Mona lisa
arkadaşımla çarşıda dolaşırken öğrencimle karşılaştım. "aa, merhaba, görüşürüz!" dedim. o da bana, "hocam, inşallah hep mutlu olursunuz, hep mutlu olun hep!" dedi aniden, minnettar bakarak. ben bu öğretmenlik işini çok seviyorum galiba ya. dünyalar benim oldu. dün de bir öğrencim benim resmimi çizmiş. henüz 7. sınıf ama birebir olmuş. kalbimde kelebekler uçuşuyor gibi bir gün. öğretmen olmak başka bir mona lisa yaratıyor gibi.. yaşayıp göreceğiz 🌸
Mona lisa
bugün öğretmenlik hakkında düşüncelerle zihnim dolandı durdu. o yüzden bugün biraz öğretmenlik hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. her insanın aklında kalan ve zaman zaman hatırladığı öğretmenleri vardır. bir öğretmenin söylediği her cümle öğrenciler üzerinde unutulmaz bir etki bırakıyor. bu yüzden öğrencilerime kurduğum her cümleye dikkat ediyorum. öğretmenlerin söyledikleri her cümle, ilk günkü gibi hafızada kalıyor; bu yüzden hem olumlu hem de olumsuz cümlelerde dikkatli olmak o kadar önemli ki.. lisedeyken öğretmenimin söylediği bir sözle uzun süre özgüvensizlik yaşadım. bugün öğretmen oldum ve öğrencilerimden biri bana şu şekilde bir cümle kurdu: "siz diğer öğretmenler gibi değilsiniz." bu söz beni derinden etkiledi açıkçası. onlarla iletişim kurarken, ders yaparken kullandığım dil onlara özgüven katsın istiyorum. kendilerini çekinmeden ifade edebilmenin, kendilerini rahat hissetmelerinin yollarını arıyorum. ders ortamında sinirlenmek çooook normal. ancak, çocuğun gururunu ve özgüvenini kırmamak çok değerli. bu şekilde hiçbir çocukta kötü ve derin izler bırakmamak için elimden geleni yapıyorum. umarım bunu bundan sonraki meslek hayatımda uygulamaya devam edebilirim. umarım bir sürü çocuğun aklında, iyi anılarla hatırladıkları öğretmenleri olurum...
Mona lisa
samsunu özlediğimi fark ediyorum. sahile iner, kulaklığımı takar denizi izlerdim. sokak sokak gezerdim yeni sokaklar keşfederdim. şimdi ise yine benzer şeyleri yapıyorum ancak samsunun yerini tutmadığını söylemeliyim. üniversite zamanlarım bu ara sık sık aklıma geliyor. düşününce, o zamanlar ne kadar çocuk olduğumu fark ediyorum. o yaşlarda bildiğim tek şey öğretmenlik mesleğini çok severek yapacağımdı. öyle de oldu. şimdi bir sürü öğrencim var ve severek daha önemlisi huzurla yapıyorum. bu deneyimler algımı o kadar genişletti ki. biraz da yaş alıyoruz tabi bir önceki ayla bile düşüncelerin aynı olmuyor. o zamanlar diye bahsediyorum ama 4 yıl önce asla bu düşüncelerdeki mona yoktu. bir dönem var ve o dönem bir dönüşüm dönemi. belki de zaaflarıma eskisi kadar takılmadığım için bilmiyorum. olanı değiştirmek değil, geliştirmek mümkün.. bir kabulleniş dönemi, kabul ve rahatlama. her insanın böyle bir dönemi olduğunu düşünüyorum. hayatı mantıklı yaşamaya çalışmak kadar saçma birşey olmadığını düşünüyorum. mükemmelliyetçi zihinden kurtulmanın özgürlüğü inanılmaz. bu mantıkla ilerlediğimde herşeyin daha da mantıksız hale geldiğini düşünüyorum. İnanılmaz bir kaygı yumağı oluşuyor. halbuki çaba bile yeterli mükemmel olmak zorunda değil. hayatı kurallı ve sistematik yaşamaya çalışıyoruz ama hayat hiç de böyle bir şey değil bana göre. hatta tamamen kaos şeklinde ilerliyor. kaostan kaçmaya çalışıp o nizamı kurmaya çalışmak hayattan kaçmak gibi. kaosu kabullenmek dinginlik getiriyor. rüzgara direnmenin bir anlamı yok, uyum sağlamak çok daha dinginlik getiriyor. bir süredir oldukça sakinim birçok öğrenciyle ilgilenmeme rağmen üstelik. belki de kaosu kabullendim, belki de kaygılı olma halinden ve mükemmelliyetçilikten oldukça yoruldum. bu duygular kadar yoran bir şey daha yok.
omuluarkadas
öğretmenlik bu mu cidden! ego tatmin etmek.
