Gamsız Baykuş
eyy omü dedikodu, sen ne güzel arkadaşlar kazandırdın bana. buraları boşuna sevmiyorum ben. seviyorsak sebebi var! ki sebep olmasa bile sevilir bence. yeni gelen üyelere tavsiyem, bence siz de sevin buraları. bu site bana çok değerli şeyler kattı. çok güzel anılar yaşadım. yeri geldi anlattım yeri geldi dinledim, okudum. ama en önemlisi kesinlikle hayatıma giren dostlarım. İyi ki varsın dedikoducum, bunların hepsi senin sayende. <3

bugünkü mutluluk sebebime gelirsek.. doğum günüm münasebetiyle buradan bir arkadaş bana bu hediyeyi gönderdi. nick vermeyeceğim ama kendisine buradan da teşekkür ediyorum. :)
Gamsız Baykuş
sanırsın sanhok haritasındayız. bu hava ne kardeşim?
Gamsız Baykuş
arkadaşlar çok mutluyum. ama nasıl mutluyum bir bilseniz. çok uzuun bir zamandır böyle güzel mutlu olmamıştım. deli gibi eğlendim. sürecin başı da çok heyecanlıydı. şimdi olaylar şöyle gelişti. mabel matiz'in bugün konseri vardı burada. ben de özellikle öyle kolaysa'yı çıkardığından beri bu adamı canlı dinlemek istiyordum. bu hayale bugün ulaşabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü bana kalırsa baya mucize gibi bir şey oldu. konser ilanını gördüğümde direkt saatine, bilet fiyatına bakmıştım zaten. sonra beni biraz aşar bu diye düşünüp bir kenara koydum bu fikri ama tamamen de vazgeçmiş değildi hâlâ. geçen haftalarda tekrar bakmıştım ve biletler tükenmişti. dedim başka zamana artık, vazgeçtim. zaten bilet kalmamış vazgeçmeyip ne yapacaktım değil mi? neyse ben mabel matiz'in facebook sayfasında bir duyuru gördüm iki gün önce. samsun konserine iki kişilik bilet hediye ediyorlarmış. dedim ya nasip bir şansımı deneyeyim. ama hiç ümidim olduğundan falan değil ha. bendeki de ne şans. hâlâ inanamıyorum o biletin bana çıktığına. bir yandan şeyi de düşünüyorum, lan fake mi acaba, mail geldi ama ya konser alanına gittiğimde böyle bir şey yok derlerse falan ben hâlâ böyle bir olayın başıma gelebileceğine inanmıyorum. ta ki konser mekanını kapısından girdim, o zaman inandım. sanki zaman mekan algılarım falan kapandı. ya diyorum nasıl olur ben buradayım şu an ve benim 24 saat öncesine kadar katılmak gibi bir düşünce aklıma gelmezdi. bilenler bilir mabel'e olan daha doğrusu şarkılarına olan hayranlığımı. hatta çok kez bu platformda sizlerle de paylaşmıştım bazı şarkılarını. konser çok güzel geçti benim adıma. bağıra bağıra eşlik ettim her şarkısına, bu yüzden yarın sesim bile kısılabilir. sabahtan beri zihnimin arka planında "fırtınadayım" şarkısı çalıyordu. girişi bu şarkıyla yapınca ayrı bie sevindim. olay aslında sadece konser meselesi de değil benim için. uzun zamandır, yani yaklaşık bu eğitim öğretim yılı başladığından beri üstümde bir ağırlık vardı. ya resmen canlandım şu etkinlikle. bana hiç bu kadar iyi geleceğini tahmin etmiyordum. belki de beklemediğim bir anda olduğu için bu kadar sevinmişimdir bilemiyorum. ama her açıdan çok güzel bir anı oldu benim için. giderim sakin sakin müzik dinlerim gelirim diye düşünürken deli gibi hareket ettiğim için kollarım, bacaklarım, her yerim ağrıyor. zaten boyum kısa diye ara sıra parmak uçlarıma yükselmek zorunda kaldım o da yordu. neyse ki önümdeki kız tüm konseri elindeki telefonuyla yüksekten çekti de onun telefonundan izleyebildim sahneyi(!) yani arkadaşlar okuyamadım durumumuz yoktu diyenler için özet geçeyim. eminim ki yukarısı çok karışık olmuştur ama hislerimi sizinle hemen paylaşmak istedim. mutlu oldum arkadaşlar. çok güzeldi be her şey benim adıma. dilerim ki sizin de benden daha çok mutlu olacağınız zamanlar olsun. hayatınızda böyle kısa da olsa güzel anlar olsun. seviyorum sizleri, kendinize iyi bakın. güzel geceleriniz olsun dedikodu ahalisi.
