snorlax
... güneş batmak üzereyken indi aşağıya. turuncuya çalan rengin maviyle buluşmasına baktı gökyüzünde. hatta başka renklere. ardında beyaz bir iz bırakan uçağın nereye gittiğini düşündü ve ne kadar şanslı olduğunu... sakince yürümeye başladığı yolun kaldırım taşlarının çizgilerine basmamak için uğraşırken buldu kendini bir ara. küçüken oynadığı bu oyun hala aynı şekilde duruyormuş. ' İşte yandın! tekrardan' der canı sıkılana kadar bitirmezdi bunu yapmayı. biraz oyun biraz da merak ile etrafa bakınma derken iskeleye gelmişti bile. her zamanki yere kadar yürüdü. sonra durup denizin en dibini görmeye çalıştı yine, yeniden. belki deniz analarını görürüm umuduyla daha da dikkatli incelemeye koyuldu. sonra garip bir hareketlilik ile belli bir bölgeye bakakaldı. küçük bir yavru balık sürüsü aceleleri varmışçasına yüzüyorlardı. zihninde onlara replikler yazıp işi eğlenceli hale getirdi biraz daha. dalgalardan yansıyan parıltılar ile daha da güzel görünüyorlardı. balıkları izlerken yüzüne yerleşen tebessüm bazı şeyleri hatırlaması ile 'acı' bir hal aldı. İlla ki olur bu zaten hep alıştı artık. balıklar gibi kendisi de hep bir koşturma içinde. fakat ruhen bu daha fazla. ne yalan söyleyeyim hali pek iyi değil fakat yine de devam ediyor. bıkmadan kendisini dinleyen bir defteri -mai- usanmadan okuduğu kitapları var. kafasının karışık olduğu zamanları sevmez. kim sever ki zaten? böyle zamanlarda kendine kızdığı için sevmez aslına bakarsanız. hatta belki de sadece... esasen anlatacak çok şey var da dile gelemiyor. İnsanın içinde kalıyor. kimilerine göre kolay hatta kendisine bile zaman zaman. fakat öyle olmuyor işte... bir papatyayı defterinin arasına yerleştirip bir sayfayı daha hisleriyle doldurdu. acaba bittiğinde ne olacak..? geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın...


snorlax
herkese selamlar! yolcu olanlar, gelenler, gidenler var şu aralar sıkça gördüğüm. özlem baskın bir duygu arkadaşlarım arasında da bu yüzden gidebilenler gittiler bile. özlem... aslında benim söylemekte çekimser kaldığım bir kelimedir bu. nedense dilim dönmez, aklımdan, gönlümden geçirmek istemem. bazı özlemlerime kavuşamayacağım içindir belki de. belirsiz bir halde sonuna soru işareti konulmuş cümleler gibi aslında bunlar. kimileri de var ki ben de dört gözle bekliyorum. taze domates dallarının kokusu gibi mesela. kesince kütürt diye ses çıkan kıpkırmızı karpuzlar gibi. ya da bir ekip bin toplanan sivri biberler gibi. tomurcuklanmış ağaçlar, her tarafı rengarenk yapan çiçekler gibi. artık otobüse binmiyorum. evlerin bahçelerine ekilen mahsulleri görmek, durup ağaçları incelemek istiyor, öyle de yapıyorum. bu ağaç ne ağacı acaba diye soruyorum kendi kendime. kesin bir bilgiden yoksun, şu olsa gerek deyip çıkıveriyorum işin içinden. baharın kar taneleri dediğim papatyalar sarmış etrafı. can acıtır biraz... yine de güzelliklerini gölgelemez gözümde bu. tıpkı yağmuru hala sevmem gibi. bugün misafirlerimiz geldi yine. her sene bu zamanlar balkonumuzu yuva belleyen serçeler...minik yavrunun henüz oturmamış tiz sesini duyunca koştum balkona. tatlı tatlı yoklar ya hani bazı şeyler insanın kalbini. bu olay da öyle işte bende. kuşum öldüğünde şubat' ın sonuydu. o bahar bu misafirlerimiz geldi... hoşgeldiniz yeniden minikler :) sonbaharın hüzünlü havası, kışın yorgunluğu üzerine bahar tazelik, canlılık katar. kavurucu sıcaklar gelmeden tadını çıkaranlardanım ben de işte. geceniz, günleriniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın, huzurlu olun 👧🍃
snorlax
indila- love story 🍃
bu şarkıdaki huzuru rüyalarınızda hissedin dedikodu meclisi. geceniz güzel geçsin...
snorlax
annem: tabak boş gönderilmez.
