mistletoe🍃
şu yazıyı yazdığım anı asla hatırlamıyorum, benim b12 sizlere ömür galiba
mistletoe🍃
old but gold bir uye olarak ben de soyle bir iki kelam edeyim sahuru beklerken. İlk hesabimi acali 10 bu hesabimi acali 8 sene olmuş en son 7 ay once bu yasta aska inanmadigima karar vermisim, düşün ki o bunu okuyor sozluk girdimi yazali 3 sene olmus 4e yakin da olabilir onu anlayamiyoruz ama bana cok cok daha eskiden yazmisim gibi geliyor, 20 li yaslarimin hem en mutlu hem en mutsuz gunlerini yasarken hayatimda bu site vardi, su anda en yakin arkadaşlarimdan biri bu siteden tanistigim biri, en son bu siteden tanistigim biriyle hem en guzel hem de en sıkıntılı flortlerimden birini yasamistim, depresyona girer girer buralara yazilar yazardim, bazilarinizin sevgililiklerine ayriliklarina evliliklerine cocuk sahibi olmalarina şahit oldum, daha aklima gelen gelmeyen bir sürü sey var gercekten cok degisik ve guzel bir tecrube oldu bu site bana, birine anlatsaniz anlayabilecegi degil sadece sizin benim burada yasadiklarimizla birinci elden tecrubelerimizle anlasilabilecek bir durum, keske hep oyle cocuk kalsaydim ama simdiki aklimi da yanimda goturebilsem iyi olurdu
sezonsonu
ben yokken burası almış başını gitmiş gene. niyeyse hep zanım sıkkınken burda şaçmalıyorum. no name olduğumdan galiba. kolay oluyo kimse beni bilmiyor.
ucuncunesilsaglikci
bu benim kaderim galiba. hep severken gitmek zorunda kalmak. nefes alamadığım kaç gece daha yaşamam gerekiyor?
Belinda
adminler belki hatırlar benim buradaki ilk nickimi unuttum ama 'ajan' lı bir şeydi galiba siz hatırlayabildiniz mii fena aklıma takıldı jdjdjd
emreyba
siteye darbe yapıldı galiba, mavi tikim nerede aq
hipokratinyegeni
galiba ben kpop batağına düştüm.. şarkı çok hoşuma gitti sürekli dinliyorum. bu yaştan sonra kpop fanı olacağım galiba

Komutan Logar
şu anda bir zirai ilaç bayiindeyim sinekler adamı yiyor resmen. kocakarı hesabına göre sinekler çok ısırırsa yağmur gelir diyorlardı. galiba samsun’u yine yağmur sel bekliyor.
Yepisyeni
İyi geceler. uzun bir aradan sonra iç dökmek için buradayım. aylar önce buradan zalımın oğlu diye seslendiğim kişiden bi haber aldım bugün. yeni bir şehre taşınmış, yeni yeni düzen kurmaya başlamış.
aklıma gelmesi yine gecemi zehir etti. bilmiyorum, ben onu halen atlatamadım galiba. pek kişiye de anlatamadım, kaldı öylece içimde. oysa ben kaşını ayrı kıtaya gözünü ayrı kıtaya resmetmek isterdim. mesleğinden mi bahsedecek, bana yapsın sunumunu isterdim. İçecek dertlenecek mi, benimle içsin. ne bileyim yumurta mı kıracak, çarptırdığı kap ben olayım derdim. gözünün önündeki hep ben olayım istedim, çünkü onun yüzü benim kadrajdan hiç çıkmıyor. onun yüzü en çok benim ellerime yakışırdı, benim başım da onun göğsüne. he, ama onun yanına en çok yakışacak sen miydin derseniz, orada başladı zaten problem. benimle olmak ona kıymekmış gibi geldi, kıyamadım.

ama şimdi pişmanım. sanki ne yöne yürüsem ona çıkıyormuşum gibi. hep o esmerden o esmere doğru gidiyorum. aylardır boşa nefes almışım. çektiğim havaya onun kokusu karışmazsa boşmuş. dank etti gece gece

ben ilk defa onun için değişmek istemiştim biliyor musunuz. İlk defa onu tanıyınca boş geçen tüm günlerime lanet ettim. allahım dedim, keşke muazzam bir entelektüel birikimim olsaydı da fiziksel eksikliği kapatabilseydim. karşısında tutulmasaydım, ellerim terlemeseydi. yeni doğmuşum da, ilk onu görmüşüm gibi donakalmasaydım keşke. ama kaldım işte. ve kendisinin başka bir kadına olan övgülerine tanık oldum. bu sırada kendimi tebrik de ettim. çok güzel bi adama tutulmuşum.

şimdi insanlar benim için ona benzeyenler ve benzemeyenler olarak ayrılıyor. en ufak bir ortak nokta tanışılan kişinin hanesine yetim sevindirme sevabı yazdırıyor benim kafamda