Gamsız Baykuş
selam dostlar. kitap fuarına gitme fırsatını anca bulabildim. aslında dün de gelmiştim ama o daha hızlı gelişen bir olaydı. arkadaşlarımla geldiğim için odağımız daha çok test kitapları oldu ve kafama göre gezemedim. biraz da yorgunluğun verdiği baş ağrısıyla keyfini çıkaramadığımı düşündüm ve bugün sabahın erken saatlerinde tekrar yol aldım. fuar genel olarak güzel geçti benim adıma. sabah saatleri olduğu için çoğunlukla okullardan gelen öğrencilerle doluydu etraf. bir tane çocuğun pubg kitabını gördüğünde verdiği tepki ile başka bir çocuğun yanık yanık sesiyle "nayino" şarkısını söylemesi hatırımda kala güzel detaylardan :d bu defa her standa uğramadım. aslında bu sene kitap fuarından pek bir kitap almam diye düşünüyordum çünkü epey zamandır kitaplarla çok haşır neşir değilim. birinci dönemi geride bıraktığımda sadece bir kitap okumuşum ve elimde aylardır sürünen bir kitap var. dönemin yoğunluğundan dolayı kitap okumaya pek zaman ayıramıyordum. hal böyle olunca araya giren soğuklukla beraber aklımda şu kitabı alırım gibi bir düşüncem yoktu. geçen sene "şeker portakalı" ve "güneşi uyandıralım" kitaplarını almıştım, üçüncü kitabı da seneye alırım diyerek bırakmıştım. aklımda olan sadece bu vardı. dün kitabı sorduğumda kalmadı demişlerdi ama bugün tekrar geldiğini görünce sevinçle aldım. bu sene de geçen seneki gibi en çok kitabı can yayınları'ndan aldım. böyle yazınca da çok gibi oldu ama çok değil aslında, 3 tane eheh. yine sevdiğim yayınlardan olan yky'den oradaki görevlinin tavsiyesi üzerine bir kitap aldım. gezinirken baykuşlu bir kitap -diğer baykuşlu her şey gibi- dikkatimi çekti. daha önceden bilmediğim bir kitap olduğu için görevli arkadaşa kitap hakkındaki bilgisini sordum. İlk sayfasını okuyup çok beğendiğini ve devamında da aynı türde olan bir kitabı da mutlaka okumamı önerdi. ben de ilk sayfasını okuyunca düştüm direkt kitaba. çünkü uzun zamandır içinde bulunduğum ruh haline yakın şeyler yazıyordu. çok şaşırdım çünkü kitabın dışından hiç böyle bir izlenim uyandırmamıştı. sonrasında daha evvel okuduğum ve kitaplığımda bulunmasını istediğim iki kitabı daha aldım. arada kardeşim için de hem etkinlik tarzı hem de okuması için küçük kitaplar aldım. çocuk sonuçta, her türlü hediyeye seviniyor :) resmen okumayı özlemişim yaa, bunu fark ettim. okunacak çok kitap var. İçlerinde kayboldum sanki. neyse ben şu sınavı bir atlatayım hele. zaten burada aldığım kitapları yazın evde okumayı tercih ediyorum çoğunlukla.
yani özetle bir iki kitap alsam kâfi diyerek girdiğim fuardan 8 kitapla çıkmışım. bakıldığında kitaplar için çok değil verilen para ama çok hazırlıklı olmadığım elimden bu kadarı geldi :/ fiyatlar genel olarak ortalama geldi bana. kitapçılarda olmasa da internette bu fiyatlara bulunabilir çoğu. en çok indirim sanırım test kitaplarındaydı. ama şöyle de bir etken var, fuarın sonuna geldikçe kitapların fiyatı daha da iniyor. mesela dün bir kitabı sorduğumda 22 lira demişlerdi, bugün aynı kitabı 20 liraya aldım. onun için hâlâ gitmemiş olanlar varsa hafta sonunu değerlendirin derim :)
Gamsız Baykuş
ah samsun ah! bitirdin, tükettin beni.. bu şehir artık dar geliyor bana, hiçbir yere sığamıyorum artık. hem ruhsal hem fiziksel sağlığıma oldukça zarar verdiğini görüyorum şu zamanlarda. tebdilimekânda ferahlık vardır." derler ya hani işte tam olarak onun gerçekleşmesini iple çekiyorum diyebilirim. bu şehirden alabileceğim kadarını aldığımı düşünüyorum. hatta bunlar çok da güzel şeylerdi ama zaman işte, neler getireceği belli olmuyor. her şey gibi fikirler de değişiyor. geceniz güzel geçsin dedikodu ahalisi...
