Badboy
kardeş site canlanacaksa şu dmdeki bakım çalışmasını kaldırsanıza millet birbirine yazsın bakın yeni sezon geliyor bir ayar verin şu siteye ya bu arada kafam hafif çakır yanlış bişey dediysem kusura bakmayın kendinize iyi bakın dostlar seviliyorsunuz :)
Zeze
merhaba :) gamsız baykuş’umun düğünü vesilesi ile yıllar sonra siteye girmiş bulundum. bunda terapistimin üniversite yıllarına ait şeyleri bir düşün demesinin de etkisi olabilir😅 şaka🫢 yazılarımı okudum. gerçekten akıllı bir insanmışım öncelikle kendimi tebrik ettim. son gönderimdeki ‘eskisi gibi olamamaktan korkuyorum’ yazısının ardından kendimi kaybetmemek için hayatımı tam olarak o penguen gibi, herkesin ‘ne yapıyor ya bu’ bakışları arasında farklı bir yöne çevirdim. hayattaki en iyi manevramdı diyebilirim. ve eski yazılarıma ithafen bu 7 yılda ne öğrendim onları paylaşmak isterim (çok heyecanlandım yıllar sonra ne yazacağımı da bilemedim, güzel de olsun istiyorum. bakalım)

öncelikle çocuksu ruhumuzu hep korumayı dileyen biriydim. şu an yaşımdan 10-15 yaş ileri atmış durumdayım. gerek yokmuş. sen orada kalmak istersen hayat daha fazla büyütme gayretine giriyormuş.

*İnsanlar, onlara iyilik yaptığınızda değil, onlar size iyilik yaptığında kıymet verirmiş. çünkü kimse emeğini zayi etmek istemiyor. o yüzden insanlardan yardım isteyin, sonra size verdikleri değerin nasıl arttığını izleyin.

*çok sevildiğimde kaçmak istediğimi söylemişim. doğru. o zaman gelişim psikolojisi dersini daha fazla merak edip kaçıngan bağlanmayı araştırsam kendimi daha da iyi tanıyabilirmişim. bağlanma türünü herkes öğrenmeliymiş meğer. (zar zor güvenliye çevirdim)

*koşulsuz sevmeli demişim, yok ! koşulsuz en güzeli değilmiş. gayet de koşullu sevmeli. emeğe dayanan koşul, güvenli hissettirme koşulu, kıymetli hissettirme koşulu gibi…

*gece kuşuymuşum. şu an hayatımdakilere bunu söylesem kimse inanmaz. gün doğumlarına bayıldığı için güneş doğmadan kalkan, saat 00.00 olduğunda nasıl ya neden uyumadın denilen kişi oldum. düzenli uykuysa evet o benim (bugün istisna oldu) hayat düzenini sağlamada en önemli faktör buymuş.

*her baktığım çiçek solarmış. sanırım hayatımda her şey yolunda olduğundan nazar boncuğu oluyormuş. şimdilerde bir sürü çiçeğim var, orkidem bile baştan açtı. bu ne demek anladınız sanırım :)
*bazı gönderilerimde durduk yere enerjim patlamış, mutluluk değil dopamin dengesizliğiymiş. adhd’ymişim meğer :) öğrenmem baya iyi oldu hayat kalitem yeniden tanımlandı.

hep bildiğim bir şey vardı hayatta. kendi isteklerimi yapmanın beni iyi edeceği. pişmanlık vermeyeceği. hayatımdaki bütün seçimleri kendim yaptım. bazıları aşırı yıkıcı oldu ama asla pişman değilim. çünkü benim, bana ait olan, tek hayatım. yeniden bir karakter inşa ettim, sistem sıfırlandı sanıyordum. buraya girip kendime bakınca, temelimin zaten olduğunu, yıllardır üstüne kat çıktığımı gördüm. hayatta en iyi öğrendiğim şey de ait hissettiğim yeri bulmak oldu. kendim. İnsan ait hissettiğinde, toprağa dikilmiş gibi oluyor. kendime kök salmak, derinleşmek, en sonunda çiçek açmak. mutlaka o kökleri içimize salmamız gerektiğini öğrendim. bir de kendime değer vermeyi tabi.

tabi karşılığında kendimden bir şeyleri de yitirdim.

