mistletoe🍃
şu yazıyı yazdığım anı asla hatırlamıyorum, benim b12 sizlere ömür galiba
mistletoe🍃
old but gold bir uye olarak ben de soyle bir iki kelam edeyim sahuru beklerken. İlk hesabimi acali 10 bu hesabimi acali 8 sene olmuş en son 7 ay once bu yasta aska inanmadigima karar vermisim, düşün ki o bunu okuyor sozluk girdimi yazali 3 sene olmus 4e yakin da olabilir onu anlayamiyoruz ama bana cok cok daha eskiden yazmisim gibi geliyor, 20 li yaslarimin hem en mutlu hem en mutsuz gunlerini yasarken hayatimda bu site vardi, su anda en yakin arkadaşlarimdan biri bu siteden tanistigim biri, en son bu siteden tanistigim biriyle hem en guzel hem de en sıkıntılı flortlerimden birini yasamistim, depresyona girer girer buralara yazilar yazardim, bazilarinizin sevgililiklerine ayriliklarina evliliklerine cocuk sahibi olmalarina şahit oldum, daha aklima gelen gelmeyen bir sürü sey var gercekten cok degisik ve guzel bir tecrube oldu bu site bana, birine anlatsaniz anlayabilecegi degil sadece sizin benim burada yasadiklarimizla birinci elden tecrubelerimizle anlasilabilecek bir durum, keske hep oyle cocuk kalsaydim ama simdiki aklimi da yanimda goturebilsem iyi olurdu
thor
iphone 15 pro max 1 tb'den yazıyorum bu yazıyı.
Belinda
bir şey deneyeceğim . bu yazıyı okuduğunuz da aklınıza gelen ilk nesneyi yazın. ama bak ilk gelen olması lazım hadi bekliyore
Muyendizz
merhaba, bu yazıyı -dükkan sahibinden habersiz- destek olmak için yazıyorum yani bu bir reklam değil destek mesajıdır. sizinle bir şey paylaşmak istiyorum. yuvam ögrenci yurdu yakınındaki pizzacıda gerçekten güzel yapılmış orta boy ve büyük boy pizzaları 10tl ve 15tl gibi ucuz bir ücretle yiyebilirsiniz. diğer gösterişli yerlere benzemiyor, daha sıcak bir ortam. dükkan sahibinin beslediği bir kedisi bile var. gittiğinize pişman olmazsınız, bence bir şans vermelisiniz.
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız. bu yazıyı yazmak için 3. denememizi yapıyoruz şu anda ömürevleri sahilindeki iskelede. her seferinde yazmaya başlıyoruz ve yurtlarımızın kapanma saati geldiği için yurtlarımıza geri dönmek zorunda kalıyoruz. ama bu gece kararlıyız. bu yazıyı yazıp yolla gitsin butonuna basacağız. yazının başından beri 1.çoğul şahıs ile yazıyorum, fark etmişsinizdir illa ki. çünkü bu yazıyı, size taa ilk dikkatimi çektiği günden beri anlattığım, sonra hayatıma girmesiyle kalbimin sultanı olan hanımefendi ile yazıyoruz. şaka maka tam 1 yıl 4 ay olmuş hanımefendinin hayatıma girmeyi kabul edişi. zaman çok hızlı akıp gidiyor gerçekten ama bu hızla akıp giden zamanın içinde hızla artıp çoğalan şeyler de oluyor. aşk gibi, bağlılık gibi, mutluluk gibi, huzur gibi. eğer gerçekten hayallerinizdeki kadını hayatınızın bir parçası yaptıysanız dünya çok farklı bir hal alıyor. herhangi bir sözünü bile delicesine seviyorsunuz mesela. bir bakışına kurban olacak seviyeye geliyorsunuz. gününüzün herhangi bir saniyesinde size bir defa gülümsemesi tüm modunuzu değiştirebiliyor bir anda. bazen telefonu alıyorum elime. üstte bir mesaj olarak ismini gördüğümde bile öyle mutluluk doluyor ki içim. bunları ne kelimelerle ne de başka bir şeyle anlatabiliyor insan. uzayıp giden sohbetlerin, birlikte dinlenen şarkıların, adım adım yürünen yolların, sessiz sedasız izlenen yıldızların, birlikte dalınan hayallerin, gündüzünde olduğu gibi gece de rüyalarına gelmenin, bir kitabı beraber karıştırmanın, aynı şeyler uğruna beraber savaşmanın ve daha bir çok şeyin en güzel halini yaşıyorum yanımda duran, içimi aşkıyla dolduran hanımefendiyle. her ne kadar kelimelerle anlatamıyorum desem de insanın anlatmaya başladı mı durası gelmiyor hiç. size son bir şey daha söyleyeyim dostlarım. hayatınıza hayat olacak kadınları/erkekleri delicesine sevin. hayat karşılıklı yaşanan bir aşkla gerçekten çok güzel bir hal alıyor. ahh yahu. biz bu sene baya yoğunuz. bu sene son senesi olan bir ikizler var