Zeze
planlar yaparsınız, düzenli hayata geçersiniz, her şeyin saati bellidir. 3. gününde başınız ağrır her şey yatar 🤦‍♀️
Zeze
uzaktayken şey oluyor, arkadaşlarınız buluşuyor falan siz fotoğraflara bakmakla yetiniyorsunuz...
Zeze
kilo almak istiyorum
acıkmamak istiyorum
en önemlisi de artık erken uyuyabilmek istiyorum (büyük harflerle yazılmış gibi okur musunuz sonuncusunu) 😔
kahvaltı yapmak istiyorum (hem de menemenli)
Zeze
of çekecek halim bile yok, daha çok içimin dağları yıkılıyor şu ara.
yolyordam
bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır arkadaşlar
Zeze
evin üst katında öğrenciler oturuyor. anladığım kadarıyla saygısızlar. laaannn bu saatte tvnin sesi bu kadar açılır mı ? sizin yüzünüzden uyuyamadım bee. aşırı sesli gülüyorlar bir de, abartmıyorum dikkatle dinlesem ne konuştuklarını anlayacak durumdayım. aah serseri gençlik 🤦‍♀️
Zeze
İnsanlar robot değil ki. mesela edebiyattan gerçekten anlayan illa enstrümantal müzikleri sevecek diye bi şey yok. starbuckstan kahve içen ferdi tayfur dinleyemez diye, yalnız başına dolaşmayı seven kalabalıkla eğlenmeyi sevemez diye. çaya bayılan kahve içemez diye bi şey yok. kategorilendirmeye gerek yok yani. İnsanlar birbiriyle alakasız onca şeyi sevebilir. mesela ben gabriel garcia marquez okuduktan sonra hakkı bulut dinliyorum. kime ne 😉
Zeze
olayları fazla içselleştirmekten kurtulamıyorum. kendimi okuduğum kitabın karakteri sanmaktan ne zaman vazgeçeceğim ben ya ? al işte raskolnikov yorgunluğu var üzerimde acilen neşeli bir kitap önerin bana yoksa kuyularıma kapanacağım 🤭
Zeze
yemekle başedemiyorum. artık yemek yemekten yoruluyoruuummmm... ya 3 saat geçmeden acıkılır mı ? üstelik yemeyince de başım ağrıyor, gözlerim tuhaf görüyor, ellerim titriyor 🤭 yemeeeekkk, her an hazır olsun yanımda çok bi şey istemiyorum 🙈
Zeze
aklıma bir an bi şey geliyor. bazen daha önceden düşünmüş oluyorum ama o an bi şey tetikliyor. düzenlemeye kalkınca da unuttuğum için taslaksız yazıp geçiyorum. tutamıyorum çoğu düşüncemi içimde. amacım kimseyi yargılamak, eleştirmek, kırıp dökmek değil. zaten çoğu yazımda da aslında kendimi hedef alıyorum. bir hafta sonra bile o yazıma tamamen zıt düşünebilirim. çünkü insanım. her an yeni bi şey öğrenmemle her şey bambaşka bi şeye dönüşebilir. ya da birinin yorumuyla. yani buraya bu böyledir demek için yazmıyorum, düşüncelerim yazıya dönüşmüş olsun, üstüne sonra da düşünebileyim diye yazıyorum. bunu açıklama gereği duydum çünkü... öyle işte ☺️
Zeze
hayatı durduk yere dramatize etmeye çalışan biz insanlar... sanki duygularımızı daha yoğun yaşarsak, daha çok üzülüp incinirsek daha iyi bir insan olacağımızı sanırcasına yaşamalar...
halbuki ne gereği var ki ?