şimdilerde sakin bir hayat içinde, yaşamak istediğim şehirde, hoşnut şekilde yaşıyorum. mesleğimden keyif alarak yetiştirdiğim bir sürü öğrencim oldu bile. bir yandan öğrencilik hayatımı da sürdürüyorum. durmak yok tabi, zihinsel yitirmem olmasın diye hep yeni şeyler öğrenmek zorundayım.
hayatın gerisi nasıl gelir, ne yöne akar bilemiyorum. ama sakin ve huzurlu akmasını istiyorum.
uzunca bir yazı oldu. buraya bunu bırakacağım çünkü bir 7 yıl sonrasında da hatırlamak için dönüp bakacağım bir yer olsun istiyorum. herzaman aklıma gelmeyecek ama anımsayıp baktığımda beni hoşnut edecek güzel bir yer 💙 burayı gerçekten kilitli bir sandıkta gibi seviyorum.
rebullavanda
2015 yılında omü'ye yerleştim. İlk kez samsun'a geldim. gerçekten çok iyi bir tercih yaptığımı samsun'a geldiğim ilk gün fark ettim. fark edilmeyecek gibi değil ki. sahil deniz mükemmel. çok güzel bir 4 sene geçirdim. üniversiteye başlarken geçer mi bu 4 yıl sorusunu sordum, son sene ne çabuk geçti bu 4 sene dedim.
ben samsun'da kalırken ekonomik durumlarda iyiydi. öğrenciler çok iyi bilir, üniversite durağında fnf vardı, dürüm ayran ilk gittiğim sene 6 tl idi. ben 2020 yılında memleketime döndüm. şuan fiyatları bilmiyorum. üniversite 2 de eve çıktım güzel konumu olan ve çok beğendiğim bir evdi. 4 yıl kaldım o evimde. 3 artı 1 çobanlı trenvay durağının dibindeydi. o zaman 700 tl kira veriyordum. tekrar samsun'a taşınmayı planladığım şu günlerde ev piyasasına bir baktım ve çok üzüldüm. 3 binden başlıyor ve 5 6 bine kadar gidiyor. başta emlakçılar sonra ev sahipleri hiç birinde vicdani ve ahlaki davranış kalmamış. 1+1 evlere 3 bin 4 bin 5 bin tl kira istiyorlar. öğrenci şuan 800 tl burs yada kredi alıyor. öğrenci ailesinden gelen destekle bile en fazla 2 bin lira ile bir ay yaşamak zorunda. birde evlerin altına açıklamaya yazıyorlar. memura. yüksek zekalı emlakçı abiler ablalar. kullandığınız telefonlarda uzaya gidecek teknoloji mevcut ama googleye girip memur ne kadar maaş alıyor bakmaktan acizsiniz. ya bugün bekar memurun maaşı 8400 5 bin tl kira yazmışsın. 3400 tl ile yaşamak mümkünse sen kiranı 3400 e indirde adamın cebine 5 bin kalsın.
gerçekten acımasız, vicdansız, duyarsız ve duygusuzsunuz.
çok para kazanmak için içinde bulunduğunuz soyguncu sistem eğer bir gün patlarsa ilk önce sizi vuracak.
Adarok
siteyi yeni keşfetmemle beraber çok beğendim. var mıdır aranızda uçak mühendisliği okuyan okuyacak olan veya bu sene hazırlık okuyacak olan ?
psikodok
buraya yazmayalı uzun zaman oluyor yazmak istedim. bu site bana çok güzel dostluklar kattı. ben bu sitede tanıştığım insana memleketimden hediye getirdim, ben burada tanıştığım insanla kampüste oturup dertleştim. ben burada tanıştığım insanla sahilde geyik yaptım. yakın bir zamanda hayatımın sonuna kadar unutamayacağım bir olay yaşadım. bu olay karşısında sesim ve ellerim hiç titremedi, gözlerim buğulanmadı. bunu buraya yazıyorum. çünkü bu olaya burası sebep oldu. hayatınıza bir sürü insan girecek ve girenlerle eş değer nitelikte bir çok insan da çıkacak. doğal seçilim. kalanlar kalır, gidenlere hoşça kal deriz. ben bundan birkaç gün önce birisini hayatımdan uğurladım. bugün ise o kişiyi içimden uğurluyorum. bana kattıkların ve kazandırdıkların için teşekkür ederim. senin gözünde her zaman küçük kalmam dileğiyle...
hoşça kal...
Sunset✔
ya bu grip ne illet bir şeymiş iki gündür sürünüyorum resmen 😠hele birde bir sürü konu beni beklerken olacak şeymiydi bu 😒
Zeze
aklıma bir an bi şey geliyor. bazen daha önceden düşünmüş oluyorum ama o an bi şey tetikliyor. düzenlemeye kalkınca da unuttuğum için taslaksız yazıp geçiyorum. tutamıyorum çoğu düşüncemi içimde. amacım kimseyi yargılamak, eleştirmek, kırıp dökmek değil. zaten çoğu yazımda da aslında kendimi hedef alıyorum. bir hafta sonra bile o yazıma tamamen zıt düşünebilirim. çünkü insanım. her an yeni bi şey öğrenmemle her şey bambaşka bi şeye dönüşebilir. ya da birinin yorumuyla. yani buraya bu böyledir demek için yazmıyorum, düşüncelerim yazıya dönüşmüş olsun, üstüne sonra da düşünebileyim diye yazıyorum. bunu açıklama gereği duydum çünkü... öyle işte ☺️
kodcubey
ya bu sabah saat 8.25 gibi iktisat fakültesi durağında e1'in orta kapısından adeta fişek gibi atlayan bayan seni tebrik ederim. kaptan sana kızdı ama biz seni takdir ettik alkışladım seni 👏👏
ladylazarus
stefan zweig ve o dönemdeki insanlar uçağın icadıyla çok heyecanlanmışlar. zira uçakların, kaosu yaratan sınırları aşıp, ortadan kaldırarak barışı getireceğine inanıyorlarmış. aynı nesil, huzur getireceğine inandıkları o uçakların bombalar bırakıp, ülkeleri yerle bir ettiğine şahit olmuş.

