Ghost Rider
şoook şoook şoook dedikodu popülaritesi ni mi yiiitttiiiriyorrrr muu!
uzun zamandır bir durgunluk var. sadece stolklayıp çıkıyor yazmaya mı üşeniyorlar acaba. yada başka birşeyler oldu kullanmayı mı bıraktılar ki. yada anonim olmaya aşırı derecede alışık olan toplumumuz artık kendini rahatsız mı hissediyor 🤔🤔 eski günleri özlüyor insan
Gamsız Baykuş
arkadaşlar çok mutluyum. ama nasıl mutluyum bir bilseniz. çok uzuun bir zamandır böyle güzel mutlu olmamıştım. deli gibi eğlendim. sürecin başı da çok heyecanlıydı. şimdi olaylar şöyle gelişti. mabel matiz'in bugün konseri vardı burada. ben de özellikle öyle kolaysa'yı çıkardığından beri bu adamı canlı dinlemek istiyordum. bu hayale bugün ulaşabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü bana kalırsa baya mucize gibi bir şey oldu. konser ilanını gördüğümde direkt saatine, bilet fiyatına bakmıştım zaten. sonra beni biraz aşar bu diye düşünüp bir kenara koydum bu fikri ama tamamen de vazgeçmiş değildi hâlâ. geçen haftalarda tekrar bakmıştım ve biletler tükenmişti. dedim başka zamana artık, vazgeçtim. zaten bilet kalmamış vazgeçmeyip ne yapacaktım değil mi? neyse ben mabel matiz'in facebook sayfasında bir duyuru gördüm iki gün önce. samsun konserine iki kişilik bilet hediye ediyorlarmış. dedim ya nasip bir şansımı deneyeyim. ama hiç ümidim olduğundan falan değil ha. bendeki de ne şans. hâlâ inanamıyorum o biletin bana çıktığına. bir yandan şeyi de düşünüyorum, lan fake mi acaba, mail geldi ama ya konser alanına gittiğimde böyle bir şey yok derlerse falan ben hâlâ böyle bir olayın başıma gelebileceğine inanmıyorum. ta ki konser mekanını kapısından girdim, o zaman inandım. sanki zaman mekan algılarım falan kapandı. ya diyorum nasıl olur ben buradayım şu an ve benim 24 saat öncesine kadar katılmak gibi bir düşünce aklıma gelmezdi. bilenler bilir mabel'e olan daha doğrusu şarkılarına olan hayranlığımı. hatta çok kez bu platformda sizlerle de paylaşmıştım bazı şarkılarını. konser çok güzel geçti benim adıma. bağıra bağıra eşlik ettim her şarkısına, bu yüzden yarın sesim bile kısılabilir. sabahtan beri zihnimin arka planında "fırtınadayım" şarkısı çalıyordu. girişi bu şarkıyla yapınca ayrı bie sevindim. olay aslında sadece konser meselesi de değil benim için. uzun zamandır, yani yaklaşık bu eğitim öğretim yılı başladığından beri üstümde bir ağırlık vardı. ya resmen canlandım şu etkinlikle. bana hiç bu kadar iyi geleceğini tahmin etmiyordum. belki de beklemediğim bir anda olduğu için bu kadar sevinmişimdir bilemiyorum. ama her açıdan çok güzel bir anı oldu benim için. giderim sakin sakin müzik dinlerim gelirim diye düşünürken deli gibi hareket ettiğim için kollarım, bacaklarım, her yerim ağrıyor. zaten boyum kısa diye ara sıra parmak uçlarıma yükselmek zorunda kaldım o da yordu. neyse ki önümdeki kız tüm konseri elindeki telefonuyla yüksekten çekti de onun telefonundan izleyebildim sahneyi(!) yani arkadaşlar okuyamadım durumumuz yoktu diyenler için özet geçeyim. eminim ki yukarısı çok karışık olmuştur ama hislerimi sizinle hemen paylaşmak istedim. mutlu oldum arkadaşlar. çok güzeldi be her şey benim adıma. dilerim ki sizin de benden daha çok mutlu olacağınız zamanlar olsun. hayatınızda böyle kısa da olsa güzel anlar olsun. seviyorum sizleri, kendinize iyi bakın. güzel geceleriniz olsun dedikodu ahalisi.
akıncı
belki 4-5 yıla yakın zamandır bu siteyi kullanıyorum.
