ladylazarus
neredeyse tüm yaz on birde yatıp dokuzda kalkan bünyemin, pazartesi yaklaştıkça üçte yatıp birde kalkmaya alışması..


ladylazarus
iyi akşamlar, ders kayıt sisteminin çıldırttığı dedikodu sakinleri.. ben de tertemiz delirdim. dördüncü sınıf derslerinden biri aniden (?!) bizim döneme alınmış, alttan da dersim olduğu için fazlalık ' bir ' kredi yüzünden derslerimden birini alamıyorum. ben de bir bay hyde yaratacağım kendimden, zamanı geldi.

bugün kardeşim sınıfından bir çocuğa olan aşkını anlattı dfjgndf aşkı tarif ediş biçimi sahiden çok yalın ve güzeldi : ' bak abla, biliyorum çok saçma, kendime de '' hayır, sen onu sevmiyorsun '' diyorum ama ne yaparsam yapayım aklımdan çıkaramıyorum. onu düşünmemeye çalışsam da beynimin içinde dönüp duruyor. ' ve sevgisine vücut buldurma biçimi daha da hoştu : ' ikimiz de çocuğuz biliyorum, bu yüzden zaten sevgili olmak istemiyorum ama çok yakın arkadaş olalım istiyorum. ' hikayenin dramatik kısmıysa bunları bana anlatıyor oluşuydu djfgdf. on üç yaşındaki bir çocuğa aşkın esasında ne olduğunu anlatma gafletinde bulunmadım elbette.

yine de bir abla öğüdü olarak, patronumuz tommy' nin de anısına şunu şuraya iliştirmeyi görev bilirim. güzel geceler


ladylazarus
nabokov' un önerisiyle, dr. jekyll and mr hyde ı okudum. nasıl bu kadar geç kalmışım ! ondan sonraki tüm kitap ve filmlerin, bilhassa kafka' nın dönüşüm kitabının ilham kaynağı bana kalırsa. aklıma gelen ilk eserlerden biri de coelho' nun ' şeytan ve genç kadın ' kitabı oldu. şöyle bir bölümü var ki yıllardır aklımdan çıkmaz satırları :

'' leonardo da vinci ' son akşam yemeği ' isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı. iyiyi isa ' nın bedeninde, kötüyü de isa ' nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde o ' na ihanet etmeye karar veren yahuda ' nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı. resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. bir gün bir koronun verdiği konser sırasında korodokilerden birinin isa tasvirine çok uyduğunu fark etti. o'nu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız eskiz çizdi. aradan üç yıl geçti... ' son akşam yemeği ' neredeyse tamamlanmıştı, ancak vinci henüz yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı. leonardo'nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı... günlerce aradıktan sonra leonardo vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.. leonardo yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi, zira artık eskiz çizecek zamanı kalmamıştı. kiliseye varınca yardımcıları adamı ayağa diktiler. zavallı başına gelenleri anlamamıştı. leonardo adamın yüzünde görünen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu. ressam işini bitirdikten sonra sarhoşluğun etkisinden kurtulan berduş gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi : ' ben bu resmi daha önce gördüm ' ' ne zaman ? ' diye sordu ressam. o da şaşırmıştı ! ' üç yıl önce.. elimde avucumda olanı kaybetmeden önce.. o sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum, pek çok hayalim vardı, bir ressam beni isa' nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti.. '

iyi ve kötünün yüzü aynıdır.. her şey insanın yoluna ne zaman çıkacağına bağlıdır. "

bu da tanıdığımız en sevilesi hyde olan durden' dan, iyi uykular müdavimler.
ladylazarus
geçen gün sevgilisini döven bir adam (!) ın videosunun altında, bir kadın (!) ın ' ya adamın hareketleri bir tek benim mi hoşuma gitti dfklglf ' deyip bu yorumla binlerce destek almasına şahit oldum. söylenecek pek çok şey var elbette o insan müsveddelerine.

ilişkilerin bir besin piramidi ekseninde ilerlemesi beni iğrendiriyor. evet, muhteşem hayatlarımız yok ve ne yazık ki taşıyabileceğimizden fazlasını yaşadığımız durumlarda bir omuza ihtiyaç duyuyoruz zira insanız. fakat bu bahanenin ardına sığınıp, bunu mutualist bir yaşam biçimine dönüştürüp olayı parazitliğe vardırmak sahiden akıl almaz bir süreç. etrafımdaki ilişkilerin sömürü odaklı olması midemi bulandırıyor. sömürülen ya bedenler oluyor veyahut ruhlar..

