elon mayk siteyi kaderine terk edip elon musakkasının satın aldığı twitter’da komikli paylaşımlar yapıyor… fenomen falan olma ihtimali var. durduk yere benim ana sayfama bile düştü. omü dedikodu sakinleri olarak birer tl toplayıp hey kır bir birey ile anlaşıp yönetimi ele geçirmeliyiz #öneri
merhaba :) gamsız baykuş’umun düğünü vesilesi ile yıllar sonra siteye girmiş bulundum. bunda terapistimin üniversite yıllarına ait şeyleri bir düşün demesinin de etkisi olabilir😅 şaka🫢 yazılarımı okudum. gerçekten akıllı bir insanmışım öncelikle kendimi tebrik ettim. son gönderimdeki ‘eskisi gibi olamamaktan korkuyorum’ yazısının ardından kendimi kaybetmemek için hayatımı tam olarak o penguen gibi, herkesin ‘ne yapıyor ya bu’ bakışları arasında farklı bir yöne çevirdim. hayattaki en iyi manevramdı diyebilirim. ve eski yazılarıma ithafen bu 7 yılda ne öğrendim onları paylaşmak isterim (çok heyecanlandım yıllar sonra ne yazacağımı da bilemedim, güzel de olsun istiyorum. bakalım)
öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.
*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.
*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)
*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…
*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.
*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.
hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.
tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.
şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.
*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.
*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)
*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…
*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.
*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.
hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.
tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.
şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
merhametimden yedigim iki kazik:
6-7 yasindayken
benden 9-10 yas buyuk gokhan diye bir cocuk vardi beni hep dover, asagilar saf olmamla alay eder amele gibi islerini yaptirtirdi, cok sevdigim, cipsten cikan topac gibi bir oyuncagimi bicagiyla kesmisti, mahallede mac oynarken bana "gokhan beni sikti" dedirtip ses kaydi alip herkese gosterip alay etmisti,
bir kere bu olaylari cok hafif ustunden babama anlatmistim, bu cocugu doveym mi napayim falan demisti bende acimistim yok onemli degil falan demistim, bu cocuk 6-9 yaslari arasi hayatmi skmisti, futbol oynardik beni kaleci yapar sert sutlar cekerdi, futbol oynamiyorkende yolda tek gordugunde kafama dogru top atardi bir keresinde kaleci yapip arkadasi toygar diye biriyle birlikte cok sert sutlar cekmislerdi topu kurtarayim derken belim cok acimisti aglayarak eve gitmistim falan bu olaylardan dolayi hafif kekemeligim baslamisti ve hala top oynayan cocuklarin arasindan gecerken her an kafama top gelecek diye korkma hissim var
6. ve 7. siniftayken
sinifta kürt oldugu icin dislanan bir cocuk vardi, bizim mahalledeydi, biraz fakirlerdi, babasi taksi soforuydu, yeni tasinmistik, mahallede ilk tanistigim cocuklardan biriydi, okula ilk geldigimde cocugu sinifin kabadayisi tipler asagiliyordu bende daha ilk gelir gelmez onlara kafa tutmustum.cocuga hep destek oluyordum,tenefuslerde yaninda oluyordum onunla geziyorum diye bize "ayrilmaz ikili" falan diyerek gulenleri aldirmiyordum,
ve her gun, kardesine tost alsin diye 3lira harcligimin 1lira sini veriyordum, boyle aylar gecti bir gun cocugun yalanini yakaladim, bana "senin parayla kardesime tost aldim, param bitti" demisti ama sonraki tenefus verdigim 1 lirayi keyfine gore harcamisti
