Lydia
üniden mezun olalı 3 yıl oldu. üniye ilk kayıt yaptırdığım zamanlar bulmuştum burayı da.. hatıralar dün gibi sıcak.. samsun bana çok güzel şeyler kattı, çok güzel insanlar, nice unutulmaz anılar ve bolca hayat dersi.. hayatımın aşkı zannettiğim adam hayatımın en büyük dersi oldu. o benim eşim, ailem derken cehennemim oldu. onun yüzünden samsunla ilgili hiçbir sey duymaya tahammülüm kalmadı. şu an 7 yıl önceki o günden çok daha gerideyim. o zamanlarda en azından umudum vardı, hayat ışığım vardı. güzel bir yerlere gelirim zannediyordum. her imkanı değerlendirmeye çalıştım olmadı. en son kpssyle şansımı deniyim dedim, o da elimde patladı. keske şu an şu siteye 7 yıl önce kayıt yaptırdığım ilk güne geri dönsem, o heyecanı yeniden yaşayarak... o günleri çok özledim.. umarım bundan sonraki her sey geçmişimi özletmeyecek kadar güzel olur..
şeyma
tek umudum edindiğim arkadaşlarımın güzel fotoğraf çekebiliyo olması kazığı her türlü yiyeceğiz zaten
dorttebirhukukcu
2014 yılında henüz 18 yaşında koca bir çocukken çok sevdiğim bir hocamızın ' benim dörttebir hukukçularım' hitabından esinlenerek dörttebirhukukçu olarak bu mecraya giriş yaptım. yolu yarıladığımı sandığımda artık koca bir çocuk değil omuzlarındaki yükleri taşımakta zorlanan küçük bir kadındım. dörttebeşhukukçu olarak buraları terk etme umudunda olduğum şu sıralarda çok düşünüyorum.' - eee sen neler yapıyorsun?' sorusuna verilen ' - okuyorum cevabının ' içinde ne çok mücadele barındırdığını, 'sizin için çalışıyoruz, her şey sizin için, sizin için yaşıyoruz' edebiyatı yapan ailemin neden bir kere 'nasılsın, hiçbir şey senden kıymetli değil'demediğini, yalandan da olsa mezuniyet günümde tebrik beklediğim dayımın ' o cübbe asıl annenin hakkıydı' demesinin kendimi nasıl değersiz hissettirdiğini; lafa geldiğinde arkadaş gibi olduğumuzu iddia edip sadece bütün sıkıntılarını üstüme kusmakla yetinen, kocasının aynı zamanda benim babam olduğunu unutan anneme ne kadar kızgın olduğumu.... herkesin sorunlarla başa çıkabilme potansiyeli aynı değil, şu sıralar içinde bulunduğum psikoloji derdimin çok olmasından değil bunlarla başa çıkamamamdan;kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı ardımda bırakamamamdan... 7-8 yaşındayken annemin kardeşimi eve gelen misafirlere - işte bu benim umudum diye tanıtmasını unutamıyorum mesela, ne için söylediğini hatırlamasam da -senden umudu kestim dediği aklımda... bizim için ne kadar çabaladıklarını, sıfırdan başlayıp ne kadar çok yol aldıklarının farkındayım, hep farkındaydım, 'yok'tan hep anladım. dünyaya gelmeyi ben seçmedim bana bakmaya mecburlar demedim hep yaptıklarının karşılığını vermek için yaşadım, onları hayal kırıklığına uğratmak en büyük korkum oldu, kendi hayal kırıklıklarımı hep sineye çektim. köpek gibi hep bir aferin bekledim. keşke biraz bencil olabilseydim, bu kadar yıpranmaz, güçsüz kalmazdım, belki o zaman 'hiçbir şey benden değerli değil' diyebilirdim. çünkü bir zaman sonra buna kendini inandırmak çok zor oluyor. dönüp baktığınızda hayatınızın 23 yılını ne kadar saçma sapan bir şekilde harcadığınızı, halden anlayan çocuk olmanın omzunuzda koca bir yükle dolaşmak demek olduğunu fark ediyorsunuz... eğer aranızda anne baba olanınız varsa çocuklarınıza sizin projenizmiş gibi davranmayın, başarısız olduğunda nasıl fark ediyorsanız başarılı olduğunda da fark edin; onlar için yaptıklarınızı, vazgeçmek zorunda kaldıklarınızı nimet gibi yüzüne vurmayın ... telafisi güç olabiliyor. size olan siniri, kırgınlığı size olan sevgisini, sizi kırma ihtimalinin korkusunu aşamadığından siz farkına bile varmadan bu hayata ancak ilaçlarla katlanabilecek hale geliyor...
cufcuf
artık kendimle bile dertleşmiyorum. önceden yazardım ben aklimdakileri bosaltirdim içimde ne varsa. artık aglayamiyorum da oyle saatlerce. umudum mu, gücüm mu ne bilmiyorum kalmayan.
iyikalplipsikopat
degisim cesaret, cesaret ise fedakarliktir

