Gamsız Baykuş
zırtlan yüzünden gülüşümün değiştiği ve her yerde "ehe ehe" gördüğüm doğrudur ehe.
Gamsız Baykuş
normalde rüyalarımı hatırlamam ama bu sabah tam uyanırken gördüğüm birkaç saniye aklımda kaldı. kısa fakat etkili bir rüyaydı bence. İstanbul'dayız, yanımda birileri var. böyle tepe gibi bir yerdeyiz. güneş batıyor ve boğaz kızıla boyanmış şekilde görünüyor. dedim bu anı fotoğraflamam lazım, çok güzel. ne hikmetse elimde profesyonel kamera da var o an. (burda anlamam lazımdı aslında rüya olduğunu.) aldım elime, fotoğraf açısını, odağı vs. ayarladım. tam deklanşöre bastım kii o anda uyandım. gitti güzelim manzara diye üzüldüm sonra kendimce :d bu sanırım evrenin bana "sen öyle fotoğraf çekmeyi anca rüyanda görürsün" deme şekliydi ahaha.
neyse biz de elimizdekilerle idare edelim o zaman. biyrun
Gamsız Baykuş
selamlar. size kol saatleriyle aramda olan husumetten bahsetmek istiyorum.

İlk kol saatimi kendim almıştım. sekizinci sınıfa gidiyordum galiba o zaman. yuvarlak camının etrafında küçük taşları vardı. çok büyük değildi ebat olarak. görünce çok hoşuma gitmişti ve almıştım. ben bir süre kullandım bu saati. bir gün otururken bileğimden çıkarmış bulundum oynarken. o gün de kardeşim bir şeye sinirlendi birden ama şu an neye sinirlendiğini hatırlamıyorum. allah'ın manyağı gözüne benim saatimi kestirdi, eline aldığı gibi camdan dışarı fırlattı. anlatırken hâlâ sinirleniyorum. hayır niye saatim yani niye, başka nesne mi bulamadın? neyse ben çıktım dışarı, baktım saatin camı kırılmış. haliyle kullanamadım artık.

aradan zaman geçti, ben yine ilk saatime benzer bir saat gördüm. ama birebir aynısı değil, kordonu falan farklıydı. hem bunu daha çok beğenmiştim. zaten kullanmayı seviyorum, içimde ukde kalmıştı diğerini çok kullanamadım diye. aldım tekrar, takıyorum falan. yine bir gün evdeyim, misafir vardı. odadan odaya koşuşturuyorum. tam salona girecekken sen saat bileğimden çık, duvara küt diye çarp. aldım yerden. malesef kaybetmişiz benim saati, yine ekranı kırılmış. o an pek önemsemiştim, neyse dedim. bir süre saatsiz durdum yine.

geçen sene samsun'da mecidiye'deki dükkanlardan birinde ikinci saatimin aynısını gördüm. zaten fiyatı çok da değildi. alayım gitsin, beni bir süre götürür bu diye düşündüm. neyse. mutfaktaydım, zaten su ile işim olduğunda çıkarıyordum su alır diye. çıkarttım bileğimden ama tam o anda elimden mermer tezgahın üstüne düştü. ve süprayz! bir baktım yine camı kırılmış. ben tabi bundan sonra baya şaşırdım buna. üçüncü saatimin de kaderi aynı olmuştu çünkü.