daha anlatacak bir şeyim kalmadı galiba. tek solukta yazdığım en uzun metni de buraya atıyorum.
hepinize karşılıklı sevgi dolu geceler
casualman
bazı insanlar vardır az vakit geçirirsin ama güzel duygular bırakır. kötü biri olduğumu inandıramadığım kendimi yanında özgür hissettiğim bir insan vardı nerde ne yapıyor acaba özledim galiba...
mavibulut
oturdum 10 bölüm tayvan dizisi izledim.zaten bozuk olan gözlerim ekrana bakmaktan 1 numara daha bozuldu galiba. ben ona üzülüyorum da ekranı kapatıp gercek hayata dönünce "ben şimdi bu dizideki gibi seven adamı nereden bulacağım" sendromuna yakalandım yine.sahi nereden bulacağım?
Zeze
sanki bana ait olmayan bir hayata sıkışıp kalmışım gibi hissediyorum bu aralar.
genel anlamda net ve kararlı bir insanken kararsızlıklar yaşıyorum. hislerime hep güvenen biriyken hislerimle ilgili de sorunlarım var galiba. bu da karar veremememe sebep oluyor. değişikliğe ihtiyacım olabilir derdim ama daha hayatım yeni değişti bununla ilgili değil sanki. kendim de çok değiştim. belki de bu rahatsız ediyor içten içe. olumlu olmasına rağmen... büyüdükçe işler sarpa sarıyormuş. bir daha bundan bikaç ay önceki halimin ufacık bir kısmına bile dönememekten korkuyorum. tespit edemediğim şeyler var o yüzden yazı dağınık oldu bu çabalamadığım anlamına gelmiyor ama beynim toparlamaya çalışırsa söyleteceğini de unutacak gibi.
Mona lisa
bugün bir sayfada şöyle bir söze rastladım.
'modern dünya insana ölüm duygusunu unutturur' diyordu. ahmet hamdi tanpınar.. bugün olsa idi galiba şu izahıda yapardı. 'modern dünya insana insanlığını da unutturur.'
Zeze
çooook uzun zamandır üzerimde bulunan ölü toprağını atmış gibiyim. kendimi doğurmuşum gibi hissediyorum. daha farklı, daha başka bir ben oldum galiba sonunda. İsteyerek olmadı bu başta ama sonra talep ediyor ve farkındalığın arkasından kendinizi değişmiş buluyorsunuz. huzurlu bir his bu. dikenlerimin törpülendiğimi ortada gül gibi kaldığımı hissediyorum sanki. güzel güzel, fazla güzel 🌸🙏🏻
Zeze
‘zaman’ kelimesi ‘mekan’ dan daha çekici galiba. mekandan ziyade zamana takılıp kalmamız nasıl açıklanır ki başka.
zamanla ilgili ilk derdimiz kendi zamanımızı kabullenmeden, başkasının zamanını boynumuza tasma gibi takıp onun peşinden koşturmak gibi. herkesin aynı zamanda bi şeyleri yaşamayacağını, bunun mümkün olmadığını anlayamıyoruz. bir örnekle açıklamak isterim. fatih sultan mehmet 21 yaşında (bazı kaynaklarda değişiklik gösteriyor) İstanbul’u fethetti. ama erken öldü. bakıldığında hemen hemen ömrünün yarısı. peki 100 yaşında ölecek olsaydı ve 50 yaşında fethetseydi bu denli övülür müydü ? (şu anki genç başarısı) hayır. ama yine ömrünün yarısı. farkı ne ki ? onun kendi hayat çizgisi o. bizimki de başka. ali’nin de ayşe’nin de. peki neden hep bir geç kalmışlık ve yetişememe korkusu ?
bir de diğeri var. o zamana ait hissetmemek. İnsan bir zamana nasıl ait hissedebilir ki ? zaten her an geçmiyor mu ? tıpkı bizim gibi. bana kalırsa bu zamana ait hissetmemek değil, ilk cümlemdekinden kaynaklı bir aldanış. bizi boğan mekan. (mekan = dünya) biz değil birkaç yüzyıl öncesi 15 yüzyıl öncesine de gitsek yine kötülük var, yine samimiyetsizlik var, yine yalnızlıklar, fitneler, fesatlar, olaylaaaar olaylar yani. o zamanki insanlar da eminim eski başkaydı derler. çünkü zaman da tıpkı insan beyni gibi işler. kötüyü gömer unutturur, güzellikleri andırır. eskiden bugüne güzel şeylerin gelmesi de tamamen bundandır bence. yanisi sorun mekanda gibi geliyor bana. her anlamda zamanın peşini bırakalım artık. zaman biziz ve geçip gidiyoruz görmüyor musunuz ?
Zeze
sert, çok konuşmayan, fazla sınırları olanlar sevgisini zaten belli edemiyor algısı var. yani onlar zaten öyle deniliyor galiba. benim gibi bıt bıt ötüp çok gülenlerin sevgisini belli edeceği düşünülüyor. edemiyorum kardeşim edemiyorum. görünen gibi değil yani, duygularım konusunda çok farklıyım. bu beni bir miktar üzüyor 😔
Nickollyy
omüde 5. yılın sonuna gelmiş olmanın buruk sevinci içersinde mezun olacağım inşallah bütsüz bir dönemi ardimda bıraktım. bu okulda agladigim gün sayisi gulduklerimden fazla maaalesef. derslerin bi hayli zor olusu ortama adaptasyon sağlayamama sıkıntısı insanların iki yüzlülüğü daima mutsuz olmama yol açtı. bu siteye girer stres atardım simdi de yine mezuniyete yakin girdim. ama farkettim ki genelde mutsuz olunca girermişim buraya. simdi ise geçerken uğramış hissi var. vayyyy beee koskoca 5 yıl he. .... bitti sonunda. ah be omu sana bi gelen ağlar bi de senden giden galiba.... su son dönemde bana güzellikler sunman dileğiyle...
Gecede1uyku
mazeret sınavı yerine dekanlık sınavına girdim galiba
Zeze
cümlelerimde genelde galiba kullanıyorum. çünkü çoğu şeyden emin değilim. düşünceler okunan herhangi bir yazıyla, gözlenen bi davranışla, bir yaşanmışlıkla değişebilir ve bu bir an sonra bile olabilir. bir de hadsiz buluyorum galiba emin olmayı. sürekli değişen dünyada bu denli net konuşmak ne haddime gibi 🤔

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)