önceden anonim olarak da çok şeyler yazmıştım
bu kullanıcı adıyla da çok şey yazdım burda
hatırlayan vardır belki burda bi kızdan çok bahsetmiştim onun için çok uğraşmıştım olmamıştı.
daha sonra hayatıma başka biri girmişti ve onunla çok mutlu olmuştum
tam bu kişi doğru insan derken terkedildim 3.5 ay önce
ayrılma nedenimiz anlaşamamak falan değildi
İlgisiz olduğumu düşündüğü için gitti.
uzakta olmamız da bunun sebebiydi
2.bir şans verelim birbirimize diye çok çabaladım ama olmadı
herşey daha iyi olabilecekken gitti
halbuki ona yakın bir yerede atanmıştım.
evlilik hayalimiz vardı
ama olmadı
ben artık bu masalın parçası olmak istemediğini hissettiğimde vazgeçtim
İçim hala acısa da
Fafatara
bir gün zamanda yolculuk yapıyorum. daha o zamanlar benedict taşı kaptırmamış, ben de takılıyorum işte. öyle gezinirken baktım adamın biri boş boş geziyor. dedim aha bir işsiz hemen yanına gideyim de konuşayım, ne zamandır konuşmadım canım sıkılıyor. gittim yanına tanıştık. dedim ki: kafam çok dolu hacı ne yesem diye düşünürken gözüm ayağıma takılıyor, orta parmağımı neden baş parmağımı oynattığım gibi oynatamıyorum diye sinirleniyorum. sonra su şişesini masanın sağ tarafına koydum diye sinirleniyorum. sonra birden diyorum ki keşke bükücü olsaydım, oynardım ateşle suyla. hem o zaman okumama da gerek kalmazdı. İşte ben böyle aklımdaki düşünceleri söylerken adam ağlamaya başladı. dedi ki; ben seni normal düşünerek anlayamıyorum, sen nesin? adam öyle deyince bir kez daha anladım konuşmamam gerektiğini, ayrıldım yanından. sonra yazmışlar ki felsefe antik yunanda thales ile başlamıştır.
Gamsız Baykuş
selam dostlar. kitap fuarına gitme fırsatını anca bulabildim. aslında dün de gelmiştim ama o daha hızlı gelişen bir olaydı. arkadaşlarımla geldiğim için odağımız daha çok test kitapları oldu ve kafama göre gezemedim. biraz da yorgunluğun verdiği baş ağrısıyla keyfini çıkaramadığımı düşündüm ve bugün sabahın erken saatlerinde tekrar yol aldım. fuar genel olarak güzel geçti benim adıma. sabah saatleri olduğu için çoğunlukla okullardan gelen öğrencilerle doluydu etraf. bir tane çocuğun pubg kitabını gördüğünde verdiği tepki ile başka bir çocuğun yanık yanık sesiyle "nayino" şarkısını söylemesi hatırımda kala güzel detaylardan :d bu defa her standa uğramadım. aslında bu sene kitap fuarından pek bir kitap almam diye düşünüyordum çünkü epey zamandır kitaplarla çok haşır neşir değilim. birinci dönemi geride bıraktığımda sadece bir kitap okumuşum ve elimde aylardır sürünen bir kitap var. dönemin yoğunluğundan dolayı kitap okumaya pek zaman ayıramıyordum. hal böyle olunca araya giren soğuklukla beraber aklımda şu kitabı alırım gibi bir düşüncem yoktu. geçen sene "şeker