yolyordam
naber bak, bende dert yok tasa yok
mutluyum artık bir beynim yok
dikmişim ekrana gözlerimi
başka da bir ihtiyacım yok
kişisel neyim kaldı ki bir iletim olsun
tıklana tıklana her şeyim ortada
atın ölümü arpadan olsun
her yiğit gibi benimki de meydanda
tıklama konusu ayrı bir dava
mahkemelerde görülüyor hala
namusu bacak arasında ararım
dişi sinek bile görsem laf atarım
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
ben tüketmeden var olamam
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
bana dokunmayan yılan bin yaşasın
dedikodu yapar, keyfime bakarım
ağzımda sakız, elimde çanta
fink atarım kaldırımlarda
bağlanmaya sonuna kadar karşıyım
ama dizilerimden beni ayırmayın
değişir dünyam bir tuşla uzaktan
elimdeki kumandam hayatıma kumandan
yeni bir kart verdi bugün bankam
puanlarım artık en büyük kankam
olmasa da cebimde beş kuruş para
cebimdeki telefon on numara
allah allah gizli numara kim acaba, alo?
"bak kızım, yedi kocalı hürmüz gibi dolan
seni alacak biri de bulunur elbet
en kolay parayı hep sen kazan"
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
sıkıldım çok, her dakika düşünmekten üzülmekten
artık yok, kalmadı gücüm düşmekten yenilmekten
pişmanım erken vazgeçmekten kendimden
bu alem geçmiş kendinden
ne gelir elden?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
psikodok
sarılmaya ihtiyacım var, söyleyeceklerim bu kadar.
shaggy
herkese merhaba,

biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
Zeze
sanki bana ait olmayan bir hayata sıkışıp kalmışım gibi hissediyorum bu aralar.
genel anlamda net ve kararlı bir insanken kararsızlıklar yaşıyorum. hislerime hep güvenen biriyken hislerimle ilgili de sorunlarım var galiba. bu da karar veremememe sebep oluyor. değişikliğe ihtiyacım olabilir derdim ama daha hayatım yeni değişti bununla ilgili değil sanki. kendim de çok değiştim. belki de bu rahatsız ediyor içten içe. olumlu olmasına rağmen... büyüdükçe işler sarpa sarıyormuş. bir daha bundan bikaç ay önceki halimin ufacık bir kısmına bile dönememekten korkuyorum. tespit edemediğim şeyler var o yüzden yazı dağınık oldu bu çabalamadığım anlamına gelmiyor ama beynim toparlamaya çalışırsa söyleteceğini de unutacak gibi.
👑Merry Andrew
ben sadece iyi bi insan olmak istiyorum. bu o kadar mı imkansız. her seferinde toparlıyorum, bir şeyler rayına oturuyor ve evet diyorum sonunda düzgün rutin sakin bir hayata geçtim ama tam her şey düzelmişken yine trajikomik olaylar yaşıyorum. ben neden hep huzursuz yaşamak zorundayım. bu neyin karması. benim hayatım neden böyle. neden legal bi hayat sürmekte zorlanıyorum.

yine saçma salak dertlerle uğraşıyorum ve artık kendi hayatımı da bıraktım bir kenara, arkadaşımın benim yaşadıklarımı yaşamaması için ne yaparım diye düşünüyorum. çaresizlik bataklığında çırpınıyor gibiyim. elimden hiçbir şey gelmiyor. çok fazla gerçekten çok çok fazla bir miktarda paraya ihtiyacım var ki battığımız bu boktan çıkalım. ama bu miktarda bir parayı bile bulmanın legal bi yolu yok. bu dertten kurtulmak için tekrar illegal şeyler geliyor aklıma ama bir dertten kurtulmak için başka bir derde batmak. bu kısır döngü yaratmaktan başka bir işe yaramıyor.