sonra ben buna para vermemeye basladim, cok zaman gecmeden diger arkadaslarimla(mahalleden, farkli siniflarda) arami bozmaya basladi, ardindan durduk yere bana saka niyetine saldirmaya, hakaret etmeye basladi
o cocuk yuzunden yalniz kalmistim, tenefuslerde yalnizdim, her tenefus baska siniftaki arkadasima gidiyordum ki o da beni pek sallamiyor oylesine yaninda tutuyordu, 2 yillim tenefuslerde boyle gecti
bu sekilde cok ornek var, cocukluktan beri merhametim yuzunden hayatimin en guzel yillarini baskalari caldi, bana en buyuk zarari merhametim verdi ve nefretim sayesinde daima guclu oldum, bana daima nefretim cesaret ve guc verdi
devami psikopatlik iceriyor
devami psikopatlik iceriyor
devami psikopatlik iceriyor
eger o kurt cocuk suan benim merhametime kalsa babasi ile annesini gozleri onunde idam eder, kardesiyle kendisini hapseder, ikisinide ac birakir ardindan her gun parmaklarini kesip pisirerek yemek olarak verir bu sekilde gun gectikce ikisinide tamamen ampute birakir bu sekilde olume terk ederim
eger gokhan merhametime kalsa
sorgu odasi camindan gorecegi sekilde sandalyeye baglarim
icerideki esine cocuklarinin parmaklarini kopartmasini yoksa hepsini oldurecegimi soylerim, ardindan kadini zihnen sakat(beyne elektrik), gokhani ise felc birakirim ve omur boyu bu sekilde yasamaya mahkum kalir ve benim gibi her gun pismanligi yasar dusunur olmek ister ama olemez
vicdanimi ve gucsuzlugumu anakinin annesi, ona bunu yapan yaratiklari hayatimi calanlar, ve anakini ise nefretimin gucu gibi goruyorm bu videoda
6-7 yasindayken
benden 9-10 yas buyuk gokhan diye bir cocuk vardi beni hep dover, asagilar saf olmamla alay eder amele gibi islerini yaptirtirdi, cok sevdigim, cipsten cikan topac gibi bir oyuncagimi bicagiyla kesmisti, mahallede mac oynarken bana "gokhan beni sikti" dedirtip ses kaydi alip herkese gosterip alay etmisti,
bir kere bu olaylari cok hafif ustunden babama anlatmistim, bu cocugu doveym mi napayim falan demisti bende acimistim yok onemli degil falan demistim, bu cocuk 6-9 yaslari arasi hayatmi skmisti, futbol oynardik beni kaleci yapar sert sutlar cekerdi, futbol oynamiyorkende yolda tek gordugunde kafama dogru top atardi bir keresinde kaleci yapip arkadasi toygar diye biriyle birlikte cok sert sutlar cekmislerdi topu kurtarayim derken belim cok acimisti aglayarak eve gitmistim falan bu olaylardan dolayi hafif kekemeligim baslamisti ve hala top oynayan cocuklarin arasindan gecerken her an kafama top gelecek diye korkma hissim var
6. ve 7. siniftayken
sinifta kürt oldugu icin dislanan bir cocuk vardi, bizim mahalledeydi, biraz fakirlerdi, babasi taksi soforuydu, yeni tasinmistik, mahallede ilk tanistigim cocuklardan biriydi, okula ilk geldigimde cocugu sinifin kabadayisi tipler asagiliyordu bende daha ilk gelir gelmez onlara kafa tutmustum.cocuga hep destek oluyordum,tenefuslerde yaninda oluyordum onunla geziyorum diye bize "ayrilmaz ikili" falan diyerek gulenleri aldirmiyordum,
ve her gun, kardesine tost alsin diye 3lira harcligimin 1lira sini veriyordum, boyle aylar gecti bir gun cocugun yalanini yakaladim, bana "senin parayla kardesime tost aldim, param bitti" demisti ama sonraki tenefus verdigim 1 lirayi keyfine gore harcamisti
sonra ben buna para vermemeye basladim, cok zaman gecmeden diger arkadaslarimla(mahalleden, farkli siniflarda) arami bozmaya basladi, ardindan durduk yere bana saka niyetine saldirmaya, hakaret etmeye basladi
o cocuk yuzunden yalniz kalmistim, tenefuslerde yalnizdim, her tenefus baska siniftaki arkadasima gidiyordum ki o da beni pek sallamiyor oylesine yaninda tutuyordu, 2 yillim tenefuslerde boyle gecti