portakalı" ve "güneşi uyandıralım" kitaplarını almıştım, üçüncü kitabı da seneye alırım diyerek bırakmıştım. aklımda olan sadece bu vardı. dün kitabı sorduğumda kalmadı demişlerdi ama bugün tekrar geldiğini görünce sevinçle aldım. bu sene de geçen seneki gibi en çok kitabı can yayınları'ndan aldım. böyle yazınca da çok gibi oldu ama çok değil aslında, 3 tane eheh. yine sevdiğim yayınlardan olan yky'den oradaki görevlinin tavsiyesi üzerine bir kitap aldım. gezinirken baykuşlu bir kitap -diğer baykuşlu her şey gibi- dikkatimi çekti. daha önceden bilmediğim bir kitap olduğu için görevli arkadaşa kitap hakkındaki bilgisini sordum. İlk sayfasını okuyup çok beğendiğini ve devamında da aynı türde olan bir kitabı da mutlaka okumamı önerdi. ben de ilk sayfasını okuyunca düştüm direkt kitaba. çünkü uzun zamandır içinde bulunduğum ruh haline yakın şeyler yazıyordu. çok şaşırdım çünkü kitabın dışından hiç böyle bir izlenim uyandırmamıştı. sonrasında daha evvel okuduğum ve kitaplığımda bulunmasını istediğim iki kitabı daha aldım. arada kardeşim için de hem etkinlik tarzı hem de okuması için küçük kitaplar aldım. çocuk sonuçta, her türlü hediyeye seviniyor :) resmen okumayı özlemişim yaa, bunu fark ettim. okunacak çok kitap var. İçlerinde kayboldum sanki. neyse ben şu sınavı bir atlatayım hele. zaten burada aldığım kitapları yazın evde okumayı tercih ediyorum çoğunlukla.
yani özetle bir iki kitap alsam kâfi diyerek girdiğim fuardan 8 kitapla çıkmışım. bakıldığında kitaplar için çok değil verilen para ama çok hazırlıklı olmadığım elimden bu kadarı geldi :/ fiyatlar genel olarak ortalama geldi bana. kitapçılarda olmasa da internette bu fiyatlara bulunabilir çoğu. en çok indirim sanırım test kitaplarındaydı. ama şöyle de bir etken var, fuarın sonuna geldikçe kitapların fiyatı daha da iniyor. mesela dün bir kitabı sorduğumda 22 lira demişlerdi, bugün aynı kitabı 20 liraya aldım. onun için hâlâ gitmemiş olanlar varsa hafta sonunu değerlendirin derim :)
Zeze
çooook uzun zamandır üzerimde bulunan ölü toprağını atmış gibiyim. kendimi doğurmuşum gibi hissediyorum. daha farklı, daha başka bir ben oldum galiba sonunda. İsteyerek olmadı bu başta ama sonra talep ediyor ve farkındalığın arkasından kendinizi değişmiş buluyorsunuz. huzurlu bir his bu. dikenlerimin törpülendiğimi ortada gül gibi kaldığımı hissediyorum sanki. güzel güzel, fazla güzel 🌸🙏🏻
Akif Yanbak
uzun zamandır burda yoktum. aman allahım burası çok değişmiş. şimdi s*ktir olup gideyim 6 ay sonra gelip tekrar şaşırayım.
Ümid Gurbanov
kaç zamandır emil michel cioran'ın "ecartelement" adlı kitabını okuyor, sevdiğim yerlerin altını çiziyordum. baktım kitabın türkçesi yok, bu yerleri çevirip bloga koyayım bari dedim.

