ateşli muhafazakar
İnsanlar benim konuşmaktan kaçtigim için asosyal olduhmu saniyolar oysa öyle değil.mesela okulda yeni bitiyle tanıştım eğlendik hatta beraber içmeye bile gittik diyelim . sonrasında ben o adamı bidaha görmek istemiyorum ben günübirlik takılmak istiyorum kullanıp atmak istiyorum
ateşli muhafazakar
okulda bı tane antiklise timi kurup lisedeki aşkıyla sınava hazırlanıp aynı üniversiteye gitmeyi deneyip gidemeyen ve bunu etrafına okula yeni gelen saf kızları toplayıp anlatan arkadaşları tokat manyağı yapmayı planlıyorum hayatım da bukadar sıkıcı ve çok anlatılan bi hikaye duymadım biraz eğlenceli şeyler anlatın
karakutuu
yarış dışında olmayı her ortamda sağlıyorum. maratona çıkartsalar kenara gelip çekirdek çitlerim . rekabetçi yapım yok küçükken hadi bakalım kim daha fazla yiyecek diye gaza getirmeye çalışanlara kim yerse yesin ben yavaş yiyeceğim derdim. büyüdüm okulda aynı şekilde sırf bu yüzden çoğu derste kötü not aldım . mesela ben hiç takdir alamadım diye üzülmedim sınıfta 3 tane dordum var diye ağlayan kızlar vardı. ve bunu her yerde her insana her türlü kişiye uyguladım. isyerinde patron bir şekilde beni merkezdeki bir mühendisle karşılaştırdi o söyle o böyle yapıyor diye beni yine rekabet içine sokup ekstra çalıştırmaya yüksek verim almaya çalıştı. bende hayırlı olsun abi böyle eleman bulunmaz maaşına zam yapın dedim. seni anlamıyorum diyor. bu benim gizli sırrım düşünün elinizde bir araç var var park halinde hiç çalışmıyor mesela katetmiyor motor özelliklerini bilmiyorsunuz hicbir yarışa sokamadınız. ferrari mi geçer yoksa bu araç mi desem bir fikriniz olmaz kıyaslama yapamazsanız kalitesini anlayamazsınız değer biçemezsiniz. bu anlamsızlık benim hayatıma yön veriyor bu bilinmezlik beni çekici kılıyor kimseye karismadigim kimseyle yarismadigim için hep seviliyorum. bunun için bir kontrol mekanizmanız olması ve düşmemeniz lazım. ve unutmayın sürekli blof yapsanız bile arada sağlam elinizin olması lazım .
Nickollyy
omüde 5. yılın sonuna gelmiş olmanın buruk sevinci içersinde mezun olacağım inşallah bütsüz bir dönemi ardimda bıraktım. bu okulda agladigim gün sayisi gulduklerimden fazla maaalesef. derslerin bi hayli zor olusu ortama adaptasyon sağlayamama sıkıntısı insanların iki yüzlülüğü daima mutsuz olmama yol açtı. bu siteye girer stres atardım simdi de yine mezuniyete yakin girdim. ama farkettim ki genelde mutsuz olunca girermişim buraya. simdi ise geçerken uğramış hissi var. vayyyy beee koskoca 5 yıl he. .... bitti sonunda. ah be omu sana bi gelen ağlar bi de senden giden galiba.... su son dönemde bana güzellikler sunman dileğiyle...
Eleni
