delidana
delidana
minibüse bindim. parayı uzattım. şoför ağabey ciddi derecede eksik paraüstü verdi. dalgın görünüyordu zaten, anlamasını bekledim. öyle de oldu. -afedersiniz, yanlış görmüşüm. dedi. sorun değil dedim yerime oturdum. kulaklığı taktım. sonra ağabeyin bana bakarak konustugunu farkettim. müziği kapattım. şöyle diyordu. -gerçekten kusura bakma. her gün öyle çok şeyle uğraşıyoruz ki. bakın sabahtan beri dakikalarla uğraşıyorum, yetismem gerekiyor. bunu biliyorsunuz değil mi? şaşkınlıkla başımı salladım. sonra bana biraz önce gördüğü bir aileden, anne ve çocuğunun kötü bir durumundan bahsetti. bunun karşısındaki isyanından. kendi çocuğu hasta olduğunda neler hissettiğinden ve o çocuğun durumuna nasıl üzüldüğünden. “sen iyi birine benziyorsun, karşılaştığın insanlara dikkat et” dedi. İlk duraktan bindiğim için kimse yoktu ve binecek gibi de görünmüyordu. durak gelmeden indim. ama ilk kez böyle bir durumla karşılaştım. belki yol bitene kadar anlatırdı. ama ben onu allah’ın benim için konuşturduğu, “bak dünyada neler var, sen neye dert diyorsun” diyen bir şoför ağabey olarak hatırlayacağım. eyvallah…

Cevaplar