"yaşlılık, en nihayetinde, yaşamış olmanın cezasıdır."
https://birnevidipnot.blogspot.com/2018/11/emil-mi...
ikarus⚡
bulunduğumuz ortamlarda çalışan insanlara bir "günaydın" ya da "kolay gelsin" demek çok zor olmasa gerek ki bu davranış bize 100 misli ile geri dönüyor çoğu zaman. başımdan geçen bir olayı kısaca anlatmak istiyorum.
kısa bir süre önce yaklaşık 1 hafta hastanede kalmak zorunda kalmıştım. bu süre zarfında hemşiresinden doktoruna, hasta bakıcısından temizlik personeline kadar o servisin tüm çalışanlarını gözlemleme fırsatım olmuştu. hemşireler ve doktorlar zaten işlerini iyi takip edip ilgili davranıyorlardı, ben de temizlik personellerini gözlemlemeye karar verdim. rutin temizlikleri sırasında hal hatır sordum, kolay gelsin dedim ve hani en basitinden sildiği yerlere daha kuruman basmadım. bunlar çok basit şeyler bakıldığı zaman. bir de bunların hiçbirini yapmayıp bu personellerin yüzüne bile bakmayan hasta yakınları vardı. İnanır mısınız ben sırf bu şekilde davrandım diye neredeyse 2-3 saatte bir çarşaflarımız değişiyordu,odamız gün içinde 2 defa siliniyordu, el dezenfektanımız daha bitmeden bile yenileniyordu, fazladan 2 yastık daha alabildik, gece üşüyünce battaniye bulabildik, çayımız kahvemiz eksik olmadı... tüm bunları sadece bir "kolay gelsin" ve "nasılsınız" ile yaptım. şimdi belki size bunlar zaten olması gereken, normal seylermis gibi gelebilir ama insan 1 hafta gibi bir süre hastanede kalınca bu anlattıklarım birer nimet sayılabilir. ya da ben uzun zamandır "insanlık namına" pek bir şey görmüyorum :)
çok uzattım. demem o ki hayat zaten yeterince zor, insanın mutsuz olması için bir çok neden var, bari biz birbirimize yardım edelim, iki güzel söz bir sıcak gülümseme ile birbirimizin hayatında fark yaratabiliriz. siz birine güleryüz gösterdiğinizde mutlaka bunun karşılığını alırsınız. tamam kabul ediyorum çok büyük mutluluklar değil bunlar ama hangimizin hayatında her gün mutluluktan ağlayacak derecede büyük mutluluklar yaşanıyor ki? böyle böyle küçük şeylerle en azından yarıştan kopmamış oluyoruz.
kısaca anlatıcam dedim olay nerelere geldi :)
Sherlock Holmes
uzun zamandır yoktum biri demiş öldü; şimdide yazsınlar kral geri döndü. 🏋️👊💪
Eleni
herkese selam, sana hasret frank. epey uzun zamandır görüşemiyoruz, epey epey uzun bir zamandır. aklımdasın diyemem ama bu olmadığını da göstermiyor. bilirsin işte, yaz tatili derken aile ve alışma süreçleriyle boğuşmaktaydım. boğuşmalarımın sonucu zor da olsa galibiyete çıktı. bu zorluklara gizli gizli sigara içmeler de dahildi. (ee malum aile bilmiyor sigara içtiğimi.) komşular görmesin tedirginliğiyle kendi çapımda sigara içerken aksiyonlarla kapışıyordum. aman ne büyük eğlence. çoğu kötü olay öğrendim, henüz atlatmayı başaramadığım. ara sıra unutur gibi olup sonradan hatırladığım. konu şu ki; gurbette olunca çoğu şeyden bihaber oluyorsun, bihaber bırakılıyorsun. kendilerine göre savunmaları oluyor, üzülmeni istemiyorduk. (sonradan öğrenilmesi mutlu ediyormuş gibi.) yine de haklı yanları muhakkak vardır, lakin ben göremiyorum diyerek neyselere sığdırmayı tercih ediyorum. öyle değil midir zaten? yaş aldıkça anlarsın çoğu şeyi. sana söylenenleri anlayamayacak bir çağdasındır her zaman ve her defasında ısrarcı davranırsın. çünkü sana göre sen kendi hatalarını kendin tecrübe edinerek öğrenmelisin. engebeli yolları kendi ayağının tozuyla geçmelisindir. zaten sana söylenen çoğu nasihati yapmamak için direnirsin, hep kafanın dikine gitmek zorundasındır çünkü. sonu ya ak olur ya da kara. bu pek de kimsenin şeyinde olmayan bir şeydir. İnsanlar genellikle kendi dertlerini yakınmaktan yanadır frank. söz sırası sana gelince ise hep kaçış yolu ararlar. (bu insanlar ne de tuhaf, ne de alçak!)