karşınızda. hazırlık ile başlayan serüven 5.yılında son buluyor artık. tabi son yılımızda şöyle samsunun tadını çıkaralım, gitmediğimiz yerlerine gidelim, yapamadığımız şeyleri yapalım desek de önümüzde koca bir engel var. kpss. evet her son sene öğrencisi gibi ben de kpss çalışıyorum. hem de deliler gibi. normalde ders çalışmaya karşı olan ikizler şimdi biricik yarine kavuşabilmek için delicesine ders çalışıp gün sayıyor. kitaptaki sayfaları 30'ar 40'ar çalışıp çalışıp bırakıyor arkasında. benim bir huyum var. bir şeye motive oldum mu ondan başka şeyleri görmüyor gözüm. elde edesiye kadar çalışıyorum. ama bu uzun süreli bir maraton olduğu için diğer şeyleri de ihmal etmiyorum. gezginle yolculuklarımız, okuduğumuz kitaplar, yarimin yanında ve kelimelerinde huzur bulmam ve daha bir çok şey. siz de dua edin de bir an önce, hayırlısıyla kavuşayım hayallerime. şimdi iskelede otururken de eğlendik baya. ben yazarken yarim çayımı tutuyor. bey içer misin diye soruyor. ben de gülüp, allah razı olsun hanım deyip içiyorum çayımı. pastoral bir hikayeyi canlandırıyor gibiyiz adeta, hoş gülüşler arasında. ben uzun zamandır yazmayınca yine uzattıkça uzattım sanırım. aslında yazacak daha da şeyler vardı. neyse yahu daha sık uğrarsam bu sorunu çözeriz sanırım. hepinize mutlu geceler dostlarım. rüyalarınızda sizin hayatınız olacak yarlerinizi görün. bize de dua edersiniz hem... :)
ahmetdemir
herkese merhaba. dün(15.05.18) metro turizm'in 523423 sefer numaralı aracı ile samsun'dan sakarya'ya gelen; adının kübra olduğunu, ve 19 mayıs üniversitesinde öğrenci olduğunu öğrendiğim, hiç tanımadığı halde yanında oturan çocuğu yolculuk boyunca kucağında yatıran, zaman zaman da yan koltuktaki çocuk ile de ilgilenen hanım hanımcık olan, o kadını arıyorum bu yazıyı görmesini sağlar mısınız??
ucuncunesilsaglikci
biri var. sevgili harbiyeli'm, mavilerin en güzeli. gelişi için gün sayıp, daha gitmeden eksik kalmaya başladığım. sarılmayı bıraktığım andan itibaren özlediğim. bir insan bir insana ancak bu kadar hasret kalabilir. ama şöyle de bir şey var:bir yıl kadar önce bu yıl bu kadar mutlu olacağımı hayal bile edemezdim. hele o'nunla olacağını söyleseler inanmazdım. ama oldu. o'nunlayım ve çok mutluyum, huzurluyum. yani diyeceğim o ki her zaman her şey için bir umut vardır, hiç olmayacak sandığınız şeyler bile bir bakmışsınız olmuş.
bu yazıyı da neden yazdığımı pek bilmiyorum aslında. sadece şey demek istiyorum:duyanlara duymayanlara soranlara sormayanlara ben onu sevİyorum çok 💙
ladylazarus
dünyada ne kadar gereksiz daha doğru tabirle kafasız insanlar var. bugün arkadaşım hasta diye çalıştığı hastaneye yanına gittim. serumlar bitince hazırlanıp çıkarken, orda çalışan temizlik görevlisi bir kadın, arkadaşımın yanına geldi, onunla olan tanışıklığından aldığı cesaretle sanırım bana ‘ sen bu kıyafetle nasıl sanayiden geçtin, adamlar napsın, adamlar ne yapsa da haklılar ‘ dedi. üzerimde her yeri kapalı, diz altı kırmızı bir elbise var, sadece yanlarından dizime dek olan iki yırtmaç vardı. kaldı ki üzerimde her ne olursa olsun, bu nasıl bir zihniyet ki, benim kılığım her türlü şiddeti, sapıklığı kabul edilebilir kılabilir ? normalde tartışmayı, bilhassa bu tür insanlarla ağız dalaşı etmeyi hiç sevmem fakat o an arkadaşım hasta olmasaydı yaşamımın tartışmasını yapacaktım sahiden. bu yazıyı okuyup da, o kadına hak verecek bir sürü insan var biliyorum. venüs yolculuğu’ nu okudunuz mu efendim şahane bir tiyatrodur sizleri de bir uzay gemisine doldurup sonsuz bir venüs tatiline göndermek istiyorum ! düşündükçe başım ağrıyor bir de üstüne yengemin kuzeninin iki yaşındaki oğlunun öldüğünü duydum. lösemi hastasıydı, çocuğu sadece fotoğraflarda gördüm fakat minicik bedeni nasıl zayıf düşmüş.. zaten şu sıralar aşırı bir anne şefkati taşıyorum, şimdi de oturdum buna ağlıyorum. bugün oldukça tatsız bir gündü, umarım sizin gününüz şeker gibi geçmiştir.

