiklet sürmeniz mümkün değil yani.
@admin beyciğim seni rahatsız ettim kusura bakma. bu platforma bir engelleme getirirsen çok sevinirim. (alt tarafı bir "where" ekleyeceksin. 😁)
hadi selametle.
lecivert
omü bu bahar yılı en çok kimin gelmesini istediğimizi sormuş 3 hak vermiş bölük pörçük cevap vermek yerine buradan anket ile seçilenleri toplu olarak yazsak ve yüksek bir oran çıkartsak sizce de daha güzel olmaz mı?
Frida
hergeçen gün daha fazla kendimi dinlemeye başlıyorum. dün yaptığım şeyi bugün asla yapmamaya çalışıyorum. geçen bir günün bile insana katkısı var. bir şey öğrenmek için yaşayarak, deneyimleyerek öğrenmek lazım. İnsanı olgunlaştıran şeyin okumakla değil, daha çok yaşantı ile olduğuna inananlardanım. ha bide insanları anlamaya çalıştım. denedim olmuyor. dinlemeye çalıştım. baktım olmuyor. neden, niye, sebep sorularına cevap aradım. olmuyor. dümdüz yaşamaya karar verdim inşallah olur. biz insanlar anlaşılmaz varlıklarız. varsa insanları anlama tavsiyesi alırım.
Fafatara
sınavda ; oo piti piti karamela sepeti, doğru cevap hangisiii.
sınavdan sonra; yaa bu soru nasıl yanlış olur anlamıyorum, o an çok mantıklı gelmişti. zor soruyo işte, hepsi hocanın suçu.
mitolojikunsur
düşünsenize çok yakışıklı/güzel birinden hoşlanıyorsunuz ve bir şekilde numarasını alıp mesaj atıyorsunuz ve kısaltmalar ile size cevap veriyor... çıldırırsınız!
Fafatara
az önce uyandım, arkadaşım yatakta oturmuş bekliyor öyle. 5 dakika ona seslendim, cevap vermedi, kalp atışlarım hızlanmaya başladı. ne yapıyor bu ruh hastası diye düşünüyorum. meğerse ruh hastası benmişim. 5 dakikadır perdedeki şala sesleniyorum( işte miyop olmak böyle bir şey). uyanmadan hemen önce de ıssız bir evin yanından koşmaya çalışıp hep aynı pencerinin önünde kaldığım bir rüya görüyordum. gel de tekrar uyu şimdi. filmlerde insanlar da hep gece 3 gibi çarpılıyor. neyse görünen görünmeyen herkese iyi geceler.
mistletoe🍃
2018 nihayet geride bırakacağımız için kendimi biraz heyecanlı hissediyorum. genelde yeni bir yılın, yeni bir yaşın, her gün uyanıp yeni bir güne başlamaktan ne farkı var ki bu kadar önemsiyoruz diyenlerdenim ama geçen son 3 4 yıla bir bakınca, iyi ki geride bıraktığımı düşündürecek bir şeyler var derken buluyorum kendimi. 2015 yazında bir mesaj almıştım, doğum günümdü. geriye dönebilsem sanırım o mesaja asla cevap vermezdim mesela. tek bir mesajın son 3 yılımı nasıl benden çaldığını bilseniz siz de o mesaja cevap vermememi isterdiniz. malesef zamanı geri alamıyoruz. yürüdüğüm yollarda, gördüğüm şeylerde kaybettiklerimi hatırlamadığım bir yıl olsun istiyorum 2019. kendime iyi davrandığım bir yıl olsun istiyorum. daha çok okuduğum, yazdığım, konuştuğum, sevdiğim, yürüdüğüm, gezdiğim, öğrendiğim.. bir yıl olsun 2019. en önemlisi de insanlığımı, samimiyetimi, empati yeteneğimi, gülümsememi, merhametimi, cesaretimi kaybetmedigim bir yıl olsun.
ladylazarus
akşam halam, karşı komşunun eşinin ev işlerinde ne kadar yardımcı olduğunu söyleyerek eniştemi uzun süre sıkıştırdı. bir süre sonra adam cevap bulamayınca “ çarşambalıyım ben ! ” dedi. bundan sonra her şeye gösterecek tek sebebim budur, mazeretim var çarşambalıyım ben !

