Lütfen soru sormak için Soru/Cevap kısmını kullanın! 

ikizler

20560

11786

214

824

ikizler 5

14 İyi geceler gençler. Nasılsınız. Son final haftasına girdiğimiz bu günlerde hüzünlendim şimdi. Samuray jack final yaptı. Hem de ne final. Ashi öldü. Aslında ölmedi, yok oldu. Ulan tam da Aku öldürülmüş, Jack ile de evleneceklerdi. Ama her varlık beraberinde bir yokluk getiriyor. Aku'nun yok olması Ashi'yi de yok etti. Sigara içsem kesin yakardım bir tane. O derece efkarlandım. Onun yerine Eylem abladan Söyleyemedim'i açtım. Jack'e ağıt yakıyorum. Sınavım var mı. Elbette. Ama bir sıkıntım var. Nereyi çalışacağımı tam olarak bilmiyorum. Kitapları notları falan hep çalıştım. Ama bir şey eksik gibi. Bulamıyorum onu. Bir de ben nasıl ders çalışacağımı yeni keşfettim. Tablo yaparak. Konuyu Word'de tablolaştırıyorum. Hem tablo yaparken çalışmış oluyorum. Hem yaptıktan sonra çalışması daha kolay oluyor. Geçen sadece 1 ders için 19 tane tablo hazırladım. 1 günümü aldı ama eğlenceliydi baya. Tavsiye ederim. Ama hala okulda mantığını çözemediğim birkaç şey var. Bakalım onları ne zaman çözeceğim. Bugün hava ne tuhaftı değil mi. Alıştım artık ama kırk yılın başı ceket almadan gezginle çıktım. O da yağmur yağdı yav. Normalde çıkmayacaktım ama bir gelişme oldu. Seneye eve çıkıyorum sanırım. O evi görmeye gittik. Baya geniş olacak odam. Bir de ev sahibi evin içinded istediğimiz gibi tadilat yapmamıza izin veriyor. Şimdiden hayalimdeki odayı kurabileceğim bir odaya sahip oluyorum diyebilirim. Çift kişilik yatak almayı düşünüyorum mesela. Geniş geniş yatarım. Kitaplık yaptırmayı düşünüyorum. Artık kitaplarım yurttaki dolapların üstünden taşmayacak. Adamakıllı bir kitaplığım olacak. Duvarın birini komple resimlerle, posterlerle donatmayı düşünüyorum. Kafkanın posterleri dolabımda çürümesin, Duvarımı şenlendirsin değil mi. Bir de bir keyif koltuğu koymayı düşünüyorum. Bakalım nasıl bir koltuk bulacağım. Masaüstü bir bilgisayar toplamayı düşünüyorum. Fotoğraf, video gibi işleri ilerletmeyi düşünüyorum. Odayı Edebiyat ve Teknoloji üssüne döndürmek hedefim. Zaman içerisinde yapabilirim hepsini ama ben yapacağım. İlk defa kendi yaşam alanımı kendi kararlarım ve emeklerimle inşa edeceğim. Bu yüzden de çok mutluyum, baya da heyecanlıyım. Hayalimdeki mavi odaya kavuşabilecekmiyim bakalım. Belki bu odanın şansı bana hanımefendiyi de getirir. Hani diyordum ya bir video yapmayı planlıyordum diye. Bir kısmı yağışlardan dolayı iptal oldu maalesef. Ekipmanı yağmurdan koruyacak ekipmanım yok maalesef. Ama videonun yarısını çekebilecek ve yapabilecek imkana sahibim. O kısmı video yapacam, diğer kısmı da yazıya dökeceğim. Güzel ve değişik bir sunumla da sunmayı planlıyorum. Çarşamba veya perşembe iletirim sanırım. Dua edin veya iyi şan dileyin dostlarım. İhtiyacım var buna. Zaten bugün yurda geri gelirken de yağmura yakalandım. 3 saat önce dopdolu olan sahil yağmur başlayınca bomboş kalmış. Bomboş kalmadı bana ve gezginime kaldı aslında. Kulaklığımı taktım ve nizami hızda 10 km bir sürüş yaptım. Bir yandan şarkı söyledim, bir yandan havayı içime doldurdum, bir yandan hayal kurdum, bir yandan sırılsıklam oldum. En son hem gezginin hem benim her yerimizden sular damlıyordu. Ama musmutluyduk. Huzur ve sekinet yağmur ile bahşedildi. Bakalım yeni gün neler getirecek. Hepinize mutlu geceler dostlarım. Gece sırılsıklam duygularla karşılaşın ... :)

