mavibulut
çok merak ettiğim bir şey var. 22 yaşımdan sonra bisiklet sürmeyi öğrenebilir miyim?sanırım öğrenmeyi en istediğim şeylerden biri. bir iki kere denedim ama ehliyeti bile olamamasına rağmen bisiklet sürmenin araba sürmekten daha zor olduğu kanısına vardım sürmeyi beceremeyince (araba sürme deneyimim var.). bu yaşına kadar neden öğrenmedin diye soranlara cevap olarak belirtmek isterim ki çocukluk zamanlarımda nedensiz olarak bisiklete hiç ilgi duymadım. ama son zamanlarda beni sınırlılıklarımdan kurtaracak bir araç olarak gòrmeye başladım bisikleti.
snorlax
nicedir gözlerimde bir ağrı var. daha çok baş ağrılarımın olduğu zamanlarda ortaya çıkıyor. en son bu şekilde olduğunda derecesinin arttığını ve astigmat olduğunu öğrenmiştim. fakat şimdi sebebin o olduğunu sanmıyorum. muhtemelen uykusuz geçen gecelerden kaynaklanıyor bu ağrılar. uyusam bile kesik kesik uyuyorum. fazlasıyla düzensizleşti velhasıl. doğal olarak ruh halime varıncaya kadar pek çok şekilde hissediyorum bunun etkilerini. '...şimdi biraz çıktım sanki düşüncelerimin içinden. ama biraz hepsi o kadar. yine gözlerimi bir doluluk geldi. bu aralar da pek sulu gözüm, her ne kadar her zaman akmıyor olsa da gözlerimden yaşlar, gözlerimin dolduğu her anda ben zaten ağlıyorum hep içimden kimseye fark ettirmeden. durdum, tam şuanda hem düşüncelerimde ve düşlerimde hem de vücut hareketlerim olarak durdum yani hem maddi vaziyette hem de manevi vaziyetimde büyük bir durgunluk…' bu alıntı tanıdık gelmiş olabilir eskilere. ya da tahmin edilebilir duruyordur. çok sık olmasa da olabildiğince okumaya çalışıyorum diğer yazıları da. gariptir ki kendi cümlelerimi buluyor gibi oluyorum zaman zaman. her ne kadar 'alplerdeki kız' halinde dolaşsam da ansızın ortaya çıkan melankolik bir yanım olduğu doğru. bunu aşmak isterim hoşnut olduğum bir durum değil ama nasıl olacağı konusunda bir fikrim yok. en azından oranı ve etkisi eskiye nazaran daha az. şu aralar tek sorunum yemek yemek sanırım ( birkaç şey dışında tabii). bunun dışında bu hafta içerisinde en mutlu olduğum anlara fuarda geçen zamanı eklemem yanlış olmaz. demlenmekte olan çayı beklerken birkaç kelam edeyim istedim ama çok oldu yine. şuraya eski bir şarkı iliştireyim ( 2010 da öğrendim şarkıyı galiba ne ara eski oldu ya daha dün gibi) amy macdonald- this is the life . geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. zencefil tüketmeyi ihmal etmeyin. esen kalın, huzurlu olun👧
Ümid Gurbanov
carl gustav jung'un 1959 tarihli face to face söyleşisinin çevirisi bitti! çocukluğundan, okuldaki kavgalarından, inancından, freud'dan, kısaca kendinden bahsettiği samimiyet dolu bir 40 dakika.

jung'u insan olarak tanımak için eşsiz bir kayıt:



Eleni
selam yine ben frank.(size slm yoh.) başlangıcı az önce yaptığım bir olayı anlatmakla gerçekleştirmek istiyorum. bilirsin beni, deli hallerimi. dengesizliğimin zirve bulduğu, yeri geldiğinde aslan kesilen, yeri geldiğinde pisiciğe dönüşen tavırlarımı. kitap ayracım vardı bi dane. (ewt sadece 1 tane.) fazla kitap ayracı bulundurmam, bir tanecik kitap ayracım olur mesela tüm kitapları gezer. hepsinin kokusu siner üstüne. ben o kitap ayracımı kafa dağıtmak için kaybolmayı tercih ettiğim bir zaman diliminde unuttum. kendim kaybolmaya çalışırken ayracımı kaybettim. sonuç? sonuç olarak; ayraçsız kalan bir “ben”(kişi zamiri olan ben) söz konusu oldu. böyle olunca da doğal olarak okuduğum kitaplarda nerede kaldığımı ayırt edemez oldum ve sayfalar arası dejavu geçişleri yaşadım. en son dayanamadım, “yok yani olmaz böyle” dedim.(başka bir şey de demiş olabilirim, hatırlamıyorum!) sallama çayın ipli kısmını dişimle koparıp(beni gidi yamyam.) kendime kitap ayracı yaptım. bence fazla güzel oldu. nostalji kokan eskimiş bir şapkam, yamalı bir paltom olmayabilir ama garip bir ayracım var artık. (sizi trip-canlar-sular size de selam lan.) ewt. başlangıcı yaptım şimdi başka başka konulara geçiş yapalım. havalar soğudu mesela(bize ne havadan), suların kireç oranı ise yüksek(uff). senelerdir samsun’dayım ama alışamadım birkaç şeye. tabii bunun yanı sıra alıştığım şeyleri de mevcut değil, değil.(anladın mı bu cümleyi frank? çok karışık oldu gibime geldi bir an. kısa bir alt yazı geçeyim derken bir hayli uzattım ama demek istiyorum ki; alıştığım şeyleri de var.) sonunda kapatabildim parantezi, neyse biz devam edelim.

