belki de en güzel zamanları bir an önce geçsin dediğimiz günlerde yaşadık
(en güzel günler)
(mazi olduğunda)
(anlarız kıymetini )
doğan şensoy
bu ay tüm eskiler gelip selam veriyormuş, iyi günler sayın omülüler ve mezun olduktan sonra dünyanın en güzel şehri samsunda yaşamaya devam eden şanslı insanlar, günleriniz güzel geçsin
uzun bi aradan sonra siteye girip dm deki bakım bitmiş mi diye baktım sonuç yine hüsran hiç mi bişey değişmez :)
amacım sadece sahura kadar zaman geçsin diye muhabbet etmekti kötü bi niyetim yoktu neyse yorumlarda sahurlamak ümidiylenn...
amacım sadece sahura kadar zaman geçsin diye muhabbet etmekti kötü bi niyetim yoktu neyse yorumlarda sahurlamak ümidiylenn...
yoruldum artık. uyumak istiyorum, uyuyayım ve geçsin istersin. gel gör ki rüyalar da rahat bırakmamıştır.
ne kadar sene geçerse geçsin, üniversite zamanları bi başkaydı, ders çıkışında yaşam merkezinde oturur çaylarımızı içer sohbet ederdik, sahile gider dayıyı dinlerdik, türk-iş teki parkta toplanır türkü söylerdik, arada yurttan kaçıp hafta sonları arkadaşın evinde kalırdım, güzel kahvaltı yapar çaylarımızı içerdik, o kadar çabuk geçiyor ki yıllar bazen eski anıları özleyebiliyorsun, mezun olduktan sonra sorumluluğun ne olduğunu anlıyorsun, üniversite hayatı rahattı, ders gider gelirdin çok kafanı yormazdın, şimdi herşeyi düşünüyorsun geçinme derdine düşüyorsun...
yıllar sonra ruhsuz ve zoraki olarak, son kalan dersimin sınavına gireceğim için, dersin yaklaşık 500 sayfa notuna bir miktar(10 dk) göz gezdirdim. dersi ana kampüste alıyor olmam, sınavın amfide olacak olması, alıştığım sınav düzenin bir miktar dışında olsada kopya çekerken zorlanmayacağımı düşünüyorum. 1 senemin bağlı olduğu derse 10 dakikayı çok görüyorken, bu bir kaç cümle için, dün başladığım yazma serüvenini şuan sonlandırıyorum. 00.00 kimileri için sadece bir saat, kimileri içinde dün ile yarın arasında bir bugün esamesi ve 00.01 artık bugünü yaşama vakti, kendinize iyi bakın gününüz güzel geçsin :)
geçen sene taze mezunluğun verdiği rehavetle müthiş bir yıl geçirdim. arkadaşlarımla vakit geçirdim, yıl boyunca oradan oraya şehir şehir gezdim 😅 gezecek yer bulamadıysam, canım sıkıldıysa dershaneye gittim. onca yıl okumuşum keyfime bakmayayım mı dedim arkadaşlar. bu yıl ise evden dışarı çıkmayıp sınava çalışıyorum. İnstaya girdiğimde insanların (az kişi bu insanlar) gezdiklerine şahitlik ediyorum. aaah ah keşke geçen sene çalışsaydım falan da demiyorum, pişman değilim aklım hala gezmediğim yerlerde 😂 şu sınav bi geçsin göreceksiniz siz 😂😂 yani şey ben göreceğim 😎
mutlu geceler gençler. nasılsınız? vize çalışmalarınız daha yeni başlamışken sizde mi şimdiden bıktınız sayfalarca kitaplardan, fotokopilerden. hani diyorlar ya eğer düzenli çalışırsan konular birikmez, vize dönemi rahat edersin diye. bana kalırsa koca bir yalan bu. yine aynı saatlerde çalışıyorsunuz her şeye. çünkü insanın içine işlemiş bir defa vize-final dönemi çalışmak. benim de yarın başlıyor vizelerim. İlk sınav sadece 50'şer puanlık 2 klasik sorunun olduğu babaların babası gibi bir sınav. haftalarca işlenen derslerden, anlatılan onca şeyden sadece 2 şeyi sormak öğrencinin öğrenme seviyesini ne kadar doğru