ikizler 8

22 Kahve. Hayat iksirim. Acı acı aldığım her yudumunda bünyemin dirilişi. Beynimin her kıvrımında, vücudumun her sinirinde hissediyorum onu. Sevincimde, efkarımda her anımda yanımdaki dost. Zamanı yok benim için. Kahvaltı sonrası, yemek arkası, ders arası, ders çalışırken, müzik dinlerken, okurken, gezerken, yatmadan önce.Evet iflah olmaz bir kahvekoliğim. Yakında direk çekirdeğini çiğnemeye başlayacağım herhalde. Kesmiyor beni bunlar. Koca kupa bitiyor hemen. Bir daha istiyorum ama tutuyorum kendimi. Ama bu gece ihtiyacım var. Hem de çok. Kafam çok meşgul. Finallerden dolayı değil. Onlar en basiti. Benim olay farklı. Hani aşık olmuştum dedim ya. Hah işte onla alakalı. Ama durun kahvem bitti yine. Tazeleyip geleyim. Hah tamam. Şimdi olay şöyle kardeşler. Hanımefendi daha benim ismim geçmeden kimseyi istemediğini söylüyordu ilk başta. Ama sonra 5 sayfalık bir mektubumsu bir şey yazdım ve ilettim. Ondan sonra baya yumuşadı düşünceleri. Yakın arkadaşlarından bile olumlu tepkiler aldım. Normalde biraz zordur kızın kankalarının eleğinden geçebilmek. Ama başarmıştım. Şimdi ise sıkışıp kalmış iki düşünce arasında. Olumlu bir şeyler söylemek istiyor gibi ama korkularından korkup geri çekiyor kendini. Benim derdim de onu bu durumdan nasıl kurtarabilirim? Mektubumla ilk savaşı kazandım. Şimdi sıra ikincisinde. Şimdi diyebilirsiniz Burnu havada bir tip mi bu diye. Hayır değil. Sadece ilk defa böyle bir şey başına geliyor ondan. Benim de ilk defa başıma geliyor. Ama ben okuma sevgimden dolayı 1 adım öndeyim. Böyle şeyleri çok okuduğum için yaşamasam bile başıma geldiğinde nasıl davranmam gerektiğini az çok kestirebiliyorum. Bir de ben korkmayı bırakalı çok oldu. Ne olursa olsun üstüne gidip yüzleşiyorum direk. Şimdi ise kafamda bir video hazırlama fikri var. Şu anda bilgisayarımdaki photoshop biraz düzgün çalışmasa da elimdeki imkanlarla bir video hazırlayacağım ve gireceğim ikinci savaşı kazanmaya çalışacağım. Teker teker savaşacağım korkularıyla. Üzülüyorum aslında. Böyle düşüncelere sıkışıp kalmasına. Sevdiğim insanı sıkıntıya sokmak sıkıntıya sokuyor beni. Dediğim gibi onda bir cevher olduğunu düşünüyorum. Ve bu cevheri yitirme ihtimali korkutuyor beni. Korkularını atlatıp yanına gidebilsem gösterebilecem ona her şeyi. Ama sabır. Ne demişler. Sabreden derviş muradına ermiş. Çok şeye sabrettim bugüne kadar. Buna da sabredebilirim. Acaba başka nasıl yenebilirim korkularını. Ne dersiniz? Kahvem bitti yine bak. Finaller döneminde anlattığıma bakın değil mi. Hepinizin finalleri güzel geçsin dostlarım. Vatana hayırlı insanlar olmanız için geçmeniz gereken yollar olsun bu finaller size. Unutmayın tüm umut biziz. Mutlu ve başarılı geceler dostlarım ... :)