mesela biri sizi terkettiğinde onu sevmeyi bırakma sürenizi uzatmak sizi daha sadakatli mi yapıyor ? arkadaşlığınızı bitirdiğiniz bir insanın anılarını hüzünle tekrar tekrar kafanızda oynatmak sizi daha iyi bir arkadaş mı ? minicik şeylerden incindiğinizde siz daha duygusal ama kaskatı görünen duygusuz mu ? (bu örnekler farklı şekilde çoğaltılabilir) bunların hepsi insanların çizmiş olduğu kalıplar. o anıları mutlulukla hatırlayıp aman biten bitti ne yapalım demek varken duygusal birtakım buhranlara düşmek bize ne kazandırır ki ? biz bütün bunlarla kendi hayatımızdan çalıyoruz bence. artık insan eliyle çizilmiş saçma duygusal çizgilerden çıkalım istiyorum. her insan her duygusunu kendince yaşasın (herkesi rahatsız ederek demek istemiyorum) . üzülmek için üzülmeyip, gülmek için gülmeyelim. İçimiz neyse dışımız korkusuzca o olsun. yargılanmalardan uzak olalım.
gününüz güzel, duygularınız bol ve sizce olsun 🌸
Zeze
odamda tek eksiğim cem karaca posteri. nasıl getirmem yanımda hala inanamıyorum. bunu söylemişliği size ‘sen de başını alıp gitme’yi hediye ediyorum ☺️


Zeze
bazen hiç önemsemeyeceğimiz şeyleri aşırı kafaya takarken, bazen de aşırı önemsediğimiz şeylere amaaan diyebiliyoruz. bu dünyada her şeyin önemsiz olduğunun en büyük ispatı değil mi ?
Zeze
maalesef hayatın çizgisi her zaman bizimle uyumlu olmuyor ya da uyumlu ama o an bize öyle gelmiyor, bilmiyorum. sonuç olarak her zaman her şey istediğimiz gibi gitmeyebiliyor. ama özellikle tam o noktasa mutlu olmak bizim elimizde diye düşünüyorum. sürecin içindeyken ne kadar bunaltıcı gelse de mutlaka bize kazandıracakları vardır. çareyi sabretmekte buluyorum bu yüzden. hazır gelen mutluluklardan sıyrılıp, hayatın mutluluk için elimize bıraktığı şeylerde çabalayalım artık. hem umut güzel bi vaad bence 🌸
Zeze
hep büyük, boş bir alanda saçma sapan şarkı söyleyip dans etmeyi hayal ederdim. geçen gün bi arkadaşımla buradaki çamlıkta akşam kimse yokken çantaları bir kenara fırlattık. şarkı söyleyip dans ettik 😅 diğer arkadaşımız bi çekim falan yapabilirdi aslında, unutmuş olsa ki o ana dair elimizde ne bir fotoğraf ne video var. ama olsuun o an benim unutulmayacak anlıklarım arasında çoktan yerini aldı bile 🙈💃🏻
Zeze
bu yazıya eklemek istediğim şeyler var.
İnsanlar sevdiklerinden kendilerine yapılan şeyleri de küçük sayıyorlar. çünkü zaten yapılması gerekenmiş gibi bir algı var. ama yapılmak zorunda değil. bunun bir sebebi de herkesin kendi yaptığını büyük görmesi. birisine hediye aldığında büyük bi şey yapmış gibi bir havalar. oysa, fikrimin hala arkasındayım, senin yaptığın, yapabildiğin şey küçüktür. İsteyince yapma imkanın var çünkü. ama istediğimiz zaman başkasından kaynaklı bi şeye sahip olamayız.
Zeze
geçenlerde yağmur yağıyor diye otobüsten erken inip ıslandım. baya fazla ıslandım ama nasıl mutlu oldum anlatamam. küçük bi şeyle mutlu olmuşum gibi olsa da hayır bu büyük bi şey. ben istediğim an yağmur yağdıramam, elimde olmayan bi şey nasıl küçük sayılabilir ki ? ben ancak yağmur yağdığında onun keyfini çıkarabilirim. fazlası gelmez elimden. toplumumuzda insanların uğraşarak yapabileceği şeyler büyük sayılırken, ne kadar uğraşırsak uğraşalım yapamayacağımız şeyleri küçük sayma var. mesela birine ev hediye edilse ya da bütün yıl sınava çalışsa ve kazansa sevindiğini görsek büyük şeylere sevindi diye düşünürüz. hayır, bu küçük bi şey. çünkü istenilse ‘bi şekilde’ elde edilir. artık o kadar kavramlarımız iç içe geçmiş ki bunları bile karıştırır olmuşuz. uğraşmadan gelen her şeyi küçük sayar olmuşuz. halbuki uğraşarak elde ettiklerimiz kolay, basit ve küçük. çünkü bizim elimizde... her şey gibi bunların da yerini değiştirmeyi başarmışız, üzgünüm...