ben de bazen tam olarak böyle hissediyorum, sınırlarımın aşılıp, değer verdiğim şeylerin infilak ettiğine şahit oluyorum.

camus' un aklımdan hiç çıkmayan satırları dönüyor beynimde : '' bir akşam, dalgın dalgın hoş bir kitabı karıştırırken, bir an bile duraksamadan: ' tutkulu ruhların çoğunda olduğu gibi, hayattaki inancının tükendiği an gelmişti. ' cümlesini okudum. bir saniye sonra, cümle içimde bir kez daha yankılanıyordu ve gözyaşlarına boğulmuştum. '' işte tam böyle bir anda, ağzınıza aldığınız bir yudum suyu, yüzünüzü kapatıp, defalarca denemenize rağmen yutamayışınızı nasıl açıklarsınız insanlara ? hıçkırıklarını tayin edemeyecek denli acılarından korkan insanlar bilemez yutkunmanın esasında bir savaş olduğunu. oraya buraya iliştirdiğim cümleleri , bana ait bir defteri yanlışlıkla eline alan insanlardan canhıraş saklamanın aciziyetini nasıl anlatırım ? en mahrem gizlerimi bilecek, benim gördüğüm gerçeği göreceklerini sanırım. oysa tüm mahremiyeti cümleleri olan bir insanın gizlerini kavrayamazlar.