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız. bu yazıyı yazmak için 3. denememizi yapıyoruz şu anda ömürevleri sahilindeki iskelede. her seferinde yazmaya başlıyoruz ve yurtlarımızın kapanma saati geldiği için yurtlarımıza geri dönmek zorunda kalıyoruz. ama bu gece kararlıyız. bu yazıyı yazıp yolla gitsin butonuna basacağız. yazının başından beri 1.çoğul şahıs ile yazıyorum, fark etmişsinizdir illa ki. çünkü bu yazıyı, size taa ilk dikkatimi çektiği günden beri anlattığım, sonra hayatıma girmesiyle kalbimin sultanı olan hanımefendi ile yazıyoruz. şaka maka tam 1 yıl 4 ay olmuş hanımefendinin hayatıma girmeyi kabul edişi. zaman çok hızlı akıp gidiyor gerçekten ama bu hızla akıp giden zamanın içinde hızla artıp çoğalan şeyler de oluyor. aşk gibi, bağlılık gibi, mutluluk gibi, huzur gibi. eğer gerçekten hayallerinizdeki kadını hayatınızın bir parçası yaptıysanız dünya çok farklı bir hal alıyor. herhangi bir sözünü bile delicesine seviyorsunuz mesela. bir bakışına kurban olacak seviyeye geliyorsunuz. gününüzün herhangi bir saniyesinde size bir defa gülümsemesi tüm modunuzu değiştirebiliyor bir anda. bazen telefonu alıyorum elime. üstte bir mesaj olarak ismini gördüğümde bile öyle mutluluk doluyor ki içim. bunları ne kelimelerle ne de başka bir şeyle anlatabiliyor insan. uzayıp giden sohbetlerin, birlikte dinlenen şarkıların, adım adım yürünen yolların, sessiz sedasız izlenen yıldızların, birlikte dalınan hayallerin, gündüzünde olduğu gibi gece de rüyalarına gelmenin, bir kitabı beraber karıştırmanın, aynı şeyler uğruna beraber savaşmanın ve daha bir çok şeyin en güzel halini yaşıyorum yanımda duran, içimi aşkıyla dolduran hanımefendiyle. her ne kadar kelimelerle anlatamıyorum desem de insanın anlatmaya başladı mı durası gelmiyor hiç. size son bir şey daha söyleyeyim dostlarım. hayatınıza hayat olacak kadınları/erkekleri delicesine sevin. hayat karşılıklı yaşanan bir aşkla gerçekten çok güzel bir hal alıyor. ahh yahu. biz bu sene baya yoğunuz. bu sene son senesi olan bir ikizler var karşınızda. hazırlık ile başlayan serüven 5.yılında son buluyor artık. tabi son yılımızda şöyle samsunun tadını çıkaralım, gitmediğimiz yerlerine gidelim, yapamadığımız şeyleri yapalım desek de önümüzde koca bir engel var. kpss. evet her son sene öğrencisi gibi ben de kpss çalışıyorum. hem de deliler gibi. normalde ders çalışmaya karşı olan ikizler şimdi biricik yarine kavuşabilmek için delicesine ders çalışıp gün sayıyor. kitaptaki sayfaları 30'ar 40'ar çalışıp çalışıp bırakıyor arkasında. benim bir huyum var. bir şeye motive oldum mu ondan başka şeyleri görmüyor gözüm. elde edesiye kadar çalışıyorum. ama bu uzun süreli bir maraton olduğu için diğer şeyleri de ihmal etmiyorum. gezginle yolculuklarımız, okuduğumuz kitaplar, yarimin yanında ve kelimelerinde huzur bulmam ve daha bir çok