beni 11 yıl önceye at , vallahi bak herseyi cok guzel yapıp geleceğim.
gençler toplanın! kuzenimle çingenlerden yediğimiz efsane dayağı anlatıcam şimdi.
2011 yılının temmuz ayı, hava İstanbul’un normal şartlarının üstünde sıcak. zorla kuran kursuna gönderiliyorum.(buradaki zorla, öğrenmek istemediğim için değil, bilmeme rağmen her yaz gönderildiğim için.) neyse kuzenimle çıktık kurstan saat 3 civarı(bizde öyleydi, öğleden sonra fıkıh, islam tarihi falan anlatılırdı) eve geldik, ter arka organımızdan çıkmış. neyse biraz dinlendik. kuzenim dedi ki kanka hep bizim mahallede oynuyoruz bir de sizin buradakilerle oynayalım. dedim şu arkada sürekli bir grup top oynuyor. velhasıl, çıktık yürüyoruz. baktık bunlar oynuyor. sa as faslını atlattık. bizi beraber bir takıma koydular. (efendime söyleyeyim biz de şu an tff 1. ligde olan o zaman adı duyulmamış ümraniyesporun seçmelerine katılıp kazandık ama klasik türk ailesi mantığıyla okulunuzu okuyun denilerek gönderilmemiştik) neyse başladık oyuna birimiz sağ açık birimiz sol açık 8 e 8 oynuyoruz. biz birbirimizle anlaşıp tanıdığımız için meğersem boktan takımı toparlayıp çatır çutur atıyoruz. her golden sonra da bi seviniyoruz falan. sonra bi kaç pozisyon sonra bizim ayaklara tekmeler savrulmaya başladı. dedim ki kanka bak bunların derdi belli kavga çıkarmak. gel geriye geçelim, yoksa bu işin sonu kavga bizi dayak manyağı yaparlar. neyse geçtik geriye, ama adamlar koymuş kafaya ya sakatlayacaklar ya dövecekler. bir kaç dakika sonra kuzenimi indirdiler. kuzenim adama vuracak durdurdum. ama bizimki hırs yaptı adama çift daldı. zaten herşey burada başlıyor. çocuk kalktı küfür edip bizim deliyi itti. bizimki de vurdu çocuğu indirdi. ben arkasından gelene yapıştırdım. abi vuruyoruz bitmiyorlar. bunlar delikanlılığı bıraktı tek tek gelirken hep beraber geldiler. tabi biz yere düştük. dedik ölmeyelim kafayı koruduk. yine iyi korunmuşuz bir tek sırtımıza darbe aldık. tabi bi bayılmışız. kafayı kaldırdığımızda hava kararmış. kalktık eve gittik. kuzenimi de bize götürdüm. benim tek kişilik yatağa düşmüşüz. en son hatırladığım oydu. sabah kalktık. sabah dediğime bakmayın. nereden baksanız öğleni geçmiş ikindi olacak. tabi biz hala şaşkınız. sonra planlar yapıyoruz intikam yeminleri falan ama planların hepsi çöp. yine dayak yeriz. sonra tabi intikamı aldık. çok da ağır oldu. karakolluk olduk. o da sonraki hikayede artık :d
2011 yılının temmuz ayı, hava İstanbul’un normal şartlarının üstünde sıcak. zorla kuran kursuna gönderiliyorum.(buradaki zorla, öğrenmek istemediğim için değil, bilmeme rağmen her yaz gönderildiğim için.) neyse kuzenimle çıktık kurstan saat 3 civarı(bizde öyleydi, öğleden sonra fıkıh, islam tarihi falan anlatılırdı) eve geldik, ter arka organımızdan çıkmış. neyse biraz dinlendik. kuzenim dedi ki kanka hep bizim mahallede oynuyoruz bir de sizin buradakilerle oynayalım. dedim şu arkada sürekli bir grup top oynuyor. velhasıl, çıktık yürüyoruz. baktık bunlar oynuyor. sa as faslını atlattık. bizi beraber bir