matricariachamomilla
matricariachamomilla
@matricariachamomilla
2016 Girişli
matricariachamomilla
bende sabahları kahvaltı yapmadan önce dişimi fırçalarım ama bunu burda söylemiyorum. sebebi de kimsenin bunu bilmek zorunda olmaması. yazarken biraz düzgün yazın gözünüzü seveyim ya. sonra kendimi çok sevdiğim bir yazarın en sevmediğim kitabını okuyor gibi hissediyorum.
matricariachamomilla
boş durmaya hiç alışık değilim. hayatta hep birşeyler yapmak, hep değişik bir şeyler ile uğraşmak istedim. boş durmayı sevmediğim gibi boş muhabbetleri de hiç sevmedim, boş muhabbetlerini sahiplerinide. uzun zamandır çocuk bakıcılığı yapıyordum biraz ara verdim garsonluk yaptım sonra garsonluk ve bakıcılığı bir haftaya bölüp ikisini birlikte götürdüm. İşten arta kalan zamanda da evde puzzle yaptım. geberene kadar zorladım kendimi. sonra biraz rahatsızlandım puzzle işini bıraktım. ortalamayı yükseltip ilk üçe girebilmek için garsonluğu bıraktım ama 0.3 puanla 4.oldum. sonra garsonluğu da oradan tanıştığım bir çocukla beraber (erkek arkadaşım) bıraktım başka bir çocuk bakıcılığı işi buldum. gün boyu havuza girip, moral combat oynayıp,yemek yaptığım bir iş. İş hiç zor değildi bu yüzden de çok bunaldım işten. zor olmadığı zaman çok yorgun hissediyorum kendimi. su ve güneşten pek hoşlanmam o yüzden havuz bana eziyet gibi geliyordu. çocuk yenildiği zaman vız vız ettiği için sürekli yenilmek zorunda olduğum bir oyunda hiç keyif vermiyordu. İşte bir yemek yapmak güzeldi. İnstagramdan açıp canımın istediği yemeği yapıyordum fakat aile etli yemek seviyordu fakat ben vejetaryenim. psikolojik olarak çöktüm işte o yüzden çıkmaya karar verdim. bu sırada İstanbula gittim kardeşim ve erkek arkadaşımla. bir günlüğüne gittik sadece. bir sürü yer gezdik. galata kulesine çıktık. galata kulesinde evlilik teklifi aldım hatta. İndiğimiz zaman bir adam epilepsi krizi geçirdi düştü başı yarıldı. kardeşim hemşire olduğu için ambulans gelene kadar ilk yardım yaptı ambulans gelince de adamla gitmesi gerekiyormuş muş içi rahat etmez miş miş. ya bir şey olursaymış mış. o öne bindi biz arkaya binemedik. taksiye bindik. evlilik teklifi aldığım harika bir günde 47 lira taksiye verdik. öylece gibi bitirdik. döndüğümde hastane işlerim vardı onlarla uğraşmak zorunda kaldım. evde delice temizlik yaptım. şu cifin ocak temizleyici spreyi var o süper bir şey ya, mucize. neyse yeni bir işe başladım yine garsonluk. çünkü hayatımın aşkını garsonluk yaparken bir baristada buldum. dedim belki güzel arkadaşlar da edinirim ama pek öyle olmadı sanki. kız deki gibi bana ben 5 yıl restoranda çalıştım diyip duruyor. allah allah tamam ne yapayım yani. elemanların yarısı yabancı çat pat türkçe biliyorlar. kız çay isterken ar-miğğ-raaağ banaaaa çay v-eeeee-r diye bağırıyor. yani dilimizi bilememesi sağır olduğu anlamına geliyor sanırım kız için. şef işten çıkacağı için kendi yerine beni aday olarak gösterdi. 3.günden şeflik için teklif aldım ama kabul edemedim çünkü işte kalıcı olmak gibi bir niyetim yok. biraz takılır birkaç insan düşüncesi daha görür başka yere atarım kendimi. başka bir iş, farklı düşünen beyinler bulurum kendime. herşey güzel gidiyor, sadece parmağımda parıldayarak bakan şu halkaya alışmak kolay değil sanırım :)
matricariachamomilla
bazıları hayatlarında değişiklikler istiyor sürekli, yanlarında olması gerekenler olduğu halde. o zaman onlar da yarın ki kahvaltıda labne peynirini ekmek yerine galetanın üzerine sürsün yesinler.