Gamsız Baykuş
bir sınavdan daha çalışmadım deyip yüksek aldım. sınav notları açıklandığından beri arkadaşlarımdan linç yiyorum. tamam 92 de biraz şov ama gerçekten çalışmamıştım, inandıramıyorum insanları.
Gamsız Baykuş
geçen sene bu zamanlar, günün daha yeni uyumaya başladığım saatlerinde şu zamanlarda çoktan uyanmış oluyorum. gamsız eskisi kadar uyuyamıyor artık :( yeni yıldan tek dileğim daha çok uyku..
günaydın.
Gamsız Baykuş
şu karikatür çizileli kaç yıl olmuş, hâlâ eğlenmek yerine eylenmek yazan var arkadaşlar. lütfen biraz dikkat edelim. 🙏🏻
Gamsız Baykuş
bugün okula gelirken gözümün önünde bir şeyler uçuşuyordu. başta önemsemedim ama meğerse örümcek ağıymış, sallanıp duruyor kafamın üstünde. elimi attım kayboldu. gitmiştir diye düşündüm. neyse derse girdim. ara olunca arkadaşım ağı görmüş ışıkta yansıyınca, üstümde kalmış ama ben fark etmemiştim. sonra baktım ki minnak bir örümcek geziniyor önümde. kitabımın arasına falan giriyordu. ders boyunca takip ettim, su şişemin üzerinde falan gezindi ama başka bir yere gitmedi. bence o da beni sevdi <3 (öyle olduğuna inanmak istiyorum) benimle beraber ders dinledi sanırım ahsja. allahım gördükçe nasıl seviyorum ama yaa çok tatlı bir şey :d resmen sahiplendim onu, canım örümceğim benim. bu arada evet, gördüğünüz gibi miniğimin bacakları eksik. İnşallah otobüsteyken ben zarar vermemişimdir ona :/
Gamsız Baykuş
arkadaşlar kitaplar çok pahalı. n'olursunuz üstüme ikinci el kitap atın zira ben alamıyorum :(
Gamsız Baykuş
yeni gelen arkadaşlara hayırlı olsun diyorum cümleten. hoş geldiniz.
Gamsız Baykuş
hayatım şu sıralar o kadar monoton ve olaysız ki paylaşacak bir şey bulamıyorum.
Gamsız Baykuş
selamlar dedikodu ahalisi, bugün öğrendiğim bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum zira benim çok hoşuma gitti. eski zamanlarda varlıklı olan ailelerin evinin bir özelliğinden ve bunun nasıl kullanıldığından bahsedeceğim.

mutfak bölümü konağın giriş kısmında bulunuyormuş. mutfağın sokağa bakan tarafında küçük bir kapı var ve kapının arkasında ise fotoğrafta görülen bu dolap var. dediğim gibi ailelerin imkanı geniş olduğu için yemek çokça yapılıp buradan dağıtılıyormuş. sadece ev ahalisi için değil aynı zamanda yemeğe ihtiyacı olan kimseler için de. bu ihtiyaç sahibi herhangi biri, oraya gidip bu dolabın kapısını üç kere tıklatıyor ve boş kabını dolabın içine koyuyormuş. arka tarafta bunu duyanlar mutfak tarafındaki kapıyı açıp içindeki dolabı döndürerek oraya koyulan kabı alıyor ve o gün yapılan yemekten dolduruyormuş. sonra kapı tekrar tıklatılarak yemeğin hazır olduğu işaret ediliyormuş. karşı taraf ise dolabı kendine döndürerek yemeğini alıyormuş. bu şekilde de alan el veren eli görmemiş oluyormuş. gerçekten harika bir gelenekmiş ya.