bir insan, nasıl başka bir insanın kendisi üzerinde böylesi rezil bir hakimiyet kurmasına izin verir ? benim ellerim yeri geldi kazma kürek tuttu, toza toprağa bulandı, yeri geldi kitap taşıdım. çuval da taşıdım şövale de.. hakaret de işittim, dünyanın en güzel müziklerini de dinledim. babamın parkasıyla da yürüdüm, topuklu ayakkabılarımla da çınlattım sokakları. ellerim ojeli de olsa, kir pas içinde de olsa aynı sınırsız kalple karşılık verdim dünyaya. bu yüzden hiçbir erkeğin karşısında böyle rezilce eğilmem, eğilen bir kadın da görmeye tahammül edemem.

yeni gelen arkadaşlarımıza benim hoş geldinim de böyle olsun. cinsiyetiniz ne olursa olsun, bir cinsiyetiniz olsun yahut olmasın, siz değerlisiniz ve bunun tek ölçüsü de sizsiniz. bir suç ortağının tasdiğine ihtiyaç duymamanız dileğiyle (kıps cioran) !

bu yazının ulaştığı tüm kadınlara sevgili pessoa' nın sözleriyle veda ediyorum :

'' karşısında alçalacağım bir şey varsa, o da kendi açtığım bayraktır; kendi yüzüme karşı attığım kahkaha duyunca selam durduğum boru sesi, kendimi doğurduğum şafağın yaratıcısıdır. ''



ladylazarus
merhaba !

boş işler müdürü olarak , la double vie de veronique' deki kukla sahnesinden sonra bu kez de kuklalarla kafayı bozdum. filmden sonra kuklalarla ilgili bir ton belgesel izledim ve tam anlamıyla büyülendim ! fakat ne yazık ki internette pinokyo kuklaları dışında marionette bulmak imkansız. ahşap kukla yapmak için insanlar yıllarını veriyorken kendim yapmam da imkansızlaşınca polimer kilden de yapılabiliyor olmasıyla aydınlandım ve geniş bir zamanda kukla yapmayı deneyeceğim. hikayesini yazıp, bu hikayeyi resimlendirip karakterlere ahşapla hayat vermek, bunu bir tiyatroya dönüştürmek.. bu süreç bana tarifsiz hisler yaşatıyor ve gerçekleştirmek için o kadar sabırsızlanıyorum ki yazarken dahi titreyen bacaklarıma hakim olamıyorum sdkgjf




ladylazarus
bu gece hayatımın en güzel anlarından birini yaşadım. karanlıkta uzanmış, bir kieslowski filmi izlerken, birden ağaçların arasına saklanmış ayın kızıllığını fark ettim. bir süre yıldızları izledim, sonra filme döndüm, sonra yine ayı izledim, sonra yine film, yine yıldızlar.. ay, onu görmem için tamamen ortaya çıkana dek böyle bir döngü içinde bitirdim filmi. böyle anlarda tarif edemediği bir his kaplıyor insanın içini. yıldızlara bakarken, yıllar evvel annemle kargaları izlediğimiz noktaya takıldı gözlerim. sonra yine yıldızlar.. ve yıllardır hiç değişmeyen gökyüzünü düşündüm.

edebiyat dergileriyle aram pek iyi değildir fakat oldukça gecikmeli olarak bir dergi keşfettim ve muhtemelen düzenli olarak alacağım tek edebiyat dergisi olacak ' notos '. keşfettiğim ilk sayısının nabokov üzerine olmasının güzelliği .. sanırım vera' nın reenkarne olmuş haliyim. nabokov' la bu kadar sık karşılaşmamızın başka bir açıklaması olamaz. vera için ne acı dfgfj

hayatımı bir film olarak tahayyül edecek kadar önem vermiyorum kendime fakat bugün bu şarkıyı defalarca dinledikten sonra, hayatımın bir fon müziği olsaydı, şu sıralar kesinlikle bunu seçerdim dedim kendime.




