matricariachamomilla
tüm gün sakin kalıp tüm gece gök yüzüne bakarken ağlıyorum.
paranoiddd
fakültede dolaşırken (fen edebiyat) sınıflara yiyecek içecek çıkarmayın vs. yazılı kağıtlara dikkat ettiniz mi ? bugün onlardan birine bakarken koridor yerine kolidor yazdıklarını gördüm .. içinde edebiyat bölümünü kapsayan bir fakülte için utanç kaynağı
shaggy
herkese merhaba,

biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
Fafatara
çocukluk fotoğraflarıma bakarken annem 'diğer çocuklar ağır olduğun için seni gezdirmek istemezlerdi hep abini alırlardı' dedi. baktım tüm fotoğraflarda yanaklarım pofuduk pofuduk. kıyafetlerime de hiç sığamamışım; ya düğmeler açılmış ya da ucundan tutuyor. ben de sanıyorum ki bu kıyafetlere sığamama durumunu sonradan yaşamaya başladım. artık kabullendim ben şişko bir insanım. zayıf insanları da kıskanmıyorum. hıh hiç de istemem zayıf olmak. zayıf insanlara zaten sarılmak eğlenceli olmuyor. kollarımın yarısı boşta kalıyor. çok da sarılamıyorsun kırılırlar diye. ben şişko poncik bir insan olarak doğduğumdan beri mutluyum. ayy beni taşıyınca yoruluyorlarmışmış. sanki ben çok meraklıyım. kendi başıma gezerdim ben. onlar da çok güçsüzmüş. ben mi dedim alın beni kucağınıza gezdirin diye. küçükken de çok düşmüşüm yere. kesin yoruldukları zaman bir yere sallamışlardır beni. sinirlerim bozuldu.
iyikalplipsikopat
mecburi epifani

1 aydan uzun sureden beri yokum basima gelmeyen kalmadi nezarethanede yattim karakolluk oldum mahkeme kagidi geldi belki hapse giricem ve babamin hicbirinden haberi yok duysa belki sokaga atacak vuracak kiracak

zorlu bir sureci kismen atlattim mahkemeyi bekliyorum ve her an ani bir sey olmasindan ozellikle babamin ogrenmesinden korkuyorum tramva gibi kafamin icine isledi cogu sey.bu surecte neleri idrak ettim biliyor musunuz?

nefretim sadistligim ofkem hepsi egomun ilkel savunma mekanizmasindan kaynaklanan aptalca iradesizliklermis meger

en temel fizyolojik ihtiyaclarin baskasina sorulmadan giderilebilmesi, evimdeki ozgurlugum rahatim bos zamanim cok degerliymis meger

dostluk en degerli seymis meger.her seyinle guvendigin sevdigin bir dostun varligi en buyuk varlik yoklugu en buyuk yoklukmus meger

tam hayata bi nebze iyi bakarken, severken, tutunurken bunlarin basima gelmesi tam kendimi kesfederken bu sorunlarin cikmasi, tam her sey iyiye gidiyorken ayaga kalkarken bir yumrukla yine yerlerde surunen hale gelmem hayatin bana bunu yapmasindan biktim.ama iyi seyleri umut ediyorum.belki bu tokat beni ayiltir belki bu yumruk bir cikis noktasina yonlendirir diyorum

en azindan bu platformdaki cogu insanin sacma sapan ask mesk diyip insanlari dert etmesinin, o sunu demis bu bunu demis diyerek uzulmesinin ne kadar aptalca oldugunu, 1 ay oncesine kadar bazi konulardaki dusuncelerim acisindan cok aptal oldugumu ogrendim.