ölçebilir pek emin değilim buna. her ne kadar emin olmasam da not görüntülemede yazacak nottan emin olduğum için düşünceleri bir kenara bırakıp çalışmak gerekiyor. ne çok çalışma muhabbeti yaptım yahu. zaten herkesin kafası derslerle dolmuş. ben başka şeyler de anlatayım. havalar ne de güzel değil mi bu sıralar. aşırı dondurucu soğuklar olmasa da kar maskemi giyebildiğim soğuklar var. ve bu beni ziyadesiyle mutlu yapıyor. normalde sıcakları seven birisiydim eskiden. temmuz ayları en sevdiklerimdi. ama yaşlandıkça daha çok soğuğu sevmeye başladım. hatta bu konudaki ilkem de şu, "soğuğun her yerde çaresi vardır ama sıcağın her yerde çaresi yoktur". soğuk hem insanın içini ferahlatıyor hem zihnini sakinleştiriyor bence. yarimi her ne kadar üşümediğime inandıramasam da üşümüyorum bile. dün gece 3 saat yarimle beraber yürüdük atakum sokaklarında. bir yere gidip oturacaktık normalde ama yarimin yürüyelim demesiyle ben de dünden razı şekilde adım adım gezdik atakum sokaklarını. 2 gündür yurttan da pek çıkmadığım için pek iyi geldi o yürüyüş ama bana pek yetmedi. onun için bir kaç gündür kafamın içindeki bulanıklığı ona bağlıyorum. bugün kahvaltı hazırlarken bile unuttum neden orada olduğumu, sonradan hatırladım. bir de kahve eksikliğim var ki sormayın gitsin. vizelerden sonraki ilk işim bir gecemi bir termos kahveyle komple dışarıda geçirmek olacak. zira buna baya ihtiyacım var gibi. vizenin ilk gününden bu kadar yazdığım yetsin yahu. ben müslüm baba eşliğinde ders çalışmaya devam edeyim. hepinizin vizeleri soğuk bir rüzgar ferahlığında geçsin gençler. allah zihin açıklığı versin... :)
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben yorgun ve musmutluyum. yaz okulundan sonraki bir aylık yatışımın ardından bu kadar hareket halinde olmak bana müstahaktır diye düşünüyorum. öncelikle üniversitemize yeni gelen kardeşlerimize hoş geldiniz diyorum. bu üniversitede ve platformda 5. yılına giren biri olarak benden büyükler de olsa ben de kendimi bir nebze olsun yaşlanmış hissettim bak şimdi. yaşlılık sohbetlerini bir tarafa bırakayım yahu. ben bir arkadaşımı daha evlendirdim bu sene. milletin arkadaşları mı yavaş yoksa benimkiler mi çok hızlı anlamıyorum. beraber finalleri, vizeleri çalıştığımız, oda komşum olan adamlar bir bir evleniyor. bu sefer de samsuna gelmeden önce düğün için ankaradaydım. sabah erken indim, hem rahat rahat düğüne katılırım hem de biraz gezerim ankarada diye. biraz bir camiye girdim uzanıp dinlendim. allahın evlerinin kimsesiz olduğumuz zamanlarda kimsemiz olması çok hoşuma gidiyor. ondan sonra bir kahvaltı yaptım. sonra anıtkabire gittim. anıtkabirin her yeri japon dolu. kendimi yabancı bir ülkeye gelmiş gibi hissettim. türkçe konuşan azdı. bu durum şaşırttı beni. türk milletinin atasını ziyaret için geç saatleri beklemesi tuhaf bence. atatürkü ziyaret ettikten sonra dedim ki kızılaya geçeyim. orada çok güzel kitapçılar var. daha önce bir defa gitmiştim. arkadaşlarım kollarımdan tutup çıkarmışlardı beni remzi kitapevinden biz buraya kitapçı gezmeye mi geldik diye. bu sefer de otobüse binip kızılaya geçecekken arkadaşlar aldı arabayla düğüne geçtik erkenden. düğünden sonra tekrar bindik arabalara ve indim