buranın hala yaşıyor olması da şov be hocam
selamlar. bayağı uzun zamandır yoktum. zaten çok aktifte değildim. ama bugün buraya içimi dökmek istiyorum. ne kadar başarılı olurum bilmiyorum. tam 4 ay önce en yakınım dediğim bir kardeşimi dostumu kaybettim ve hala atlatabilmiş değilim. çünkü normal bir ölüm değildi. maalesef intihar etti. ama hala inanamıyorum. kendime gelemiyorum. mezarını dahi ziyaret edemedim. buna hiç cesaretim yok hala. çünkü hala yaşıyormuş gibi hissediyorum. canım dostum, kardeşim o gülen yüzünü o kadar özledim ki..... neyse arkadaşlar insanları kırmayalım, yarın yokmuşçasına yaşayalım hayatı sevdiklerimizle. çünkü gerçekten bugün beraber olduğunuz insanlar yarın hayatta olamayabiliyor. sevin, sevilin, yaşayın bugününüzü.
küçükken aptalca bir hesap yapmıştım kesin annem 47 yaşında babam da 52 yaşında ölecek diye bir teori üretmiştim ve düşündükçe üzülüyordum ne saçma de mi neyse ki ikisi de geçti o yaşları ölmediler. bir de aklıma sey geldi her sabah uyanıp anneme bakardım hala yaşıyor mu diye uyurken nefes alıyor mu diye bakardım falan kaybetme korkusu sanırım beni işgal etmişti ... bunları değinmişken şunları da değineyim bu yaşıma geldim hiç uzun süreli ilişkim olmadı , yani beceremedim .. artık hiçbir ilişkiye yaklaşamıyor korkuyorum her zaman üzülen taraf olmaktan biktım özellikle son dönemlerde haketmediğim şekilde davranılması... verdiğim değeri alamıyor olmak bunlar çok kötü şeyler. yani kaybetmek ve korkusu peşimi bırakmıyor.. ben arkadaş edinmeyi dostluklar kurmayı çok seviyorum ve sevdiğim insanlardan kötülük görmeye dayanamıyor hemen affedebiliyorum bu durum canımı çok acıtıyor... iç dökmeyeli çok olmuştu biraz rahatladm tşk.
bu kadar işten güçten sonra birincisi sevdiğimin sesine kavuşmak ikincisi galatasarayın yenmesi üçüncüsü hala yaşıyor olmam çok iyi geldi iyi geceler :)
bugün doğum günüm tam 17.00 da yani bu mesajı yazarken doğmuşum. hayatımda çok kişiyi üzmüş kızdırmış olabilirim ama çok az kişiyi kırmışım. hayatımda hep değer verdiğim insanlar iyi olsun istedim. ama istemekle olmuyor hata yapıyorsun kırabiliyorsun insanları bazıları affediyor bazıları affedemiyor. şimdi yine mi hata yaptımışım bence hayır. yanlış mı yapıyorum belki evet ama yanlış düşünmüyorum. ömür boyu vicdan azabı olarak kalamam birisinin. yaşadım ben bunu hala yaşıyorum, yaşadığımı başkasına yaşattıramam en kötüsü bu olur. ama ömür boyu kızdığı sinirini bozan veya düşünmek istemediği düşünmediği biri olarak kalabilirim. onu terk eden veya kötü söz söyleyen biri olarak kalabilirim. birinin birşeyş olmak istemiyorum. birkaç gün üzülür kızar sonra geçicek bazı şeyler yine geçicek. söylediğim birkaç söz seni bana karşı olan bazı üzüntülerinden iyice uzaklaştıracak. bende belki bu sebeple bazı kişiler için daha fazla üzülmekten vazgeçebilirim. bu hayatta insanlar, insanlar için yeterince üzülmedi mi? doğum günü dileğim "allah herkese vicdan rahatlığı gönlünün güzelliğince mutluluk versin" 4 gün sonra gidiyorum kendinize iyi bakın omüdedikodu ailesi :)
geçtiğimiz perşembe eğitim fakültesi b blok ikinci katta öğleden sonra kolidorda düşürmüş olduğum manevi değeri paha biçilmez olan sonsuzluk sembollü kolyemi düşürdüm sonra aradım heryere sordum fakat bulamadım kolyemi bulan varsa lütfen ulaşabilir mi? 🙏 içinizdeki iyi insan hala yaşıyor onu hatırlayın lütfen benim için çok değerli 😊
"sessiz birisin."
İçimi hissedememiş bir insanın sözlerinden ibaret.İçimde bir deli yaşamakta,herkese göstermediğim.anlamayacaklara,ufak sahte hayatlarına devam edenlere ve tanımaya katlanamayacak kadar zayıf olanlara göstermediğim bir deliyim.normal numarası da yapmıyorum,herhangi bir kalıba bürünmüyorum kimse için.ben sadece bir deliyim.deli deliyi görünce sopasını saklar,hayır.delilik anlamak istemeyenlere karşı,hayata karşı bir direncimizdir;deliler birbirine düşman değildir.deliler doğuştan arkadaştır.bir deli bir deliden korkmaz,normal insan kendinden bile korkar.hala yaşıyorsak deliliğimizden.
