snorlax
epeyce vakittir mai' yi yalnızca birkaç eşyamı ararken gördüm sanırım. soluk sayfalarında gezinmem için biriken onca şeyi hala erteliyor, görmezden geliyorum. 'bazen kaybettiğimiz bir şeyler olduğunu hissediyoruz, neyi kaybettiğimizi ararken elimizde kalanları da yitirip, en sonunda kendimize geç kalıyoruz. beş bin güle sahip olmak isterken bir damla suda bulacaklarımızı da yitiriyoruz. sonrası yok. geriye dönecek yol da kalmamış, ileri atacak adım da...' bu satırlar biraz incitiyor beni açıkçası. yazan kişiyi yazıları dışında tanımıyorum fakat benden daha güzel şekilde benim hislerime tercüman olan birilerini görünce küçük bir gülümseme yerleşiyor yüzüme ve biraz daha rahatlamış hissediyorum. mantıklı gelmiyor bu kimi zaman çünkü kendimi kandırmış gibi hissediyorum. yine de o anki etkisi düşünülürse pek tartışmıyorum kendimle bu konuyu. tam da akşam üzerindeki gibi bir havada oturup mai ile dertleşmek iyi olurdu ama önceliğim haline gelmesi gereken şeyler yüzünden olamadı. bir görünüp bir kaybolan güneş'le yürüyüp, yorulunca yer yer nemi geçmemiş bir bankta soluklanmak isterdim. sanırım konuşkan olmadığım zamanlara yaklaşıyorum yeniden. tek farkla yalnız bu kez kendi seçimim olmayacak. okul hayatımın devam edecek olmasının eksi yönü diyebiliriz. fotoğraf çekerek 'an' ı yakalama güzelliğine tutuldum şu aralar. özellikle sevmem o anı yaşamak dururken kayıt altına almayı. fakat bunun dışında gezerken ya da öylesine dururken göze çarpan hoş bir kareyi yakalamak keyifli oluyor. bulutları, gün batımını, ani uçuşları olan değişik böcekleri, denizi, kuşları... bunun ilerlemesini gerçekten çok isterim. şuraya bir şarkı iliştireyim. barış diri- yine gönlüm karardı. bir bardak ırahan şerbeti ve gökyüzündeki yıldızlar kadar güzel geçsin geceniz. esen kalın 🌠
snorlax
parmak kıtlatma gibi bir alışkanlığım var ki hiç sevmiyorum. bazen yaptığımı fark etmiyorum bile. İşte bunu yaparken bazen takılır kalır o 'kıt' sesi gelmez. üstelik denedikçe acır ama yine de bir tek onu yaparsa rahatlayacak gibi hissedilir ya hani işte öylesi bir şey hem ruhen var hem de fiziki olarak var. İkincisi için yapabileceğim bir şey yok esasen ama birincisi şu aralar çok canımı sıkmaya başladı. yakın zamanda radikal bir karar aldım. sonuçlarını görmek için henüz erken fakat kendim için alabileceğim en doğru karar belki de. velhasıl her şey kabulüm deyip o 'kıt' sesini duyayım diye uğraşacağım. artık kırılır mııı yoksa rahatlar mı orası muamma. yine de şimdiyi düşünecek olursam gelecek adına gerçekten güzel şeyler olacağına yönelik duygular uyandırıyor bende. birkaç adım geri gidip şöyle bir bakınca eksiklik dediğim şeyleri isimlendirebiliyorum. hayat şu aralar daha bir hızlı geçiyor sanki. zaman kavramı değişti de haberim mi yok diye düşünüyorum. bu da huzursuz hissedip bir şeyler yapma zamanı geldi diye işaret kabul etmeme yetti. sözde kalan şeyler canlanıp uçuşsun istiyorum artık yaşantımda. bir de sonbahar gelse güzel olur sanki artık. sıcaklar yetmiyor gibi bir de sivrisinekler var. avuç içi ısırılır mı nasıl insafsız bir davranış? konu dağıldığına göre yazının bitme zamanı gelmiş. şuraya bir şarkı iliştireyim. üç hürel- bir sevmek bin defa ölmek demekmiş. eski şarkılar daha mı kalbe dokunuyormuş ne? geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın, hoş kalın🌠