insanların hüzünleri ve mutluluklarının sahteliği ve basitliğiyle afallıyorum, bu yüzden uzun süredir cümleleri yalnızca o an ' öyle söylenmesi gerektiği ' için kuruyorum. karşımda duran insanın ruh halinin bende yarattığı kayıtsızlık düşüncelerimi ve cümlelerimi engelliyor, içinde bulunduğum duruma vereceğim karşılığı yerine getirmeye zorluyorum kendimi. hatta bu bazı zamanlar o kadar suni bir şekilde gerçekleşiyor ki, cümle dahi kurmadan birkaç mimik ve belki bir sarılışla geçiştiriyorum. bu kayıtsızlık bir yandan beni memnun ediyor, gerçekleşmesi adına çabaladığım birkaç hayalim var , zamanımı ve düşüncelerimi bunlar için harcamayı yeğliyorum. bununla birlikte günlerim, her biri bir başka duyguyu yansıtan kendi portrelerim arasında hangisinin ben olduğuma karar vermekle geçiyor. bir sonuca varamıyorum zira hepsi benim. nitekim bu da bir sonuca tekabül etmiyor ve hepsi birleşip yalnızca bir silüet oluşturuyor. her gün görüp, derisinden öteye geçemediğimiz herhangi bir yüz.. herkesin gerçeğini ve acısını taşıyabiliriz fakat kendi gerçeklerimize vakıf olmanın acısını taşıyamayız. insanın kendini salt aynada görebilmesinin sebebi bu sanırım. ' kim kurtaracak beni var olmaktan ' diye fısıldıyor yazar.




aynadakinin çilleri var, benim yok.
çok_karanlık_patron!
ya bu yeni gelenler ne tatlı iletiler paylaşıyo öyle çok masumlar.
çok_karanlık_patron!
güya bu sabah 5.30 da uyanip sahile gidip güneşi izleyecektik.ben kalkamam dedim ben seni kaldırırım dedi alıştım ben yaz okuluna giderken erken kalkmaya dedi.sonuç ise tahmin edeceğiniz gibi alarma ben uyandım ki lanet olsun uyanınca daha uyuyamam ama arkadaş mışıl mışıl uyuyor.elinde telefin zır zır titreyip ötüyö adam duymuyo bile.allah adama böyle uyku nasip etsin ney diyim
Barthez
ya bu saatlerde oda da sigara içmek mükemmel bişey hele de güvenlik baskın yapmazsa:):)
iyikalplipsikopat
aydinlanma zamani

her hafta regl olan yasli huysuz bir kadin gibi duygudan duyguya atlayip dusunmekten tembel ukala kustah olmaktan aptalca davranmaktan vazgecmem gerektigini anliyorum degisimin kendini zorlamakla fedakarlikla ve secimle oldugunu anliyorum ve harekete gecmek icin plan yapiyorum.yeniden dogacagim kendimle barisiyorum
vizelerin son gununde basarili bir sinavin ve gunesli bir havanin verdigi pozitiflikle uzun sure sonra ilk defa kendimi severek kendimle barisarak arkadaslarimla etkilesim icinde oldum.eve geldigimde dusunurken sunlari kesfettim

arkadaslarimin cogundan fiziksel anlamda daha iyiyim.kas yag orani acisindan onlardan daha guzel ve guclu bir vucuda sahibim yuzum ve tenim onlardan daha temiz

arkadaslarimin cogundan mental acidanda daha gucluyum araba ve seksten eglenceden baska bir sey bilmeyen arkadaslarimin gorebildiklerinden otesini dusunebildiklerinden otesini dusunebiliyorum dahasi yalnizligin verdigi aliskanliktan olsa gerek iradem guclu onlar gibi yanlistan yanlisa savrulmuyorum

kotu giyiniyor ortamlara uyum saglayamiyor derslere odaklanamiyor olabilirim ama ne oldugumu bildikten ne oldugum konusuna emin olduktan sonra hicbir sey beni ezik yapmaz dahasi kendimle harisik olduktan sonra hicbir eziklik beni uzemez

ihtiyacim olan sey hareket ve sosyal yasam ama yalniz ve parasizim yinede yol param cok tutmuyor her gun sadece insan icine karismak icin bir sure farkli yerlerde yuruyus yapmak ve aksamlarida street workout calismak hatta pi90 a baslamak her seyi degistirebilir.