İçimi hissedememiş bir insanın sözlerinden ibaret.İçimde bir deli yaşamakta,herkese göstermediğim.anlamayacaklara,ufak sahte hayatlarına devam edenlere ve tanımaya katlanamayacak kadar zayıf olanlara göstermediğim bir deliyim.normal numarası da yapmıyorum,herhangi bir kalıba bürünmüyorum kimse için.ben sadece bir deliyim.deli deliyi görünce sopasını saklar,hayır.delilik anlamak istemeyenlere karşı,hayata karşı bir direncimizdir;deliler birbirine düşman değildir.deliler doğuştan arkadaştır.bir deli bir deliden korkmaz,normal insan kendinden bile korkar.hala yaşıyorsak deliliğimizden.
seni beğeneni sen beğenmiyosun senin beğendiğin seni beğenmiyo derken ciğer içeriden çürüyor,ha bir de her güzel şey son buluyor. neyse ki hala yaşıyoruz. belki bugün değil ama mutlaka bir gün bize de kader gülecek :) iyi geceler herkese :)
anlayamama yaşama güdüsünü devre dışı bırakır. hayat sorgulanmaması gereken şeyler bütünüdür. İnsan salt güdülerinin denetimi altındayken hayat belkide çok daha güzeldi. kolaya kaçmak denilir mi bilmem? kurallar belli, sınırlarımız ortadaydı. avlan, çiftleş ve üre. ama iş zihinsel boyutun ilerlemesiyle farklı bir hal aldı. artık temel görevlerini aksatmayan ama bunun ötesinde kendisine yönelik bilinç geliştiren bir canlı türüne dönüştük. ben kimim sorusuyla başlayan ben neyim sorusuna dönen yüzlerce soruluk bir sorgulama döngüsünün içine düştük. kimisi dinlere inanmayı seçip sormanın yarattığı ızdıraptan kendini muaf tutmayı başardı, cevabına inanmayı seçerek. bu çoğunluğu oluşturur. bu nedenle dünyada asla doğmatik fikirlerin değer kaybetmeyeceğini, hiç bir saf aklın eleştirisinin doğmatizmi yenemeyeceğini düşünüyorum. velakin bazı insanlar bu soruları ısrarla sormaya devam ederler(bende belki öyleyimdir). hayatları boyunca bitmeyen bir inatla hep aynı sorular içinde mekik dokuyup cevap bulamamanın ve sınırlı aklımızın çelişkiye düşmesinin yarattığı umutsuzluğa dönüşür. bu bir süre sonra öyle bir duruma gelir ki cevapsızlık yaşama iradesinin yadsınmasına yol açar ve insan anlayamamanın getirdiği acizlikle kendi hayatını cehenneme cevirir. yazmak üzere olduğum şeyler aslında her bireyin hayatının dönüm noktalarından. bu dönemleri atlatıp kendinden çekip gitmek zor bir vaka lakin üzerinde çalışılmış bir olayı sonuca bağlamak gerek. bu yüzden hala yaşıyoruz.
her insan bazen öyle bir boşluğa düşer ki sanki yok olacakmışsın gibi gelir. hatta yok olmanın ötesini bile düşünmeye çalışırken bir anda hiçbir şey hissetmediğini farkeder. allah’a dua ederken dahi yüreğinizde hiçbir kımıldama olmadığını hissettiniz mi hiç? sanki sizi saran o koruma kalkanı ortadan bir anda yok olmuş sanki. hiçbir şey hissedemezsin, ağlamak gelir ağlayamazsın, gülünç bir olay olur gülemezsin, uyumak istersin uyuyamazsın. yalnızca bomboş durursun, isyan etmek istersin edemezsin, yemek yemek bile, hayati ihtiyaçlarını karşılamak bile işkence gibi gelir, öyle bir boşluk. sonra birisi karşına çıkar, onu tanırsın arkadaşlık kurarsın. birden bir bakarsın ki kalbinde ufak kımıldamalar olmaya başlar, hayret edersin. ota boka salak salak gülersin. demek ki hala yaşıyorum der ve pis pis bir sırıtış gelir peşinden. o insan bir anda hayatının merkezine girmeye başlar. konuştuğu her kelime, söylediği her cümleyi aklında tutarsın. komik olmayan bir şey söylese gülersin, ona uzaktan bakıp bakıp gülümsersin, mesaj yazdığında, aradığında kalbin durgun halden birden koşar adımlar atmak ister. her söylediğini desteklersin, üzülmesin, daima onunla olacağını bilmesini istersin. allah’a dualar edersin şükür edersin dakikalarca. duyguların yeniden geldi ya artık allah’ı daha yakından hissetmeye başlarsın. bir bakmışsın ki duyguların yeniden gelmiş, yeniden eski haline dönmüşsün. birlikte çok vakit geçirirsiniz gerçekten sıkı dost olursunuz herşeyi birbirinizle konuşabilecek hale gelirsiniz. sonra birden ayrılırsınız araya mesafeler girer, kilometreler