hayır neden pili bitmiyor, neden başka bir şey olmuyor da camı kırılıyor? hani bi kaybolsa bu kadar şaşırmam ya da üzülmem gerçekten. niye böyle olduğunu anlayamıyorum. nasip kısmet falan herhalde. bu kadar uzun anlattım çünkü benim için garip bir öneme sahip :d aslında çok seviyorum saat kullanmayı ama artık nasıl olsa kırılacak diye alamıyorum :d öyle işte. İyi günler :)
Gamsız Baykuş
@anonim_bayan ve @anonim_bay'ın istatistiklerinden de anlaşılacağı üzere sitede de genel olarak kızlar daha çok anlatmış ve daha çok soru sormuş. saygılar..
Gamsız Baykuş
havai fişeğin tam patladığı andaki görüntüsü.. :)
Gamsız Baykuş
yaz aylarının güzel yanlarından biri de etrafta fotoğrafını çekebileceğim bir sürü çiçeğin olması..
Gamsız Baykuş
sinek deyip geçmeyin..
Gamsız Baykuş
samsun maceramın daha en başında çektiğim, benim için güzel bir anlamı olan bir fotoğrafı sizinle paylaşmak istiyorum. samsun'a ilk defa yerleşmeye giderken bir yerde mola vermiştik. yeşilliklerin üstünde otururken aralarında yoncaların da olduğunu gördüm. her zaman yaptığım gibi 4 yapraklı yonca var mı diye aramaya başladım. hiç ümidim yoktu ama evet bu sefer görmüştüm. hayatımda bulduğum ilk ve tek 4 yapraklı yonca oldu. bu sebepledir ki samsun'un bana hep şans getireceğini düşündüm. şu ana kadar öyle de oldu. çok güzel insanlarla tanıştım mesela, siz değerli müdavimler de dahil olmak üzere. üniversite bana çok şey kattı ve katmaya da devam ediyor. kısaca hayatımın dönüm noktalarından biri oldu samsun. sevgilerimle...
Gamsız Baykuş
küçükken yolda yürüdüğüm zaman sokak lambalarından uzaklaştıkça gölgemin uzamasına çok sevinirdim. gölgem uzadıkça boyum da uzuyor diye düşünüp mutlu olurdum. garip ki şu an aynı durumu yaşayıp hâlâ mutlu oluyorum. büyüyemeyeceğim galiba :)
Gamsız Baykuş
az önce siteye ilk girmeye çalıştığımda hata vermişti. site güncellenmiş demek ki diye aklıma geldi. sayfayı yenileyince geçti zaten. ama yeni siteye beni almadılar mı acaba diye aklıma gelmedi değil. tırstım sanırım. saygılar.
teşekkürler @admin @mayk elinize sağlık.
Gamsız Baykuş
bugün bayram
erken kalkın çocuklar
giyelim en güzel giysileri
elimizde taze kır çiçekleri
üzmeyelim bugün annemizi

bayram sabahları bu şarkıyı son ses açıp evin içinde tur atıyorum, kardeşlerimi uyandırmak için. çok eğlenceli oluyor. bugün de siteye yazmak istedim. sevdiklerinizle beraber mutlu bir bayram geçirmeniz dileğiyle.. :)
Gamsız Baykuş
mahallede bir kadın var ama kimse adıyla hitap etmiyor. kadının lakabı "kolera". böyle deyince anlıyorlar anca kimden bahsedildiğini. anneme sordum neden böyle demişler diye, o da bilmiyor. ne yaşadı da bu şekilde bir lakap taktılar merak ettim doğrusu :)
Gamsız Baykuş
merhaba müdavim dostlar, nasılsınız görüşmeyeli? umarım iyisinizdir. kaç gündür yazamamıştım. size sıklıkla yaşadığım bir durumu anlatmak istiyorum.

belli zamanlarda bir kavram ya da kelimeyle çokça karşılaşıyorum. yani gündelik hayatta ya da internette herhangi bir şey görüyorum ve bununla yaklaşık bir hafta boyunca devamlı karşılaşıyorum. ben burdayım dercesine gözüme batıyor.
mesela son yaşadığım olayı örnek vereyim. kelime "murphy kanunları". İlk olarak izlediğim bir filmde bahsi geçti. tabi o an pek dikkat etmemiştim buna, sonuçta filmde geçen bir sürü kavramdan biriydi sadece. sonraki günlerde bu konuya dair barış özcan'ın bir videosuna denk geldim ve izledim. dün de internette "radyoyu ne zaman açarsanız açın, en sevdiğiniz şarkının son melodilerini duyarsınız." cümlesini okumuştum. son olarak radyoyu açtığımda bu olayı yaşayınca bende kayış koptu. gülsem mi ağlasam mı bilemedim.