ikizler 3

18 Çay ocağına geldim. Ders çalışıyorum. Normal insanlar gidip kütüphanelerde çalışır değil mi. Ama ben burada çalışmayı seviyorum. Açık hava, çay, sevdiğim ortam. Niye çalışılmasın değil mi. Bir yandan dayılar ve diğerleri muhabbet ediyor. Adamlar bir ara bilgisayar muhabbeti yapıyordu. Sonra muhabbete başkalarının dahil olmasıyla konu işsizliğe kaydı. Şimdi ise fetödeler. Bakalım nereye gidecek sohbetleri. Ben de çalışırken 8 yaşlarında bir kız çocuğu geldi.Dedi
-Abi sen kız mısın erkek misin? (Saçlarım uzun ya)
-Erkeğim. Bak sakallarım var.
Bir saçımı elledi, bir sakalımı. İkna oldu herhalde.
-Niye saçını uzatıyorsun?
-Berbere gitmedim. Uzadı ondan.
Hoşuna gitti herhalde. Sonra bir çocuk gülüşüyle güldü gitti. Teşekkürler çocuk. Normal geçen bir günümü şenlendirdin. Dünya daha güzel senin sayende. Umarım büyüyünce de güzelleştirirsin dünyayı. Şimdi ise muhabbet ios-android muhabbetine döndü. Hunharca, fütursuzca, umarsızca, konudan konuya. Neyse ben de derse döneyim. 13 dönem dersi var. Geçilmeli bunlar... :)