iyi geceler değerli müdavimler.
ladylazarus
aynı gökyüzünün altında, kaç beden eskittim ? insanüstü bir kayıtsızlıkla bulutları izlerken düşünüyorum bunları. aynı gökyüzü altında, birkaç asır önce ağladıklarıma gülerken idrak ediyorum varlığımın gülünçlüğünü. biri, hiçbiri, binlercesi.. yıllar evvel okuduğum bir pirandello romanı. moscarda' nın , eşi vesilesiyle burnundaki, belki varlığındaki kusuru fark etmesiyle başlıyor roman. biriyken, hiçbiri oluyor moscarda. sonra binlercesi olmayı deniyor ve en nihayetinde koca bir ' hiç ' olarak çıkıyor karşımıza. İnsanoğlunun bilinçsiz döngüsüdür bu. ilkin, ' biri ' olduğumuzu sanırız. o 'biri' ne göre yaşamayı hedefleriz tüm yaşamımızı. sonra bir gün, kendini biri sanan bir başkası, ' hiçbiri' olduğumuzu öğretir bize. insan, ancak varlığındaki kusuru fark ettiğinde yahut sarıldığı biricik giysinin gülünçlüğüyle cüceleştiğinde yaşamaya başlar. asıl kopuş oradadır ve artık ne ' biri ' dir o, ne de ' hiçbiri'.. ' binlercesi ' dir. her yeni parmak için biri olmaya çalışır. ailesi için, arkadaşları için, sevgilisi için, sokaktan geçen herhangi biri için bir ben yaratır. binlercesi olmaya çalışırken kaybeder kendini. belki de delilerdir yalnız bu döngüyü tamamlayan. bizler asırlardır, aynı gökyüzünün altında dönen bulutlar gibi bin parça olmuş, bir zamanlar ağladıklarımıza gülüyor, güldüklerimize ağlıyoruz. bazen benim gibi birkaç tanesi başını kaldırmayı akıl ediyor. oysa bilmemeli insan. eski bir dostoyevski hastalığı sarıyor bedenimi. iliklerime kadar ' anlıyorum '.

gökyüzü yasaklanmalı !




'' bu adam fezadan
fezada, fezada ''
ladylazarus
aşık olduğum rüştü asyalı' nın sesinden, aşık olduğum bir şiir. bazı şiirler ne kadar okunursa okunsun eskimiyor, en olmadık zamanda hatıra geliyor.

aysel' ler gibi




' içinden bir gemi kalkıp gitmemiş '
ladylazarus
magnolia eşliğinde sınava çalışırken, sandalyemde eriyerek yatağa geldim. sınav dönemlerindeki non-newtonian tavrıma bayılıyorum.

suç ortağım neil young, onu bırakın beni alın




iyi geceler müdavimler
ladylazarus
uzun süredir boksa gitmek istiyorum fakat bir türlü bununla ilgili bir atak yapamadım. televizyonda da boyka' yı görünce bu isteğim yeniden depreşti dgkdj dün yaptığım resmi biri pandiklemiş.. tamam bir parmak anlarım, ikiyi de anlarım ama üç, dört, on parmağını batıracak ne yaşattı bu resim sana !

haruncuğum bile çöktü lakin bu şarkı eskimek bilmiyor




' şimdi artık seni koklar yalnızlığım '

bu şarkı vesilesiyle de sevgili fikret kızılok' u hayranlıkla anıyoruz !
ladylazarus
bugün ölü bir şekilde cama yapıştığım otobüste yanıma çok şeker bir kız oturdu. önce biraz süzdü beni, sonra ' biraz konuşalım mı , canım sıkılıyor ' dedi. timim konuşalım dedim, kulaklıklarımı da çıkardı dgdkdf başta biraz konuştuk , sonra birbirimize bakıp, saçma sapan yüzler yapıp gülmemece oynadık. beni on yedi yaşında sanmış bu yüzden ekstra bir sempati duydum dksfg. sıcaktan yanaklarım heidi' nin al yanağı gibi olduğu ve güneş sebebiyle çillerim de belirginleştiği için ' yanakların ne kadar tatlı oldu, bebek gibi ' deyip bi makas aldı jdfgf ufacık bir detay günü ne kadar değiştirip güzelleştirebiliyor. ' dünyayı çocuklara verelim ' diye boşuna dememiş sevgili nazım hikmet.

ne kadar çok random gülmüşüm, gülmeyi unuttuk be hüseyin..



ladylazarus
herkese merhaba arkadaşlar , bugün size mart ayı favorilerimden bahsedeceğim : muzlu süt ve kinder country ! sjksdfj bu ay da çok vizyonlu bi yuutubırım. bu kinder country'nin içine ne koyuyorlar, uzun süredir öyle abur cubur yemiyorum, sağlıklı yaşam falan hak getire her gün bir tane yemezsem krize giriyorum. fakat muzlu süt aşırı tontiş bir şey, içince dünya pembeleşiyor falan.