şey. siz de dua edin de bir an önce, hayırlısıyla kavuşayım hayallerime. şimdi iskelede otururken de eğlendik baya. ben yazarken yarim çayımı tutuyor. bey içer misin diye soruyor. ben de gülüp, allah razı olsun hanım deyip içiyorum çayımı. pastoral bir hikayeyi canlandırıyor gibiyiz adeta, hoş gülüşler arasında. ben uzun zamandır yazmayınca yine uzattıkça uzattım sanırım. aslında yazacak daha da şeyler vardı. neyse yahu daha sık uğrarsam bu sorunu çözeriz sanırım. hepinize mutlu geceler dostlarım. rüyalarınızda sizin hayatınız olacak yarlerinizi görün. bize de dua edersiniz hem... :)
limos
sevgili edinmeden sevgililik müessesesinden soğutacaklar sıralı tam liste:
1. on dakikada bir karşı taraf yüzünden ağlayanlar
2. ona sormadan gelememciler
3. attığı tribi bize anlatması bile üç gün sürenler
4. hediye olarak 25 ytl ve üzeri tercihlerde bulunanlar
5. telefonda 15 dk ve üzeri konuşanlar
6. ben onun yanında hamburger yiyememciler
7. dışarı çıkmadan haber veren ve haber alanlar
8. o aradığında telefonu başka melodiyle çalanlar
9. hastalandığında "ay ben ona çorba yapardım"cılar
10. onun her sözünün her harfinden başka bir şey çıkarayımcılar.

not: uzun zamandır yazılıp çiziliyor bize de soruyorlar yok desek de inanmıyorlar evet doru sevgilim olmadığı için sevgilisi olanlara b*k atıyorum.
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben yorgun ve musmutluyum. yaz okulundan sonraki bir aylık yatışımın ardından bu kadar hareket halinde olmak bana müstahaktır diye düşünüyorum. öncelikle üniversitemize yeni gelen kardeşlerimize hoş geldiniz diyorum. bu üniversitede ve platformda 5. yılına giren biri olarak benden büyükler de olsa ben de kendimi bir nebze olsun yaşlanmış hissettim bak şimdi. yaşlılık sohbetlerini bir tarafa bırakayım yahu. ben bir arkadaşımı daha evlendirdim bu sene. milletin arkadaşları mı yavaş yoksa benimkiler mi çok hızlı anlamıyorum. beraber finalleri, vizeleri çalıştığımız, oda komşum olan adamlar bir bir evleniyor. bu sefer de samsuna gelmeden önce düğün için ankaradaydım. sabah erken indim, hem rahat rahat düğüne katılırım hem de biraz gezerim ankarada diye. biraz bir camiye girdim uzanıp dinlendim. allahın evlerinin kimsesiz olduğumuz zamanlarda kimsemiz olması çok hoşuma gidiyor. ondan sonra bir kahvaltı yaptım. sonra anıtkabire gittim. anıtkabirin her yeri japon dolu. kendimi yabancı bir ülkeye gelmiş gibi hissettim. türkçe konuşan azdı. bu durum şaşırttı beni. türk milletinin atasını ziyaret için geç saatleri beklemesi tuhaf bence. atatürkü ziyaret ettikten sonra dedim ki kızılaya geçeyim. orada çok güzel kitapçılar var. daha önce bir defa gitmiştim. arkadaşlarım kollarımdan tutup çıkarmışlardı beni remzi kitapevinden biz buraya kitapçı gezmeye mi geldik diye. bu sefer de otobüse binip kızılaya geçecekken arkadaşlar aldı arabayla düğüne geçtik