bu da sanatsal çağrışım


alien
hala kafasındaki garip sorulara cevap bulamayanlar! sizlere sesleniyorum. sadece sorun. ve cevabı bekleyin.
alien
merak ettiklerinizi sorun. her şey hakkında olabilir. buyurunuz efendim.
Eleni
bilir misin, bilmem. şimdiki dönemlerde devam ediyor mu ondan da emin değilim. seneler önce(bizim zamanımızda yani) misafir öğrenci olayı olurdu. farklı şehirlerdeki öğrenciler değişim programıyla gelir, kendilerine şehir tanıtımı yapılırdı. üniversitede olmuyor bu olay, ilkokul yıllarına ait. ben fevri ve asi çocuk! değişim programından gelecek bir öğrenciyi konuk olarak almaya razı gelmişim. gün veriliyor, ne zaman geleceklerine dair. heyecanlanıyoruz, daha önce böyle bir şeye tanıklık etmemişiz tabii. aklımda dolaşan oloğanüstü hikayeler, kalıcılık yaratma çabaları. bir bir diziyorum kafamda derken, beklenen zaman gelir. gönüllü öğrenciler kamelyanın etrafına toplanmış misafir öğrencileri bekliyoruz. önümüzden bir düzineden fazla farklı öğrenci geçiyor müdürümüz ile birlikte. kafada binbir soru. (acaba hangisine tanıtacam?) aralarından birini pek sevemediğim için umarım bana o gelmez duaları. ön yargı işte. derken bana tontiş bir bağyan denk geliyor. yaşça büyük ablamız benden. tutuyorum elinden(lafın gelişi), götürüyorum eve. kadın anam mis gibi yemekler yapmış, afiyetle mideye indiriyoruz. konuşup hem heycanımı kırmaya çalışıyorum, hem de tanımaya çalışıyorum. o gün epey bir eğlenceli oluyor ve saati geldiğinde vedalaşıp yarın tekrar bir araya gelmek üzere ayrılıyoruz.(yarın alacam seni tamam mı? bekle beni.) yarın olması için uyumaya çalışıyorum bir an önce, uyumak ne mümkün. en son dalıyorum uykuya. sabah saate bakıyorum, evet söylenen saat. sorun yok gecikmeyecem diyorum kendimce. çünkü erkenden kalkmışım, imkanı yok geç kalmamın. babam geliyor yanıma, saçlarımı okşuyor. bakıp gülümsüyorum. gezerken arkadaşımla bol bol fotoğraf çektirmemiz için fotoğraf makinesi almış. hem de dijital. gözlerimin içi parlıyor, o zamanlarda kameralı telefonlar da yok. uçuyorum sevinçten. ansızın bizimkilerin telefonu çalıyor, erkene almışlar öğrencileri alma saatini. nefes nefese dimdik yokuşu koşuyorum, yetişemiyorum. yetmeyen nefesimle sadece sessizliğin kaldığı kamelyaya bakıyorum. okul hemen buluşma noktasının yakınında bir umut belki orada toplanmışlardır diye, tam soluklanamadan oraya gidiyorum. yoklar. pes etmiyorum, inatçıyım. müdürümüzün evini biliyorum, kızı da bizim okulda. oraya gitmek için yola koyuluyorum son çare. tükenmiş bir nefesle çalıyorum kapılarını. diyaframımdaki sancı yüzünden bir araya getiremiyorum kelimeleri, "öğretmenim erken, öğretmenim yetişemedim" anlıyor ne demeye çalıştığımı. müdürümüzün arkasında kızı beliriyor, kızının arkasında misafir arkadaşım. anlıyorum ki ben yetişemeyince müdürün kızı almış arkadaşımı. sesim kesiliyor, ayrılıyorum kapıdan. koşa koşa çıktığım yokuşu ayaklarımı sürüklercesine küçük adımlarla ağlayarak iniyorum. eve varmama yakın siliyorum gözlerimi, ne fayda kıpkırmızı olmuş bir kere. eve varıyorum, annem açıyor kapıyı. tutamıyorum kendimi ağlayarak anlatıyorum, babam ağlama diyor, olurmuş böyle şeyler. neden ağlıyorsun ki diyor. sarılıyorum, içimde yara olarak kalan bu anıyı hatırladıkça cevap bulabiliyorum babamın sorusuna frank. nedeni arkadaşıma yetişememiş olmam değil de, babamın düşünceli davranak aldığı o fotoğraf makinesine ilk anım olarak istediğini ekleyememiş olmammış.
mistletoe🍃
son zamanlarda epey yol katettim. asla silemem dediğim mesajlaşmayı sildim, asla engelleyemem dediğim insanı engelledim, o yazsa mutlaka cevap veririm dediğim insana yazdığı halde cevap vermedim, beni üzen, kıran, alttan alttan beni ezmeye çalışan insanla diyaloğumu minimuma indirdim, asla söyleyemem bu konuda onu uyaramam dediğim insanı o konuda uyardım, özlemeden duramam sandığım insanı aklıma bile getirmez oldum...bir şeyleri saplantı haline getirip yine de onlardan kurtulmayı beklemek gibi saçma sapan bir alışkanlığımız var malesef. sürekli bir insana ya da olaya takılı kalıp yaa ben unutamıyorum diyenlerin artık ağzına ağzına vurabilirim.