bugun bunu ogrendim.degisimin ancak cesaretle ve ugruna bir seyler feda etmeyle olacaginu idrak ettim.herkesi mutlu edemeyecegimizi ayni anda her seyi yapamayacagimizi kazanmak icin kaybetmek zorunda oldugumuzu anladim

duygularimin etkisindeyim hala nasil olmayayim ki?ilk olarak universite giris sinavlarindan kisa sure once dusundugum intihari universite son sinifa kadar ertelemistim.2011 yilindan beri beni yavas yavas curuten hayatimin son yili olarak planladigum egitim ogretim yilindayim.

okul biter bitmez is bulmam bekleniyor ve okul uzayacak derslerim berbat, kimlik karmasasi icindeyim, ne oldugumu ne yapabilecegimi ne istedigimi net sekilde bilmiyorum bunca yil "nasil olsa intihar etcem" diyerek okulu sallamayarak tembellige fazlasiyla alistim yasam istencim en diplerden eksilerden yeni yeni yukseliyor ve 7 yillik curumenin ardindan bir mukafat gibi her seyin benim icin daha kolay daha huzurlu olmasini istiyorum ruhen yasli bir adam gibi yorgun isteksiz ve vazgecmis durumdayim.ailemin durumu dahada kotulesiyor git gide daha ölü daha zavalli ve daha cileden cikaran bir duruma geliyoruz.annem oluyor nefret ediyor olmama icten ice uzuldugum babam oluyor kiz kardesim anorexia gibi eriyor cok az yiyor evden disari cikmiyor

bunlar disinda 7 yilin ardindan ilk defa eglendigim bir yaz gecirdim tum kalbimle guvenebilecegim hemen her gun vakit gecirdigim bir dost edindim bana destek olmaya calisan arkadasimla bulusmaya cesaret edebildim bir parca huzuru eglenmeyi sevgiyi arkadasligi dostlugu hissettigim bir yaz gecirdim.bunca yildan beri sonuk bitkin olmus ruhuma bir nebze renk ve nese geldi

kucuk doz ilac hastaligi ilerlemis bir hastayi sihir gibi sapasaglam ayaga kaldirabilir mi?tamamiyle ölmüş durumdayim kimligim ölmüş durumda bu bedeni baska bir karakter yasatabilir baska duygulari dusunceleri olan bunca yillik asagilanma siddet eziklik ve yalnizlikta yarattigim bir karakter yasatabilir.ismi farkli tarzi farkli bunca yil icimde buyuyen ben ayakta tutabilir.hayir dissosiyatif kimlik sorunum yok sanrilar gormuyor sesler duymuyorum bu bambaska bir sey.suanki ben son gunlerini mutlu gecirmeye calisan hayata son kez gulumseyen bir ihtiyar gibi.

bana hirs lazim insanlari arac goren oyuncak goren bir bakis acisi lazim finansla is dunyasiyla ilgilenen para kazanan para yonetimini bilen is kurabilen diksiyonlu konusabilen sevdikleri disindakilere sakiz kadar deger vermeyen onlari somurulecek bir arac goren bir insan lazim.

icimdekine donusmeye cesaretim yok.suanki halimi canlandirmaya enerjim ve umudum yok.iyi olarak olmek mi kotu olarak insanlari uzerek zengin olmak mi?

sevdiklerim gozlerimin onunde oluyorlar eriyorlar umutsuzca yasamaya calisuyorlar onlara ne ozgurluk saglayabiliyorum ne para saglayabiliyorum hicbir sey basaramiyorum.sevdiklerim icin baskalarini uzmem dunyayi yakmam gerekiyorsa yaparim yapmaliyim.bu yil her seyi belirleyecek daha fazla beklemek yok hayal yok umut yok gercekler 1 sene sonra yuzume vurulacak
asosyalci
malumunuz yılın son demlerindeyiz. hatırımda kaldığı kadarıyla diyebilirim ki her yeni yılın mutluluğa gebe olduğunu düşünmüşümdür. İnanın içimde ki şehri bu umutla korurken, o umudum veba gibi her yeri sarmalayıp yok etti ve beklentilerimde bu enkaz altında kaldı . artık ıssız, kasvetli ve yıkık bir dünyam var. ve bütün bu tahribatı umudum, hayalim dediğim insan yaptı. tek başıma bu kalıntıları tamir ede dururken yeni yıldan nasıl bir beklentim olabilir ki ?

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)