~
😝
~

Medyanoz
tivibu spor, türk futbolunun bir önemli ismini daha yorumcu olarak kadrosuna kattı. http://medyanoz.org/Haber/18716/TUGAY-KERIMOGLU-TI...
Beşiktaş JK
fikret orman: ümraniye'de almak istediğimiz araziyi mart ayı içerisinde teslim alacağız. fulya'daki alt yapı tesislerini taşıyıp futbol akademisi kuracağız. akatlar'da bir salon yapacağız. resmi olarak izin almak üzereyiz. müthiş bir tesis yapacağız...
Beşiktaş JK
fikret orman: pendik tesisimizi yeniledik. önümüzdeki ay açcağız. güzel bir tesis oldu. sonuna geldik. beşiktaş’ın yeni pendik tesisleri ‘ gazi akınal tesisleri ‘ olarak anılacak.
Beşiktaş JK
fikret orman: bütçeyi büyütmek için gelirleri artırdık. tarihe beşiktaş'ın malını satan birisi olarak geçmek istemiyorum. biz çalıştık, bulduk, marka değerimizi yükselttik.
Beşiktaş JK
şenol güneş: şampiyonlar ligi'nde güçlü bir rakip karşısında başarılı olamadık. oyun olarak daha iyi olmak isterdik. umutlarımızı buraya taşımak isterdik. üzgünüz, herkesten özür diliyoruz. ülkemizin daha büyük başarılara layık olduğunu biliyoruz.
Mrs.nameless
gülerken gömülü dişinin dikişini patlatan biri olarak yine çok tatlıyım 😆
OMÜ Öğrenci Konseyi
öğrenci konseyi olarak düzenlediğimiz “kişisel gelişim zirvesi'18 programımızı gerçekleştirildik.2 gün boyunca süren ve alanında uzman 6 konuşmacının öğrenci arkadaşlarımıza kişisel gelişim ve kariyer planlaması konusunda verdikleri seminerler ilgiyle karşılandı.
çArşı
şenol güneş'in basın yoluyla yapmış olduğu "sportmenliğe aykırı açıklamaları" nedeniyle futbol disiplin talimatı'nın 38. maddesi uyarınca tedbirsiz olarak pfdk'ya sevkine karar verilmiştir. #tff
kültürİstanbuL
“kesin olarak bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğim, kesin bilgi yayalım” (twitter jargonuyla sokrates savunması)
Alaattin Çağıl 🇹🇷
kalite aslında zaman alan bir şeydir! bir işin hem hızlı hem kaliteli olmasını isteyen bir millet olarak bu videodan güzel bir ders çıkarabiliriz👍

