mistletoe🍃
3 senede bir bu şoka girmeden yapamıyorum demek. 2026 bitiyor vay be. 2029da da buraya yazar mıyım acaba?
mistletoe🍃
thor
hala utanmadan sıkılmadan "kızcağız islami yetişseydi bilmem ne" diyenler var. ensar vakfı olayına girmeden farkı bir şey anlatayım. öncelikle bu tiplerden dolayı din düşmanlığının arttığı aşikar. kuran'da yazan ayetlerin neredeyse tamamı "önce erkeğe" söyleniyor. mesela örtünmeyle ilgili ayetler. önce erkeğin nasıl giyinmesi gerektiği sonra kadının. bir sürü örnekle çoğaltabilirsiniz. ayrıca son yıllarda hadis diye millete anlatılan sözde hadisler var. yok huriymiş bilmem ne. ya kuran'da hurilerin cinsiyetiyle ilgili bir şey yazmıyor ki. sadece çok güzel oldukları söyleniyor. kadın denmiyor. cinsiyet yok. ama sanki her erkeğe 70 kadın verilecek gibi anlatıyorlar ve inanıyorlar buna. birden fazla kadınla evlenme meselesi. evet nisa suresinde erkekler için birden fazla kadınla evlenebilirsiniz diyor. ama bu ayetin devamı var. kimse onu söylemiyor. evlendiğiniz kadınların hepsine eşit davranacaksınız. aynı sevgi aynı saygı vs. ama siz bunların hiç birini yapamayacağınız için içlerinden bir tanesi ile evlenin diyor. bu gibi örnekler dinin ne kadar işine geleni kabul etme mantığının bir sonucu. mesela aynı mantıkla içki içilebilir. çünkü ali imran suresi (başka sure de olabilir hatırlayamadım şuan) "içkinin size yararı da vardır. zararı da. ancak zararı yararından çoktur. " diyor. eee ben bu ayete göre içki içebilirim. haram veya yasak demiyor bu ayette. ama sonradan gelen ayetlerde kesin yasaklanıyor. özetle allah islamı önce erkeğe göndermiştir. bu kuran'da da diğer kitaplarda da hatta adem ilk yaratıldığında da böyleydi. kadınları korumak için kadınları islamla yetiştirmek çözüm değil. erkekleri önce islamla yetiştirmek lazım. ya ben müslüman değilim diyen varsa da o diyen kişi hangi dine inanıyorsa onun dini emirleriyle yetişmesi lazım. hepsinden önce de insan olması lazım. eskiden din kültürü ve ahlak bilgisi dersi vardı. eğer din sadece ahlakı kapsasaydı adı böyle olmazdı. ahlak toplumlara aittir. bu toplumda ahlaksız görülen bir şey başka toplumlarda normal olabilir.

bir de şeriat isteyen tayfa var. şeriat olsa öyle olmazdı falan. şeriat ne mesela? haberin var mı şeriattan? mesela şeriata göre siber suçuları nasıl cezalandıracaksın? İslam geldiğinde mahkeme hakim savcı mı vardı? o dönemde belirli suçlara belirli ceza vermiş allah. e diğerleri? bunun için de akıl vermiş. ceza, suç işledikten sonra verilen bir şeysen çıkıp, suçu önleyecek unsur olması lazım. senin şeriat dediğin şeyde bazı olaylarda sürgün cezası vardı. şimdi siber suç işleyeni sürelim mi ülkeden? ne yapalım?

biz ümmetiz peygamber torunuyuz diyor adam. ve buna inanan müritleri var. ulan hadi diyelim gerçekten peygamber torunusun. İspat edilemez de hadi diyelim öylesin. ee? bana ne karı var bunun. peygamber torunusun diye müthiş iyi bilgili bir din adamı ve insan olman mı lazım? ulan peygamberinizin 4 amcasından 3'ü kesin olarak ona inanmadı. sen bana torunuyum diyorsun! hasan ve hüseyin'i şehit edenler peygamberin amcasının torunu oğlum? siz manyak mısınız? peygamber torunu olsan bana ne bize ne? İnsan ol önce.