öğrenciyi sürekli azarlama çabası... oturarak cevap veren öğrenciye "sen şimdi ayaktasin dimi" demek
uykusu olan öğrenciye sınıfın ortasında"gece hayatın mı var" dmek ve bunu öğretmenler odasinda şu öğrencinin gece hayatı var diye söylemek ve diğer öğretmen arkadaşında onun babası yok annesi de pek ilgilemiyor zaten demesi !!!!
ne buu!! bu mu cidden. öğrenci kazanmak yerine var olan öğrencileri de kaybetmek mi amacınız.

ben bugün stajda nasıl öğretmen olunur değil nasıl öğretmen olunmaz onu öğrendim.
eğer ben bu okuldan mezun olup bu mesleğe başladığımda eleştirdiğim gibi bir öğretmen olursam yediğim her lokma ekmek haram zıkkım olsun bana.
burası meslek lisesi burda öğrenciler böyle demek değil ogretmenlik. meslek lisesi büyük lütuftur değerlendirmesini bilene.
Ademmm55
İlk 5 tercihinde öğretmenlik bölümü kazanan varsa meb öğretmenlik bursu sonuçları açıklandı, umarım birilerine müjdeli haberi vermişimdir :)
not: burs kyk bursu ile eşdeğer, şu an için 500 lira ama zam gelecek
http://bit.ly/2lrbqS7
Eleni
kesiksiz uyuyanlara özeniyorum. rahatsız, bölük bölük uykulara sahibim. aynı zamanda çok uzun uykulara ama konu bu değil, konu öğretmenlik frank. bazen düşünüyorum da öğretmen olasım var. tüm öğrenciler tarafından sevilen bir öğretmen. çünkü inancım beni arkadaşlık ilişkisi ile birleşen öğretmenlerin daha çok sevildiği tezine sürüklüyor. ben öyleydim mesela; en başarılı olduğum dersler hep sevdiğim öğretmenlerin dersiydi. çoğunun iyi niyeti suiistimal edilir, ardından bir canavar doğardı. sonrasında “iyi niyetli olmak yaramıyor size.” cümleleri ve hemen ardından gelen masaya çarpmış yumruklar. yaramaz öğrencilerin çoğu sorunları olan öğrencilerdi, lakin odak merkezini hep sınıfın en çalışkanı sahiplenirdi. tüm öğretmenler ona yönelir, bizi 2. plana atarlardı, belki de 3. 5. 6. planlara. bunun aksi tavırlarını sergileyen hocaları hep garipsedim, alışılmamış bir hissiyatti. bir kadın öğretmenim vardı, tüm sorunlarımı göz ardı eden tek bir öğretmen. İyi niyetini istesem de suiistimal edemezdim, yanımda gibiydi. sarılışı vardı bir defasında, kötü olduğum bir anda hem de. bu sınıfta eleni’yi(ewt bni .s) ayrı seviyorum diyerek içten bir sarılışı, benim ise durumun şoku ile kendimi ondan uzaklaştırıp geri çekişim.(lez msn lan?) tabii hemen ardından gelen bir pişmanlığı yok saymamalıyım. İçten, şefkat doluydu ama ihtiyacım yoktu buna. sonrasında sınıf içi çok konuşulmuştu, “okulda hiçbir hocaya sevdiremedik kendimizi afghsjkldşs.” dedikçe söylenen “öyle dme o karı sni sefio.” söyleşileri. benim ise daha çok uzaklaşmam. karışık mevzulardı. zaman geçtikçe dersi sevdiren bir hareketin sahip olduğu bir mevzu. doğru. sonrasında o derste başarılı oldum, nedeni ise inek gibi çalışıyor olmam değil de(ki işm olms.) 5 saniyelik bir sarılmaydı. İhtiyacım olan sevgi pıtırcıklığıydı demek ki. bu yüzden arada bir öğretmen olasım geliyor, sonrasında geçiyor. geçmediği zamanlar daha fazla ama çizildi artık bir şeyler.