doğru zamanda, doğru kişiye, doğru aşkla bu şarkıyı söyleyebilmenin önündeki tüm engelleri kaldırmaya yeay! 🎉
Nevisahsina
babamın iki çocuk sahibi olduğu ve bir işyeri işletip patronluk yaptığı yaşa gelmiş bireylere merhaba! yada günaydın! dediğimde sanki ''seni aptal senin burada ne işin var ?'' demişim gibi şaşırmaları ve hala ''kanka gruptan kızlara yazdım da cevap vermiyolar eve de tek çıktım anlarsın ya.'' muhabbetleri dışında birşey konuşamamaları, bir konu hakkında fikir yürütemiyor oluşları ve dünyaya bakış açılarını üç beş kelime dışında ifade edememeleri sadece beni mi rahatsız ediyor. nedir bu yeni nesil türk gençliğinin halet-i ruhiyesi ? boş bomboş bir nesil gümbür gümbür geliyor ve bu bana batıyor.
yolyordam
selamlar. konu dışı bölümüne sanırım ilk defa yazıyorum. 27 yaşındayım. okulu bazı sebeplerden ötürü uzatmıştım ama mühendisim. İçkim yok, sigaram yok. çok şükür öğrencilik hayatım boyunca çoğu kişiden fazla harçlık geçti elime. ama elime geçen parayı hiç kimseye belli etmedim, "bakın ben neler alıyorum" havasında olmadım. kafelerde bir çaya 5, bir kahveye 15₺ verip içmedim, bunu sosyal medyaya koymadım. zaten genel olarak evdeydim. bir şeyler okudum, bir şeyler öğrendim, kendimi eğittim, "ulan şu nasılmış?" diye sorup, o konu hakkında bilgi edindim. ama bilmediğim şeye de "bilmiyorum" diyebildim. kendi kendime online müzik eğitimi aldım, bass gitar çalmayı öğrendim. klasik, jazz, blues, metal müzik dinlediğim için kafelerdeki, gece kulüplerindeki ritmik şeylere müzik diyemiyorum ve ortamları da çok sıkıcı geliyor. hayatım "efendi birisi" olmakla geçti. oturduğumuz sitedeki komşularımızın ben küçükken aileme söyledikleri aklımdadır hep. o sebeptendir ki, otomobil kullanımım bile güvenlik, sakinlik ve konfor üzerine. harıl harıl yabancı dil eğitimi aldım. bunlari kendİmİ övmek İçİn değİl, kendİmİ anlatmak İçİn yazdim.
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.

İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.

ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.

(alıntıdır)
Tuhaf Ama Gerçek
berlin polisi, marketten 49 adet prezervatif çalan 16 yaşında bir erkek çocuğunu yakaladı. yapılan sorguda çocuğun verdiği cevap, "kız arkadaşımla buluşmaya gidiyordum" oldu.
mimarlique
'sitemizin kıymetli müdavimleri mutlaka cevap verecektir. ' buradaki kıymetli müdavimler biz oluyoruz, hepiniz hoşgeldiniz, her türlü soruyu sorabilirsiniz
Police in Wonderland
üniversitemizi yeni kazanan arkadaşlar, sitemize de hoşgeldiniz 🙂

aklınıza takılan soruların birçoğu sitemizin soru&cevap bölümünde daha önce soruldu. ufak bir arama ile merak ettiğiniz şeyler hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. yok ben farklı şeyleri merak ediyorum diyorsanız yine aynı bölümden soru sorabilirsiniz. sitemizin kıymetli müdavimleri mutlaka cevap verecektir.

omü şimdiden hepinize hayırlı olsun 😊

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)