bak yine sinirlendim. neyse. özetle dinle falan bu toplum düzelmez. eğitim ve cezalar arttırılmadan bunların düzelmesi çok zor. ne kadar eylem de yapsak, duyursak da, siyah da giysek nafile. çünkü devleti yöneten insanların umrunda değil. çünkü onların kız kardeşleri, eşleri, ablaları çakarlı arabalar ve korumalarla geziyor. hiç onlara böyle şeyler olmaz. çünkü türkiye eski türkiye değil. kadınlar özgürce geziyor. eskiden türbanlı kardeşlerimiz çoğu yere giremezdi. öyle de kardeşim şimdi de katiller caniler insanlıktan nasibini almamışlar istedikleri yerde istedikleri zaman istediğini yapabiliyorlar. ve ceza almıyorlar. o ne olacak?
Eleni
sana sisli havanın tozlu raflarında bulduğum bir anımdan söz etmek istiyorum frank’cığım. (kesin yaşanmıştır değil, yaşandı.!) o zamanlar mars’a yeni ayak basanlar arasındaydım, ilk defa görüyorum ya hani. o ayak izi senin, bu ayak izi benim diyerek her yerde 45 numara ayakkabılarım ile bir sanat yaratıyordum. biraz ilerledikten sonra karşımda su birikintisi görmüştüm, serap misali. (halisünasyon demeye üşendim, hebele hübele şeklinde yazmaya yetiyor klavyem, neyse devam.) sonradan fark ettik ki uzaylıların kanalizasyonu imiş. (şimdi yanımdaki mürettebatım serap olmadığına mı sevinsin yoksa uzaylıların boşaltım sisteminin kalıntıları olmasına mı üzülsün? ne yaman çelişki.) mürettebatımızdan kayıplar vermiştik, aramızdaki yerden bitmeler ayak izlerimde can vermişti. birkaçı da yanılgılarında(şu kanalizasyon olayı var ya, hah işte ondan söz ediyorum.). marsta olan ben bu şekilde idi, peki gerçeklikte? küçüklüğümün avuçlarında tuttuğum bir kaplumbağa vardı, oturduğumuz evin aşağısında bulunan bahçede bulmuştuk.(frank ile bulmamıştık, o henüz o kadar yetenekli değildi. sorry frank .s) kaplumbağa kocaman bir şeydi, abartmıyorum bak. evde kimsenin olmadığı bir anı yakalayıp(büyük şans!) gizlice eve sokmuştuk yeni yabani hayvanımızı. ne de olsa evcilleştirecektik. tabii işler düşündüğümüz gibi gitmedi korkuya yenik düşüp eve döndüğünü fark ettiğimiz annem odaya girmeden dolabın üzerine çıkıp(önce peteğe, sonra dolap koluna, en son dolabın üstüne tutunup kas gücüme güvenmiştim. vaoov spider gay.) abimin kaplumbağayı bana uzatmasını beklemiştim.(yaağğğ yağğğ demiştim frank değildi diye, gördünüz mü.) abim ile o dönemlerde aynı boyda olduğumuzdan ötürü benim de uzanmam gerekiyordu ki öyle de yapmıştım. kaplumbağa tekrar yanımdaydı derken pat ani bir baskın! annem odaya giriş yapmıştı, dolabın üstünde olduğum için odada sadece abimin varlığı belirgindi. her şeyin yolunda gittiğini düşündüğümüz esnada durumun komikliği ile gülmeye başlayarak anneciğime kendimizi yakalattırmıştık. haklı olarak afallamış şekilde bunun sesi nereden geliyor diyerek etrafı süzmüş, dolap görüş açısına denk gelince beni görmüştü. (ihih ihih anncm slm .s) ne yapsam ne etsem diye düşünürken annemin "in oradan" uyarısını dikkate alıp arkasını döndüğü anda kaplumbağayı abime attım, atacağımdan habersiz olan