neyse... zamanla bu dolap, birbirini seven gençler için haberleşme aracı olarak da kullanılmaya başlanmış. o aileden bir kızı seven oğlan, mektubunu oradaki dolaba koyup kıza ulaşmasını sağlıyor ve bu şekilde konuşuyorlarmış. bunu fark eden aile büyükleri de kıza "biz senin ne dolaplar çevirdiğini biliyoruz." diyerek onu uyarıyorlarmış. hal böyle olunca da bu deyim ortaya çıkmış işte. :)
Gamsız Baykuş
karar vermek benim için oldukça zor bir eylem. konunun ne olduğu pek fark etmiyor. bu durumu hiç sevmememe rağmen malesef kararsız biriyim. bir şeyi düşünmem gereken son âna kadar erteliyorum. aslında ne kadar ertelesem de yöntemim hep aynı oluyor. karar vereceğim zaman konuyla ilgili artı ve eksileri düşünürüm, daha da olmadı kağıda yazıp görürüm ve hangisi daha mantıklıysa onu seçerim. şimdiye kadar hep böyle yaptım. ama gel gelelim şu an karar vermem bir konuda ilginç bir biçimde "acaba kalbimin sesini mi dinlemeliyim?" tereddüdüne düşüyorum. bu beni daha da çıkmaza sokuyor. neden bu şüphe aklıma düştü bilemiyorum. kafamı karıştıran bir şey de okuduğum kitap. önceden okumuştum ama tavsiye üzerine tekrar okudum simyacı'yı. o da yarama tuz bastı resmen. beni bu kadar etkileyeceğini düşünmezdim. kitapta, baş karakterin kişisel menkıbesini ararken sürekli kalbinin sesini dinlemesinden ve bir şeyi gerçekten istediğinde evrenin onu gerçekleştirmesine yardımcı olduğundan bahsediyordu. sonra düşünmeye başladım, acaba gerçekten karşıma çıkan olaylar bu kararı vermem için miydi, diye. acaba karşıma çıkan fırsatları tepmiş miydim? farkına varamamış mıydım yaşadığım olayların bunun için olduğunu, beni yönlendirdiğini? allah'ım karar vermek gerçekten çok zor. bir sürü düşünce oluşuyor zihnimde. ya doğruyu seçemezsem, ya pişman olursam bu tercihten? uzayıp gidiyor bu sorular... birisi gelip bunu seçersen şöyle olur, diğerini seçersen şöyle şöyle olur dese ne güzel olurdu. ama kendi başımın çaresine bakmalıyım, bu benim hayatım! ben yine bildiğim yoldan şaşmayıp mantığımı tercih edeceğim sanırım. evet, evet. en iyisi bu gibi. umarım öyledir.

yazımı mabel matiz'in bu güzel şarkısıyla bitirmek istiyorum. güzel günleriniz olsun dedikodu ahalisi.


"kazdıkça büyüyor ah çukuru kalbimin
yaza yaza delindi satırı mektubun

kalmadım ben bana, kör düğüm bu canım
çözen yok, çözülsem bile
görecek mi gözüm"
Gamsız Baykuş
arkadaşlar benim yatacak yerim yok. deyim olarak söylemiyorum, gerçekten yok. eve geldik gelmesine de kendime bir türlü yer bulamadım. önceki yıllarda abim ve kardeşim de okuyordu onun için evde değillerdi. İstediğim gibi at koşturuyordum odada. ama şimdi ikisi de evdeler ve oda oğlanlara tahsis edilmiş durumda. çocuk odasındaki yataklarda onlar yatıyor doğal olarak. bir de küçük kız kardeşim var. onun da kitapları falan var diye oturma odasına koymuş annem. ve evet sonuç olarak ben açıkta kalmış oluyorum. resmen salon köşelerinde sürünüyorum ya. gerçi şimdi yaz, nerede olsa uyunur ama yine de bu kendimi dışlanmış hissetmeme engel değil. eve gelince, annem gardıropta iki tane raf verdi, buraya sığ bütün eşyalarınla diyor. nasıl yapayım anne, yurtta iki kapaklı dolaba anca sığarken bunu nasıl yapayım, milyon tane eşyam var benim. tamam yılın çoğunu samsun'da geçiriyorum ama böyle de olmaz ki. resmen artık evde üvey evlat muamelesi görüyorum. bu durum çok üzücü ama artık alışmam lazım sanırım..
Gamsız Baykuş
eski zamanlarda ünlü bir düşünürün de dediği gibi;
Gamsız Baykuş
Gamsız Baykuş
@gamsizbaykus
Hey there! I am using OmüDedikodu.
2017 Girişli