delidana
delidana
bir mahalleye taşınıyorsun, başta bir yalnızlık duygusu hakim ve egonun senden bağımsız bir şekilde kendini kabul ettirmene odaklı girişimlerde bulunduğu bir sürecin içindesin. yavaş yavaş arkadaşların oluyor mahalleden. geçiniyor ya da geçinemiyorsun. biraz kırılgan ve gururlusun. ama sümüğün dışarda dolaşan, elinde yarım ekmek sandviçli herkes gibi bir bireysin işte.

sonra bisiklet sahibi olup başka sokaklara ve hatta mahallelere açılıyorsun. oradan da arkadaşların oluyor, bisikletinin vitesini kıyaslayıp artistlik yapıyorsun. “benimki 18 vites!” “benim 24!” 24 vitesli kimse ezer seni. mahalleler arası üstünlük kavramı vites seviyesidir, scooterın olmasıdır, taso ütmektir; ama mevzu nerde eski çocukluklar klişesi yapmak değil şu an.

derken arkadaş çeşitliliği artar. eve güne gelen annelerin çocukları, okul arkadaşları, okullar arası aktiviteler derken dost düşman edinir, ilk sosyalleşmelerini gerçekleştirirsin. nefret olgusu, “baba ablam benim yemeğimi yiyooğğğğ :’(” ile başlar ve “bahçelerde kereviz, biz kereviz yemeyiz, kerevizi yiyenler, 1-b’deki kerizler” cümlesiyle şekillenmeye devam eder. sevgi, ilkokul ikiye giderken sıra arkadaşıma bağıran çocuğa diklenip burnuma yumruk yiyerek kanlar içinde yere serilmem kadar göğüs kabartan bir duygu halidir.

sudaki halkalar gibi genişleye genişleye yayılır insan. her konuşması contası gevşemiş bir musluk damlası gibi israfken, kabarıp okyanuslara ulaşan bir çağlama hali alır zamanla. ve insan bu süreçte çoğunlukla ağlama hali alır.

İhtiyarladığımda şu an kafama taktığım, eleştirdiğim, eleştirildiğim, eksik kaldığım, mahrum bıraktığım her şeye kahkahayla güleceğimin farkındayken günümü pürüzleştirmek niye? birini kafamda onlarca parçaya ayırsam ya da alıp içime soksam da o hayatının kumandası elinde bir vaziyette varlığını sürdürmeye devam edecek. kendim dışında kimse için elzem değilken, bunu niye yapayım? niye?

günün, ayın, yılın ve hayatın sonuna geldiğinizde kendinize soracağınız soru şu olmalı: “birinin hayatında ailesi hariç ilk sırada yer alabildim mi?” sizi önemli yapan tek şey bıraktığınız güzel hislerdir. olumsuzlukları herkes düşünür ve bu sizi asla çirkin biri yapmaz. o olumluluğu verdiysen ve ailen dışında tek bir insana bu huzuru yaşatabildiysen ne mutlu sana.

kafana taktığın durum en fazla senin 7 vitesli oluşun ve onun 24 vitesli oluşudur. hayat koşulları, eşitsizlikler, yetişme biçimi de geç. yetişemezsin. her şeye yetmekten vazgeç.

Cevaplar