İyi geceler sevgili müdavimler
Eric Cartman
merhaba arkadaşlar,
bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm ve sonunda karar verdim. ben "sağir" bir bireyim ve ilkokul, ortaokul, lisede hep "sağır kulturu" ile yetiştim. bir çok arkadaşım sağırdi ve hep işaret diliyle iletişim kuruyorduk.
önceden hayat daha zordu hastane, doktor, polis, adliye bir çok devlet kurumu ve ya özel hiç kimse işaret dili bilmiyordu. yabancı bir ülkeye gelmiş gibi hiç kimse ile iletişim olmadığı için çok zorlanıyordum.
yavaş yavaş işaret dili gelişmeye ve meşhur olmaya başladı. bu kötü olmadı her şey güzel gibi geldi. İnsanlar ben ve diğer "sağir" arkadaşları anlamak için çalışıyorlardı bu beni mutlu etmeye başladı. yeni öğrendikleri için biraz acemi gibi işaretleri yapıyorlardı fakat olsun yine de anlıyordum. biraz daha zaman geçti bu sefer insanlar bizi unutmaya başladı. herkesin İnternette sayfalarında işaret dili yazıyordu fakat bu insanlar hiç işitme engellilerle görüşmemisti bizim kültürü tanimiyorlardi. türkçe'den kelime çevirisi yapıyorlardı ama türk İşaret dili onların sandığı gibi değildi. kendine özel gramer yapısı vardı. tdk sözlük çıkarmıştı bu doğru dil diyorlardı ama bizim yüzyıllarca konuştuğumuz osmanlı devletinden bugüne gelen dilimiz çöp mu olacaktı? kendi dilimizi unutacak miyiz? bazı insanlar çıktı sizin dil eski bu yeni dil artık bu olacak dediler. sebebini hiç anlamadik. çocukluktan beri konuştuğum dili nasıl bırakabilirim? İstanbul, ankara dilleri farklı dediler eşit olması lazımdı ama siz farklı sanıyorsunuz biz aynı olduğunu düşünüyoruz. İşaret çok küçük farklı olursa bu çok mu fark demekti? sizin konuştuğunuz türkçe İzmir'den trabzon'a ve ya edirne'ye göre hiç değişmiyor mu? İzmir'li darı dediği için siz mısır olduğunu anlamıyor musunuz? bunun gibi düşünün.

İkinci konu şarkı çevirileri bundan bütün sağırlar bıktık. artık bizi kullanıyorsunuz gibi düşünüyoruz. herkes şarkı çevirisi yapıyor ama bizim için bir şey yapmıyor. lütfen artık anlayın. yaptığınız çeviriler %99 yanlış çünkü gramer farkı var. İngilizce bir şarkıyı türkçeye hemen çevirince sizce uygun oluyor mu? lütfen rica ediyorum arkadaşlarım belki bana kizacaksiniz ama biz kendi dilimizi çok seviyoruz onu gerçeği gibi öğrenin türkçe ile karıştırmayın çünkü farkı var. osmanlı devletinden bugüne geliyor bu dil bu yüzden lütfen şarkı çevirisi yapmayı bırakın ve bizim iletişim, eğitim, sağlık gibi konularda problemlerimizi çözmek için bizimle beraber yürüyün. instagram'da şarkı videosu paylaşarak bize destek olmuş olmuyorsunuz sadece kendi reklamınızı yapmış oluyorsunuz. sizi 100.000 kişi izliyor ama bizim problemlemimizi 1000 kişi biliyor sadece işaret dili sadece 3 ay kursa giderek öğrenilmez. 3ay kurs aldıktan sonra sadece temel girmiş olursunuz ama %100 öğrenmek için 2 yıl gerekli bu yüzden bir sağır arkadaşınız olsun onu izleyin konuşun sohbet edin onu anlayın. böyle olursa bize daha çok yardım etmiş olursunuz. mesela samsun'da atakumduyuyor başka adı atakum İşitme engelliler spor kulübü var siz bizim için bir şey yapmak isterseniz gelin dernekte gönüllü olun beraber proje yapalım. çalışalım ve beraber buyuyelim ama lütfen sadece sarki çevirisi yapıp bize destek olduğunuzu düşünmeyin çünkü bize açık söyleyeceğim bir faydası yok. dış yaşamda bir çok problem var onları beraber çözelim.

şimdi merak ediyorum. kaç kişi beni anladı ve hak verdi? sesimizi duyun. bu duruma dur deyin ve bize destek olmak istiyorsanız bizimle yanyana olun. engelleri beraber aşalım.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)