gercek kimligimle rol yapmadan kabul edildigim bir ortam ve arkadaslar bulmak veya sahip oldugum ortama sindire sindire yeniden dogmus ben i kabul ettirmek her seyi degistirebilir

hayir bir psikopat degilim.belki biraz deli birazda masum fetislere sahip bir sapigimdir ama ben empati yapabilen bir insanim kalbinde baskalarinin acisini hissedebilen biriyim kederi ve aciyi bilen biriyim birine zarar vermeyi somut olarak dusundugumde bile yuregimde bir keder ve urperme yasanir

agacin boyu uzadikca kokleri daha derinlere iner.belki durumum boyledir veya bu kustah bir cikarimdir ve sadece ufak takintilara sahip bir porno bagimlisiyimdir yinede vicdanli ve erdemli biriyim bunu biliyor ve hissediyorum tum kotu sadist dusuncelerin sonunda vicdan azabi cekiyor olmam ve kendimden surekli kacmak icin kendi kendimi uyusturuyor olmam bunun kaniti

kendime gunluk odevler koymali tembelligi ve hayata karsi pencereleri kapatmayi birakip kendimi zorlayarak harekete gecmeli kendimi akisa birakarak yasama uyum saglamali kendimi uyusturmaktan vazgecmeliyim.

disaridayken bile kendi ic dunyama odaklanmaktan vazgecmeliyim
olmayan seylerden korkup yorganin altina saklanan cocuk gibi gerceklerden saklanmaktan dis dunyayi ittirip ic dunyama odaklanmaktan
vazgecmeliyim kulakliktaki muzikle duygudan duyguya hayalden hayale atlamak ve kendimden her seyden nefret etmek yerine gercekleri kabul etmem gerektigini anliyorum