snorlax
her gece aynı saatte uyandığım bir saat vardı bir zamanlar. İstisnasız her gece... kurulu saat gibi kendimi uyandırır bir süre gözlerim kapalı öylece dururdum. sonra perdeyi hafifçe aralar sokak lambasının ışığını izlerdim. her an bir şey düşünür mü insan? her an zihni kalabalık mıdır? İşte o anlarda alabildiğine sessiz hissederdim. öyle olmadığını bile bile üstelik. bir çeşit illüzyon geliştirmiştim istem dışı anlaşılan. genelde yağmur yağardı o zamanlar. camda birbirlerine tutunan damlacıklar arkasından görünen ışık zaten yeteri kadar iyi görmeyen gözlerimde daha da puslu bir hal alırdı. bazen güneş'in doğuşuna şahit olacak kadar o şekilde otururdum. sıkılmak eyleminden en uzak olduğum zamanın böylesi bir vakit geçirme olması aslında düşündürücü gelmiştir sonradan. fakat o anın getirisi o idi. fark ettim de bir süredir yine her gece belli bir saatte uyanıyorum. öncekinden epey farklı olmasına rağmen benzerlikler taşımıyor diyemem. denir ki; karadutun lekesini sadece onun yaprağı çıkarırmış. ertelemek, kaçmak ya da alternatif çözümler aramak kimi zaman beyhude bir çaba. bunu gerçekten anlamam biraz zamanımı aldı ne yalan söyleyeyim. bu anı önemsemek gerekiyor ki gelecekte geçmişim olacak bu zaman daha öncekiler gibi olmasın. belki de şu an aynı yıldıza bakıp dertleşiyoruzdur sevgili okur. gönlünün ağırlığı dinsin inşallah. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın🌠
snorlax
göğsümde hissettiğim koşturup duran taylar biraz yoruldu bu aralar. oysaki olacak iş değil ya da olmamalıydı.. biraz dinlenmek iyi gelir deyip uçsuz bucaksız yemyeşil bir ovada istirahat etmelerine izin verdim. burası yeşilin her tonunu barındıran bir yer. binbir çeşit çiçeğin kokuları sarıyor etrafı. rüzgar üşütmüyor aksine ferahlatıyor, rahatlatıyor. gökyüzünde göç eden kuşları izliyorsunuz güneş batmak üzere iken. onların uzaklardan gelen seslerine akıp giden su sesi eşlik ediyor. ötelerde görünen heybetli dağın zirvesi karlı. yamacında görünen evler var. ne yaparsam yapayım insanlardan tamamen uzak kalamadığımın bir kanıtı gibi hayalim. yine de bir yerlerde uzak dahi olsa olsunlar istiyorum. sadece bazen bütün o hengameden kaçmak iyi geliyor. olabildiği kadar.. bulutlara dikkat ettiniz mi bu aralar? eskiden çok fazla olduklarını biliyorum ama sanki bir ara kaybolmuşlardı. ya da ben gökyüzüne bakmayı bırakmışım o aralar. son zamanlarda o kadar dikkatimi çeker oldular ki sürekli onları izler oldum. hareket edişleri, şekil değiştirmeleri... İç sesimle konuşma olayım arttı bu ' neye benziyor oyunu' yüzünden işte orada biraz düşünmüyor değilim neler oluyor diye. şuraya bir şarkı iliştireyim. özlem tekin- kimse bilmez. geceniz ' seni gördüm göreli mevsim değişti' sözü kadar güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın, musmutlu olun👧
snorlax
belki şurada başı ahan da böyle ağrıyan grip bir pokémon vardır.