takıma koydular. (efendime söyleyeyim biz de şu an tff 1. ligde olan o zaman adı duyulmamış ümraniyesporun seçmelerine katılıp kazandık ama klasik türk ailesi mantığıyla okulunuzu okuyun denilerek gönderilmemiştik) neyse başladık oyuna birimiz sağ açık birimiz sol açık 8 e 8 oynuyoruz. biz birbirimizle anlaşıp tanıdığımız için meğersem boktan takımı toparlayıp çatır çutur atıyoruz. her golden sonra da bi seviniyoruz falan. sonra bi kaç pozisyon sonra bizim ayaklara tekmeler savrulmaya başladı. dedim ki kanka bak bunların derdi belli kavga çıkarmak. gel geriye geçelim, yoksa bu işin sonu kavga bizi dayak manyağı yaparlar. neyse geçtik geriye, ama adamlar koymuş kafaya ya sakatlayacaklar ya dövecekler. bir kaç dakika sonra kuzenimi indirdiler. kuzenim adama vuracak durdurdum. ama bizimki hırs yaptı adama çift daldı. zaten herşey burada başlıyor. çocuk kalktı küfür edip bizim deliyi itti. bizimki de vurdu çocuğu indirdi. ben arkasından gelene yapıştırdım. abi vuruyoruz bitmiyorlar. bunlar delikanlılığı bıraktı tek tek gelirken hep beraber geldiler. tabi biz yere düştük. dedik ölmeyelim kafayı koruduk. yine iyi korunmuşuz bir tek sırtımıza darbe aldık. tabi bi bayılmışız. kafayı kaldırdığımızda hava kararmış. kalktık eve gittik. kuzenimi de bize götürdüm. benim tek kişilik yatağa düşmüşüz. en son hatırladığım oydu. sabah kalktık. sabah dediğime bakmayın. nereden baksanız öğleni geçmiş ikindi olacak. tabi biz hala şaşkınız. sonra planlar yapıyoruz intikam yeminleri falan ama planların hepsi çöp. yine dayak yeriz. sonra tabi intikamı aldık. çok da ağır oldu. karakolluk olduk. o da sonraki hikayede artık :d
biliyor musunuz? bugün dayımın ölüm yıl dönümü. her yıl bu tarihe yaklaşırken aklımda olur ama bugün gelip çatınca hep unuturum. ama nedense bugün hatırlıyorum,11 yıl önce yine bir cuma günü kaybettik onu;küçücük çocuk aklımla neler düşünmüştüm. kapının önünde onur akın'ın seviyorum seni zihnimden geçerken, samanlığın ordan 'şaka yaptım!' diye çıkıp gelmesini beklemiştim. çocuk aklımla ölümün ne demek olduğunu annemin bağırmaktan kısılan sesinde bile idrak edemedim,her şey bir oyun gibiydi. arka fonda feridun düzağaç'ın tüm şarkıları geçiyor, abim şehrimden gidiyor biliyorum içinde derin bir yangınla. dayımın çizimlerini ve cüzdanında taşıdığı biz ne yalnızlıklar görmüş adamız şiirini hatırlıyorum. dayım o'nu tekrar seviyor,ben attila'ya ve aysel'e tekrar sarılıyorum. "korkar oldum düşlemekten, adını anarım çoğalır sesim, konuşmaktan,düşünmekten,özlemekten / gel bak bir elimde gökyüzü var hala ötekinden kayıp giden yıldızlar la la korkular da benim umutlar da beni bırakma"