ikizler 6

19 Kafam rahatladı be. HaHaaa. İşte bu. Sakin kafaya yazabilirim şimdi. Nasılsınız güzel insanlar? Sizin de rahat mı içiniz. Şu andaki ruh halimi büyük bir çatışmadan galip olarak çıkmış ve bir sonraki çatışmayı hırsla bekleyen askere benzetebilirim. Cuma gününden beri gezgin efendi ile gezememiştim. Bugün beraber gittik okula. Yağmur yağacak diye kalın giydim biraz ama yağmadı. Sağlık olsun ne diyeyim. Derslere girmedim. Gittim kütüphaneye ders çalıştım. Benim bu dönem işi finallerde bitirmem gerekiyor. O yüzden erken başladım çalışmaya. En sonunda bitirdim çalışmamı ve ormanıma gittim. Bu sefer oturmadım ama. Yürüdüm sadece. Sağa baktım, sola baktım, kaplumbağalara seslendim, bitkilere şaşırdım. Hakikaten ne ara bu kadar büyüdü bu otlar ya. Yürürken yeni kitabıma da başladım. Tezer Özlü- Yaşamın Ucuna Yolculuk. Öncelikle özür dilerim. Önyargılı yaklaştığım için. Sırf merakımdan almıştım. Beğenmeyebilirim diye düşünmüştüm. Ama yanılmışım. İlk iki sayfasını okudum. Çarpılmışa döndüm. Rabbim bu muhteşem bir şey. Hani muhteşemliği karşısında dehşete düşersiniz de kaçarsınız ya. Merakıma yenik düşüp iki sayfa daha okudum. Ya Rabbi. Bu kadın bunları nasıl böyle muhteşem kelimelerle anlatmış. Bir keyiflendim ki. Artık sevdiğim bir dostum daha oldu. Ormandan çıkıp saldım gezgini aşağıya. Bugünkü şansımıza E1 ile yarıştık. Geçtim tabi ki. Biliyorum yaptığım çok salakça. Ama o hız, heyecan tarif edilemez bir haz veriyor bana. Denizevleri sahiline kadar geldim. Baktım benim bankımda bir dayı oturuyor. Sinirlendim biraz. Benim yerime nasıl oturur diye. Nerden benim yerimse artık. Bende biraz ilerdekine oturdum. Baktım çocuk parkında oynuyor çocuklar. Bazıları da maç yapıyor. Keyiflendim yine. Bir anne gördüm. 3 tane çocuğunu getirmiş. Oynuyordu onlarla birlikte. İleride bir arkadaş grubu keyifli bir sohbete dalmıştı. Birkaç sevgili grubuda muhabbet ediyordu. Daha da mutlu oldum. Ama sen kim köpek böyle kolay mutlu olacan lan dedim. Aç kitabını oku tezer ablanı. Ondan sonra. Açtım ben de. Okudukça okudum. Her satırında, her cümlesinde başka bir şey. Bir süre sonra bulutlardan ordular dağların üzerinden istila ettiler gökyüzüne. Daha da okudum. Baktım baya olmuş gittim artık yurduma. Yemek yedik. Arkadaşlar dedi hadi çıkıyoruz. İki dostumla birlikte çıktık. Çay ocağında birer çay içip geçtik sahildeki çay ocağına. Özlemişim sohbetlerini. Birkaç gündür görşememiştik çünkü. Benim durumlar diğer arkadaşların durumlar konuşuldu. Bana çok iyi geldi. Ve benim diğer iş. Ulan baya tuhaf noktaya gitti o ya.Şu andaki durum benim ifade etmek istediklerimi yazmam. Ama bilmediği bir şey var. Ben ikizlerim. Yazmak en sevdiği şeylerden biri. Kafamda 8 sayfada anlatırım ben demiştim. Sonra da 8 çok lan diyip 5 e düşürdüm. Sığdırmaya çalıştım 5 sayfaya içimde ne varsa. Sonra aracı olan dostuma okuttum aga bu olur mu diye. Baya beğendi. Hatta eşine de okutmuş. O da baya beğenmiş. Hüzünlenmiş biraz da. Şimdi bunu ulaştırmak var sırada. O garibim de yarım sayfa veya en fazla 1 sayfa bir şey gelecek zannediyordur. Daha ikizlerin kim olduğunu bilmiyor. Ama öğrenecek. Umarım öğrenir. Neyse gençler. Geceniz güzel olsun. Mutlu geceler hepinize... :)

ikizler 1

21 Stefan Zweig ve Sylvia Plath. Beraber bir defa bile olsa aynı ortamda bulunmak istediğim iki insan. Yaşayışlarına, fikirlerine, yazdıklarına hayran olduğum iki insan. Bu iki insan sayesinde açılıyor gözlerim, duygularla doluyor yüreğim. Yazdıkları her satırda bir şey buluyorum. Ne zaman dara düşsem koşuyorum satırlarına. Beni bir anne şefkati ile kucaklamalarını, baba merhameti ile korumalarını bekliyorum. İlk birkaç sayfada doluyorum, sonraki birkaç sayfada kendimi tutuyorum, ama birkaç sayfa sonrasında ne kadar duygum varsa içimde taşıyor dışarı. Durdurmuyorum artık onları. Ne varsa taşsın artık. Taşıyor taşıyor. En sonunda bitiyor her şey. Gidiyor tüm fazlalıklar ama bitiriyor beni. Bakıyorum etrafıma. Her taraf ne ara temizlendi? Nerede bu taşan duygular? Geriye sadece karanlık bir gökyüzü, batmak üzere olan bir ay ve sepsessiz koca bir şehir kalıyor. Oturuyorum o karanlık sessizliğin içinde. Taşan duygularımı arıyorum. Karanlık odadaki dilsiz, siyah bir kediyi arar gibi. Katilin kurbanını son bir defa daha ziyaret etmesi misali görmek istiyorum onları. O anda ya Zweig'in ya da Plath'ın fotoğrafları takılıyor gözüme. Vazgeçiyorum aramaktan. Fotoğraflara karşı bir kahve yapıyorum. Kafeini damarlarımda çözünürken kendimi onların şefkatine ve merhametine bırakıyorum. Artık nereye kadar giderse. Yine böyle bir gece. Zweig Clarissa'sı ile yanımda. Kafein damarlarımda. Duygularım saflaştı. Ay batıyor. Artık her şey daha net. Daha kesin. Bu sene balkonda olup da üşümediğim ilk gece. Uzun bir gece. Bir Zugzwang paragrafı gibi. İmkansız bir teorinin kağıt üstündeki zerafeti gibi...