bilir misin, bilmem. şimdiki dönemlerde devam ediyor mu ondan da emin değilim. seneler önce(bizim zamanımızda yani) misafir öğrenci olayı olurdu. farklı şehirlerdeki öğrenciler değişim programıyla gelir, kendilerine şehir tanıtımı yapılırdı. üniversitede olmuyor bu olay, ilkokul yıllarına ait. ben fevri ve asi çocuk! değişim programından gelecek bir öğrenciyi konuk olarak almaya razı gelmişim. gün veriliyor, ne zaman geleceklerine dair. heyecanlanıyoruz, daha önce böyle bir şeye tanıklık etmemişiz tabii. aklımda dolaşan oloğanüstü hikayeler, kalıcılık yaratma çabaları. bir bir diziyorum kafamda derken, beklenen zaman gelir. gönüllü öğrenciler kamelyanın etrafına toplanmış misafir öğrencileri bekliyoruz. önümüzden bir düzineden fazla farklı öğrenci geçiyor müdürümüz ile birlikte. kafada binbir soru. (acaba hangisine tanıtacam?) aralarından birini pek sevemediğim için umarım bana o gelmez duaları. ön yargı işte. derken bana tontiş bir bağyan denk geliyor. yaşça büyük ablamız benden. tutuyorum elinden(lafın gelişi), götürüyorum eve. kadın anam mis gibi yemekler yapmış, afiyetle mideye indiriyoruz. konuşup hem heycanımı kırmaya çalışıyorum, hem de tanımaya çalışıyorum. o gün epey bir eğlenceli oluyor ve saati geldiğinde vedalaşıp yarın tekrar bir araya gelmek üzere ayrılıyoruz.(yarın alacam seni tamam mı? bekle beni.) yarın olması için uyumaya çalışıyorum bir an önce, uyumak ne mümkün. en son dalıyorum uykuya. sabah saate bakıyorum, evet söylenen saat. sorun yok gecikmeyecem diyorum kendimce. çünkü erkenden kalkmışım, imkanı yok geç kalmamın. babam geliyor yanıma, saçlarımı okşuyor. bakıp gülümsüyorum. gezerken arkadaşımla bol bol fotoğraf çektirmemiz için fotoğraf makinesi almış. hem de dijital. gözlerimin içi parlıyor, o zamanlarda kameralı telefonlar da yok. uçuyorum sevinçten. ansızın bizimkilerin telefonu çalıyor, erkene almışlar öğrencileri alma saatini. nefes nefese dimdik yokuşu koşuyorum, yetişemiyorum. yetmeyen nefesimle sadece sessizliğin kaldığı kamelyaya bakıyorum. okul hemen buluşma noktasının yakınında bir umut belki orada toplanmışlardır diye, tam soluklanamadan oraya gidiyorum. yoklar. pes etmiyorum, inatçıyım. müdürümüzün evini biliyorum, kızı da bizim okulda. oraya gitmek için yola koyuluyorum son çare. tükenmiş bir nefesle çalıyorum kapılarını. diyaframımdaki sancı yüzünden bir araya getiremiyorum kelimeleri, "öğretmenim erken, öğretmenim yetişemedim" anlıyor ne demeye çalıştığımı. müdürümüzün arkasında kızı beliriyor, kızının arkasında misafir arkadaşım. anlıyorum ki ben yetişemeyince müdürün kızı almış arkadaşımı. sesim kesiliyor, ayrılıyorum kapıdan. koşa koşa çıktığım yokuşu ayaklarımı sürüklercesine küçük adımlarla ağlayarak iniyorum. eve varmama yakın siliyorum gözlerimi, ne fayda kıpkırmızı olmuş bir kere. eve varıyorum, annem açıyor kapıyı. tutamıyorum kendimi ağlayarak anlatıyorum, babam ağlama diyor, olurmuş böyle şeyler. neden ağlıyorsun ki diyor. sarılıyorum, içimde yara olarak kalan bu anıyı hatırladıkça cevap bulabiliyorum babamın sorusuna frank. nedeni arkadaşıma yetişememiş olmam değil de, babamın düşünceli davranak aldığı o fotoğraf makinesine ilk anım olarak istediğini ekleyememiş olmammış.
iyikalplipsikopat
ben vs okul hayat para her sey