erkenden. düğünden sonra tekrar bindik arabalara ve indim samsuna. o kadar özlemişim ki bu şehri. artık memleketim burasıymış gibi. nasıl özlemeyeyim ki. aşık olduğum, gezgin gibi bir dosta sahip olduğum. denizinden ormanlarına, havasından yollarına kadar benim olan bir şehir. bu sene yeni bir yurtta kalıyorum ben. güzel sanatlar kampüsünde üniversitemiz bir erkek yurdu açmış. ben de tesadüf eseri fark ettim. yaz okulunda başvurmuştum ve bir arkadaşımla beraber çıktı. ben çok sevdim burayı. hem ilkadımdaki çay ocaklarıma yakın, hem üniversiteye yakın. her yer bir gezgin uzaklığında :) 3 gündür eşyalarımı taşımak, eksik olan şeyleri almak, okuldaki işlerimi halletmekle uğraştım. ve dün gece 3 aydan daha fazla zamandır kendisinden ayrı kaldığım yarimle buluştum. o kadar çok özlemişim ki onu. İnsanın birini özlemesi kadar güzel bir şey varsa özlediğine kavuşabilmesi. bunu nasıl kelimelere dökebilirim nasıl anlatabilirim bilmiyorum. sevdiğinizin gözlerini öylesine izleyebilmenin mutluluğunu başka ne verebilir ki şu dünyada. İnanın ki bilmiyorum. o anların her saniyesini romanlar dolusu yazmak isterdim. ama aşk insanda unutkanlığa yol açıyor. bildiğinizi de unutuyorsunuz bir tek o kalıyor geriye. güzel sevin, güzel sevilin dostlarım. hayat aşkla çok daha başka güzel. normalde 4-5 yazıya sığdıracağım şeyleri tek yazıya sığdırmaya çalıştım. çok da uzattım farkındayım. ne yapayım yahu. dostlarımla muhabbet etmeyi seviyorum. hem de en son yazısını uzunca bir zaman önce yazmış olan bir ikizler olarak biraz da hakkım var sanki. gecenize bir fotoğraf bırakarak iyi geceler diyeyim dostlarım. bu fotoğraftaki radyo yarimin bana dün gece hediye ettiği radyo. o kadar güzel bir şey ki. elektrikle ve şarjla çalışıyor. fm özelliğinin yanında usb, sd card ve aux bağlantılarını da desteklemesiyle müzik zevkini doruklara çıkarıyor. tam hayallerimdeki gibi bir radyo. ve hayallerimdeki radyonun hayallerimdeki aşkım tarafından bana hediye edilmesi de muhteşem bir şey. odamda tek olduğum an açıyorum dinliyorum radyomu. bir yere gittiğimde de götürebilirim. yarimin hayatımın her gecesinde olduğu günlerde onunla dinleriz saatlerce. muhteşem bir şey. diğeri de fotoğraf makinem. hareketli dünyadaki zamanı durdurma aletim. aynasız olmasından dolayı o da her yere gelebiliyor benle. bir sürü güzel fotoğraflar çekiyorum onunla. radyom, fotoğraf makinem ve gezginim. 3 dostum var artık benim. geceniz bu fotoğraf kadar güzel geçsin dostlarım... :)
Nurnur
düğünler neden sevilmiyor ben çok seviyorum az önce uzun zamandır göremediğim çok kişiyi gördüm, mutluyum
mistletoe🍃
uzun zamandır ara ara gelip yazılarınızı okuduğum bu siteye artık üye olmam gerektiğine karar verdim pilimi pirtimi topladım temelli geldim, umarım aranızda bana da yer vardır, sinsi sinsi sizi okumak yerine ben de bir şeyler yazmaya çalışacağım...