snorlax
hayırlı bayramlaaaar 🍬🍬 fazla tatlı da şaapmayın tamam mı 👧
Rider
hepimize hayırlı bayramlar 😇😇 fazla şeker 🍬 🍬 şaapmayın tamam mı 😷😷
snorlax
tam da şu an dinlediğim şarkıya bir yağmur eşlik etsin isterdim. balkonun kenarına çarpan her bir damlanın serinliğini hissettiğim, havadaki o nemli hali ve ciğerlerimi dolduran o güzel toprak kokusu ile eşlik etse geceme. dumanı üzerinde çayımdan aldığım her yudum tatlı bir sıcaklık demek. miyop olmamın güzel bir yanını buldum bir süre önce. uzaklarda ve yakında bulunan tüm binalardan görünen ışıklar sanki efekt uygulanmış gibi belirsiz bir halde görünüyor. dağınık gibi. ve bu haliyle oldukça güzel görünüyorlar. İtiraf etmeliyim bazen sırf bu belirsiz görüntü için takmıyorum gözlüğümü. gelip geçen arabalar yolculuk isteğini gün yüzüne çıkardı yine bende. belki bir süre sonra... şuraya bir şarkı iliştireyim. brenna maccrimmon- yağmur yağar taş üstüne. bir bardak ırahan şerbeti kadar güzel geçsin geceniz. hasta olanlara ise tabii ki zencefil öneriyorum. kendinize dikkat edin dedikodu meclisi. esen kalın🌠
snorlax
'dedikodunun dedikodusunu yapıyoruz' diyerek kulaklarınızı çınlattık @ortayakarisik ile bugün. kendisinin zarif hediyesi öncesinde benim tavla öğretmiş olmam da aynı naiflikteydi gerçekten 😂 keşke bazı insanlarla daha erken tanışabilseydim diyorum.. geceniz şahane geçsin dedikodu meclisi. esen kalın musmutlu olun👧
snorlax
yılın bu zamanlarında balkonda oturmayı çok seviyorum. hafif serin, rüzgarlı... kulaklığımı takıp sandalyeme bağdaş kurup oturduktan sonra bir süre de olsa iç dünyama çekiliyorum. yanımdaki masada duran fesleğen kokusu ve köşedeki sokak lambasından gelen belli belirsiz ışık ile epey huzurlu hissediyorum. bir koşturmacadır gidiyor çevremdekiler. fakat öyle böyle değil pata küte resmen. hal böyle olunca kendimi durmuş onları izliyormuş gibi zannetmeye başladım bir an. geçenlerde plüton ile ilgili bir paylaşım okumuştum. gezegen sayılıp, gezegenlikten çıkarıldığından beri güneş etrafında hiç tam tur dönmemiş. altta da bir fotoğrafı var. İster istemez gülümsedim al kırmışsınız işte diye. nasıl şirin göründü gözüme anlatamam. bağ kurdum 12 saniyede. şu aralar gökyüzüne olan merakım daha da bir arttı zaten. küçük araştırmalar, belgeseller filan derken buna yönelmek istediğimi fark ettim. çok küçükken boylu boyunca yere uzanıp tek tek saymaya çalıştığım yıldızları şimdi daha detaylı öğrenmek istiyorum. bunların dışında ağaçları ya da bitkileri de birbirinden ayırt edebilmek güzel olur sanırım. o kadar garip ilerleyen zamandan sonra basit fakat huzurlu hissettirecek şeylere ihtiyacım olduğunu fark etmem biraz geç olmuştu. buna rağmen uygulamamak ise tamamen kendi tercihim idi. ne yanlış.. kendi isteklerini, hayallerini unutuyor insan çevresindeki karmaşada bazen. yönünü bulmak için başını kaldırıp etrafı incelemesi gerekiyor. şu an o noktadayım sanırım. ne olursa olsun sana gerçekten kıymet veren birkaç insan ileride bu engebeli yoldaki mücadeleni hatırlayıp yanında olacak. bunu yeterince daraltmamışım ben. şimdilerde çember epey küçüldü. melek mosso- vursalar ölemem şarkısını ilistireyim şuraya. yıldız tilbe ayrı elbet ama yan flüt başladığı anda şarkının insan üzerindeki etkisi katlanıyor da katlanıyor bu yorumda. geceniz şahane geçsin dedikodu meclisi. esen kalın, musmutlu olun..
snorlax
kiraz çiçekleri solmadan, dalında taptaze dururken dökülmeye başlar. rüzgarda uçuşur, ağaç diplerini pembelere, beyazlara ve nice tonlara boyar. çok güzel olmalarına karşın buruk bir his bırakır ne zaman görsem. nedendir bilinmez birkaç senedir özellikle ilgimi çekmeye başladılar. burada da bahsettiğim kitaplarımın, radyomun olduğu huzurlu odanın penceresinden bakınca görmek istediğim manzaraya bunu da ekledim. hayal kurmak kimilerince saçma bulunsa da vazgeçebildiğim bir konu değil. hoş vazgeçmek istiyor muyum o da ayrı bir konu. bunu da bırakırsam nice olur halim bilemiyorum. kumların üzerine oturup denizi izlerken söylediğim şarkılar olmaz mesela. yeni yeni kendimi kaptırdığım şiirlerden uzak kalırım. ya da bisikleti daha hızlı sürmeye, o heyecanı hissetmeye, rüzgarı olabildiğince yanımda görmeye yanaşmam. düşerim korkusu kaplar yüreğimi duygularım ile hareket etmem. bu da isteyeceğim bir şey olmaz. elimde avucumda kalan birkaç şeyi de böyle yitirmek istemiyorum. fakat bazılarını bırakmak mecburiyetinde hissediyorum son zamanlarda. çelişkiler, belirsizlikler içerisinde kaybolup giderim gibi geliyor yoksa. devam edebilmem buna bağlıymış gibi hissediyorum. aslında çok garip öncesinde büyük bir hevesle devam ettiğiniz bir şeyin sonradan size ne kadar zarar verdiğini görüyorsunuz. atsan atılmıyor bir süre öyle ilerliyorsun. sonra ansızın gelen bir farkındalık ile bir şey yapmalıyım diyorsun kendine. kendine daha iyi davranıyorsun. gönlünü sarıp sarmalıyorsun. derken hafifliyor gerçekten. daha berrak bir zihinle devam ediyorsun. tüm bunlar varken hayal kurmak sığınılacak bir liman benim için. şuraya en sevdiğiniz şarkıyı iliştiriyorum. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın..