matricariachamomilla
cuma günleri "hayırlı cumalar" diye resimli mesajları görmekten çok rahatsız oluyorum. İnternet portalı üzerindeki en kalitesi düşün ve yanına gelmiş geçmiş en kötü fontunda birleşimiyle göz yakan bir çalışma çıkıyor ortaya. cuma günü gelmeden burada da aynısı olmaması dileğiyle...
matricariachamomilla
madem ki her şeyin yanlış olmaması ihtimali var, öyleyse yalan söylemenin sancılı zevkine deva olmasın hiçbir şey.
saçma yalanlar, sapkınlığın cazibesine bir de masumiyeti katar. İnceliğin doruğu, sapkınlığın zirvesi. kasten masumlaştırılmış bir nifak. zevkle acı arasında yete düşen bir tohum. bilinmezlikle dolu ucuz bir oyuncak kadar yararsız, saçma bir sapkınlık.
matricariachamomilla
çevrenizi saran tutuklu be zevk çemberinde kuşatılmış bir haldeyiz. bu çevrede kendimizi aşmak yakışır bize. İnsanlığa her gün bu düşünceleri vermeliyiz. bir yandan da tutkularımızı dizginlemeyi öğrenmeliyiz. yükseklere tırmanarak yüksek erdemlerin ölümsüz bahçesini oluşturalım. güzel düşüncelerimizi buzun üzerine yazmak yerine tahtalara kazıyalım. hayatın güzelliğini anlamlandıracak insanları keşfedelim. aklın ve bir arada bulunmanın heyecanını paylaşacağımız dünyaların kapılarını aralayalım.
matricariachamomilla
bu ayların sevmediğim bir kaç huyu var samsunda. bu ne anam babam bu ne soğuk ya sıcaktan yandım.
matricariachamomilla
hayat dünya süt gününde doğmak kadar acımasız...
matricariachamomilla
şu tepemizdeki sokuk yüzlü ay kardeşe bir bakın, dünyadan ayrılmış değil mi?
ya dünya anne o da güneşten ayrı düşmemiş mi? bu ayrılışlar olmasaydı da biz alevli gaz yığınları veya güneş lekeler halinde dönüp dursaydık, belki daha iyi olacaktı. sende öyle düşünmüyor musun?
matricariachamomilla
saat 2.10 civarı var. uyumadan kitap okumak istedim. fakat birkaç ses üzerine hiçbir şey okuyamadım. birkaç sayfa okudum ve sesler duyma başladım. her gece olan rutin kavgalardan. karşıda bir fırın var akşam üzeri önüne büyük odunlar döktüler, ayda üç dört kez fırın için odun gelir. kitap okumaya devam ettim. kavga daha şiddetlendi polisi aramak için kalktım. aradım ekip yollayacağız dedi. yatıp kitap okumaya devam ettim ama sesler tam kapının önünde olduğu için çok yüksek geliyor. tahminimce dört kişi gibiydiler. birinin yete düştüğünü anladım seslerden. bir diğeri o kalın odunlardan aldı sanırım adama altı yedi defa vurduktan sonra o odunu yere doğru attığının sesini duydum. polis hala yok. "çabuk taşıyın şunu" dediğini duydum birinin. geber diye küfür ettiğini duydum bir diğerinin de. ben o adama vurdukları odunun çıkardığı sesi odamdan duydum. polis hala yok. sesler gittikçe azaldı ve polis hala yok. on beş dakika sonra polisin mavi ışığını gördüm. hala burada bir şeyler bulmaya anlamaya çalışıyorlar. 2 metre altımda cinayet işleniyor ve ben bir şey yapamıyorum. bu hikayede belki polis kavganın başında gelseydi ben o odunun yere düştüğünde çıkardığı sesi duymayacaktım ve belki de o adamlar bir diğerini sürükleyip götürmek durumunda olacaktı. ama öyle olmadı. saat 3 oldu bile ama ben hala sabah olmasını bekliyorum. ve bundan 4 5 saat sonra insalar o odunun yere düştüğü yerden sanki gece burada biri ölmemişçesine çekip gidecekler.