girer. uzak düşersin ilk başta onun hiçbir şeyden haberi yoktur zaten o arkadaş olduğunuzu düşünür, sense çok seversin ama ne olduğundan emin değilsindir. fakat mesafeler canını yakmaya başlar. yalnızca fotoğraflarına bakmakla kalırsın. eskisi gibi konuşmazsınız, arayıp sormazsınız. meraktan geberirsin resmen. araya bir kez soğukluk girdi mi birdaha cesaret edemezsin mesaj atmaya, arayıp sormaya. hani uzak düştünüz ya eskiden konuşacak çok şey vardı şimdi birbirinizden haberiniz olmadığından anlatmaya çekinirsin. bir süre hiç konuşmazsınız belki haftalar belki aylar boyunca. ne o merak eder ne de sen. yeni çevren olmuştur artık yeni insanlar vardır yeni yeni dertler edinmişsindir. “o merak etmiyor banane ben neden merak edeyim ki?” moduna girmişsindir artık istemezsin onu mesafelere kızarsın kendi cesaretsizliğine kızarsın ama yalnızca kızarsın bahaneler üreterek araya birde sen mesafe koyarsın. unuttum artık dersin artık ve cidden unutursun ya da öyle sanarsın. böyle günler haftalar aylar geçer de geçer… birgün bir şey olur, bir şey seni dürter birden iletişime yeniden geçersin. “ya ben onu unuttum” demiştin ya hani o iki kelime eder tık olmaz sende fakat yeniden iletişim kurdun ya artık hergün konuşur hale gelirsiniz. hiç yoktan bir “merhaba” kelimesi bile yeterli gelmiştir sana. eski duyguların yeniden hayat bulmuştur sanki. “ya nasıl olur ben unutmuştum” dersin bu sefer “yine aynı şeyler mi olacak, yine kalp sızısı mı çekeceğim” diye paşa paşa düşünürsün yine kendine kızarsın. ama hala seviyorsundur araya ne kadar mesafe girerse girsin, kimler gelirse kimler giderse gitsin hala seviyorsundur. aşık değilsindir çünkü aşkı daha önce hiç tatmadığın için nasıl bir şey olduğunu bilmezsin. seviyorsundur sevgi bu dersin, belki de aşktır bilemezsin ancak bilen birisi anlatabilir insana aşkı. en yakın arkadaşındır hala ama ona söyleyemezsin yine de duygularını. korkarsın, “ya arkadaşlığımıza birşey olursa”diye. kaybetme korkusu işte bu. manyak gibi korkarsın hemde. şunu da bilirsin ki gideceği varsa zaten gider.zamanında gittiği ve araya mesafelerin girdiği o zamanki gibi,seni kendinden mahrum bıraktığı gibi. yavaş yavaş kendini açıkça belli etmeye başlarsın, korkmanın alemi yok . tabi ki egosu tavan yapmaya başlar kendisi egosunun okşanmasını seviyorsa sürekli ilgilenmeni ister tabi. hep ilk mesajı sen atarsın. sonra ona bu durumdan rahatsız olduğunu tatlı bir dille ifade etsen de o bundan memnundur. o da merak ettiğini fakat benim mesajı yazmamı beklediğini söyler. odun ya işte öküz herif ilgi görmek hoşuna gidiyor yine hep sen onu konuşmaya davet edersin. merak ediyorsun ya neler yapıyor, kimlerle birlikte, evde mi iyi mi hasta mı falan diye. bu durumdan rahatsız olsan da kendini belli etmek istiyorsundur sen. egosu umrunda değildir, zamanı geldiğinde burnundan getireceksindir zaten. ( keşke lafından nefret etmene rağmen keşkeler geçer kafandan dolu dolu. fakat gerçekten onun gibi birini tanımamışsındır o yumuşak sesini, iyi niyetliliğini, her konuştuğunda “kendine dikkat et, hasta falan olma, derslerini geç” demesini seversin, yüreğini seversin, kıyamazsın. mesafelere rağmen, o lanet egosuna rağmen, umursamazlığına rağmen, odun olmasına rağmen hala seversin ve sevmeye devam edersin. ama aşk değildir sana göre, hala yalnızca sevmeye devam edersin. kendisi senin duygularından bir haber yaşamaya devam ederken sende yalnızca kalp sızısıyla ve sevginle yaşamaya devam edersin. buradan benim gibi en yakın arkadaşına aşığımsı gibi bir şey olanlara jason mraz’dan lucky şarkısını armağan ediyorum. jason ağabey gibi bende şanslıyım, en yakın arkadaşıma aşığımsı olduğum için. (yazar artık yazsının sonuna ciddiyetle geldiği için memnundur fakat artık dayanamaz en yakın arkadaşına aşık gibi birşeydir sabrı kalmaz ciddiyetini bozar ve son lafı basar) sen hala ayakta uyu öküz herif seviyorum seni işte!
Omü Dedikodu