( neden böyle şeyleri zeki müren' in tabiriyle rejim yemekleri yeme kararı almış iken yapıyorsun canım annem...)
snorlax
kilo aldılarsa sebebi benim attığım simitler olabilir 😂
snorlax
bir zaman önce

annem: yarın temizlik var ona göre
snorlax: tamamdır. seviyesi nedir pekii? çok abartmazsın herhalde.
annem: yok ya çabucak biter. öyle fazla bir şey yapmayız şimdilik.

bugün eve gelirim. sadece gözleri görünecek şekilde bağladığı yazması ile kapıyı açar...

snorlax: naaaptın gıı? bu hal ne?
annem: ne yapmışım? temizlik yapıyoruz snorlax bu nasıl soru?
snorlax: burada abes olan benim sorum mu yani koridor su içinde göl olmuş bildiğin 😂 kezzap mı döktün ayrıca bu koku ne gözünü sevdiğim?
annem: gelele gel ben yoruldum biraz da sen sil diğer yerleri yaptım da burası kaldı.
snorlax: anne hani abartmıyorduk ya silip durulamak neyimize yetmedi de koridoru kovayla su döküp yıkıyoruz hiç mantıklı mı?
annem: mantıklı olması umrumda değil hijyenik olması umrumda. benim tansiyonum düştü bitirince haber ver de halıları serelim.
snorlax: yeminle sinirim bozuldu 😂😂 bana da bir yazma ver bari zehirleneceğiz...
snorlax
İnsanları izliyor gibi görünüyorum muhtemelen böyle şarkı dinleyip etrafıma bakarken ama çoğu zaman aklımdan geçen şeyler ön plandadır. aynı şarkıyı bu kaçıncı dinleyişim bilmiyorum bile. eskiden beri bir elektrikli bisiklet sahibi olma isteğim var. hatta o şekilde gezmek... sakıncalı bulunuyor. fark ettim de pek çok isteğim bu sebeple geri plana atılıyor, ben de müsaade ediyorum. bazıları erteleniyor sözde zamanı olmadığı gerekçesi ile. fakat daha önce de olduğu gibi onların da başına aynı şey gelecek. bunu düşünürken buldum kendimi. nereye kadar böyle olur diye sordum kendime. bir zaman gelecek ki başka şeyler çıkacak bu kez de onlar engel olacak. ve zaman geri dönüşü mümkün olmayan en önemli şey. görmek istediğim sayısız yer, yapmak istediğim nice şey var. telefonumu kapatıp ılık tuzlu su ayağıma çarparken sahilde yürümek, karşıda gördüğüm kayalığa tırmanıp zirveye ulaşınca güneş' in batışını izlemek istiyorum mesela. önceliklerimin belli bir kalıpta ve herkesçe kabul edilen şeyler olması üzücü. bunu başka sebeplerden benimsemiş olmak daha da üzücü. misal okulum uzuyor fakat ben hayatımda ne gibi şeyler olur diye düşünürken ya da bu süreçte başka ne yapıp bunu işe yarar bir hale getirebilirim derken diğerleri başkalarına ne diyebilecekleri üzerine düşünüyor. ne yalan söyleyeyim tam da şu an gözler dolar da acı bir gülümseme yerleşir ya hani o var işte. belki de uzaklaşma ve bir başıma bir şeyler yapma isteğim hep bundandır temelde. şarkılar insanın ruh halini etkiliyor bir kez daha görmüş oldum :) gününüzün kalan zamanı şahane geçsin dedikodu meclisi. esen kalın 🍁
calimeroo 🤕