gecen hafta gidecegim okula bugun yeni gittim.3 sene boyunca okulda rol yapardm olmadigim insan olurdum, yazin 4 ayda hstirladigim, kazandigim kimlik ile "ben" olabilmek cok ozgur ve rahat hissettirdi

okuldan sonra canim arkadasimla bulusmaya gittim, gidistede donustede yolda dusuncelete daldim

guc, efendi ile kole arasindaki farki belirliyor, guc para ve paranin temeli ticaret, mal ve hizmet pazarlama.

hayatta neyi istedigimi sordum kendime.okula gidiyorum ama diploma hicbir ise yaramayacak en buyuk basarilarida kazansam hatta baska bir bolum bile okusam en az 3-4 yil karin tokluguna calisacagim hep para hesabi yapacagim baskalarinin kolesi olacagim baskalarini zengin edecegim benden daha cahiller beni ezecek ve ic savasa suruklenen ekonomisi batmis bir ulkede curuyecegim

ben bunlari istemiyorum.refah huzur ozgurluk eglenmek bunlari istiyorum, milyonlar kazanmak aileme cenneti yasatmak istiyorum

cok okumali cok gelismeliyim yurt disina gitmeli buyuk isler basarmali ailemide yanima almaliyim.hayat bu sekilde yurumuyor bunca yil hapisteydim hic eglenmedim ozgurce para harcanadim kendimi iyi hissettiren basarilarim olmadi.7 yil bir hapiste sadece yattim kactim saklandim

kimligim ve arzularim sekilleniyor.ben tiyatroya gitmek opera dinlemek en uc seyleri yasamak ahlaksiz olmak delilikler yapmak ve buyuk basarilar kazanmak, kazandiklarimla yardimlar yapmak istiyorum.
Smoker
şu okulda nedense tüm kızlar bana öcüymüş gibi geliyor.
Tuhaf Ama Gerçek
yarın okulda ve iş yerinde yapılacak fenerbahçe esprilerine hazır mıyız beyler?
Snake
okulda başladığına göre, okulla ilgili güzel şarkılar dinleyelim...
bi dakika :s :s


hipokratinyegeni
gençler fakültenize en rahat yurdu aramayın, daha sonra gider kampüste bir yurda yerleşir pişman olursunuz bakın :d sahilde yürüyebilmek için otobüse binmek falan üzücü yani. okula sürekli gitmeyeceksiniz zaten ve hayat atakum da dönüyor gerek sahil olsun gerek bütün mekanlar olsun orada yani. önceliğiniz türk-iş ve yenimahalle arası bölüm olsun. samsun da ulaşım sıkıntı değil zaten otobüse binince 15 dk da okulda oluyorsunuz
Tuhaf Ama Gerçek
fransa, eylül'den itibaren 15 yaşından küçük öğrencilerin okulda cep telefonunu kullanımını tamemen yasaklıyor.
Snake
lan okulda son yılıma girerken hala ömrümün geri kalanı boyunca trabzonspor maçlarına kombine bilet alıp gideceğimiz hayat arkadaşımı bulamadım ya şansımı s.keyim...
Tuhaf Ama Gerçek
yarın, okulda derslerinizde öğrendiklerinizle test edileceksiniz. unutmayın, hayatta daha önce hiç karşılaşmadığınız şeylerle test edileceksiniz ve bunlardan ders çıkaracaksınız.

