Parasetamol
şu final ve bütünleme döneminde , öğrencinin akşam yemeğinin bahar dönemine kadar kaldırılması kararında emeği geçen her kim varsa umarım en kısa zamanda açlık ile imtihan olur. bu yapılan düşüncesizliktir. bu yapılan vicdansızlıktır. kütüphanede 2 kepçe çorba dağıtıp 50 tane fotoğraf çekip 50 yerde paylaşmakla olmuyor bu işler. İnsan en azından bir yer belirler (misal yaşam merkezi ) ve kampüste akşam yemekleri verilmeye devam ederdi.
Parasetamol
kütüphane günlükleri serisine ek.(bu seriyi eski müdavimler iyi hatırlar)
yeni kütüphanedeyi uzun süredir gözlemliyorum.bir vize haftası geçti ve bir final haftası geldi.bu süreçte ne kadar çok boş insanın üniversiteye yerleşmiş olduğunu yeniden anımsadım. daha önce kütüphanede küfredilesi tipler başlıklı yazımda nazikçe iğnelemiştim bu tip insanları hatırlarsanız.ama özellikle final haftası gibi zamanlarda yer bulmak da zor olduğu için bu boş insanlardan uzaklaşmak da mümkün olmuyor.gelin bu boş insanların özelliklerini yakından inceleyelim.bu tipler kütüphaneyi kullanmayı bilmezler. özellikle bu yeni kütüphanede sesli çalışma alanı olmasına rağmen burayı kullanmayıp sessizliğin hakim olması gereken yerlerde fingirdeşenler , yanındaki kıza/erkeğe yavşayanlar , muhabbete dalanlar , gülüşenler ve sizin de şahit olduğunuz nice durumlar. biraz anlayışlı olur insan.biraz empati.belki sen iki sayfa nota bakıp bir de sınavda kopya çekerek geçeceksin dersi ama onlarca sayfayı ezberlemesi gereken insanlar var. dikkati kolay dağılabilen insanlar var. hassas olmalıyız , bu lütuf değildir , bu olması gerekendir.diger taraftan kütüphane eşyalarını hor kullanmak niye? tıp kazanmışsın muhtemelen aferin ama bi musculus brahioradialisi de çalışma masasına yazmadan ezberleyiver kardeşim.yazıktır.kitaplara zarar verenlerede yazıklar olsun.
kahve makinası yine şekersiz kahveler yaptığından hatta para yuttuğundan dolayı bu makinalardan artık çay kahve almıyorum.eski kütüphanede zehir gibi acı köpüğü olsa da bu makinaların kahvesini içerdim.şimdi tansiyonum çıkıyor, malum yaşlandık artık.
yeni kütüphanenin en sessiz çalışma ortamı en üst katta soldaki beyaz salon( niyeyse oraya beyaz salon diyesim geldi) o kadar sessiz ki kapı dahi kapatılmıyor ses olur diye.ki zaten kapıya yapıştırılmış uyarı yazısı dikkatinizi çeker.beyaz salonda çalışan herkes bu sessizliğe ayak uyduruyor.ayak uyduramayanlar ise sert ve imalı bakışlar ile uyarılıyor. kütüphanenin en soğuk çalışma alanı da yine en üst katta bulunan ve diğer katlarda olmayan , pvc ile kapatılıp odaya katılan balkon misali duran yol manzaralı , ayrıca beyaz salon ile bağlantı kapısı bulunan yer. buraya da artık balkon diyeceğim.1 ve 2 . katlar standart. orta alanda çalışmak ayrı keyif verici. arada aşagı ve yukarı katlara bakıp “ millet ders çalışıyor mu ? “ , “ acaba şurdan atlasam ağlar beni ne kadar yukarı savurur? “ , “‘ eyooo ‘ diye bağırsam bakmayan olur mu ?” gibi saçma düşünceler ile derse kısa aralar vererek çalışmaktan bahsediyorum , evet bu keyif verici . farkında olmadan mola vermiş oluyor insan. kütüphanenin selçuklu mimarisi örnek alınarak yapıldığına kulak misafiri oldum ama neresi örneğe uygun yapılmış onu tam anlayamadım.girişte tahta kapıyı acıyorsunuz ve sizi solda kimsenin olmadığı bi masa karşılıyor, sonra ötücü camlı alandan geçip danışmadaki görevli ile kısa süreli gözgöze geldikten sonra solda multimedya birimi ( eski kütüphanede adı böyle idi ) içerisinde bazen şaşılacak hızda internete bağlanan pc ler bulunmakta. bazı pc ler ise çalışmamakta/internete bağlanamamakta.evet buraya pc salonu diyelim. buranın da müdavimleri var elbet.
danışmanın arkasındaki dairesel masada hiç çalışmadım. düşünsenize ya üstünüze biri tükürse yukarıdan. birisi su içerken elinden şişeyi düşürse yağmur misali dairesel masayı ıslatır.evet bunlar kuruntu.
eski kütüphanenin müdavimleri vardı.bu müdavimleri görmek isterseniz ilgili kata çıkardınız ve müdavimler yerlerinde çalışmakta olurlardı.ama şimdi bu imkansızlaştı.misal eski kütüphanede giriş katta çalışan tıpçı bir grup vardı birde mühendis grup.en üst katta da tıpcılar vardı. hatta ara katta da vardı tıpcılar. çıkmıyorlardı sanki kütüphaneden.
eski kütüphanede kitap aramak daha eğlenceli idi. şimdi ise daha yorucu.
artık lavaboların pencerelerinden ziraatçilerin ekinlerine bakıp boy vermelerini seyrede duracağız.şöyle salatalık domates ekseler keşke.olgunlaşınca girerdik bahçeye.bugün dikkat ettim çift sıra beton direk dikilmiş ama araya tel çekilmemiş.birde demir kapı konulmuş...
yazı daha sıkıcı hale gelmeden burada kesiyorum.
beni sorar iseniz ben kütüphanede raftan bir kitap seçip oturup o kitabı okuyan yaşlı amcayım. evet evet o yaşlı amca benim.
Parasetamol
tanrı bütün kullara rızkını dağıtırken
kimi sırtüstü yatar kimi boşta gezerken
kul ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi
kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti

o mahallede herkes gömlek giyerdi
bizim kul ahmet bir gün bir ceket diktirdi diktirir ya
mahalleye dert oldu kul ahmet'in ceketi

kul ahmet erken kalkar haydi ya nasip derdi
kimseler anlamazdı ya nasip ne demekti
herkes gömlek giyerken ahmet ceket giyerdi
konu komşuya dert oldu kul ahmet'in ceketi

mahalleli kahvede muhabbet peşindeyken
leylekler lak lak edip peynir gemisi yüklerken
kul ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti

herkes gömlek giye dursun

bizim kul ahmet ceketini birde astarla kaplatıverdi kaplatır ya
mahalleye dert oldu kul ahmet'in ceketi
kul ahmet erken yatar sabaha ya kısmet derdi
kimseler anlamazdı ya kısmet ne demekti
herkes gömlek giyerdi
konu komşuya dert oldu kul ahmet'in ceketi

bir gün bir yoksul öldü üzüldü mahalleli
ama bir kefen parası bulamadı mahalleli
kul ahmet dedi yalan dünya çıkardı ceketini
örttü garibin üstüne kaldırdı cenazeyi

sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
bizim kul ahmet birdenbire oluverdi ahmet bey
ceket ise ahmet beyin ceketi
İbreti alem oldu ahmet beyin ceketi
sonunda herkes anladı ya nasip ya kısmeti
İbreti alem oldu ahmet beyin ceketi
meğerse tüm keramet ceketteymiş be ahmet
barış a sorar isen sen bu yolda devam et