matricariachamomilla
İçimdeki minik odacıklardan dünyaya bakmak isteyen gülücüklere selam olsun. ben beni, siz beni asla anlamayacaksınız. seslendipşniz kişi kendinden vazgeçmek istemiyor. kapakları açık bırakıyorum, sizler için savaşan bedenimdeki gergin kasları görebilin diye, içimdeki kırmızı okyanusta yeni yerler keşfedebilesiniz diye,vücudundaki iplikleri üzerinde, içime akan gözyaşlarında serinleniyorsunuz görüyorum. hep içimde olacaksınız biliyorum ama beni hep içeriden izlemek zorunda kalacaksınız. hiç kimsenin şehrinin sakinleri olan siz benim içimdeki bir ben'siniz. ne ben sizsiz, be siz bensiz olamıyorsunuz. siz beni zaptetmeden önce ben sizleri dizginleyeceğim.
matricariachamomilla
bazı insanları anlamak çok zor.çiçekleri anlamak daha kolay geliyor bana.bir papatyayı anlamak.ekersin,her gün sevgi ile başında beklersin,sularsın,böceklerinden korursun,daha çok büyür,sularsın,iyice büyür.senin sevginin karşılığını verir.bir insanı seversin onu korumak istersen,mutlu etmeye çalışırsın,beraber mutlu olmaya çalışırsın,karşılığını da alırsın. ama bazen.bir insan ile herhangi bir ilişki kurmak kirpi resminde dekupe yapmak gibi bir şey.
matricariachamomilla
İnsanlar her zaman elindekinin değerini bilemeyen, düşünmeye çalışan varlıklar olarak gelmiştir benim gözüme. onlara göre bir şeyin azı iyi ise çoğunun daha iyi olması gerekir . ne güzel!oysa herhangi birine hayatının eksiksiz senaryosunu versen, ölüm anına dek başına gelecek her şeyi anlatsan... ne korkunç bir armağan olurdu. hayatı ne kadar sıkıcı olurdu. yaşadığı her anı önceden eksiksiz olarak bilirdi. hiçbir şey değişmezdi. her tepkiyi her lafı önceden bilirdi... hayatı sürekli tekrarlarla geçerdi. oysa bana göre cahilliğin avantajı vardır. cahil bir insanın hayatı sürprizlerle doludur.
matricariachamomilla
bazı insanlar güven sorunu yaşadığı için dünyayı korkulacak bir yer zannederler, kaygılanırlar. bunlar yapacakları işte başarıya ulaşacaklarına inanmazlar. her türlü girişimlerinin başarızlıkla sonuçlanacağını düşünürler. hatta bu fikri karşıdaki bireye de empoze etmeye çalışırlar. bu bireyler için başarısızlıktan ve utançtan uzak durmanın en iyi yolu, hiçbir girişimde bulunmamak, hiçbir etkinliğe katılmamaktır. bu bireyler :"çok çalıştım ama başarısız oldum. " demektense" bunu denemeye bile kalkışmadım. " demeyi tercih ederler.
matricariachamomilla
ben sizleri anlamıyorum ki arkadaş. mutlu olmak için neden hep bir sebep arıyorsunuz siz. mutlu olduğu halde mutsuzluk için kendine bir sebep arayan bir millet görüyorum. İnsanlarda hep bir kendini diğer insanlardan daha acınası ve acıklı görme hali var. dünyanın en büyük sorunları kendilerinde havasında gezen inanlarla doldu taştı etraf. tek başıma gidip bir çay bile içemeyen insanlar var. bunlar kendini çok özgüvenli sanan özgüvensiz insanlar. ya az silkelenin gözünüzü seveyim. hayat güzel ya abi, mutlu olmak için gülmek için çok sebep var. azıcık etrafa bakın bir zahmet.
