OMÜ Öğrenci Konseyi
dünyanın en büyük açlık krizi ile karşı karşıya kalan yemen için diyanet İşleri başkanlığımızın başlatmış olduğu destek kampanyasına sessiz kalmayalım.
omü öğrencİlerİ olarak sessİz kalmayalim, bİzlerde destek olalim!
#omü
#omükonsey
#yemenesessizkalma
Oyuncakayi✔️
kendime koyduğum kurarlar;
1. ne olursa olsun adaletli ol. kendi annen bile olsun doğru olanı yap. haksızlığa uğrayan insanların yanında ol.
2. her zaman yaşayan varlıklara karşı iyi ol. dini ve siyasi görüşü ne olursa olsun insan olduğu için güzel yaklaş. çünkü dünyadaki en güzel şey “sevgidir”
ladylazarus
akşam halam, karşı komşunun eşinin ev işlerinde ne kadar yardımcı olduğunu söyleyerek eniştemi uzun süre sıkıştırdı. bir süre sonra adam cevap bulamayınca “ çarşambalıyım ben ! ” dedi. bundan sonra her şeye gösterecek tek sebebim budur, mazeretim var çarşambalıyım ben !

bu da sanatsal çağrışım


mistletoe🍃
çok yakın olmayan bir zamanda, cümlelerinin altında yatan hep ikinci bir anlamın olduğunu, aslında söylemeye çalıştığı şeyin o ikinci anlamda gizlenmiş olduğunu söyleyen biriyle tanışmıştım. ben de bir zamanlar onun gibiydim hep söylediklerimin arkasına saklardım asıl anlamları. zamanla öğrendim ki bir şeyi söylemek istiyorsak açık ve anlaşılır bir dille ifade ediyor olmak her zaman en iyisiymiş. kimsenin akıl oyunlarimiza dahil olmak ya da zor yollardan dediklerimizi anlamak gibi bir zorunluluğu yokmuş, bize ne kadar çok değer veriyor olsalar bile... bazen hislerimizi o ikinci anlamlara o kadar sakliyoruz ki değil karşı taraf biz bile onlari bulmakta zorlanır hale geliyoruz. eğer bir şeyi istiyorsanız söyleyin, eğer istemiyorsanız bunu da söyleyin. konuşmaya cesaretimiz olmadığını gizli anlamlara saklamanın alemi yok. uzuuun yoldan bunu öğrenmiş biri olarak kendimi de bu konuda değiştirdim, değiştiriyorum...değişmesi kolay demiyorum ama yaparsak hayat daha kolay geliyor bunu biliyorum.
bimecnun

oliver twist mutlu bir sonla bitti keşke hayatta böyle olsa sonlar hep mutlu bitse merhamet ve sevgi nedir bilmeyen kötü insanlar ellerindekilerin değerini bilmedikleri için cezalarını çekseler, pişmanlıklarında yürekleri kavrulsa sırf onlara insan oldukları için bahşedilen duyguları yine insanlara karşı yahut canlılara karşı kullanmadıkları için.ama ne yazık ki ' dünyamız bir kırık düşler dünyasıdır.ve kırılanlar da çoğu zaman en özenerek beslediğimiz , ruhumuzun en soylu yönünü yansıtan düşer ve umutlardır.' (teşekkürler charles dickens )
👑Merry Andrew