kendimle barisigim ve ne olursa olsun canim saolsun
cufcuf
niye kendini bir kalıba sığdırmak zorunda kalasın ki? hele ki birileri tarafından kabul edilmek için niye yapasın bunu? sıkışıp kalmak zorunda değilsin, özgür bırak ruhunu.kaç kişi yapabilir bunu? nasıl davranmak istiyorsan öyle davran, ne söylemek istiyorsan onu söyle... kaç kişi cesaret edebilir buna? yeni bir başlangıç, yeni bir sayfa, yeni bir hayat adına her ne dersen artık ki bence bir isim koymaya bile gerek yok. İsmi cismi belli olmadan sadece başla, sadece yaşa, cesaret et, hata yap, dene, pes etme, umudunu kaybetme, kendini sev, her şeyi sev...
birileri senden farklı diye onu dışlamak ne kadar doğru ya da dış görünüşünden dolayı birileriyle alay etmek, onu her yerde aşağılamak ne kadar doğru? bu yüzden kaç kişi kendinden nefret ediyor biliyor musun? belki sende onlardan birisin, seninle de onunla alay edildiği gibi alay edildi. noldu, ne değişti, sen niye alay edenler tarafına geçtin, sırf seni aralarına alsın diye mi bu acımasızlığın? peki onların yanında mutlu musun, oraya ait hissediyor musun kendini? belki de hiçbir yere ait olmak zorunda değilizdir, kendimizi birilerine sevdirmek zorunda da değilizdir belki. ya bunlar düşündüğün kadar kötü şeyler değilse? ya böyle kendini daha çok seveceksen ve asıl önemli olanın senin kendini sevmen olduğunu anlarsan? ne kaybedersin ki? dene. korkma. hiçbir şeyi elde edemezsen bile yanında bulunan insanları gerçekten tanımış olursun.
İnsanların isteklerine göre şekillenme. kendin ol. aynada baktığında hiç istemediğin bir görüntüyle karşılaşabilirsin ama o halinle sokağa çıktığında aynada gördüğün o kişiyi unut. nasıl görünmek istiyorsan öyle göründüğünü düşün ve at kendini sokağa. kendinden emin bir şekilde at her bir adımını. özgüven gerçek görünüşümüzle alakalı bir şey değil bence olmak istediğimiz kişiyle alakalı.
kendine zaman ayır. bir saat iki saat ne kadar istersen. yapmayı sevdiğin şeyleri yap, kendini tanımaya çalış, kendini dinle, içindeki çocuğa kulak ver. kendine bir şans tanı, o bunu hakediyor inan bana. seni asıl anlayacak olan o, seni asla bırakmayacak olan o. kendini değersiz, güçsüz görme çünkü değilsin. kendini güçsüz ve değersiz hissediyorsun çünkü kendi yolunu çizmiyorsun. hep birilerinin izinden gitme çabası, birilerini taklit etme gayreti içindesin. bunlara gerek yok ki. sen kendin olduğun sürece varsın.
kimseye kendini beğendirmek zorunda değilsin. her gün güzel görünmek zorunda da değilsin. zaten bu güzellik denilen şey göreceli değil mi? kime göre neye göre güzellik. he dersen ben kendime göre güzel olmak istiyorum eyvallah ama şunu da unutma kendini nasıl görmek istersen öyle görürsün.
kısacası sana demek istediğim yaşamaya, hayattan ders çıkarmaya, sevmeye, mutlu olmaya bak. ve unutma sen her halinle güzelsin, değerlisin.
Zeze
hani telefonda fotoğraf birikince telefona atarız da telefon rahatlar ya. yazı yazınca aynen öyle hissediyorum. sanki kalem usb görevi görüyor, içimdekiler o kalemin mürekkebinden deftere akıyor.
bazen korkuyorum defterin başına geçmeye. başlayınca bırakamıyorum çünkü. saatlerce dinlene dinlene yazdığım oluyor. özel o anlar benim için, ayrı bir iş. hatta biriyle dışarıya buluşmaya gitmek gibi. ne yazdığımın bi önemi yok. bazen yazamadığımı bile yazıyorum. sakinleşiyorum. İnsanın sakinleşeceği şeyleri keşfetmesi güzel bence. malum günümüz dünyasında buna bool bol ihtiyacımız oluyor. şimdilik bunlar (daha önce de yazmışımdır herhalde bi şeyler) yetiyor gibi, bakalım gelecek günler neler getirecek ☺️ sizlere de sakin huzurlu bir akşam dileyeyim 😉
Артем
ya insanlar niye bu kadar çabuk yargılıyor? bugün yavrumla gezerken yaşlı bi adam yaklaştı yanımıza ve yavru mu sevmeye calıstı.bebekliğinden beri tanımadığı ve benim fiziksel temas kurmadığım insanlardan uzak duran yavrum sevdirmedi kendini izin vermedi kaçtı hemen ordan.dayı da bana sen bu köpeği dövüyor musun sevdirmiyo kendini kaçıyor korkuyo insanlardan kesin şiddet uyguluyosun dedi(hayır böyle saçma birşey demese hiç uğraşmam adamla,ama tutamadım kendimi :d) bende evet nerden anladınız deri giyip sıcak mum döküyorum üstüne sonra da bağlayıp "jawohl herr oberstrumbannführer"diyene kadar kırbaçlıyorum nerden anladın dedim.dalga mı geçiyorsun sen bu ne böyle diyince elbette dalga geçiyorum ama siz hastasınız sanırım sahibi olmadığınız size kendini sevdirmemiş olabilir mi acaba? dedim sonra bastı gitti ama hala anlamıyorum bu nasıl bir şey ya bu tavır nedir arkadaş ceaser milan sanıyor heralde kendini. :d o değilde dayı beni delirtsende iyi eğlendim seninle teşekkürler:d
bayhuysuz
omü ailesine cümleten selamün aleyküm.  samsun'da hava nasıl acaba ya bu aralar gelmeyi düşünüyorum da
Sempatik-girl
ya bugün r11 ufak bi kaza yaptı önümde iki kiz yere düsdu bende kolumu acıtdim sınır oldum şey hic gelip sormadı nasilsiniz diyi iyimisiniz burda insanlık kalmamış ya bizim orda olsa türk ol ne olursan ol gelip sana sorarlar iyimisin hastane çağrım mi diyi nasıl bi insanlık burda burda insanlık kalmamış ya insan aslında burdada yapmalı bunu neden buraya yazmayı duydum bilmiyorum ama yasmak istedim siz siz olun birine bisey oldunda söyleyin iyiler mi diyi
iyikalplipsikopat
rutinlere bas kaldir ve degisime teslim ol