ben ne kadar iyi olmak için kendimi zorlarsam hayat o kadar kötüye sürüklüyor. ne kadar çırpınırsam o kadar dibe batıyorum. artık harikalar diyarı kafasında yaşayan küçücük dertcikler dışında sıkıntısı olmayan insanlara dokunamaz oldum. kaldı ki aklı başında kişilerle anlaşmakta artık sıkıntı çekiyorum ama bunun dışında olur da onlara dert bulaştırırım diye kimseye fazla yanaşamıyorum. gerçek anlamda arkadaşlık dostluk kolay şey değil zaten. bu son yaşadıklarımdan anladım ki iki insan asla güzel şeyler yaşayarak bir bağ kuramaz. bu arkadaşlık da olsa aşksal mevzular da olsa fark etmez. insanların bağlarının güçlenmesi için birlikte zorluklardan sıkıntılardan geçmesi gerekir. yoksa sevdiğini söylemek bile yalan gelir insana bi içi boş gelir anlamsızdır sanki bir şeyler eksiktir. insanların sevgisini anlamlı kılan şey fedakarlıktır, zorluklara karşı tek ruh olmaktır. sevgi sözcüklerinin içini pamuk şekerlerle dolduramazsın. o sözcükler kaybetme korkusuyla dolmalı ama öyle basit bir kaybetme değil, ölmesinden ya da öldürülmesinden korkmak, fedakarlığı uğruna başına daha fazla dert açmasından korkmak canının tehlikeye düşmesinden korkmak. o sevgi sözcüklerinin ardında kocaman güven dağları olmalı. bilmelisin ki o sana seviyorum dediğinde dolu dolu sevmek gibi seviyordur. söylediği her güzel sözde fedakarlıkları gelmeli aklına. yoksa yalan olur her şey. arkadaşlık dostluk ya da aşksal durumlar ne farkeder ki sıkılır insan eninde sonunda. oysa onu görmeden duramamalısın, onsuz hep bi eksik hissetmelisin. hayatta tanıdığımız bir şekilde bi şeyimiz olan o insanlar en dibe battığımızda ne kadar yanımızda olur, ne kadar endişelenir yoksa öylece hayatlarına devam mı ederler.

hayatta kötü giden onca şeyin arasındaki tek güzel şey birlikte "bir" olduğum yanında huzurlu ve güvende hissettiğim biri olması. galiba tek şanslı noktam o.
vishnev0dk4
tam olarak böyle bişeye ihtiyacım var şuan
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? vize çalışmalarınız daha yeni başlamışken sizde mi şimdiden bıktınız sayfalarca kitaplardan, fotokopilerden. hani diyorlar ya eğer düzenli çalışırsan konular birikmez, vize dönemi rahat edersin diye. bana kalırsa koca bir yalan bu. yine aynı saatlerde çalışıyorsunuz her şeye. çünkü insanın içine işlemiş bir defa vize-final dönemi çalışmak. benim de yarın başlıyor vizelerim. İlk sınav sadece 50'şer puanlık 2 klasik sorunun olduğu babaların babası gibi bir sınav. haftalarca işlenen derslerden, anlatılan onca şeyden sadece 2 şeyi sormak öğrencinin öğrenme seviyesini ne kadar doğru ölçebilir pek emin değilim buna. her ne kadar emin olmasam da not görüntülemede yazacak nottan emin olduğum için düşünceleri bir kenara bırakıp çalışmak gerekiyor. ne çok çalışma muhabbeti yaptım yahu. zaten herkesin kafası derslerle dolmuş. ben başka şeyler de anlatayım. havalar ne de güzel değil mi bu sıralar. aşırı dondurucu soğuklar olmasa da kar maskemi giyebildiğim soğuklar var. ve bu beni ziyadesiyle mutlu yapıyor. normalde sıcakları seven birisiydim eskiden. temmuz ayları en sevdiklerimdi. ama yaşlandıkça daha çok soğuğu sevmeye başladım. hatta bu konudaki ilkem de şu, "soğuğun her yerde çaresi vardır ama sıcağın her yerde çaresi yoktur". soğuk hem insanın içini ferahlatıyor hem zihnini sakinleştiriyor bence. yarimi her ne kadar üşümediğime inandıramasam da üşümüyorum bile. dün gece 3 saat yarimle beraber yürüdük atakum sokaklarında. bir yere gidip oturacaktık normalde ama yarimin yürüyelim demesiyle ben de dünden razı şekilde adım adım gezdik atakum sokaklarını. 