kendimi yıkılması imkansız bir kalenin güçlü savaşçısı zannederdim. mücadeleci ve zorluklara karşı dayanıklı bir savaşçı. böyle zannettiğim için şimdi gülüyorum kendime.
karşıma çıkan her sorunun üstesinden gelmeye şartladım bugüne kadar kendimi ve yaralar almış olsam da yine de o sorunu atlattım. ama bu sefer öyle bir yenildim ki yenilgilerin en ağırı hem de. kendime yenildim ben. kendimi tanıdığımı zannederdim, kendimden emin olduğumu. ama bir detayı hep unutuyorum, bugüne kadar başıma ne geldiyse kendi seçimlerim yüzünden. bu hayatta güvendiğim bir iki kişi var, çoğunlukla kimseye güvenmem ama şu zamana kadar yaşadıklarıma bakıyorum en çok da kendime güvenmemeliymişim.
kimseyi yarı yolda bıraktığım falan yok aslında ama beynimin içindeki bu düşünceler beni kemirip duruyor. beynim bir iç savaşın ortasına sürüklenmiş gibi. "hasta olmamalıydım, hasta olmanın zamanı değil, en ufak bir zor koşulda vücudumun böyle pes etmeye hakkı yok, biri bana güveniyor ve yardım istiyorsa yanında olmak zorundayım, bu kadar hassas bir bünyeye sahip olmamalıyım, bunu kabul edemem, ben güçlü biri olmalıyım, her koşulda güçlü ve dayanıklıyımdır ben. hayır, değilim, öyle zannederdim ama değilmişim işte, işe yaramazın biriyim ben, hiçbir şeyi beceremiyorum, her şeyin üstesinden gelmeliyim bunu yapmak zorundayım başka çarem yok. ama yapamıyorum, gücüm tükendi, nasıl tükenir bunu kabul etmek çok zor ama oldu işte gücümün bittiği noktadayım."
gulmeksanayakisiyor
“eskisi gibi sevdalar lazım, mektup yazarak seven, sevdiğinin fotoğrafını cebinde taşıyan, o kadar narin, bir o kadar zarif sevdalar.”
eskisi gibi sevenler var nadir de olsa var ancak karşı taraf kaldıramıyor ... etrafındaki konuştukları kızlar, erkeklerde o sevildiği kişideki gibi sevilmiyor ne o kişideki gibi sevilirler ne de o kişinin yeri doldurulur.
ben fotoğrafını hala saklıyorum cüzdanımda ama onun haberi yok...
ladylazarus
geçen gün üşümüş bir şekilde eve koşup yatağıma sığındım. dalmışım, bir ara kolumu yorgandan çıkarmışım ki üşüyerek uyandım. o uyku ve uyanıklık hali arasında üşüyen, açlıkla sınanan insanlarla sızladı kalbim. bir şeyler yapılmalıydı, büyümeyi hiç bu kadar istemedim. ertesi gün soğuktan donarak ölen iki askerin haberiyle sarsıldım. diyor ya cansever : ' gülemiyorsun ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir, ne kadar benziyoruz türkiye' ye ahmet abi. ' tıpkı böyle işte..
dün gece oğuz atay' ın babama mektup parçasını yeniden okuyup dinledim. ' korkuyu beklerken ' kitabında yer alan bu hikaye, oğuz atay' ı en iyi anlatan parça sanırım. karalama defterime istemsizce kolomon moore' nin sadist kadınlarının arasında venüs' ü yerleştirdim hikayeyi dinlerken.