abim yaşından büyük bir şok ile yere düşen kaplumbağaya bakakalmıştı. (kaplumbağaların da kabuğu kırılıyormuş, bunu o gün öğrendim.) annemin de dikkati bir anda yere düşen şeye kaymıştı(ona göre ufo bile olabilirdi çünkü sadece uçan bir cisim görmüştü.). yaklaştıkça kaplumbağa olduğunu fark etti, eline alıp bir şeyi olup olmadığını kontrol etti. (o bu değil de bu kaplumbağaların da kanı varmış.) çok sert atmıştım sanırım, ölmüştü çünkü. annem ve abim kaplumbağa(isim koyamadık.) ile odadan çıktı, ben ise dolabın üstünde kalakalmıştım. çıktığım yerden inemiyordum, yüksekti. sonra bir cesaret yere atlamış, spider gayliğe son vermiştim. çocuğuz ya, kızmamışlardı. beraber kaplumbağayı gömmüş ardından minicik avuçlarımız ile son dualarımızı etmiştik. mürettebatımız böyle böyle son buldu.
admiral
arkadaşlar dün hatırlarsanız ücretli öğretmenlik ile ilgili bir paylaşımda bulunmuştum bu paylaşımımla ilgili bir gelişmeyi de sizlerle paylaşmak istiyorum söylediğim gibi tüm belgelerimi teslim etmiştim ve kaydım yapılmıştı fakat bu gün bir telefon geldi biz canik ilçe milli eğitimden arıyoruz sizi atamanızı yapmıştık fakat sizin yerinize yargı kararı ile başkası atandı sizinle çalışamayacağız ama kesinlikle sizin branşınızdan açık olursa ilk sizi alacağız falan kusura bakmayın bilmem ne ? bende teşekkür ettiğimi zaten yüksek lisans yaptığımı gerek olmadığını söyledim. şimdi burdaki yorumu sizlere bırakıyorum "yargı kararı? " ile atanmış birisi varmış. aah türkiye cumhuriyeti devleti ben 12 sene en iyi ilkokul- lisede okuyayım 4 sene üniversite okuyayım artı 2 tanede açık öğretimden diplomam var ve şimdi kendi alanımda yüksek lisans yapıyorum buna rağmen sen bana 600 lira maaşı çok gördün ona bile felancanın oğlunu veya kızını yerleştirdin. ne istiyorsun bunu bimerden yazsam bi dert yazmasam başka bi dert insanların umutlarıyla oynamak ne kadar kolay olmuş bu memlekette . dağlara çıkmadık polise silah sıkmadık tek istediğimiz bizde bu ülkenin yeni neslinin eğitiminde katkı sağlamak. ben yılmadan devam edeceğim. rakı masasındaki imam gibi olmak istemiyorum işimi hakkıyla yapacağım hiç bir torpil kullanmadan kimsenin hakkına girmeden kariyerimi en iyi şekilde yapacağım. ülkemi seviyorum. bu ülkede çalışamayacaksam kimliğimde neden tc yazıyor. önüme çok fırsat geçti yurt dışı için halada var ama ben ülkemi tercih etmek istiyorum bu ülkede düşünen gençler yetişsin istiyorum. bu ülkede markette hazırı var ne gerek var demek yerine bu nasıl yapılmış diye sorgulayan öğrenciler görmek istiyorum. meslek lisesi diye aşağılanan çocuklarımızın yerli projelerde türkiyeyi temsil ettiğini görmek istiyorum. söyleyin bana çok şey istiyorsam çekip giderim ama bu mümkün yapılabilir çocukları tahtada döven öğretmenler yada kızlara tecavüz eden sapık öğretmenler görmek istemiyorum. yemin ederim çok doldum artık. akşam akşam başınızı şişirdim özür diliyorum. saygı ve sevgilerimle..

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)