mistletoe🍃
3 senede bir bu şoka girmeden yapamıyorum demek. 2026 bitiyor vay be. 2029da da buraya yazar mıyım acaba?
mistletoe🍃
dakoh
şu duvarda zamanında ne trash talklar yaptık ama şimdi elim varmıyor ya. herkesi ölümüne kötüleyesim geliyor ama bi türlü yapamıyorum... gerçekten iki insan arasında kötü olan kişi olmak istiyorum ama vicdanım buna müsade etmiyor. egomun, büyüklüğün bende kalmasına ihtiyacı var. aynen öyle
👑 Ef.
yeni kayıtlar toplanın üniversitede nasıl hayatta kalınır kampı yapcam size. ama iktisatçı olduğum için bedava yapamıyorum kb 1 paket malbuşunuzu alırım
ordinaryus
mesajlar sekmesinin üstünde görülen sayıyı nasıl yok edebilirim. bakım var yazısı çıkıyor, tümünü okundu say yapamıyorum. ah bu başak burcu olmanın verdiği dayanılmaz hafiflik... rahatsız ediyor ufaktan onun orada durması.
👑Merry Andrew

kendimi yıkılması imkansız bir kalenin güçlü savaşçısı zannederdim. mücadeleci ve zorluklara karşı dayanıklı bir savaşçı. böyle zannettiğim için şimdi gülüyorum kendime.
karşıma çıkan her sorunun üstesinden gelmeye şartladım bugüne kadar kendimi ve yaralar almış olsam da yine de o sorunu atlattım. ama bu sefer öyle bir yenildim ki yenilgilerin en ağırı hem de. kendime yenildim ben. kendimi tanıdığımı zannederdim, kendimden emin olduğumu. ama bir detayı hep unutuyorum, bugüne kadar başıma ne geldiyse kendi seçimlerim yüzünden. bu hayatta güvendiğim bir iki kişi var, çoğunlukla kimseye güvenmem ama şu zamana kadar yaşadıklarıma bakıyorum en çok da kendime güvenmemeliymişim.
kimseyi yarı yolda bıraktığım falan yok aslında ama beynimin içindeki bu düşünceler beni kemirip duruyor. beynim bir iç savaşın ortasına sürüklenmiş gibi. "hasta olmamalıydım, hasta olmanın zamanı değil, en ufak bir zor koşulda vücudumun böyle pes etmeye hakkı yok, biri bana güveniyor ve yardım istiyorsa yanında olmak zorundayım, bu kadar hassas bir bünyeye sahip olmamalıyım, bunu kabul edemem, ben güçlü biri olmalıyım, her koşulda güçlü ve dayanıklıyımdır ben. hayır, değilim, öyle zannederdim ama değilmişim işte, işe yaramazın biriyim ben, hiçbir şeyi beceremiyorum, her şeyin üstesinden gelmeliyim bunu yapmak zorundayım başka çarem yok. ama yapamıyorum, gücüm tükendi, nasıl tükenir bunu kabul etmek çok zor ama oldu işte gücümün bittiği noktadayım."