şu aralar da halamda kalıyorum, yersiz tatlı krizleri sonucu her gün gidip şukulata alıyorum. bir gün çikolatamı yarım bırakıp dışarı çıktım, baktım ortada yok. ikinci gün yine aynısı.. meğer eniştem yiyormuş sgnjdf ama olayı baya abarttı bir afiyet olsun, iki afiyet olsun e üç dört... artık afiyet olmasın enişte, git kendi şokalatını kendin al ! bir de yenisini yemiş baya ağlamaklı oldum jsdfd normal şartlar altında gayet paylaşımcı biriyimdir, lakin görüldüğü üzere şartlar normal değil (magic country klfgf)


ladylazarus
yarın farsça kursuna başlıyorum, inanılmaz heyecanlıyım ! daha önce öyle kendi kendime öğrenmeye çalışmış, fakat pek üzerinde durmamıştım. hocamız da iranlı imiş bakalım nasıl olacak🌹

vizeler bitse de resim yapsam diye bekliyorum😿şuraya da minnoş bir gökkuşağı çizelim (bu kez yakaladım)
ladylazarus
bugün dedemi ziyarete gelen misafirlerin yanında iki oğlan çocuğu vardı, birinin saçları uzun kıvırcık o kadar şekerdi ki ! mıncırdım ama pek pas vermedi. rigbymi götürmek istediler dfgdf o benim köpeğim dedim, buldular beyaz beyaz pamuğumu. giderken de elimi öptü başına koydu jsddjg hayır birkaç beyaz tel çıktı diye bu muameleyi hak ettim mi sahiden ?? berhudar ol evladım.

dün dünya saati hareketi vardı, ışıkları kapatacaktık ajandama dahi yazmıştım lakin ajandam yanımda olmayınca tamamen unuttum, çok üzüldüm. barış özcan' ı severek takip ediyorum lakin şanışer' le düetini izlemeye cesaret edemedim. raple ilk tanışmam da şanışer' le olmuştur, anılarım depreşti. katip ol sabahın ilk ışıklarınah diye müptezel gibi dolaşarak tükettim 2007 yılımı ddfgdf bir erkek arkadaşım yakalamıştı, o zamanlar küçüğüm tabii, sen şanışer mi dinliyorsun dedi. ben de kuzenimden görüp yüklemiştim, yok yaa onu kuzenim atmış, ben dinlemiyorum falan diye atarlanarak ' kuzenim yapmış yea ' jargonuyla da ilk o zaman tanışmış oldum.

bu da günün rap parçası olsun :


ladylazarus
kulaklığımı düşürdüm.. öyle kulaklığımı takıp dünyadan kopayım modunda bir insan değilim fakat kulaklığıma bir şey olduğunda çok modum düşüyor, niye böyle oldu ki falan.. güne böyle başlayınca elbette murphy laws devreye girdi ve mide bulantısı artı halsizlikle günümü tamamlıyor, sabaha sağlam çıkmayı umuyorum.

kendim hastalandığımda önemsemem fakat başkasının hasta olmasına dayanamıyorum. bilhassa yaşlılar konusunda çok hassasım. dedem de anneannem de çok hasta şu dönemler, onları öyle görünce böyle bebek gibi sevip, bakasım geliyor. zaten kuş kadar kaldılar tontişlerim. bu durumdaki insanlara nasıl kötü davranıyorlar aklım almıyor sahiden. dünyada ne kadar hasta insan varsa toplayıp bakmak istiyorum, insana böyle bir şey yük gelir mi ? yok, modern dünya bana göre değil. kimim/neyim varsa toplayıp dağa, ormana falan yerleşeceğim. sebze yetiştirir, geçinir giderim. ruhum emekli, mis..

bu arada bu kanalı çok seviyorum :




bu şarkı kadar huzurlu geceler !
ladylazarus
unmarried momınız geldi kdkdk bunu her dediğimde ethan hawke' nin beyaz atleti ve göbeğiyle ekrana bakıp , bizi 'evlenmemiş anne' olduğuna ikna etmeye çabalayışı geliyor..

bugün yine insanların aşırı tatlı bebişlerini sevmek için yanıp tutuştuğum, hormon içeren bir gündü. youtube iyi ki var, aksi halde bebeği seveyim derken vücudundaki tüm virüsleri yavrucağa aktaran ahtapot teyzelere dönüşebilirdim 🐙




o nasıl bi yonokk istemsizce dudaklarım büzülüyor !
ladylazarus
meditasyona başladım. gönül isterdi ki bali' de yoga eğitimi alayım .. saçımdaki birkaç beyaz beni manen çok etkiledi dfgfkf sabah kalktığımda yeşil çay sonrası açıyorum müziğimi, reklam gibi olmasın bu tür müziklerin toplandığı bir sürü uygulama var onlardan indirebilirsiniz, on - on beş dakika meditasyon yapıyorum, güne bu denli huzurlu bir başlangıç olamaz ! bir de en son ben keşfettim sanırım, tibet ayinleri diye adlandırılan beş egzersizi uygulamaya başladım. söylediklerini sahiden yerine getiriyor mu bilmiyorum fakat oldukça rahatlamış hissettirdiği kesin. yüzme kursuna başlayana dek idare eder beni. vizeler öncesi herkese tavsiye ediyorum.