Zeze
koşulsuz kabul, koşulsuz sevmek en güzeli belki de. hatta tek ihtiyacımız olan şey bu olabilir. yargılamadan, öylece, olduğu gibi, kendisi gibi sevmek. kendimizce...
Zeze
maurice şey demişti bana : ‘küçüğüm, hayat boyu hep büyük bir çocuk olarak kalacaksın.’
gayretim bu yönde maurice 🌸
Zeze
sözlük girdilerine bakıyordum, orada gördüğüm girdi bi şey hatırlattı. yıllar önce en geç gece 12lerde yattığım zamanlarda sevdiğim beye gece 3-4lere kadar uğraşıp 5 yumaktan atkı örmüştüm. (yalnız 5 yumak atkı da atkıdır haa) o da karşılığında bi şey yapmak istedi galiba ki beni terketti 😅 tabi atkı örmek için alışınca ve terkedilip acıların çocuğu olunca geceleri uyuyamamaya başlamıştım 😅 bu da böyle bir anımdır 🌸
Zeze
ben hiçbir şeyin cimrisi olmadım, beğendikleri eşyalarımı arkadaşlarıma vermişliğim çoktur. amaaa söz konusu kitap oldu mu bana bi şey oluyor. arkadaşım okuyacaksan ver parasını al oku yaa ! ben yeri geliyor yemeğimden kısıp alıyorum o kitabı. İçinde çizdiğim yer var not aldığım yer var. neden içimi birileriyle paylaşayım ki 🤦‍♀️ bakın hadi alır yakın zamanda getirir amenna. mesela komşu kızının ödevi varmış, annesi bana sordu bulamadım diye. verdim, 1 hafta geçmeden geldi. böyle olsun canımı ye. 1,5 yıl önce vermişiz birine kitap, geçen gün bir şeye bakacaktım aradım yok. hala getirmemiş. ya bi kitabı 1,5 yılda okuyamıyorsan ne diye götürüyorsun ? önemsiz işte onun için. İnanın okurken kapağı bükülmesin diye çaba sarfederim ama birine veriyorsun kapağı bükülmüş geliyor. eeee ben kendim özenirken, benim kitabıma özenmeyene neden kitap veriyim ? bi manyak ben olamam yaa, nolur sizden birileri daha böyle olsun 😅 (yazıyı baştan bi okudum da ne sinir olmuşum be 🤦‍♀️)
Zeze
1 ay kadar önce sınıf tekrarı yapan 1.sınıf bir öğrenciyle derse başladık. harfleri tam okuyamıyordu, karıştırıyordu. çünkü %40 zeka geriliği olan bir öğrenci. anlattıklarına göre kolay kolay kimseyi de sevmiyormuş, dinlemiyormuş. İlk dersten çok iyi bi enerji yakaladık. bugün geldiğimiz nokta beni çok şaşırttı. başlarında duran görevli hevesle çalıştığını söyledi. dersimizde de bir kitabı okudu. mutluluktan ağlayacaktım ya. ben yanına gideceğim diye, beni sevdiği için çalışıyormuş 🙈 bu dünyada, buraya ait çocuklardan daha sevilesi bi şey tanımıyorum. ben böyle bir içtenlik, böyle bir sevgi bilmiyorum. haftaya elimde olmayan sebeplerden dolayı dersleri sonlandırmak zorundayım çok üzülüyorum ya. tam bi şeyleri beraber başarmaya başlamışken yarım kalacak, üstelik çok üzülecek... 😔