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben yorgunum yahu. üstümden bir kitap fuarı geçti. sadece kitap fuarı geçse de iyi, koşturuyorum sabahtan beridir. normalde bugün sadece 1 dersim var öğleden sonra. ama fuar olduğu için sabah 8'deki dersine yetişmeye çalıştım ve geç kaldım. uyanır uyanmaz yataktan fırlayıp yetişmek zorunda olmak iyi bir şey değil bence. hani diyorlar ya uyanınca güneşi selamlayın falan diye. bunu söyleyenler bizim güneşten önce uyanıp okul yolu düz gider eşliğinde toplu taşımada nefessizlikten öldüğümüzü görüyorlar mı acaba. sinirlendim bak, neyse. derse girip çıktıktan sonra kantinde takıldım biraz, mühendisliğe uğramam gerekiyordu oraya uğradım ve r11'e attım kendimi. travayda da uyumuşum zaten. taa üniversiten tekkeköye kadar en az yarım saat kısalttım. bu sene ilk defa yalnız gittim fuara. benim okuyan bir çevrem yok. olanlarda ya dersleri vardı, ya başka nedenlerle gelmediler. girdim içeri adetim olduğu üzere stantları dolaştım öncelikle. neler var neler yok baktım. sonra bir çay içip kafamda biraz kurguladıktan sonra başladım alışverişe. bu senenin şampiyonu iş bankası yayınlarıydı benim için. adamlara her fuarda bir kaç defa uğramadan yapamıyorum. İş bankası yayınlarında hem kitaplar baskı ve çeviri olarak çok kaliteli, hem de çalışanlarla muhabbet edip kitaplar hakkında konuşabiliyorsunuz. kitaplar hakkında konuşmayı ve dinlemeyi severim zaten. kitabı bilmeme gerek yok. bilen biri sohbet tarzında anlatsın kitabı yeter. İş bankası çalışanları da bunu gayet güzel yapıyor zaten. bir de sel yayınevinde çalışan bir kardeş de kitaplar hakkında güzel bilgiler verdi. İthaki'ye gittim, oradaki çalışana ilk defa bilim-kurgu okuyacağım ne tavsiye edersiniz diye sordum, yanımdaki müşteri de kitap önerdi. can yayınlarından bir kaç tane aldım. İlgimi çekmedi kitapları. çoğu geçen seneki kitapların aynısıydı sanki. diğer kitapevlerini de gezdim ve toplam 18 tane yepisyeni kitabım oldu. bu fuardaki tek eksiğim yalnız gitmemdi. kitaplar hakkında konuşabileceğim, heyecanla gösterebileceğim, anlatabileceğim birileri yoktu yanımda. İş bankası yayınları çalışanların güzel sohbeti de olmasaydı sanırım sus pus gidip gelecektim. ama fuarda geçirdiğim 3.5 saati komple iş bankasında geçirmedim ki. İnşallah bir sonrakine istediğim ile giderim. fuardan gelince de dizerim üst üste kitaplarımı, onlara bakarım öyle uyurum mutlu mutlu. yeni yeni görünce onları içim huzur doluyor. bir de kahvem olsaydı iyi olacaktı şimdi. kahvem bitmiş yahu. halbuki bu yorgunluğa ne de iyi gelirdi. hepinize iyi geceler dostlarım. bir an önce siz de gidin de o ortamın güzelliğini doyasıya yaşayın... :)
Eleni
kendimden büyük bir kıyafet giydim sanırım. büyüdükçe de benim olur aforizması işe yaramadı gibi frank, sen ne dersin? kıyafetin içinde kayboldum, nefessizlikten öldürdü. o sevmediğim yağmur var ya. şimdi yağsın işte. kimseye değil, bir şeylere değil. yağmura ihtiyacım var. kollarımda hâl kalmamış gibi, bir yanım felçlenmiş gibi. kalkamıyorum lan üstesinden. korkak bir savaşçıyım. onlar ise vermişler zırhı, atak yapmam bekleniyor. yapamıyorum işte. zırh ağır geliyor, adım atamıyorum. aşınıyor zırhım, yağmura ihtiyacım var. sinirden mi, üzüntüden mi bilmiyorum. aşınıyor lan zırhım. tutamıyorum, dökülüyor her yanım. varsay ki gerçekliğe meydan okudun ve yanımdasın frank. baktığım uzaklardan gözlerimi hiç ayırmadan sırf sen fark etme diye, görme diye sen tarafındaki göz yaşlarımı siliyorum. sen dışındaki tarafını silmeye yeltenemiyorum. İçim kan ağlamamalı.


turevinial
sa dedikodu ailesi aslında bu konuyu soru kısmına yazmam gerekirdi fakat yapamadım. size açıklamam gereken birkaç şey var. küçüklükten beri gelen bir hastalık, bir fobim var adı “berber” sıtarbaks fakirleri ve yoruma doluşacak onun adı starbucks cular kuaför vb tanımlarda yapabilyorlar. her zaman kendi memleketimde kendi berberime traş olmuşumdur. hatta bu böyle bir bağki saçlarım yüzünden 4 5 haftada bir memlekete gider gelirim. ama sınavlardan dolayı bunu yapamıyorum bu ara ve çok korkuyorum. samsunda atakenti sevenler derneği üyesi olarak bir atakent beyefendisiyim ve atakentte ikamet etmekteyim. lütfen bana iyi bir berber önerir (fiyat yıkamayla max 25 30) misiniz? teşekkür ediyorum. bilen varsa adreste verirse çok sevinirim.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)