2 gündür yurttan da pek çıkmadığım için pek iyi geldi o yürüyüş ama bana pek yetmedi. onun için bir kaç gündür kafamın içindeki bulanıklığı ona bağlıyorum. bugün kahvaltı hazırlarken bile unuttum neden orada olduğumu, sonradan hatırladım. bir de kahve eksikliğim var ki sormayın gitsin. vizelerden sonraki ilk işim bir gecemi bir termos kahveyle komple dışarıda geçirmek olacak. zira buna baya ihtiyacım var gibi. vizenin ilk gününden bu kadar yazdığım yetsin yahu. ben müslüm baba eşliğinde ders çalışmaya devam edeyim. hepinizin vizeleri soğuk bir rüzgar ferahlığında geçsin gençler. allah zihin açıklığı versin... :)
ikizler
gecenin geç sayılabilecek bir saatinde kütüphaneden çıkıp aheste aheste adımlarla ziraat fakültesinin önündeki e1 durağına doğru yürüyorum. yine en sevdiğim havalardan biri var bu gece. ceket giymesen üşünecek, ceket giysen tam gelecek hafif esen, soğuğa yakın serin bir hava. hani bir önceki yazımda bahsetmiştim ya balkonumu özledim diye. İşte tam oradaki gibi. bilmiyorum kaçınız gece 11 den sonra kampüsün içinde dolaştınız gönlünüzce ama size tek diyebileceğim. okul hayatınız bitmeden kampüsün 23 ile 06 saatleri arasındaki o havasını da içinize çekmeniz gerektiği. özellikle yaşam merkezi çevresi öyle tuhaf geliyor ki bana. gündüz milletin yemek için oluşturduğu kuyruklar, derslere gitmek için yoğun bir akış içinde olan kalabalıklar, dolu dolu ring durakları sanki hiç yaşanmamış, hiç yokmuş gibi oluyor. sanırım kütüphaneden geç çıkmamın dersten başka bir sebebi de kampüsün gece halini sevmem. şöyle bir göz gezdiriyorum da. keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı da gösterebilseydim size. bir gün getirirsem o güne nasip olur inşallah. bugün kütüphaneye bir arkadaşımla gittim. oturduğumuz masada elektrik olmayınca ben de elektrik olan bir masaya geçtim. ders çalışamam için iki şeye ihtiyacım var benim. biri notlarımı yazacağım bilgisayarım, ikincisi ders çalışırken müslüm baba veya eda baba dinleyeceğim kulaklığım. bu ikisi olmadan ders çalışamıyorum. baya esaslı konular çalıştım bugün. tamamen anlamaya çalışmadım. genel hatları ile anlayıp 6 sayfalık bir not çıkardım. bu notu yayayım da diğer gençler de bilgiye güzel bir şekilde ulaşabilsin değil mi. bir de imzamı çok sevdiğim için her yaptığım şeye atıyorum imzamı. çıkardığım notlara bile. vektör haline getirdiğim imzam her yere uyuyor zaten kolayca. bu güzel gecede ne çok ders muhabbeti yaptım değil mi. e1 yerine t1 geldi. ona binip gideyim bari. hepinize mutlu geceler dostlarım. gecenin tatlı serinliği kadar güzel bir gönül ile dalın rüyalara... :)
gulmeksanayakisiyor
sevilmeye ve güven kokan bir sarılmaya çok ihtiyacım var.
👑Merry Andrew
başımı defalarca belaya sokmama rağmen şu zamana kadar bir şeyi akıl edemediğimi fark ettim: hukuk okuyan bir arkadaş bulmak. bunca yıl bunu nasıl akıl edemedim kendime kızıyorum. meğer benim hukuk okuyan mümkünse ceza hukukunda fazlaca bilgili bir arkadaşa o kadar ihtiyacım varmış ki. bugünlerde olduğu gibi hayatımın bazı dönemlerinde de bu gerekli olabiliyor. hukuk tavsiyesi almam gerek ama bedava olsun istiyorum.
gulmeksanayakisiyor
"ummadığım bir anda karșıma çıkaracağın güzelliklere çok ihtiyacım var ~rabbim~..
ve sadece senin(c.c) kün(ol) demenle olucak olan güzellikler."