ikizler 14

20 Ulan ben ne ara Müzeyyen Senar'dan Zeki Müren'e geçiş yapacak kıvama geldim? Ne güzel kafam rahat, kitabımı okuyordum...

ikizler 0

9 Odamda durmak istemedim. Havası boğuyor, duvarlar üstüme üstüme geliyordu. En son dayanamadım palto, bot, eldiven, kar maskesi giyip balkonuma çıktım. Normalde yurdunuzda balkonda böyle oturan bir adam görseniz deli dersiniz değil mi. Zaten direk hüküm verilir genelde deli, akıllı, zeki, hoş... İnsanları tek kelimelik sıfatlarla sıfatlandırmayı seviyoruz hepimiz. Benim için nasıl bir sıfatlandırma yapılabilir bilmiyorum. Aslında fazla bir şey bilmiyorum diyebilirim şu sıralar. Kafamın içinde boş bir uğultu var gibi. Bu sesi ancak rüzgarın sesi, havanın soğukluğu, bulutların hareketi dindirebiliyor. O yüzden de odama hatta yurduma fazla girmiyorum son zamanlarda. İşte böyle girsem bile balkona kaçıp yine uğultuyu kesen 3 şeye teslim ediyorum. Bu uğultunun sebebini de bilmiyorum. Ama niyese mutlu ediyor bu uğultu beni. Sevdiğim şeyleri daha çok yapabilmek için bahanem oluyor diyebilirim. Mesela şu anda müzik dinleyip, kitap okuyorum. Rumeli türküleri çalıyor kulağımda. Kitap da Aldous Huxley- Cesur Yeni Dünya. Diyebilirsiniz ki bunu yapabilmen için illa bahane lazım değil. Doğru söylüyorsunuz. Ama bir şeyi severek yapmak var, öylesine yapmak var. Ben de istediğim ortamlarda istediğim gibi yapmayı istiyorum hepsi bu. Buraya geleli kaç saat oldu hiçbir fikrim yok. Ne zaman kalkarım onu da bilmiyorum. Ama daha baya burada duracağım gibi. Düşünüyorum acaba ilerde ben yine böyle buz gibi havada kitap okurken, müzik dinlerken veya boş boş etrafı seyrederken o da benim yanımda olur mu. Bu sorunun cevabını veremiyorum kendime mesela. Şimdi de Kömür Gözlerine geçti şarkı. Belki de kafamın içindeki uğultunun sebebi sadece yaşadığım aşk duygusudur, belki de bir etkenidir. Hiçbir fikrim yok. Ama ben bir etkenidir diye düşünüyorum. Çünkü bu duyguyu yaşamadan önce de böyle olurdu. Şarkılar Flört grubuna geçti. Tam da o sırada kitapta dayanışma ayini diye bir ritüelden söz ediyordu. Kahkahalar attırdı bana. Bir distopyada olması gereken ritüeller var sanırım. 1984'de de Nefret Ayinleri vardı mesela. Ritüeller ve cinsellik olmadan distopya yazılamıyor sanırım. Ama adamlar da haklı. İnsanoğlunun en güçlü iki davranışı. Bunlar kontrol altında tutulmaya çalışılıyor zaten gerçek hayatta da. Şimdi de L.E.J e geçti müzikler. Ve ben de kendimi şarkılara kaptırdım. Onlarla söylüyorum, dans ediyorum. Kar maskeli bir adam lej dinleyip dans ediyor. Saçma gerçekten. Lej görse bırakırdı müziği herhalde biz müziklerimiz böyle dinlensin diye mi yapıyoruz diye. Görüyorsunuz değil mi. Az önce neden bahsediyordum şimdi neyden. Yazının başında karamsar bir bilinmezlik paçalardan akıyordu. Şimdi hop 180 derece tersi. İşte bunlar hep rüzgar, bulut ve soğukluktan oluyor. Kitap ve müziği de es geçemem. İşte belki bu uğultu olmasaydı böyle mutlu anlar yaşamayacaktım. Karnım da acıktı. Gidip bir şeyler yiyeyim en iyisi. Mutlu ikindiler dostlarım. Mutlu olduğunuz şeylerle akşama ulaşın... :)