bu arada tchaikovsky eşliğinde ders çalışan hassas bünyemi ff vererek incitmezsiniz umarım hocam, asla eskimeyenlerden :


ladylazarus
bu geceki ruh halim whiteların jack' ten :




resmim yarıda kaldı diye moralim biraz bozuk. bir de ayaklarımı ısıtamıyorum, bu şarkıyı dinlerken patik giymek istemedim sdfgfd geçen gün dergide bir yazı gördüm o kadar hoşuma gitti ki ! kendilerini 20. yüzyıl göçebeleri olarak tanıtan bir hanımefendi ve beyefendiye ilişkin nefis bir yazıydı. modernizmden kaçmış bir mülteci olarak tanımlıyor kendini peter. ben de dedemi alıp heidi gibi dağlara vuracağım kendimi holaadiioo

yulaf ezmesi kemirmeye gidiyorum, heidi' nin yanakları kadar tatlı geceler.

ladylazarus
bugünki gökkuşağını görenler burada mı ? ben çiçeklerin arasından izleme şerefine nail oldum.

dedem hastalığından sonra bazı şeyleri unutmaya başladı, bugün de ladylazarus nişanlı mı yoksa evli mi diye soruyormuş dfjgf dahası okula nişanlımın evinden gidip geldiğimi iddia etmiş. bu bir evlen artık mesajı mıydı bilmiyorum lakin üzgünüm, henüz çok gencim david. bu arada elimde fazladan bir saramago kitabı var, kabil' i okumayan bir arkadaşımıza hediye edebilirim. mesaj kutum sonsuz bakımından çıktığında yazabilirsiniz efendim, seve seve gönderirim.

bu da gökkuşağı gibi asla eskimeyen, hatıra geldikçe gülümseten bir parça :


ladylazarus
merhaba sevgili dedikodu sakinleri !

umarım iyisinizdir. ben şu sıralar oldukça huzurlu günler geçiriyorum. bir yandan da bu kadar huzur fazla, acısı bir yerden çıkar muhakkak diyerek endişeleniyorum fakat anı yaşamak taraftarıyım. saçımdaki açık renk sarıları beyaz sanarak oldukça hüzün dolu günler de geçirdim sdfgdk. bu vesileyle sağlıklı yaşama da atmış oldum. şekerin cazibesine gözlerimi yumarak sebzelerle aşk yaşıyorum. avokado ve yulaf ezmesi yemek zorunda olmak dünyanın en 'dışkısal ' -kibarlık - şeyi. bir an önce yüzme kursu olayını da halletmeliyim. denizi o kadar özledim ki.. hava ısınana dek özlemimi böyle gidermeye çalışacağım. yağlı boyaya da başladım, ilk denemem ben dahil herkesi şaşırttı. yakında herhangi bir uzvumu kesip bir jigoloya göndermeyi düşünüyorum zira sanatçılar ve seks işçileri toplum tarafından aynı şekilde reddediliyor (van gogh için saygı duruşu). tuvallerim hazır, yarın yeniden çizmeyi düşünüyorum. kemanımı da alırsam ölmeye hazır duruma geleceğim.

three billboards outside ebbing missouri ne hayal kırıklığıydı ama.. fragmanına bakmadan mı gittim anımsamıyorum fakat oyunculukların şahaneliği dışında tam bir düş kırıklığıydı. frances mcdormand oscar' ı sonuna dek hak etmiş dedirtti aynı zamanda. sam rockwell' e de benden bi ödül ! senaryoyu oyunculuklar kurtarmış sahiden. samsun' a filmler bu kadar geç gelmese keşke, şimdi de bir belgesel bekliyorum.

ayrıca mesaj kutusunu en az kullanan üye benim muhtemelen, neden hala bakımda, saçlarım bu yüzden beyazlarsa admin sorumludur. bu kadar gevezelikten sonra düzenli olarak izlediğim, dünyanın en minnoş reklamını bırakıp gidiyorum :



ladylazarus
ladylazarus
@ladylazarus
Damaged coda
2017 Girişli