snorlax
... heyecanlı bir halde birbirlerine bir şeyler anlatan iki kadının yanından geçip giderken uzak gökyüzüne bakan başını onlara çevirip biraz olsun yüzlerini inceledi. yılların armağan ettiği kırışıklıklar gözlerinin kenarında yer etmiş iyice. fakat gülümsemeleri öyle içten görünürken hiç bir önemi yok bunun. İnsan gülmeli, tebessüm etmeli. bunu bıraktığında kalbi çürüyor gibi hisseder hep. sanki hücre hücre ölüyor gibi. konuşmayı seven, espriler yapan, hareketli biri vardır çevrenizde işte öyle biri. fakat şu aralar suskun, durgun, pek de çevresi ile ilgili olmayan biri. herkeste bir neyin var sorusu var ki sormayın. kötü değil fakat eksik bir şeyler var sanki. huysuz bacak sendromu diye bir şey var bilirsiniz belki onun gibi bir şey var desek yalan olmaz sanırım. ruhen bu hissiyat var işte. yollar karışık.. yürüyor ama nereye? okuduğu kitaplar, dinlediği şarkılar da yetmez oldu zihnini dinlendirmeye. anlatsa çözülür muhtemelen ama kime ne kadar anlatsın. en iyi biliyorum dediği insanlar farklı farklı şeylerle çıkıyor karşısına. bir bisiklet, bir sırt çantası ile diyar diyar gezme hayalleri arttı. yüksek dağların zirvesinde uyanıp gün doğumunu izlemek mesela. ya da ciğerleri oksijenden acıyacak orman havasına ihtiyacı var. ve belki de en çok ince kumlar üzerinde deniz suyu ayağına çarparken yavaşça yürüdüğü akşam üzerilerine ihtiyacı var. sevgiyi gösterme şekli hiç bir zaman beklenildiği gibi olmadı belki de bunun etkilerini görüyor şu an. kelimelerden ziyade davranışlara bakmayı unutmuş insanlar. sözde kalmış her şey yapılanlar unutulmuş. her zamanki yerine gidip mavi defterine dert yanarken fark etti bunları. sonra kalkıp yolu olabildiğince uzatıp evine döndü. ara sokaklardan, mahallelerden geçti. evlerin bahçelerindeki meyve ağaçlarına, marullara, kara lahanalara baktı. evdeki domatesler ne zaman çıkar acaba düşüncesi geçti aklından. İlk çıkan domates size armağanı olsun... geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın...
snorlax
bir süredir aradığım gün başlangıcı huzuru okuyunca bile bir hoş oldum. ( bknz: geceye bir özlem bırak ) ha geceee ha gündüz ne fark eder, her yanımız olmuş hüzün bizi bu kahreder adjkljadj ulaşım aracı olarak dolmuş da kullanmıyorum nasıl oldu bu..?
Zeze
sabah erken (08:30)da kalktım. yürüyüşümü falan yaptım, evet evet ben. uykunun hayattaki en güzel şey olduğunu söyleyen ben. o öyle değilmiş, daha güzel şeyler varmış. neyse geldim eve açtım radyoyu, cem karaca ardından erkin koray çaldı. ulan öyle mutlu oldum ki, anlatılmaz ya 😅😎 kahvaltı hazırladım, tam pazar kahvaltısı. o sırada zil çaldı. karşı komşu ayşe teyzeciğim geçen hafta getirdiği aşure az gelmiştir diye bugün yenisini yapıp getirmiş. bebeğim misin yaaa diyemedim tabi ama tatlışlığını belli ettim 🙈 gün güzel başladı yani, hayatım tam bu sevimlilikte devam edebilir. tam da bu şekilde 😎😅
snorlax
bu üzdü.. arada okuyordum çok bunalıp da kendim yazabilecek durumda hissedemeyince.