onun ruhunu kendiminikine benzetmişimdir daima hakkım olmayarak. yıllar evvel bu parçayı okuduğumda sahiden de ne kadar yakın olduğumuzu idrak etmiştim. sonraları daha bir şefkatle öptüm fotoğrafını. ben de babasına kızgın çocuklardan biriydim. büyüdükçe esasında ne kadar benzediğimizi, sahip olduğum tüm güzel duyguları ondan aldığımı fark ettim. en acısı kötü yönlerimin de onunkiyle benzeşiyor oluşuydu benim için. anlayıp, affetmek büyümeye delalet sanıyorum. onu affettikçe mi anladım, anladıkça mı affettim bilmiyorum fakat ilk kez birinin özlemiyle ağladım. benzeşmek her zaman o kadar iyi değil, ikimiz de duygularımızı belli etmek konusunda beceriksiziz, üstelik yabancıymışız gibi büyümüşken ben, her şey daha zor oluyor. babamı çok özlüyorum ve yanındayken içimden geldiği gibi sarılamıyorum ona, ne tuhaf bir duygu. diğer insanları tanıdıkça ona sarılma isteğim artıyor. pamuklara sarılarak büyüyen biri olmama rağmen hiçbir zaman korunmaya ihtiyaç duymadım. yeri geldi kavga ettim, yeri geldi bile bile başımı belaya sokmaktan çekinmedim. tüm arkadaşlarımın karşıma dikildiği o gün dahi eğilmedim. dün o parçayı dinledikten sonra aslında ne kadar küçük olduğumu gördüm. huzur çok farklı bir duygu, yaşamdan mutluluk istemiyorum zira mutluluk bencilce gelmiştir bana hep. mutlu olmak zorunda değilim fakat huzurlu olmak istiyorum. etrafımda benimle ilintili fakat asla bana ait olmayan binlerce sorunun ve insanın arasında çekiştirilirken, gülümsemekle yetiniyorum. kimseye karşı öfke duyamıyorum zira herkes bir yerinden haklı. bağışladıkça kalbindeki yük hafifliyor insanın, son yıllarda bunu adet edindim. karşıma çıkan her insan bir farkındalık bırakıyor ve insanın, salt sahip olmak isteyen, gördükleri ve duyduklarıyla yetinen ucuz bir yaratık olduğu idrakiyle aradığım huzura bir parça sahip olarak devam ediyorum yaşamıma. bir an önce ideallerimi gerçekleştirip izole bir yaşam sürmek istiyorum. bunun için çalışmak güç veriyor bana. bir süredir iş arıyorum fakat ailem buna pek sıcak bakmadığı için, daha ziyade hedeflediğim şeylerin bir kısmını gerçekleştirmek adına para biriktirebileceğim kısa süreli işler bakıyorum. umarım en kısa sürede bu sorunumu da halletmiş olurum.

uzun ve dağınık oldu fakat insan her zaman bu tür şeyler paylaşacak gücü bulamadığı gibi, anlaşılmaya insan da bulamıyor. muhtemelen burada da okunmayacak bir yazı fakat paylaşmak bir miktar da olsa rahatlatıyor insanı.

oğuz atay' ın mektubunu bırakıyor, iyi geceler diliyorum.