admiral
arkadaşlar dün hatırlarsanız ücretli öğretmenlik ile ilgili bir paylaşımda bulunmuştum bu paylaşımımla ilgili bir gelişmeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum söylediğim gibi tüm belgelerimi teslim etmiştim ve kaydım yapılmıştı fakat bu gün bir telefon geldi biz canik ilçe milli eğitimden arıyoruz sizi atamanızı yapmıştık fakat sizin yerinize yargı kararı ile başkası atandı sizinle çalışamayacağız ama kesinlikle sizin branşınızdan açık olursa ilk sizi alacağız falan kusura bakmayın bilmem ne ? bende teşekkür ettiğimi zaten yüksek lisans yaptığımı gerek olmadığını söyledim. şimdi burdaki yorumu sizlere bırakıyorum "yargı kararı? " ile atanmış birisi varmış. aah türkiye cumhuriyeti devleti ben 12 sene en iyi ilkokul- lisede okuyayım 4 sene üniversite okuyayım artı 2 tanede açık öğretimden diplomam var ve şimdi kendi alanımda yüksek lisans yapıyorum buna rağmen sen bana 600 lira maaşı çok gördün ona bile felancanın oğlunu veya kızını yerleştirdin. ne istiyorsun bunu bimerden yazsam bi dert yazmasam başka bi dert insanların umutlarıyla oynamak ne kadar kolay olmuş bu memlekette . dağlara çıkmadık polise silah sıkmadık tek istediğimiz bizde bu ülkenin yeni neslinin eğitiminde katkı sağlamak. ben yılmadan devam edeceğim. rakı masasındaki imam gibi olmak istemiyorum işimi hakkıyla yapacağım hiç bir torpil kullanmadan kimsenin hakkına girmeden kariyerimi en iyi şekilde yapacağım. ülkemi seviyorum. bu ülkede çalışamayacaksam kimliğimde neden tc yazıyor. önüme çok fırsat geçti yurt dışı için halada var ama ben ülkemi tercih etmek istiyorum bu ülkede düşünen gençler yetişsin istiyorum. bu ülkede markette hazırı var ne gerek var demek yerine bu nasıl yapılmış diye sorgulayan öğrenciler görmek istiyorum. meslek lisesi diye aşağılanan çocuklarımızın yerli projelerde türkiyeyi temsil ettiğini görmek istiyorum. söyleyin bana çok şey istiyorsam çekip giderim ama bu mümkün yapılabilir çocukları tahtada döven öğretmenler yada kızlara tecavüz eden sapık öğretmenler görmek istemiyorum. yemin ederim çok doldum artık. akşam akşam başınızı şişirdim özür diliyorum. saygı ve sevgilerimle..
admiral
arkadaşlar bugün başımdan geçen ilginç bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. beni canik ilçe milli eğitimden aradılar ve ücretli öğretmenlik için başvurum olduğunu bir yerde açık bulunduğunu gelmek isteyip istemediğimi falan sordular bende şartlarımı sundum kabul ettiler neyse kaydımızı yaptırdık ben dedim bi çalışacağım okula gideyim müdürle görüşeyim okula gittim durumu anlattım müdür beyler toplantıdaymış bekle dediler neyse aradan bi 30 dk geçti bi adam geldi müdür yardımcısıymış elimi uzattım doğru düzgün sıkmadı bile neyse odasına gittik oturduk dedim ben yüksek lisans yapıyorum şu şu günler boşum sizin haberinizde varmış dedim he he falan dedi yüzüme bakmıyor bu arada adam. neyse senin ilk öğretmenlik deneyimin galiba değil mi dedi bende staj yaptığımı bir çok kez derse girdiğimi söylesem de neyse onu ayarlarız ismin neydi he sen bi numara bırak keşke deneyimli olsaydın neyse falan diyo bende çok üstelemedim ilk günden neyse dedim şimdi size soruyorum devlet tecrübesiz istemiyor özel istemiyor ben nerde tecrübe kazanacam kahvehaneye gidip millete ders mi anlatacam anlamadım. geçende isim veriyorum sınav kolejine gittim diyo seni stajer olarak 1 sene çalıştırırız sonra bakarız kaç para verceksiniz dedim para mı? diye güldü adam. o öyle gülünce ben teşekkür ederek çıktım. çünkü ben stajer olmasam bedava çalışcak sırada bekleyen o kadar çok mezun öğretmen var ki. ahh ah...

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)