matricariachamomilla
bu gün ışıklarda beklerken önümde bir baba ve on ikili yaşlarda bir çocuk gördüm.sonra onlara öyle daldım gittim bir an. daha dikkatli izlemeye başladı. babasının başında sadece samsun sporlu bir bere ve üzerinde açık gri çok kalın diyilemeyecek bir hırka vardı. yanındaki çocuğun üzerinde babasına kıyasla daha ince bir hırka vardı. ve malum havalar soğuk ve rüzgarlı. çocuk babasının beline geliyordu. babasının belini kavrayamayan zayıf kollarıyla babasına sarılıyordu. yüzünü babasının kalçasına doğru yaslamıştı. yüzünü rüzgara karşı babasını siper ediyordu.ama ben yine de samsunun o sert esen rüzgarında onun uçuşan kirpiklerini görebiliyorum. yüzünde de benim içimi yakmaya yeten soğuk bir tebessüm vardı. belli ki çok üşüyordu. babasına baktım onun yüzünde daha da sıcak bir gülümseme vardı, mutlu görünüyordu. hava ne kadar soğuk olursa olsun size öyle sarılan bir çocuk varsa üşüme imkanınız yoktur. ben bugün üşüyen baba-oğul değil de nasıl mutlu olunur sorunun sevabını gördüm. böyle çok örnek verebilirim ama okumaktan ve yazmaktan fazlasını yapıp artık mutlu olunacak çok şey olduğunu görmeliyiz.
matricariachamomilla
ben bir gerilla üyesi,
ben bir dağın en zirvesi...
taşın üstünde açan kasımpatı,
avını arayan bir venüs...
ben bir sarmaşık senin kaderlerini saran,
bir sabır otuyum açacağım gibi bekliyorum..
matricariachamomilla
bugün bir masaya sipariş verdikten sonra diğer masalarla ilgilenmeye devam ettim. bir masanın uzun süre kalkmadığını fark ettim gidip isteği olup olmadığını sorduğumda hayır dedi. tam masayı silecektim masayı silmeyin kalsın dedi. sonradan masadaki kırıntıları kuşa verdiğini fark ettim bende çayın yanından artan kurabiyeleri ona götürdüm kuşa vermesi için. tam balkondan kuşa bakıyordum piazzanın tam önünde bir arabadan 3 el silah atıldı bir adam yere düştü. araba ilerlerken geriye doğru tekrar 3 el daha ateş etti. resmen öyle kala kaldım. neye uğradığımı şaşırdım. herkes bir anda ayaklandı balkondan bakmaya başladı. ben hala öyle dondum kaldım. daha ikindi ezanı dahi okunmadan böyle şeyler oluyor. nasıl bir yer haline geldi bu dünya.
matricariachamomilla
biri kız biri erkek iki küçük çocuğa bakıyorum ek iş olarak. kızın annesi benimle bir sorununu paylaştı ve yardım etmemi istedi. kız olan (12) sınıfta bir kız arkadaşından etkilendiği için annesi tavırlarının değiştiğini söylüyor. sabahları kalktığı gibi kıza mesaj atıyor, derslerde kız buna ders dinletmiyor, kız yüksek alıp benim kızım düşük alıyor. annesi zorla konuşmayı kestirmemi istiyor beni dinleyeceği için. bense hiçbir şey yapmıyorum çünkü bazı insanlar vardır asla kendi görmeden anlamayacaklardır. kaç yaşında olup olmadığının bir önemi yok. belki şimdi derslerinden düşük alacak ama bir dersi geçecek. önemli olan da bu. yaptığı her ne hata olursa olsun düzelmeyecek hiçbir şey yoktur ve ben bu yüzden hep arkasında olacağım hatasında ona doğruyu göstermek için, hata yapmaması için değil.