snorlax
... güneş batmak üzereyken indi aşağıya. turuncuya çalan rengin maviyle buluşmasına baktı gökyüzünde. hatta başka renklere. ardında beyaz bir iz bırakan uçağın nereye gittiğini düşündü ve ne kadar şanslı olduğunu... sakince yürümeye başladığı yolun kaldırım taşlarının çizgilerine basmamak için uğraşırken buldu kendini bir ara. küçüken oynadığı bu oyun hala aynı şekilde duruyormuş. ' İşte yandın! tekrardan' der canı sıkılana kadar bitirmezdi bunu yapmayı. biraz oyun biraz da merak ile etrafa bakınma derken iskeleye gelmişti bile. her zamanki yere kadar yürüdü. sonra durup denizin en dibini görmeye çalıştı yine, yeniden. belki deniz analarını görürüm umuduyla daha da dikkatli incelemeye koyuldu. sonra garip bir hareketlilik ile belli bir bölgeye bakakaldı. küçük bir yavru balık sürüsü aceleleri varmışçasına yüzüyorlardı. zihninde onlara replikler yazıp işi eğlenceli hale getirdi biraz daha. dalgalardan yansıyan parıltılar ile daha da güzel görünüyorlardı. balıkları izlerken yüzüne yerleşen tebessüm bazı şeyleri hatırlaması ile 'acı' bir hal aldı. İlla ki olur bu zaten hep alıştı artık. balıklar gibi kendisi de hep bir koşturma içinde. fakat ruhen bu daha fazla. ne yalan söyleyeyim hali pek iyi değil fakat yine de devam ediyor. bıkmadan kendisini dinleyen bir defteri -mai- usanmadan okuduğu kitapları var. kafasının karışık olduğu zamanları sevmez. kim sever ki zaten? böyle zamanlarda kendine kızdığı için sevmez aslına bakarsanız. hatta belki de sadece... esasen anlatacak çok şey var da dile gelemiyor. İnsanın içinde kalıyor. kimilerine göre kolay hatta kendisine bile zaman zaman. fakat öyle olmuyor işte... bir papatyayı defterinin arasına yerleştirip bir sayfayı daha hisleriyle doldurdu. acaba bittiğinde ne olacak..? geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın...


snorlax
herkese selamlar! yolcu olanlar, gelenler, gidenler var şu aralar sıkça gördüğüm. özlem baskın bir duygu arkadaşlarım arasında da bu yüzden gidebilenler gittiler bile. özlem... aslında benim söylemekte çekimser kaldığım bir kelimedir bu. nedense dilim dönmez, aklımdan, gönlümden geçirmek istemem. bazı özlemlerime kavuşamayacağım içindir belki de. belirsiz bir halde sonuna soru işareti konulmuş cümleler gibi aslında bunlar. kimileri de var ki ben de dört gözle bekliyorum. taze domates dallarının kokusu gibi mesela. kesince kütürt diye ses çıkan kıpkırmızı karpuzlar gibi. ya da bir ekip bin toplanan sivri biberler gibi. tomurcuklanmış ağaçlar, her tarafı rengarenk yapan çiçekler gibi. artık otobüse binmiyorum. evlerin bahçelerine ekilen mahsulleri görmek, durup ağaçları incelemek istiyor, öyle de yapıyorum. bu ağaç ne ağacı acaba diye soruyorum kendi kendime. kesin bir bilgiden yoksun, şu olsa gerek deyip çıkıveriyorum işin içinden. baharın kar taneleri dediğim papatyalar sarmış etrafı. can acıtır biraz... yine de güzelliklerini gölgelemez gözümde bu. tıpkı yağmuru hala sevmem gibi. bugün misafirlerimiz geldi yine. her sene bu zamanlar balkonumuzu yuva belleyen serçeler...minik yavrunun henüz oturmamış tiz sesini duyunca koştum balkona. tatlı tatlı yoklar ya hani bazı şeyler insanın kalbini. bu olay da öyle işte bende. kuşum öldüğünde şubat' ın sonuydu. o bahar bu misafirlerimiz geldi... hoşgeldiniz yeniden minikler :) sonbaharın hüzünlü havası, kışın yorgunluğu üzerine bahar tazelik, canlılık katar. kavurucu sıcaklar gelmeden tadını çıkaranlardanım ben de işte. geceniz, günleriniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın, huzurlu olun 👧🍃
snorlax
indila- love story 🍃
bu şarkıdaki huzuru rüyalarınızda hissedin dedikodu meclisi. geceniz güzel geçsin...
snorlax
annem: tabak boş gönderilmez.
( neden böyle şeyleri zeki müren' in tabiriyle rejim yemekleri yeme kararı almış iken yapıyorsun canım annem...)
snorlax
kilo aldılarsa sebebi benim attığım simitler olabilir 😂