ikizler 3

10 Son bir haftadır kendimi acayip düzelttim. 4 aydır en sevdiğim uğraşı ile ilgilenmeyi bırakmıştım. Uğraşım da siyaset bilimi ve siyasi olaylar ile ilgilenmek. Çünkü bana zarar verdiğini düşünüyordum. Birkaç şey ters gitmişti ve ben de suçlu olarak bu uğraşımı gördüm ve kendime dedim ki eğer bırakırsam çoğu şey düzelecek. Ama son 1 haftada fark ettim ki bu uğraşım beni ben yapan, beni geliştiren ve ikizler olmamı sağlayan şeymiş. Ben onla bendim. Bu ayrılığa daha fazla dayanamadım ve tekrar buluştum uğraşımla. 5 günde 3 kitap bitirdim. Çok sayıda video izledim, ses dosyası dinledim, pdf okudum. Susuz bir zavallının suya saldırması gibi saldırdım uğraşıma. Kana kana içtim ama yetmedi. Bir daha bir daha ama hala yetmedi. Hayatım da artık düzelmeye başladı. Anlam verdiğim şeyler daha da anlamlandı, daha da bir değer kazandı. Çalışmalarıma tekrar başladım. Yüzlerini gördüğüm zaman gülme aldı beni. Artık daha mutlu bir adamdım. Evet adamım. Çocuk veya akılsız değil bir adammışım ben bunu fark ettim. Dün dersim saat 10'da bitti. Yurduma geldim, biraz dinlendim, yemek yedim ve gezginime atlayıp attım kendimi Samsun sokaklarında. 2 haftadır gezginle de gezememiştim. Gez, gez doyamadım gezginime. Sahilde dolaştım, yokuşlar tırmandım, tramvayla yarıştım. Yorgun düşüp Türkiş'e arkadaşımın yanına gittim. O da beni o saatte orada gördüğüne şaşırdı. Çıktık çay içtik, muhabbet ettik. Sonra geçerken bizi gören başka arkadaş da katıldı aramıza. Güzel bir sohbetin ardından Denizevlerindeki bankıma geldim. Oturdum oraya. İlk denizi izledim, uğultuyu dinledim. Sonra bir kulağıma taktım kulaklığımı, açtım kitabımı başadım okumaya. Ormanımda hafta içi 4 gün zaten kitap okuyorum ama sahilde okumak daha farklı bir şey. Baya okudum orada. Sonra karnım acıktı girdim orada bir yerlerde yemek yedim. Baktım gün batıyor artık gezginimle gün batımına doğru gezmeye çıktık. Gün batınca arkadaş aradı hadi gidiyoruz diye başka bir arkadaşın evine gittik. Sanki ilk defa muhabbet ediyor gibiydim. Çok mutlu oldum. Gece de evlenen dostumun evinde kaldım. Daha ayrı eve çıkmadıkları için öğrenci eviydi kaldığım. Güzel bir muhabbet ettik onunla. Sabah kalktım, geldim yurduma yeni bir ezgi yayınlanmış. O kadar mutlu oldum ki. Sabahtan beri onu dinliyorum. Akşam da başka bir arkadaşın evine ziyarete gittik. Onlar da yemek hazırlamış. Yedik ve koyu bir muhabbete daldık. Okulumuzda gerçekten kültürlü ve düşünen insanlar varmış. Sadece yanlarına gidip biraz bu konuları açmak gerekiyormuş. Oradan da kalkıp çıktık dışarı. Ben çay ocağına geçtim. Kulaklığımı taktım, şemsiye almadım bile yanıma. Boş sokaklarda ezgimi söyleye söyleye, ıslanarak geldim çay ocağına. Saçlarımdan akıyordu sular oturduğumda ama bu benim gülmemden başka bir şeye yaramadı. Dostum da geldi ve önemli konular konuştuk. Hani aşık oldum demiştim ya. Olumlu gelişmeler var. Bir şeyler olacak gibi. Dur bakalım. Kısacası hayatımdan çıkardığım en büyük uğraşımı tekrar hayatıma sokarak büyük bir iş başardım. Tekrar ikizler oldum. Belki 4 aydır hissettiğim duyguların bazıları o boşluğu doldurmak için uydurulmuş saçmalıklardı. Ama şükür hayatım artık daha güzel. Güzel geceler Omudedikodu ailesi. Hep mutlu olun emi :) ...