orlito
yolda yürürken bi’ tane esnafın camından yansımama baktım adam “kardeşim neye baktın gel içeri beğendiğin ne varsa al” diye kolumdan tuttu zorla kıyafetleri denettirmeye çalıştı. yok abi yansımama baktım almıycam bir şey diyorum anlamıyor. zorla bir gömlek denettirdi (dedemin gömleği gibi hem de bol) “kardeşim çok güzel oldu tam oturdu üstüne” diyor. ulan az kalsın ihtiyacım olmayan bir şeyi alacaktım yine. neyse bu küçük esnafları bu hale getiren avmler utansın
ikizler
tüm gün boyunca yakıp kavurdu güneşin sıcağı yaz okuluna gelmiş şu kulları. evet. ben de yaz okuluna geldim. hem de ihtiyacım olmadığı halde geldim. bazı nedenlerim var tabi kendime göre. ama bu nedenlerden en büyüklerinden biri bu şehri gerçekten sevmem ve kendimi burada gerçekten iyi ve özgür hissetmem. her gün iyi ki de gelmişim diyorum zaten. ders bitip yurduma doğru yol aldığımda da tekrar kurdum bu cümleyi. geldim yurduma. yemeğimi yedim. sonra yine yapmayı sevdiğim şeylerden biri olan yemek sonrası yemekhane penceresinin önüne oturup öyle samsunu ve denizi izledim sessizce. ben öyle otururken bulutlar geldi, önce güneşi kapattılar sonra gökyüzünü kapladılar. ardından incecik bir sağanak boşalttılar ferahlamaya hasret şehrin üzerine. ben de bu fırsat deyip odama indim giyinip çıktım dışarı. ama yaz yağmuru. kısacık sürdü. olsun, hiç olmazsa ferahlamış yollarda yürümenin zevki bana kalmıştı. baya yürüdüm sokaklarda, çarşıda, meydanda. öylesine yürürken aklıma ne zamandır bir kitapçıya gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim geldi. ben de rotayı meydandaki d&r ye çevirdim. bu yaz okulunda hiç uğramamıştım. bana da çok iyi geldi hem. yeni çıkanları kurcaladım, eski olanlara defalarca bakmama rağmen bir kere daha baktım ilk defa bakıyormuş gibi. en son da dergiler bölümüne geldim. beni tanıyanlar bilir. kafkaokur dergisini pek bi severdim ben. uzun zamandır almayı bırakmıştım dergiyi. çizgilerini bozduklarını düşündüğüm için. artık hoşuma pek gitmiyordu dergi. eski tadı kalmamış gibiydi. ama bugün görünce tekrardan, dayanamadım aldım ben de. kararımdan vazgeçmeyeyim diye de gittim hemen ödedim parasını ve çıktım oradan. geldim bir çay ocağına söyledim açık, süzgeçli çayımı. açtım dergiyi göz attım şöyle. bazı sayfalar tanıdık geldi. çok sevindim onları görünce. eski dostumdu sanki. bazılarını yeni gibi görüp yadırgadım. daha yabancıyım onlara. bu yaşlanmanın bir alameti mi acaba. yeniye karşı yabancılık. sanmam. bence benim yabancılık çektiğim yenilik değil, haz aldığım şeylerin yerlerini gereksiz yere doldurmaya çalışanlara öfke. neyse yahu. benim yine öylesine yazasım geldi işte. bir ikizlerin çenesini tutumaması ve ona da tutulmamasını istemesi. hepinize mutlu geceler dostlarım. efil efil esen gecede tek sıcacık şey kalbiniz olsun...