işte bütün terakkinizi gördüm ve aslıma rücu ediyorum.
Gaf Ebesi
70 milyon insan zorla yerinden edilmiş durumda. herhangi iki ülke arasında mevcut bir savaş bulunmamasına rağmen 2. dünya savaşındaki rakamlardan bile daha büyük bir göçle karşı karşıyayız.
#KartepeZirvesi2018
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız. bu yazıyı yazmak için 3. denememizi yapıyoruz şu anda ömürevleri sahilindeki iskelede. her seferinde yazmaya başlıyoruz ve yurtlarımızın kapanma saati geldiği için yurtlarımıza geri dönmek zorunda kalıyoruz. ama bu gece kararlıyız. bu yazıyı yazıp yolla gitsin butonuna basacağız. yazının başından beri 1.çoğul şahıs ile yazıyorum, fark etmişsinizdir illa ki. çünkü bu yazıyı, size taa ilk dikkatimi çektiği günden beri anlattığım, sonra hayatıma girmesiyle kalbimin sultanı olan hanımefendi ile yazıyoruz. şaka maka tam 1 yıl 4 ay olmuş hanımefendinin hayatıma girmeyi kabul edişi. zaman çok hızlı akıp gidiyor gerçekten ama bu hızla akıp giden zamanın içinde hızla artıp çoğalan şeyler de oluyor. aşk gibi, bağlılık gibi, mutluluk gibi, huzur gibi. eğer gerçekten hayallerinizdeki kadını hayatınızın bir parçası yaptıysanız dünya çok farklı bir hal alıyor. herhangi bir sözünü bile delicesine seviyorsunuz mesela. bir bakışına kurban olacak seviyeye geliyorsunuz. gününüzün herhangi bir saniyesinde size bir defa gülümsemesi tüm modunuzu değiştirebiliyor bir anda. bazen telefonu alıyorum elime. üstte bir mesaj olarak ismini gördüğümde bile öyle mutluluk doluyor ki içim. bunları ne kelimelerle ne de başka bir şeyle anlatabiliyor insan. uzayıp giden sohbetlerin, birlikte dinlenen şarkıların, adım adım yürünen yolların, sessiz sedasız izlenen yıldızların, birlikte dalınan hayallerin, gündüzünde olduğu gibi gece de rüyalarına gelmenin, bir kitabı beraber karıştırmanın, aynı şeyler uğruna beraber savaşmanın ve daha bir çok şeyin en güzel halini yaşıyorum yanımda duran, içimi aşkıyla dolduran hanımefendiyle. her ne kadar kelimelerle anlatamıyorum desem de insanın anlatmaya başladı mı durası gelmiyor hiç. size son bir şey daha söyleyeyim dostlarım. hayatınıza hayat olacak kadınları/erkekleri delicesine sevin. hayat karşılıklı yaşanan bir aşkla gerçekten çok güzel bir hal alıyor. ahh yahu. biz bu sene baya yoğunuz. bu sene son senesi olan bir ikizler var karşınızda. hazırlık ile başlayan serüven 5.yılında son buluyor artık. tabi son yılımızda şöyle samsunun tadını çıkaralım, gitmediğimiz yerlerine gidelim, yapamadığımız şeyleri yapalım desek de önümüzde koca bir engel var. kpss. evet her son sene öğrencisi gibi ben de kpss çalışıyorum. hem de deliler gibi. normalde ders çalışmaya karşı olan ikizler şimdi biricik yarine kavuşabilmek için delicesine ders çalışıp gün sayıyor. kitaptaki sayfaları 30'ar 40'ar çalışıp çalışıp bırakıyor arkasında. benim bir huyum var. bir şeye motive oldum mu ondan başka şeyleri görmüyor gözüm. elde edesiye kadar çalışıyorum. ama bu uzun süreli bir maraton olduğu için diğer şeyleri de ihmal etmiyorum. gezginle yolculuklarımız, okuduğumuz kitaplar, yarimin yanında ve kelimelerinde huzur bulmam ve daha bir çok şey. siz de dua edin de bir an önce, hayırlısıyla kavuşayım hayallerime. şimdi iskelede otururken de eğlendik baya. ben yazarken yarim çayımı tutuyor. bey içer misin diye soruyor. ben de gülüp, allah razı olsun hanım deyip içiyorum çayımı. pastoral bir hikayeyi canlandırıyor gibiyiz adeta, hoş gülüşler arasında. ben uzun zamandır yazmayınca yine uzattıkça uzattım sanırım. aslında yazacak daha da şeyler vardı. neyse yahu daha sık uğrarsam bu sorunu çözeriz sanırım. hepinize mutlu geceler dostlarım. rüyalarınızda sizin hayatınız olacak yarlerinizi görün. bize de dua edersiniz hem... :)