ikizler 2

14 Bugün hayatımdaki en büyük olaylardan birinin gerçekleşme günüydü. Ne mi oldu. Samsundaki en yakın arkadaşlarımdan birisi evlendi. Daha yazınki muhabbetlerimizde evliliğin e si bile yokken bugün dostum dünya evine girdi. Adım attı, karşılık buldu, aileler de onay verince mutlu son. Bence gerçek sevgi işte. Gerçek hayat arkadaşlığı. Okul bitsin, iş bulunsun, para kazanılsın tabi o ara gelelim 28,29 yaşımıza sonra evleniriz demediler. Madem hayat arkadaşı olacaklar niye beklesinlerdi değil mi. Arkadaşlık her şeyle değil midir? Allah mesut etsin onları. Ben de kendim evlenmiş kadar mutluydum bugün. Hem ilk defa bir arkadaşım evlendi. Bu açıdan da özeldi benim için bu nikah. Şimdi çoğu insan diyecek ki daha öğrenci bunlar, ne bu acele diye. Çevrenize bir bakın her taraf sevgililik adı verilen ama gönül eğlendirmekten başka bir şey olmayan saçma sapan ilişkiler ile dolu. Daha bir ay önce aşkından ölürken 1 ay sonra sudan bir sebebe belalar okuyan insanlar var. Böyle ilişki denen rezilliklerin yaygın olduğu zamanda birbirlerine evet diyerek en doğru yola girdiler. Nikahta mutlulukları yüzlerinden okunuyordu zaten. Ben onları öyle görünce daha da mutlu oldum. Artık Samsunda edindiğim ve hayatımın sonuna kadar saklayacağım 2. nesneye de sahibim. Nikah hatıralıkları. İlki de bir dostumun bana verdiği, içinde 1 cümle yazan bir not kağıdı. Sandığımda yerlerini aldılar ikisi de. Benim için önemli şeyleri saklıyorum ben. Onlarda yaşanmışlıklarım, kaybettiklerim, mutluluklarım ve hedeflerim var çünkü. İşte böyle mutlu bir günün ikindisinde sardım en sevdiğim serpuşumu, attım omzuma ceketimi, aldım kitabımı, çıktım balkona. Tilki misali yine dönüp dolaşıp döndük kürkçü dükkanına yani balkonuma.Serpuş bağlamayı seviyorum. Bana güç veriyorlar. Sanki başımda serpuşumla her şeyi başaracakmışım gibime geliyor. Güneş batmaya başlamış, bulutlarla bir ahenk yakalamış, hafif de bir rüzgar çıkmıştı. Oturup biraz sadece etrafı izledim. İçimde tuhaf bir sekinet vardı. İçim o kadar rahat, gönlüm o kadar ferahtı ki. Neyin habercisiydi acaba bu. Gelen daha güzel günlerin mi? Kitabım da Gabriel García Márquez-Albaya Mektup Yok. Uzun öykü, güzel bir kitap. Kitabı okurken şimşek ve gök gürültüsü ifadeleri geçti. Fark ettim ki uzun zamandır şimşek görmedim, gök gürültüsü dinlemedim. Özledim o sesi duymayı. Hatırlıyorum çocukken perdeleri açar yağmuru ve şimşeği izlerdim. Tabi korkuyordum o zamanlar gök gürültüsünden ama şimdi hasret kaldım. Onun sesini dinlemeyi, onla uykuya dalmayı. Zaten özlemlerimiz bizi ayakta tutan. Sonra da özleme kavuşmanın verdiği mutluluk. Hepinize mutlu geceler dostlarım. Gecenizi şenlendirecek bir şarkı önereyim izninizle. Sadık Gürbüz - Gelme Ey Ecel . Artık darısı sizin de başınıza ... :)