degisim nedir?bir tohum meyve veren bir agaca nasil donusur?bu basit bir soru ilkokul fen bilgisi duzeyinde cevabi olan bir soru peki ya bu soruyu psikolojik-sosyolojik yonden soracak olursak cevaba bambaska kavramlar dahil olur inanc, uyum, hareket ve irade gibi

hayallerden hayallere, duygulardan duygulara, bos islerden bos islere iste bosa harcanan zaman budur.benim yaptigimda bu.rotami 180° tersine cevirmem gerek tum zamanimi dolu dolu harcamam gerek.gunlerim gene kucuk degisimler disinda ayni.cunku rutinler eylemler ayni

ama bir degisim bir bas kaldiri tum tepkimeyi bozabilir bu degisimin devamiysa ortaya bambaska bir sey cikartabilir.bardaga meyve suyu koydunuz daha sonra cesmenin altina getirdiniz ve cesmeyi 1-2 saniye acip kapadiniz.meyve suyunuzum tadi degisti renginde ufak degisimler oldu bunu bir kez daha yaptiniz ayni hissedilir degisim oldu daha sonra bunu 1-2 saniye degilde 10-15 saniye yaptiniz ve iste bardaginizda artik meyve suyu degil cesme suyu var

peki ben bardagimdaki her gun ictigim zehri degistirebilir miyim? vucudumun %70 i haline gelmis zehiri su ile degistirebilir miyim?dag ne kadar yuksek olursa olsun uzerinden yol gecer yanu bu imkansiz degil

peki ben neler yapiyorum telefonumun 30 tllik hafiza kartindaki sikinti icin 6 saat bilgisayarda ugrasil sinir krizi geciriyorum bos islerden kafami kaldiramiyorum

yinede bardaktaki zehire damla damla olsada su geliyor ama bu yetersiz cesmeyi sonuna kadar acmam degisimi sonuna kadar kabul etmem gerek

ben neyim
ne olabilirim
ne olacagim
ne oldum
ne olmusum
hayat ve onun her asamasi , onda bulunan her eylem aslinda bu sorulardan cevaplardan ibaret.bu mantikla ne oldugum veya neye donustugum degil ne yaptgim beni ben yapiyor.cunku son ve sondan bir onceki sorunun cevabu bunda sakli.hayal dunyam ya da dsunduklerim degil nasil yasadigim kimligimi belirliyor.oyleyse tercih ve eylemdeki sureklilik her seyi degistirebilir.bu yuzden tercihimi hak edecegim ona layik olacagim ve damlalarla degil sonuna kadar acilan cesmeden fiskiran siddetli su ile sarsilarak degisecegim ve zehirlerimden temizlenecegim
muallim✔
sıraya bugün kopya yazayım dedim.. ama küçücük bi şey yani.. sonra arkadaşım yapma günah etme filan dedi 😅 "küçücük yazı için değer mi" dedi yanmaya, tabi öyle diyince sildim bende.. vizeler bitecek bi ağiz tadıyla kopya cekemedim.. nasipse yarin cekcem inşallah🙊 😂

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)