samsuna. o kadar özlemişim ki bu şehri. artık memleketim burasıymış gibi. nasıl özlemeyeyim ki. aşık olduğum, gezgin gibi bir dosta sahip olduğum. denizinden ormanlarına, havasından yollarına kadar benim olan bir şehir. bu sene yeni bir yurtta kalıyorum ben. güzel sanatlar kampüsünde üniversitemiz bir erkek yurdu açmış. ben de tesadüf eseri fark ettim. yaz okulunda başvurmuştum ve bir arkadaşımla beraber çıktı. ben çok sevdim burayı. hem ilkadımdaki çay ocaklarıma yakın, hem üniversiteye yakın. her yer bir gezgin uzaklığında :) 3 gündür eşyalarımı taşımak, eksik olan şeyleri almak, okuldaki işlerimi halletmekle uğraştım. ve dün gece 3 aydan daha fazla zamandır kendisinden ayrı kaldığım yarimle buluştum. o kadar çok özlemişim ki onu. İnsanın birini özlemesi kadar güzel bir şey varsa özlediğine kavuşabilmesi. bunu nasıl kelimelere dökebilirim nasıl anlatabilirim bilmiyorum. sevdiğinizin gözlerini öylesine izleyebilmenin mutluluğunu başka ne verebilir ki şu dünyada. İnanın ki bilmiyorum. o anların her saniyesini romanlar dolusu yazmak isterdim. ama aşk insanda unutkanlığa yol açıyor. bildiğinizi de unutuyorsunuz bir tek o kalıyor geriye. güzel sevin, güzel sevilin dostlarım. hayat aşkla çok daha başka güzel. normalde 4-5 yazıya sığdıracağım şeyleri tek yazıya sığdırmaya çalıştım. çok da uzattım farkındayım. ne yapayım yahu. dostlarımla muhabbet etmeyi seviyorum. hem de en son yazısını uzunca bir zaman önce yazmış olan bir ikizler olarak biraz da hakkım var sanki. gecenize bir fotoğraf bırakarak iyi geceler diyeyim dostlarım. bu fotoğraftaki radyo yarimin bana dün gece hediye ettiği radyo. o kadar güzel bir şey ki. elektrikle ve şarjla çalışıyor. fm özelliğinin yanında usb, sd card ve aux bağlantılarını da desteklemesiyle müzik zevkini doruklara çıkarıyor. tam hayallerimdeki gibi bir radyo. ve hayallerimdeki radyonun hayallerimdeki aşkım tarafından bana hediye edilmesi de muhteşem bir şey. odamda tek olduğum an açıyorum dinliyorum radyomu. bir yere gittiğimde de götürebilirim. yarimin hayatımın her gecesinde olduğu günlerde onunla dinleriz saatlerce. muhteşem bir şey. diğeri de fotoğraf makinem. hareketli dünyadaki zamanı durdurma aletim. aynasız olmasından dolayı o da her yere gelebiliyor benle. bir sürü güzel fotoğraflar çekiyorum onunla. radyom, fotoğraf makinem ve gezginim. 3 dostum var artık benim. geceniz bu fotoğraf kadar güzel geçsin dostlarım... :)
az önce rastladığım bu yazı üzerine size fen edebiyat fakültesinde olan bir olayı anlatmak istiyorum.. birgün dersteyiz neyse işte vakit geçsin diye hocayla muhabbet ediyorduk. hoca 'geçen yıl ile bu yıl arasında ne gibi farklılıklar var' diye soru sordu herkes söz falan aldı konuşuyoruz. konu ders nasıl işlenmeli anlıyor musunuz gibi şeylere geldi ve oradan bir arkadaş söze atıldı : siz anlatıyorsunuz böyle şeyleri ben bazen anlamıyorum ama arkadaşlar anlatınca anlıyorum dedi. hoca sence ne yapmamız gerekli diye sordu ve çocuk söze atladı : bence böyle şeylere gerek yok dedi (hocayı ve tahtayı göstererek) hoca afalladı nasıl falan diye sordu ve çocuk tekrar etti siz anlatınca anlamıyorum ama arkadaşım anlatınca anlıyorum yani bunlara gerek yok dedi djdjdj
Omü Dedikodu