velhasıl kelam çok uzun zamandır oluyor buna benzer şekilde. bazen gerçekten sinir bozucu hissettiriyor. size de oluyor mu bilmiyorum. düşünüyorum da bence bunun tek mantıklı sebebi algıda seçicilik. yoksa başka türlü açıklayamıyorum.

İyi günler, kendinize iyi bakın :)
Gamsız Baykuş
2016-2017 sezonunun şampiyonu beşiktaş'ımı canı gönülden tebrik ediyorum. @admin bu arada 3 yıldız sitenin girişine çok güzel olmuş, teşekkürler :)
Gamsız Baykuş
bugün 7 yaşındaki kardeşimle beraber bir ağacın dalından meyve yiyorduk. sonra bana "abla bak şimdi, bu ağaç tam üçe ayrılıyor." dedi. "ağacın en üst dallarındaki meyveler kuşlar ve arılar için, alçakta olan dallarına boyumuz yetiştiğinden bizim için ve yere düşen meyveler de karıncalar ve böceklerin yemesi için oluyor." dedi. çok etkiledim bu şekilde düşünmesinden. hatta kendimden utandım. benim aklımın ucundan geçmemişti bu şekilde bölüştürmek. ne ara böyle paylaşımcı bireylerden bu kadar bencil insanlara evriliyoruz bilemiyorum. keşke hep çocuk kalsaydık.
Gamsız Baykuş
bu eğitim dönemini benim için özetleyecek en iyi deyim 'hevesi kursağında kalmak' sanırım. senenin başından beri kendime sürekli hedefler koydum. bu hedeflerin geneli eğitim hayatım ile ilgili olmakla beraber bir kısmı sosyal yaşantım ile ilgiliydi. devamlı bir şeyler olsun diye hayal kurdum. biri olmadı, vazgeçmedim, başka planlar yaptım. onlar da olmadı. ne kadar büyük beklentim olduysa bir olaydan, o kadar büyük hayal kırıklığına uğradım. kişisel hedeflerimin bazılarını gerçekleştirdim diyebilirim, ama ne kadar çabaladıysam da eğitim alanındaki hedeflerimin hiçbirine ulaşamadım. şimdi şöyle geriye bir bakıyorum da gerçekten başarısız bir tablo çıkarmışım ortaya.
neden böyle oldu ben de bilmiyorum. belki de çok heves ettim diye olmamıştır. çevremdekiler hakkında hayırlısı buymuş demek ki diyorlar. umarım öyledir. İnşallah seneye daha güzel ve verimli bir yıl olur. hepimiz için. tatiliniz güzel olsun müdavim dostlar. selametle..
Gamsız Baykuş
arkadaşlar! eğitim fakültesinin bahçesinde ağacının yaprakları kırmızı olan, meyvesi kirazı andıran, tadı ise eriğe benzeyen yiyecekten yedim. çık kırkıyırım 😁 allah'ını seven "o gerçek erik" desin, yabani erik de olur :d bir de hemen mi öldürür yoksa süründürür mü?
Gamsız Baykuş
ya o kadar yazmıştım. yanlışlıkla geriye basmamla birlikte yazı uçup gitmesi bir oldu. tekrar yazıyorum :/