o zaman herkese merhaba 🤗
ikizler
tüm gün boyunca yakıp kavurdu güneşin sıcağı yaz okuluna gelmiş şu kulları. evet. ben de yaz okuluna geldim. hem de ihtiyacım olmadığı halde geldim. bazı nedenlerim var tabi kendime göre. ama bu nedenlerden en büyüklerinden biri bu şehri gerçekten sevmem ve kendimi burada gerçekten iyi ve özgür hissetmem. her gün iyi ki de gelmişim diyorum zaten. ders bitip yurduma doğru yol aldığımda da tekrar kurdum bu cümleyi. geldim yurduma. yemeğimi yedim. sonra yine yapmayı sevdiğim şeylerden biri olan yemek sonrası yemekhane penceresinin önüne oturup öyle samsunu ve denizi izledim sessizce. ben öyle otururken bulutlar geldi, önce güneşi kapattılar sonra gökyüzünü kapladılar. ardından incecik bir sağanak boşalttılar ferahlamaya hasret şehrin üzerine. ben de bu fırsat deyip odama indim giyinip çıktım dışarı. ama yaz yağmuru. kısacık sürdü. olsun, hiç olmazsa ferahlamış yollarda yürümenin zevki bana kalmıştı. baya yürüdüm sokaklarda, çarşıda, meydanda. öylesine yürürken aklıma ne zamandır bir kitapçıya gitmek istediğim ama bir türlü gidemediğim geldi. ben de rotayı meydandaki d&r ye çevirdim. bu yaz okulunda hiç uğramamıştım. bana da çok iyi geldi hem. yeni çıkanları kurcaladım, eski olanlara defalarca bakmama rağmen bir kere daha baktım ilk defa bakıyormuş gibi. en son da dergiler bölümüne geldim. beni tanıyanlar bilir. kafkaokur dergisini pek bi severdim ben. uzun zamandır almayı bırakmıştım dergiyi. çizgilerini bozduklarını düşündüğüm için. artık hoşuma pek gitmiyordu dergi. eski tadı kalmamış gibiydi. ama bugün görünce tekrardan, dayanamadım aldım ben de. kararımdan vazgeçmeyeyim diye de gittim hemen ödedim parasını ve çıktım oradan. geldim bir çay ocağına söyledim açık, süzgeçli çayımı. açtım dergiyi göz attım şöyle. bazı sayfalar tanıdık geldi. çok sevindim onları görünce. eski dostumdu sanki. bazılarını yeni gibi görüp yadırgadım. daha yabancıyım onlara. bu yaşlanmanın bir alameti mi acaba. yeniye karşı yabancılık. sanmam. bence benim yabancılık çektiğim yenilik değil, haz aldığım şeylerin yerlerini gereksiz yere doldurmaya çalışanlara öfke. neyse yahu. benim yine öylesine yazasım geldi işte. bir ikizlerin çenesini tutumaması ve ona da tutulmamasını istemesi. hepinize mutlu geceler dostlarım. efil efil esen gecede tek sıcacık şey kalbiniz olsun...
mimarlique
uzun zamandır uykusuz kalmıyordum, yaz okulunda proje alınca özümüze döndük neyse mimarlığın abv
thyke
uzun zamandır birazını yazıp bıraktığım öykümü artık devam ettireceğim.yarım kalması epeydir huzursuz ediyordu.aslında giriş, gelişme,sonuç olarak hemen hemen kafamda oluşturdum.fakat bir türlü elime alıp yazamadım.bir yerlere düşündüğüm şeyleri aktarıp, somut hale getirmek hoşuma gidiyor.hadi bakalım şimdiden heyecan yaptım😃
Ümid Gurbanov
uzun zamandır youtube kanalının reklamını ayrıca yapmıyordum. an itibariyle 18.853 abone olmuş. bu vesileyle ben de kaç zamandır aklımda olan "20.000 abone özel videosu" adı altında yayınlayacağım bir şeyin çalışmasına başlamış bulundum.
https://www.youtube.com/user/birnevidipnot

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)