snorlax
martılar alışılagelmişin dışında davranmaya başladılar. bir seneyi aşkın süredir çok yukarılarda dolaşmaya başladılar üstelik 40-50 tanesi bir arada gelip gökyüzünde salınıyorlar. geceleri bile.. sebebine dair duyduğum şeyler dışında bir yorumda bulunamıyorum ama onları toplu halde uçarken izlemek hayli hoş. umuyorum ki mecburiyetten değil istedikleri için buradadırlar, keşfe çıkmışlardır. aylar oldu ki meydana gitmedim. bugün birkaç işim olduğu için gitmek zorunda kaldım ve ne bekliyordum emin değilim ama bir farklılık aradı gözlerim istemsizce. kalabalıktan hazzetmediğimi bir kez daha görmüş oldum. alışveriş olayını zaman zaman abartıyoruz zannımca. bazı insanlar var ki sağında solunda ne var, kim var umursamıyor bile öyle bir aceleyle hareket ediyorlar ki. 'kaaliyesiz' acelelelik bahsettiğim şey aslında. yavaş olmaya, hele ki yürürken, benim de pek tahammülüm yok fakat böyle bir aceleyi garipsiyorum. pek ifade edemedim belki ama neyse. anı yaşamaktan yoksun, makine gibi hareket eder olduk gibi geliyor. girdap gibi kimi zaman bu olaya ben de kapılıyorum. elimden geldiğince karşı durmaya çalışıyorum. son zamanlarda bazı etkenleri de düşünürsem bundan uzak durabilmeyi öğrendim allah' tan. sonrasında sahilde oturdum biraz eve dönüşte. farklı yerler görmeyi hep istedim. fakat bu şehrin yeri bende hep farklı kalacak anlaşılan. küstüğüm de oldu nefret ettiğim de... ama bambaşka bir yanı da var çözemiyorum. panzehir meselesi gibi galiba. meşhur 'kendinizi beş, on yıl sonra nerede görüyorsunuz?' sorusu vardır hani. biraz bunu düşündüm. her şey bu kadar çabuk değişirken kim bilir neler olur? yine de şu anımı yaşamak daha doğru diyerek fazla üzerinde durmadım. bir aralar her ay yapmak istediğim şeyleri listelerdim. çoğunu da yapabilirdim şartlarımı zorlasa bile kimi zaman. oracıkta aklıma gelen birkaç şeyi yazdım mai' ye. yorgun hissedip dinlendirdiğim atlar yeniden koşmaya başladı. İtiraf etmek gerekirse korkuyorum yeniden köşelerine çekilirlerse diye.. bu arada ders çalışmaktan hoşnut olduğum zamanlara döndüm. bizimkiler duysa gözleri yaşarır sdjkljsdj başarı duygusunu, bir şeyler için mücadele etme duygusunu özlemişim. kendinizi kısıtlamayın dostlarım. yapabileceğiniz şeyler için olumsuz, yıkıcı düşüncelere kapılmayın. bir süre sonra gerçekten öyle olduğuna inanmaya başlıyor insan zira... şuraya bir şarkı iliştireyim. eda baba- bahçede. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın ☕
ikarus⚡
size tavsiye; lisansı okuduğunuz bölümde yüksek lisans yapın ve hocaların size karşı yaklaşımlarındaki dağlar kadar farkı görün...
Vuralxo3
dün sahilde içeyim dedim denize karşı iki derbederlik yapayım dedim yanlızlıgımı dinleyim dedim 4 senedir görmediğim arkadaşlarımı bile gördüm köşe basında beni bekliyorlardı galiba hasan gelsede içse diye.. üzerine hıçkırık tuttu muhabbet te edemedik dün akşamki kara bulutlar yağmur bulutu değildi benim üstümdeki kara buluttu hepinizden sorry 😕
teyit
açık toplum enstitüsü’nün hazırladığı 2018 medya okuryazarlığı endeksi’ne göre türkiye, avrupa'daki 35 ülke arasında makedonya’nın ardından sahte habere karşı en dirençsiz ikinci ülke konumunda. https://teyit.org/turkiye-yalan-habere-karsi-diren...
Gaf Ebesi
trt’nin sevilen dizisi #PayitahtAbdülhamid yeni bölümüyle bugün 20.00'de #TRT1'de.