bu sekilde cok ornek var, cocukluktan beri merhametim yuzunden hayatimin en guzel yillarini baskalari caldi, bana en buyuk zarari merhametim verdi ve nefretim sayesinde daima guclu oldum, bana daima nefretim cesaret ve guc verdi
devami psikopatlik iceriyor
devami psikopatlik iceriyor
devami psikopatlik iceriyor
eger o kurt cocuk suan benim merhametime kalsa babasi ile annesini gozleri onunde idam eder, kardesiyle kendisini hapseder, ikisinide ac birakir ardindan her gun parmaklarini kesip pisirerek yemek olarak verir bu sekilde gun gectikce ikisinide tamamen ampute birakir bu sekilde olume terk ederim
eger gokhan merhametime kalsa
sorgu odasi camindan gorecegi sekilde sandalyeye baglarim
icerideki esine cocuklarinin parmaklarini kopartmasini yoksa hepsini oldurecegimi soylerim, ardindan kadini zihnen sakat(beyne elektrik), gokhani ise felc birakirim ve omur boyu bu sekilde yasamaya mahkum kalir ve benim gibi her gun pismanligi yasar dusunur olmek ister ama olemez
vicdanimi ve gucsuzlugumu anakinin annesi, ona bunu yapan yaratiklari hayatimi calanlar, ve anakini ise nefretimin gucu gibi goruyorm bu videoda
gün geçmiyor ki güzel memleketım saat kac olursa olsun yine formunda dndndjd pompalıyla ön kesmek nedir yaa. mahallede ya pompalıyla bi yer taranır ya birinin onu kesilir ya da durduk yere sıkılır. anlatsana biraz bu pompalı tüfek sevdası nerden?? can güvenliğimden korkuyorum kurşun odama isabet etcek ya da namlunun ucu bana gelicek diye. niye salıyonuz abicim seri katilleri
telefonumun durduk yere hoparlörü bozuldu lanet olsun
hayatı durduk yere dramatize etmeye çalışan biz insanlar... sanki duygularımızı daha yoğun yaşarsak, daha çok üzülüp incinirsek daha iyi bir insan olacağımızı sanırcasına yaşamalar...
halbuki ne gereği var ki ?
mesela biri sizi terkettiğinde onu sevmeyi bırakma sürenizi uzatmak sizi daha sadakatli mi yapıyor ? arkadaşlığınızı bitirdiğiniz bir insanın anılarını hüzünle tekrar tekrar kafanızda oynatmak sizi daha iyi bir arkadaş mı ? minicik şeylerden incindiğinizde siz daha duygusal ama kaskatı görünen duygusuz mu ? (bu örnekler farklı şekilde çoğaltılabilir) bunların hepsi insanların çizmiş olduğu kalıplar. o anıları mutlulukla hatırlayıp aman biten bitti ne yapalım demek varken duygusal birtakım buhranlara düşmek bize ne kazandırır ki ? biz bütün bunlarla kendi hayatımızdan çalıyoruz bence. artık insan eliyle çizilmiş saçma duygusal çizgilerden çıkalım istiyorum. her insan her duygusunu kendince yaşasın (herkesi rahatsız ederek demek istemiyorum) . üzülmek için üzülmeyip, gülmek için gülmeyelim. İçimiz neyse dışımız korkusuzca o olsun. yargılanmalardan uzak olalım.
gününüz güzel, duygularınız bol ve sizce olsun 🌸
halbuki ne gereği var ki ?
mesela biri sizi terkettiğinde onu sevmeyi bırakma sürenizi uzatmak sizi daha sadakatli mi yapıyor ? arkadaşlığınızı bitirdiğiniz bir insanın anılarını hüzünle tekrar tekrar kafanızda oynatmak sizi daha iyi bir arkadaş mı ? minicik şeylerden incindiğinizde siz daha duygusal ama kaskatı görünen duygusuz mu ? (bu örnekler farklı şekilde çoğaltılabilir) bunların hepsi insanların çizmiş olduğu kalıplar. o anıları mutlulukla hatırlayıp aman biten bitti ne yapalım demek varken duygusal birtakım buhranlara düşmek bize ne kazandırır ki ? biz bütün bunlarla kendi hayatımızdan çalıyoruz bence. artık insan eliyle çizilmiş saçma duygusal çizgilerden çıkalım istiyorum. her insan her duygusunu kendince yaşasın (herkesi rahatsız ederek demek istemiyorum) . üzülmek için üzülmeyip, gülmek için gülmeyelim. İçimiz neyse dışımız korkusuzca o olsun. yargılanmalardan uzak olalım.
gününüz güzel, duygularınız bol ve sizce olsun 🌸
hava o kadar güzel ki, o kadar yani 🙈😍 sanki nisanın ortasındayız. durduk yere kalkıp oynayasım falan geliyor 💃🏻😂
Omü Dedikodu