strese gerek yok, hayırlısı olsun 👍

#yks2018
teyit
mesut yılmaz İlkokulu’nda zarflarla dolaşan kişilerin usulsüzlük yapmak için okulda bulundukları iddiası doğru değil. fotoğraftaki kişiler, zarf eksikliğini gidermek için okula giden ilçe seçim kurulu görevlileri. https://teyit.org/diyarbakir-mesut-yilmaz-ilkokulu...
Tuhaf Ama Gerçek
amerika'da birçok okulda ve iş yerinde öğrencilerin ve çalışanların stresini atmasını için terapi köpekleri çalışmaktadır. hatta bazıları okul yıllığına bile poz vermektedir.
Omü Giller
trt okulda "omü'nün güzellikleri" diye bir program var iki dakika falan sürdü
13. Burç
kova: davranışlarını kontrol etmekte zorlanabilirsin. evde, işte veya okulda, nerede zamanının çoğunu geçiriyorsan, orada tartışma ihtimalin yüksek. İnsanlar senin hazırcevaplığınla baş etmekte zorlanabilir. neyse ki bir kaç zaman sonra her şeyi onarma şansın olacak.
ikizler
fotoğraflarla konuşmak, onlara şarkılar söylemek ne güzel bir şey. görünüşte sadece bir kağıt veya ekran üzerine piksellerden oluşan baskı fotoğraf dedikleri. ama bazı fotoğraflar var ki onlar bizim için bambaşka şeyler ifade ediyor. kimisinde gücünü, tarihini, ideallerini hatırlıyorsun. İdealleri uğruna gece gündüz çalışan, insanları peşinden koşturan , kızıl elma, muasır medeniyetler, istanbul gibi rüyalara bizi sürükleyen fotoğraflar. her baktığımızda kendimizi yeminler ederken bulduğumuz fotoğraflar bunlar. İlk okulda andımızda söylerdik ya. durmadan yüreceğime, and içerim diye. tam da öyle işte. bazı fotoğraflar var. dert ortağı insanın. uzun gecelerde, kurtarılmış bölgelerde, iki çift kelamını aradığınız bir dostunuz gibi koşuyor imdadınıza. bir fotoğrafla dertleşmek. gülünç geliyor insana ama değil işte. fotoğrafa değil ruha sesleniyorsun orada. yazdıklarında, söylediklerinde, hayatında bir şeyler bulabildiğin kişilerin fotoğrafları. İlk önce yazdıklarıyla onlar anlatıyorlar bana, sonra yazdıklarını hissettiklerime katarak ben anlatıyorum.. böylece sürüp gidiyor sohbetimiz içimizde çoşkunluk zaptedilene kadar. bazı fotoğraflar var. hiç tanımadığımız, hiç bilmediğimiz diyarlardan gelen. oradaki hissettiğimiz bir duyguya kapılıp gidiyoruz. tüm bu çorak insan arazisinde bazı yerlerde vahaların olduğunu gösteren fotoğraflar. ama bir fotoğraf var ki benim tek favorim. sarı bir sokak lambasının altında çekilmiş tüm güzellikleri, tüm anlattığım şeyleri içerisinde barındıran bir fotoğraf. hayatı, hayalleri, anıları, duyguları, duaları, zamanı, huzuru, aşkı içinde barındıran bir fotoğraf. her pikseline ayrı ayrı anlamlar yükleyebileceğim bir fotoğraf. kurtarılmış bölgelerimin üstüne asabileceğim bir fotoğraf. o fotoğrafı gözlerimle her saniye çekeceğim zamana kadar en güzel şarkıları söylemeye devam edeceğim. çünkü ruhlar sadece bedenlerde değildir. ve ruhlara seslenmek özgürlüğün en tatlı esintisidir. tıpkı yüce dağlara vuran incecik yeller gibi...

Tuhaf Ama Gerçek
bu adamın ismi appiah akoto. ganalı bir öğretmen olan appiah, okulda öğrencilerine karatahta üzerinde miscrosoft word programını öğretti. appiah'ın inanılmaz başarısından etkilenen ganalı bir bilgisayar firması appiah'ın okuluna 5 adet desktop ve 1 adet laptop bağışladı.
13. Burç
yay: geleceğe yönelik ciddi adımlar atmaya karar verebilirsiniz. bu, varsa ilişkinizi ciddiye bindirmek, işle ilgili sizi ileriye taşıyacak bir hamleveya sektör değişikliği olabilir. okulda bölüm değiştirme, yeni bir alanda eğitim kararı alma ihtimali de mümkün.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)