geçenlerde bahsetmiştim anı önce gözleriyle değil de telefonlarıyla yakalamaya çalışanlardan... sanırım bende de anı yazma telaşesi var, şimdilerde... karanlığın yavaş yavaş çöküşüne şahit olduğum bir banktan yazıyorum bunları... küflü toprağın, ağaçların, yosunların hatta belki minik minik çiçeklerin kokuları arasındayım... evlerin birinden kurabiye kokusu da yükseliyor, mis yuva kokusu... sıcak esen rüzgar yerini serin bir esintiye bırakıyor vakit ilerledikçe... bir yerlerde cıvıldaşan kuşların, havlayan köpeklerin, tek tük çevreden geçen arabaların sesleri... hepsini yüzümde ufak bir tebessümle karşılıyorum... karamsar bir insanım ben daha doğrusu acıyı içselleştirenlerdenim, zor bir huy bu fakat öyleyim işte... bu kadar karamsarlığın içinde bazen aşırı pozitif olabildiğim anlara sımsıkı tutunuyorum onlar benim can yeleklerim, boğulmamamın garantisi... bu sessizlik ve huzur anında o aşırı pozitiflik anlarından birini yaşıyorum, bozulmasın diye yerimden kımıldamıyorum bile... biraz pozitiflik koyup heybeme yoluma devam edeceğim... derin birkaç nefes daha ve yoluma devam etmeye hazırım.
snorlax
benden önceki dokuz kişi işlemlerini çabucak yapmış da sıra bana gelince atm bozulmuş gibi bir akşam üzeri.
themuallim
sokakta yardım dilenen teyze herkes için sevdiğine kavuşmasını dilemiş de beni görünce "allah kaza bela vermesin" demiş gibi bir sabah. günaydınlar efenim.
snorlax
yatağımın pencerenin önünde olmasını özellikle daha çok seviyorum. her ne kadar' soğuk gelir çabuk hasta olursun ' diye düşünüp annem istemese de bir şekilde bu hale getirdim yeniden. geceleri perdeyi aralayıp gökyüzüne bakmayı seviyorum. her şeyden biraz olsun kopup zihnimdeki gizli kurtarılmış bölgelerime kavuşuyorum. günün bütün hengamesini ayrıştırıp biraz olsun rahatlıyorum. yıldızların görünmediği günlerde binaların bahçelerindeki lambalar ve sokak lambaları alıyor onların yerini. aynısı olur mu hiç, nasıl bir tutarsın diyebilirsiniz. gözlüklerim yokken onlar da buğulu göründüğü için aynı etkiyi oluşturabiliyor ne yalan söyleyeyim. yine de gökyüzündekileri hiç birine tercih etmem. geçenlerde buraya sırt üstü yatıp dinlenen bir çocuk fotoğrafı atmıştım. tamamen kendi küçüklüğümü gördüm. koşturmaktan yorulunca uzanıp gözlerimi kapatır dinlenirdim uzunca bir zaman o şekilde. yavaşça hareket eden bulutları izlerdim... öyle bir şey yapmayalı o kadar oldu ki, özlemişim. bu aralar mavi defter ile sohbet eder olduk iyice. nedensiz bir kaçış halindeyim tekrardan. bir şarkı tutturup uzun yürüyüşler yapıyorum. bunu yapmayı o kadar benimsedim ki buradan ayrılınca ne yaparım hiç bilmiyorum. bir de bulutlar artık eskisi kadar kolay canlanamıyorlar. her şekle bürünebilen pamuk öbekleri zoraki birkaç şekle benzeyip dağılır olmuş. üzüldüm bir miktar bu yitip gitmesini isteyeceğim son şeylerden. bugünkü yağmurdan herkes kaçarken ben toprak kokusu eşliğinde yağmur damlalarının üzerime düşmesine izin verdim. gerçi sonrasında sel geldi gibi oldu bir anda ama neyse 😂 yine de çok eğlendim şu an iyi hissetmesem de. saçmalık olarak görünüyordu muhtemelen ama o kadar rahatlatıcı bir şey ki yine olsa yine yaparım galiba. şuraya bir şarkı iliştireyim ve zencefilimi içmeye gideyim. pinhani- yıldızlar. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın, musmutlu ve huzurlu olun 🌠