Samsun Beyi 🇹🇷
samsun'un çarşamba İlçesinde bir kreşte çocukların dövüldüğü iddiaları üzerine inceleme yapan polis, güvenlik kamerası görüntülerinden olayı doğruladı. gözaltına alınan 4 öğretmenden 2'si tutuklanarak cezaevine gönderildi! kreş süresiz olarak kapatıldı!
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben yorgunum yahu. üstümden bir kitap fuarı geçti. sadece kitap fuarı geçse de iyi, koşturuyorum sabahtan beridir. normalde bugün sadece 1 dersim var öğleden sonra. ama fuar olduğu için sabah 8'deki dersine yetişmeye çalıştım ve geç kaldım. uyanır uyanmaz yataktan fırlayıp yetişmek zorunda olmak iyi bir şey değil bence. hani diyorlar ya uyanınca güneşi selamlayın falan diye. bunu söyleyenler bizim güneşten önce uyanıp okul yolu düz gider eşliğinde toplu taşımada nefessizlikten öldüğümüzü görüyorlar mı acaba. sinirlendim bak, neyse. derse girip çıktıktan sonra kantinde takıldım biraz, mühendisliğe uğramam gerekiyordu oraya uğradım ve r11'e attım kendimi. travayda da uyumuşum zaten. taa üniversiten tekkeköye kadar en az yarım saat kısalttım. bu sene ilk defa yalnız gittim fuara. benim okuyan bir çevrem yok. olanlarda ya dersleri vardı, ya başka nedenlerle gelmediler. girdim içeri adetim olduğu üzere stantları dolaştım öncelikle. neler var neler yok baktım. sonra bir çay içip kafamda biraz kurguladıktan sonra başladım alışverişe. bu senenin şampiyonu iş bankası yayınlarıydı benim için. adamlara her fuarda bir kaç defa uğramadan yapamıyorum. İş bankası yayınlarında hem kitaplar baskı ve çeviri olarak çok kaliteli, hem de çalışanlarla muhabbet edip kitaplar hakkında konuşabiliyorsunuz. kitaplar hakkında konuşmayı ve dinlemeyi severim zaten. kitabı bilmeme gerek yok. bilen biri sohbet tarzında anlatsın kitabı yeter. İş bankası çalışanları da bunu gayet güzel yapıyor zaten. bir de sel yayınevinde çalışan bir kardeş de kitaplar hakkında güzel bilgiler verdi. İthaki'ye gittim, oradaki çalışana ilk defa bilim-kurgu okuyacağım ne tavsiye edersiniz diye sordum, yanımdaki müşteri de kitap önerdi. can yayınlarından bir kaç tane aldım. İlgimi çekmedi kitapları. çoğu geçen seneki kitapların aynısıydı sanki. diğer kitapevlerini de gezdim ve toplam 18 tane yepisyeni kitabım oldu. bu fuardaki tek eksiğim yalnız gitmemdi. kitaplar hakkında konuşabileceğim, heyecanla gösterebileceğim, anlatabileceğim birileri yoktu yanımda. İş bankası yayınları çalışanların güzel sohbeti de olmasaydı sanırım sus pus gidip gelecektim. ama fuarda geçirdiğim 3.5 saati komple iş bankasında geçirmedim ki. İnşallah bir sonrakine istediğim ile giderim. fuardan gelince de dizerim üst üste kitaplarımı, onlara bakarım öyle uyurum mutlu mutlu. yeni yeni görünce onları içim huzur doluyor. bir de kahvem olsaydı iyi olacaktı şimdi. kahvem bitmiş yahu. halbuki bu yorgunluğa ne de iyi gelirdi. hepinize iyi geceler dostlarım. bir an önce siz de gidin de o ortamın güzelliğini doyasıya yaşayın... :)
artyom
bir de hep başkalarına itirafta bulunuyosunuz birinizde bana bulunun lan sonra üzülüyorum (!) :d tamam şaka bitti. şimdi başka bişey danışmak istiyorum size elimde iki seçenek var ya elimde kalmış olan duygularımı koruyacağım ya da bütün duygularımdan vazgeçip kayıtsız ama dertsiz tasasız bir insan olarak yaşayacağım.karar veremememin sebebi şimdiye kadar en ok istediğim ya da düşlediğim şeyin birini tüm kalbimle sevmek ve karşılığında da aynısını hissetmek ya da bilmek(gerek maddi gerekte entelektüel anlamda zaten belirli bi yerdeyim,yani kariyerimde vs çok başarılı olmaya falan ihtiyacım yok başarılı olmak zorunda değilim ben istersem olabilirim tabi yani kısaca maddi olarak bi geçim derdinde olmayacağım büyük olasılıkla gerçi hayat bu ne getireceği belli olmaz ama hallederim tekrar eski seviyeye eskisi kadar çabuk gelebilirim.kültürel anlamda kendimi geliştirdiğime ve geliştirmeyede devam ettiğime inanıyorum bir kaç yıldır üzerinde çalıştığım kitabımı daha da sadeleştirdim, sağlık problemlerimin ve psikolojik sıkıntılarım hep bu hayalimden kaynaklanıyor yani kısaca benim bu hayattaki en büyük arzum ulaşmak istediğim yegane şey olmuyor ve kendimi rahatlatmak adına bu hayalimden vazgeçersem bomboş bi hayat yaşamış olacağım istediklerimi gerçekleştirememiş olacağım yani kısaca yaşama arzum tamamen geri dönüşü olmayacak biçimde bitmiş olacak diğer türlüde ne kendime işkence ediyor olacağım evet ne yapayım benim arkadaşlarım hayatta ki en büyük arzumdan vazgeçip duygusuz robot/tanrı mı olayım yoksa vazgeçmeyip hergün tekrar tekrar bana hayal etmesi imkansız bir acı veren acı dolu bir bataklığa saplanıp orada bekleyeyim?? (bir 3. seçenekte intihar ama şimdilik onu seçenek dışı tutalım)samimi fikirlerinizi yazarsanız hakikaten sevinirim yerim sizi,iyi ki varsınız,sizi çok seviyorum bak unutmayın....(ve evet kabul ediyorum çok değişik bir insanım:d ama en azından açık ve net birisiyim)
Felsefe ha!
İngiliz felsefeci anthony grayling, bilimsel araştırmaların karşısına çıkarılan safsata bilgilerin rakip olarak algılanmamasının gerekliliği üzerine konuşuyor:

Dijital Habitat
hayat basit gibiyken zihinsel olarak güçlü hissetmek daha kolaydır ancak genellikle zihinsel dayanıklılık, en çok da trajedinin ortasında belirginleşir.

http://www.dijitalhabitat.com/zihinsel-dayaniklili...
Sunset
sıkılınca en sevdiğim şey yemek yapmak ya. yemek yaparken sıkılmam gidiyor.ne güzel bir şey ya yemek yapmak. bugün ki sıkılmama da pizza yapmak nasipmiş.sonuç olarak çok rahatladım😬😄

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)