samsun'un en sevdiğim yanlarından biri de şu zamanlardaki havası. biraz kapalı ama ne çok sıcak ne de çok soğuk. ve de ne zaman geleceği belli olmayan yağmur... seviyorum bu bahar havasını. benim için tam sahilde oturup müzik dinlemelik hava. fırsatını yakaladığım an kendimi direkt sahile atıyorum.
size bir anımı anlatmak istiyorum bununla alakalı. geçen sene de yine böyle kapalı bir havada sahile yürümeye çıkmıştım. hava ılık esiyordu güzel bir şekilde. dedim bir bisiklet turu yapayım gelmişken. nerden aklıma geliyorsa işte. üstelik bisiklete binen de yok öyle! ömürevleri'nden bir tane bisiklet kiraladım. İndim sahile, başladım körfez tarafına pedal çevirmeye. buraya kadar hiç sıkıntı yok. gayet normal bir şekilde kulaklıkla müzik dinliyorum, eğleniyorum falan. ama dönüşte rüzgar biraz daha sert esmeye başladı. aslında benim için bu aşamada sorun yoktu çünkü çok severim rüzgara karşı yürümeyi. onun gibi düşündüm. ek olarak rüzgar, bisiklette olmanın hızıyla sadece biraz daha serin geliyordu. ömürevleri'ne varana kadar hava bayağı şiddetli esmeye başladı fakat ben umursamadım zaten hemen giderim diye. neyse ben az kaldı diye diye geldim ve bisikleti teslim edip yurda döndüm. ertesi sabah bir uyandım ki sormayın. daha doğrusu uyanamadım da denebilir çünkü hasta olmuştum. sebebi malumunuz rüzgar!
İnanır mısınız arkadaşlar ben o soğuğun acısını bir ayda anca atlatabildim. o gün pek fark edemedim ama fena halde üşütmüşüm. :d
velhasıl kelam demem o ki böyle havalara kanıp çok zevkli olur falan diye düşünüp de benim gibi bisiklet sürmeyin. naçizane tavsiyem olsun :) tabi ben bu havalarda hâlâ sahile gidiyorum ama bisiklete elimi sürmeye korkuyorum artık. uslu uslu oturup geri geliyorum o kadar :d selametle değerli müdavimler..
Gamsız Baykuş
pisliğiyle ve cahilliğiyle övünen insanlardan hazzetmiyorum. bu iki tipte de tanıdığım insanlar oldu.
ortamlarda goygoy muhabbeti yaparken "yok ben şöyle pasaklıyım, yok ben şöyle dağınığım. " diye kendini öven, güya kendiyle dalga geçen insanları tanıdıkça tiksindim onlardan. kusura bakmayın ama komik olmaya çalışırken kendinizi rezil ediyorsunuz. tamam konuşurken dikkat çekiyorsunuz, millet size gülüyor olabilir ama inanın bu hiç hoş değil. temizlik imandandır ayrıca. kaç yaşında insanlarsınız artık biraz düzenli olsanız bir şey kaybetmezsiniz.
İkinci gruptaki insanlarla mümkün olduğunca tartışmaya girmekten sakının, kazanamazsınız. kesinlikle cahil özgüveni denen bir şey var onlarda. bir şeyin doğrusunu anlatmaya çalışırsınız, hayatta kabul etmez kendinin yanlış olduğunu. aşağıda bir arkadaşın da yazdığı gibi hep "sen çok biliyon!" olursunuz. bir bilginin doğrusunu öğrenmek, kendini geliştirmek istemez. yanında onun sevmediği tarzda bir kitaptan, filmden bahsettiğinizde sizi aşağılamaya kadar götürür "bunu mu seviyosn sen ya .s hic bna göre degil" diye. ya da "haha bn blmiyrm onu, ne gerek var ki? " diyerek gırgıra vurmaya çalışır sohbeti. İticinin dibidir arkadaş. benden uzak, allah'a yakın olsun.
yani arkadaşlar pardon da siz bu üniversiteye neden geldiniz? boş boş gelip gitmek için mi? toplumu şekillendirecek olanlar biziz. sen kendini değiştirirsen çevren değişir! lütfen bir üniversite öğrencisine yaraşır bir şekilde davranın.
saygılar..