hayatımın hiçbir diliminde kendimi sevmeyi bu kadar istediğim bir zaman olmamıştı. aşk üzerine yüzlerce okuma yaptım, yaptığım her okumada insanlarla o kadar aynıydı ki hislerim bu hislerin evrensel olması beni çok şaşırttı. sanki tüm dünya seni tanıyormuş gibi, benim içimden taşan ama dile dökemediğim her cümleyi kulağıma fısıldıyormuş gibi, ayna gibi. neden sen bilmiyorum, bunun üzerine çok da düşünmedim açıkçası. rüzgarına kapılmak hep daha cazip geldi, benim aşk tanımım da alain de botton gibi “onda ne buluyorsun sorusunu cevaplayamamanın şaşkınlığı” sanırım. ben süreç içerisinde farkında bile olmadan o kadar karıştım ki sana, bunun beni yeni bir ben yapacağını zerre düşünmedim. hoş, düşünsem de yine dalardım o manzaraya. sanki tüm hayatımda hep seninle var olmuştum. seninleyken daha çok hayatın içinde, daha parlak, daha korkusuz ve bir o kadar korkak, her şeyin ‘daha’ olduğu, zıt olan her şeyin mükemmel olduğu bir noktadaydım. itiraf edeyim bazen bu hisleri tekrar yaşamayacak olma ihtimalim beni çok korkutuyor. ama her zıtlık gibi bunda da diyorum ki varsın olmasın, o hisler bana hatıra kalsın. hem cesur hem ürkek halini, sadece oluş halinle beni etkilemeni, gülmeni, fikirlerini, su gibi akan saatleri, bana bir şey öğretirkenki hevesini, şefkatini, merhametini, hayatın içindeki o tatlı tesadüfleri :), boşluğa dalıp gitmeni, gözlerimin içine bakarak kurduğun her cümleyi, her şiiri, her şarkıyı çok özleyeceğim. dönüştüğüm kişi artık kendisini daha çok seviyor.
0 kalp
Omü Dedikodu