Артем
gençler şimdi size biraz içimi dökeceğim,ben hakikaten yoruldum,hadi ilişki açısından şansım yaver gitmiyor kimse sevmiyor beni tamam ama beni çok sevdiğini ve istediğini iddia eden arkadaşlarım beni neden istemiyor lan,hayır istemelerine gerekte yok birileri beni istesin diye yırtınmıyorum kimsenin istemesine veya başkalarına ihtiyacım da yok(ama gene de yanımda birilerinin olduğunu hissetmek güzel olurdu)takıldığım nokta yalan konusulması,hayır ben bana birşey açıkca söylendiğinde bu şey olumsuz birşey olsa bile kırılmam aksine mutlu olurum çünkü karşı taraf açık olabilecek kadar bana güveniyor ve onurlu davranıyordur ve yakınıma aldığım “arkadaşlarımın” hepsi bu durumdan haberdar.bunu bilmelerine rağmen neden böyle birşey yapıyorlar..? anlamıyorum,ben çok fazla insan seven birisi değilimdir bu demek değildir ki yalnız hissetmeyi seviyorum hayır yalnız hissetmekten hoşlanmıyorum arada yalnız kalmayı seviyorum sadece kendime vakit ayırmak hoşuma gidiyor o da birşeyler paylaşabileceğim insanların olmayışından kaynaklı birşeyler paylaşıp tartışabildiğim birileri olsa çok mutlu olurum ama yok olanlarda gidiyor zaten beni basamak olarak kullanıyorlar izin veriyor muyum hayır kullanamayacaklarını anlayınca gidiyorlar,ama aralarında güvendiğim insanlarda oluyor ve onların ihaneti ya da ikiyüzlülüğü cidden çok yaralıyor beni neyse gençler böyle birşey işte bu arada ciddiyim tanışmak isteyen olursa tanışmayı çok isterim yoruma falan yazın isterseniz...
ve bir alıntıyla bitiriyorum yazımı yerim lan sizi hasta olmayın dikkat edin kendinize havalar garip bu ara...

sonra uçardı, etimi lime lime etmiş kuşlar

józef chełmoński
ucuncunesilsaglikci
küçükken kreşe gitmem için annem beni kaldırırmış, sonra ben koşarak yatağa geri dönermişim ama yer yatağı olduğu için annem onu çoktan toplamış olurmuş. yatağın olduğu yere yatıp ağlarmışım. şimdi de içimde aynı ruh hali var. yarın sabah hiç kalkasım yok, İzmir'den dönesim yok. mavİ'mi bırakasım hiç mi hiç yok zaten. tam da şu an zamanın durmasına çok ihtiyacım var.
Asaf93
arkadaşlar kimse ulaşmadı bana, bu ders içeriklerine ihtiyacım var. samsun’da olan birisi ilgilensin lütfen. 100 lira vereceğim. daha fazla verecek de durumum yok maalesef...
Asaf93
marmara üniversitesi öğrencisiyim. yaz okulunda 19 mayıs üniversitesinden ders alacağım ama bunun için 19 mayıs üniversitesinden alınmış onaylı ders içeriklerini kendi üniversiteme vermem gerek ancak samsun’da hiç tanıdığım yok. İstediğim derslerin içeriklerini onaylatıp bana karşıdan ödemeli kargoyla gönderecek arkadaşa 75 lira ödeyeceğim. ben hallederim diyen varsa bana ulaşsın. tel: 553 053 83 93
Gaf Ebesi
huzur denilen o şeyin her santimine ihtiyacım var bu aralar. bana biraz bahar gerekiyor. çok üşüdüm.

m. gorki
Gheidt
acil! gençler anneler günü için makul bir ucret karsiligi şarkı söyleyecek 2 kişiye ihtiyacım var. biri çalacak diğeri söyleyecek. konservatuar öğrencisi olabilir. en fazla yarım saatlik birşey. hani gidip gelmesiyle 1 saat diyelim.
Tuhaf Ama Gerçek
daha önce 'her gün başka bir kadın getirirseniz viagra’ya ihtiyacım olmaz' diyen yanık tenli taverna müziğinin kralı fedon: "evlilik kurumu ortadan kalkmalı, kimse 50 yıl aynı kadınla birlikte olmaya mecbur değil"
ikizler
damarlarımda usulca gezinecek bir termos kafeine, sarılabileceğim bir zweig veya özlü kitabına, soluk soluk içime dolacak bir gökyüzüne ve hiç bitmeyecek bir 01:51 e ihtiyacım var. özlünün de yazdığı gibi "bağırmak ,haykırmak için başka olanak yok.İşte bağırıyorum.ve beni duyan gene benim." ve yine yazdığı gibi "yaşam yalnızca sokaklarda. bir canlılık var sokaklarda." İyisi mi ben yürüyeyim...

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)