bu aralar çok fazla insanı öldüresim geliyor sanki. ölmüş insanı bile mezarından çıkartıp tekrar öldüresim var. ölmesinin üstünden 11 yıl geçmesine rağmen bunu yapasım var. çünkü ben ona eteğimdeki taşları dökemeden öldü. şu an içimde bir ukde kaldı. bugünde teyzem yaşındaki adamı boğasım geldi.. her bayram uğraşılır mı bir insanla? İnsan bir üşenir. bir sıkılır. ben ne güzel yok bu sefer diye sevinirken, kindersuprise yumurtasından çıkar gibi çıktı geldi. balkonda babamla konuşuyor, insanlık yapıp çayını demleyeyim dedim ben geldim diye "tıp" diyor. senin aşk hayatın bana çok lazımdı zaten. gelmişsin ömrünün yarısına cahit sıtkı tarancı'nın tabiri ile ben ne yapayım senin niye evlenmediğini? bana ne senin taaa bilmem neredeki ilişkilerinden? sana ne benim oynadığım telefondan?.. neyse uyukladım bugün. ama uyuyasım yok. böyle çok güldüm, ağlamam inşallah :d çok sessiz buralar, neden? dutluk muydu acaba önceden buralar? gitmek istiyorum artık. buradan da gitmek istiyorum, samsun'dan da gitmek istiyorum. ben böyleyim. bir yerde fazla barınamıyorum. nedense git diyor bana şehir.. ben köpeğine hoşt da demedim oysaki. niye kovuyor beni anlamıyorum..gidemiyorum da. öyle sıkkın sıkkın dolanıyorum. yalnız şu köprüyü bile özledim. özellikle köprüden geçerken hissettiğim o rüzgarı... nemden dolayı pişerken, nasıl iyi geliyor bir bilseniz... denemeniz lazım.. bir an önce gitmek istiyorum buradan. asansör bozukmuş, ona biraz ayar oldum. niye mi? benim odayı 4. kata ayarlamışlar.. şu yazıyı yazarken dağıldı bütün dikkat. özlemimi bile rahatça dile getiremiyorum. lanet olsun sana! :d samsun'a giden benim yerime oturup denizi izlese? karşısında dertlense? kendi derdini de atar hem.. ha bu arada değer vermeyin. vallaha diyorum vermeyin. olan size olur. özellikle kendinizden daha öte tutma gibi bir huyunuz varsa ... gerisini siz tamamlayın. değmiyor ki. kim değdi bugüne kadar kendinizi üzdüğünüze? madalya falan taktılar mı yılın en değer vereni seçildiniz gibisinden? yok. olan kendinize oldu.. yapmayın allah aşkına. olmuyorsa zorlamayın. bir müddet sonra baktınız düzelmiyor, ona değil de kendi hayatınıza bakın. gülün, eğlenin... tek o mu var dünyada? en olmadık zamanda çıkar karşınıza doğru insan. siz kimse olmayacak derken çalar kapınızı, bir bakmışsınız içeri buyur demenizi beklemeden girivermiş.. sıkmayın canınızı.. koyverun gitsun.. bu dünyada her şeyin hayırlısı ne ise allah verir onu.. sizin için doğru insanı çoktan yazmıştır alnınıza zaten.. olmayanla zorlamanın alemi yok. aşk zaten gerçek değil tam olarak. İstek meselesi. İki karşı cinsin arzu meselesi.. neyse çok uzadı.. görüşmek dileği ile.. sonunda dikkatimi toplayabildim, başı ne alemde bilmiyorum.. yazım yanlışları bol bol oldu sanırım.. emin değilim :) kendi bilgisayarımı valize koyduğum için pişmanım itiraf ediyorum.. a ayrıca terzi kendi söküğünü istese de dikemiyor ve kimse de verdiği tavsiyelere uymuyor. bu dünyadaki herkesin bir maskesi var ve bunu asla çıkarmıyorlar. çıkardık dediklerinde bile yeni bir maske oluyor yüzlerinde. herkes kendine bir rol ayarlama peşinde bu hayatta.. bulan mutluymuş modunda, bulamayan da arayışlarında. rol de elbet bir gün bitiyor.. biz istesek de istemesek de bitiyor. senaryonun sonu geliyor ve final yapıyor dizimiz.. sizin dizinizin reytingleri de size bağlı.. ne kadar iyi oynadınız, o kadar iyi reyting aldınız.. İyi geceler hepinize..
Omü Dedikodu