ikizler 18

12 Dışarıda ne sis var değil mi. Karşı binadaki tabelalar bile zor görülüyor. Gerçi görmeye fazla mecalim de yok. Hasta olmuşum biraz. Hiç dışarı çıkamadım bu yüzden bugün. Senede 1 defa 1 gün olurum ben bu hastalıktan. Bu sene gecikti ama. Genelde ocaktır zamanı. Aslında ben niye hasta olduğumu biliyorum. Geçen akşam yağmurda çok gezdim. Halbuki gir yurda otur değil mi. Şemsiye ile gezsem de iyi giyinsem de başardım herhalde sağlam bir soğuk yemeyi. Bir de sahile indim. Yağmur yağarken sahil güzel oluyor. Deniz zaten su, gökten su dökülüyor, her yerde su birikintisi. Suya olan sevgim bildim bileli vardır. Susuz bir hayat zaten mümkün değil ama su yerine de başka bir alternatif düşünemiyorum. Tadı, kokusu, sesi her şeyi ile muazzam. Tabi böyle olunca bende it gibi ıslanarak gezmek diye bir tabir vardır ya, işte öyle dolandım sahilde, sokaklarda. Müzik bile dinlemedim. Sadece yürüdüm. Düşündüm, sesli düşündüm, hayal kurdum, hissettim. Pişman da değilim bunu yaptığıma. Ama tam da olacak zamanı buldum diyebilirim. Odamdaki tüm arkadaşlar gitti. Koca 4 kişilik odada tekim. Seviyorum arada odada tek kalmayı. Müziği kulaklıkla dinlemek zorunda kalmıyorum mesela. Düzen tamamen bana ait oluyor. Özgür oluyorum biraz daha. Mesela şu anda Eylem Aktaş-Kömür Gözlerin çalıyor. Kulağıma hoş geldi nağmesi. Durmadan arka tarafta çalıp duruyor. Bu gece farklı bir müzik dinleyesim de yok. Aslında çoğu şeyi yapasım bile yok. Bilgisayarın yanında kitabım duruyor onu bile açıp okuyasım yok. Sadece yatıp şu müziği dinleyesim var. Saatlerim aksın gitsin dinlerken. Arada düşüneyim, hayal kurayım, bazen de beynimin fişi çekilmişcesine dursun beynim. Aslında şu anda fotoğraflara bakmak istiyorum. Keşke odamdaki her yer o fotoğrafların illüstrasyon şeklindeki posterleri ile dolsaydı. Ben de onları izleseydim sadece. Gram sesim çıkmadan ama her yeri sesler doldurarak. Belki huzura o şekilde ererdim bu gece. Hepinize sağlıklı geceler dostlarım. Dikkat edin kendinize... :)