mimarlique
cümleten selamlar, hepiniz iyisinizdir inşallah, senelik girdimiz bugüne nasipmiş. yıllar önce, hiç görmediğimiz insanlarla, sabahlara kadar güldük, eğlendik, çok güzel vakitler geçirdik, bugün oldu haftaya gerçekleşecek nikahıma davet ediyorum bu insanları, buraları hep hatırlamak ve bugün olduğu gibi her daim içimizi dökebilmek ümidiyle vesselam herkes iyi olsun, herkes için hayatta en iyisi olsun inşallah.
ucuncunesilsaglikci
atakent sahilde bir banka oturdum, sigara üstüne sigara yakıyorum. yıllar önce buralarda defalarca yürümüş, yeri gelmiş ağlamış yeri gelmiş kahkahalarla gülmüş üçüncüyü özlüyorum. bir zamanlar aşık olup mutlu olduğum zamanları çok özlüyorum. bir şeyler yarım mı kalıyor, ben mi yarım bırakıyorum? bilmiyorum. kendimden mi kaçıyorum, acılarımdan mı? artık sürekli her an gidecek şekilde kapıya yakın oturuyorum, ceketimi bile asmadan. sürekli bir şeylerin olmasını bekliyorum, şu olacak düzelicem diyerek. ama sanki olmuyor. neyi çözemiyorum? her şeyle barışıyorum, maviyle temmuzla 7yle. beni üzen her şeyi herkesi affediyorum. peki ama halledemediğim ne? İçimdeki çocuğu yaşatmaya çalışıyorum. peki o çocuğu sürekli neden gözü yaşlı buluyorum? her an güçlü olmak zorunda olmanın yorgunluğu mu bu?
Nobume
yıllar geçse de bazı şeyler değişmiyor. mesela yıllar önce buradan biri bana led ışıkların nasıl çalıştığını anlattığı bir video atmıştı. şimdi tekrar izledim ve hâlâ anlamıyorum.
ucuncunesilsaglikci
yıllar önce okumak için aldığım ve yeni okumaya fırsat bulduğum bir kitap var. İçinde kurumuş tek başına bir papatya. sağ çıktığım bir yangını hatırlatan, artık acı vermeyen bir papatya.
ucuncunesilsaglikci
bundan yıllar önce de aklımda bu soru varmış:'neden?'. neden? yıllar geçmiş, bu sorunun içeriği büyümüş ve boyumu aşmış. günlerdir içimde kopan fırtınalarda yankılanan şey:neden? hak ettim mi? biraz evet,biraz hayır. bir yerde okumuştum; birinin sana yaptığı ilk yanlış karşındakinin karakterindendir, karşındaki bunu tekrarlayarak yapıyorsa ve sen affediyorsan bu senin aptallığındandır. yapılan her şeyi affedip gözü kapalı inandığım ve gerçekleri inatla görmediğim için hak ettim,daha doğrusu şu an aptallığımın bedelini ödüyorum.söylemek istesem konuşacak çok şey var, yüzüne vurabileceğim çok fazla şey. ama eminim ki yalanlarınla kendini aklamanın bir yolunu bulursun sen,kendi söylediğin yalana bile inanırsın. sadece şunu bil: söyleyeceğin yalanlara karnım artık çok tok ve 'neden' sorusuna vereceğin hiçbir cevabın bir önemi yok. ama sormadan edemiyorum:neden?
Forseti
yıllar önce en sevdiği kadınla birlikte sevgi hissinide toprağa vermiş yaralı bir adam nasıl tekrar sevgi hissedebilir?

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)