"kılıcın zalime karşı onun gibi keskin olsun."

mistletoe🍃
en sevdiğim diziyi belki 15.kez tekrar izleyip son bölümüne gelmiştim ki yorumlarda bir cümle dikkatimi çekti. içeriği değil düşünülüş şekli beni dizinin sonuyla birlikte etkileyip ağlatmaya yetti...sevdiği insanın bu diziyi birden fazla izlediğini bilen ve onun göreceğini bilerek sırf onun için oraya bırakılmış bir yorumdu. keşke bu kadar zarif şeyler düşünebilsek ya da bu kadar güzel düşünebilmemizi tetikleyen doğru insanı kolayca bulabilsek istedim. hayat bir dakikalığına hem çok zor hem de çok kolay bir yer gibi göründü gözüme. o insanı bulup mutlu olmanın zor, bulduğunda bu zarif şeyleri düşünüp karşı tarafı mutlu edebilmenin ne kadar basit olduğu bir hayat. dizinin karakterlerinden biri gibi sadece umutsuz bir romantiğim belki de.
limos
sevgili edinmeden sevgililik müessesesinden soğutacaklar sıralı tam liste:
1. on dakikada bir karşı taraf yüzünden ağlayanlar
2. ona sormadan gelememciler
3. attığı tribi bize anlatması bile üç gün sürenler
4. hediye olarak 25 ytl ve üzeri tercihlerde bulunanlar
5. telefonda 15 dk ve üzeri konuşanlar
6. ben onun yanında hamburger yiyememciler
7. dışarı çıkmadan haber veren ve haber alanlar
8. o aradığında telefonu başka melodiyle çalanlar
9. hastalandığında "ay ben ona çorba yapardım"cılar
10. onun her sözünün her harfinden başka bir şey çıkarayımcılar.

not: uzun zamandır yazılıp çiziliyor bize de soruyorlar yok desek de inanmıyorlar evet doru sevgilim olmadığı için sevgilisi olanlara b*k atıyorum.
yeter
az önce gördüğüm br paylaşımdan sonra bunu yazmayı istedim. edebiyatı sadece karşı cinsiyetten birileriyle konuşan biri edebiyat sever değildir, birkaç popüler yazar okumuş onların ekmeğini yeme peşindedir. görüyorum arada, bunu yiyen arkadaşlar oluyor. üzülüyorum. neyse belki de bunu hak edecek bir zekanız vardır. üzülmüyorum şimdi :d
mistletoe🍃
eskiden kendimi hiç istemediğim olayların içinde bulurdum dur diyemezdim, kimseyi kırmak gücendirmemek uğruna kendimden ödün verirdim. bu durum en ufak olaydan başlar en ciddi olaylara kadar varırdı. şimdi kendimi bu konuda eğitiyorum hayır demeyi ya da ne istediğimi açık açık söylemeyi öğrendim beni kıran üzen insanlara ya sen de şunu yapıyorsun diyebiliyorum, kaybetmekten korkmamaya başladım galiba kısaca. bir şeyi ne kadar sıkıca tutarsan tut ellerinden kayıp gidebiliyor çünkü, bununla yüzleştim. biri sizin için çabalayacaksa hayatınızda kalacaksa kalıyor, gitmesi gerekiyorsa gitmek istiyorsa zaten onu ne yaparsanız yapın tutamazsınız. söylediğiniz bir söz yaptığınız bir hareket o insanın gitmesine sebep oluyor mu derseniz hayır bence olmuyor çünkü karşı taraf gitmek istiyorsa herhangi bir davranışınızı gitmeye bahane olarak kullanıyor yani bu tamamen karşı tarafin seçimine kalıyor. onu kıracak ya da incitecek bir şey yaptıysanız bile sizi dinleyip sizin gerçekten üzgün olduğunuza inanıp hayatında tutmak yine onun seçimi. bunları idrak etmek ya da idrak edip kabullenmek zaman aldı ama sonunda zihnime ve kalbime söz geçirir oldum. bundan sonra ben de birini hayatımda kalmasını ya da gitmesini istediğimde kendimi düşüneceğim ve ona göre hareket edeceğim. gidene de kal demeyeceğim.
Tuhaf Ama Gerçek
hitler ve lenin karşı karşıya

peru'da küçük bir kasaba olan yungar kasabasının belediye başkanlığı yarışında, hitler alba sanchez ve lenin vladimir rodriguez valverde isimli kişiler yarışmaktadır. yungar'da son seçimleri hitler kazanmıştı.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)