delirme noktasina geldigim oldu kendi kendime konustugum oldu her an intihar edesim oldu ama dostluk ve onun sevgisi, iyi ve yakin insanlarin zor anlarda birbirlerine kenetlenisi en buyuk tedaviyi bunda gordum.nefretten yoruldum ofkeden biktim kendimi olmadigim biri olmaya zorlamaktan nefret-vicdan azabi-duzelis-nefret dongusunden biktim ezik miyim yuce miyim umursamiyorum artik hicbir sey olamadigimdan canavar olmaya calisiyordum ama en azindan artik canavar olmadigimi biliyorum.hayat ne getirirse getirsin canavar olmayarak, nefrete ofkeye kapilmayan saf irademle saf kimligimle sevdiklerimin destegiyle ustesinden gelebilecegime inaniyorum.belki suana kadar hep yazilarimla ic kararttim ama bu yazdiklarimi biraz empati yapin anlamaya calisin ellerinizdekilerin kiymetini bilin ve en onemlisi kendinizle barisin kendinize saygi duyun ki ayaga kalkip curumek yerine yasamayi tercih edebilesiniz.
mavibulut
storylere bakarken bir anda onun fotografi cikti karşıma.oysaki kendimi tembihlemiştim bakmayacaksın diye.o anda bir kalp çarpıntısı,nefes alıp vermede düzensizlik... bir anda gelen mesaj atma isteği...ama tabiiki ben yine kalbimi susturup onun beni fark etmesini bekleyeceğim.hiç birsey yapmadan, çabalamadan....
Ümid Gurbanov
albert camus nobel ödülünü 61 yıl önce bugün, yani 17 ekim 1957'de aldığını öğrenmiş. çevirirken aklımda yoktu bu, şimdi çok alakasız bir şeylere bakarken gördüm. https://twitter.com/umidgurbanov/status/1051492404...
ikizler
teknoloji çağı dediğimiz bu çağı seviyorum aslında. genel olarak keşke 70'lerde 80'lerde yaşasaydık keşke diyen birisi olmadım. ama o zamanlarda ve daha eski zamanlarda olan bazı şeylere imrendiğimi ve özendiğimi söylemeliyim. bu özendiğim şeylerden birisi de estetik ve ruh. teknoloji çağıyla bir çok şey işlevsel hale getirsek de estetik boyutunu atladık gibi sanki. evlerimiz mesela. yukarı doğru bakarken boynumuzun ağrıyacağı kadar uzun ve ışıl ışıl. ama biz o upuzun binalara değil de avlulu, merdivenli binalara bakarken dalıp gidiyoruz içimizden gelen bir yerlere. veya camilerimiz. eski camilere bakıyorum da içlerinde bir estetik bir ruh var. şimdikiler gibi milyonlarca lira harcanıp metreküplerce betonun dökülmesiyle değil de sadece allah rızası için samimiyet ve ihlasla yapıldığı içindir belki de. tüm o eskiliklerine rağmen hala zarif bir estetikle süslüler. maddi olanın yanındaki manevi olan duygularımız, hislerimiz, düşüncelerimiz, yaşayışlarımızda... giderek estetikten uzaklamışız. merhabadan merhabaya fark vardır derler ya. İşte onun gibi. konuşmalarımızda, ilişkilerimizde, bakışlarımızda, içimizin sesinde bile estetiği kaybediyoruz yavaş yavaş veya kaybetmişiz. bu beni üzüyor açıkçası. estetiğin olmadı yerde hiçbir şey yapasım gelmiyor. koca bir insan türü nasıl oluyor da estetikten bu kadar uzakta yaşıyor anlam veremiyorum. aslında çok da zor bir şey değil bu estetiği tekrardan kazanmak. biraz içimizden gelen güzelliği dışımıza yansıtmaktan geçiyor. sonrasında her şey zarif bir hal almaya başlar tekrardan, her şey tekrardan gönlümüzü de doyurmaya başlar diye düşünüyorum. estetik her şeyin içinde vardır. yeter ki biz çıkarmasını bilelim. hatırlar mısınız park kahvesi diye bir yerden bahsederdim size. İşte oradaki estetiğe kapılmıştım ben. bu yaz tatilinde gördüm ki nostalji katıyoruz adı altında estetiğini bozmuşlar mekanın. o yüzden oraya gitmiyorum ikindileri. buradaki kurşunlu cami adında baya eski bir cami var. İkindiden sonra akşama kadar oranın dış namaz kılınan yerinde oturuyorum. kitabımı okuyorum, gökyüzünü izliyorum, sokağın sesini dinliyorum. gökyüzünün, caminin avlusunun, caminin estetiği içinde huzur dolmak hoşuma gidiyor. mecbur bırakılmış yalnızlığı sevmem hiç. ama kurtarılmış bölgelerimdeki tercih edilmiş yalnızlığı seviyorum. yalnızlık dediysem de estetik olmayan her şeyden kaçıp estetik olanlarla yalnız kalmak. şuraya kurtarılmış bölgemden bir fotoğraf ve estetik bir şarkı iliştireyimde öyle gideyim. mutlu geceler dostlarım. rüyanızda özlem duyduğunuz estetiği görün... :)


ladylazarus
bu gece hayatımın en güzel anlarından birini yaşadım. karanlıkta uzanmış, bir kieslowski filmi izlerken, birden ağaçların arasına saklanmış ayın kızıllığını fark ettim. bir süre yıldızları izledim, sonra filme döndüm, sonra yine ayı izledim, sonra yine film, yine yıldızlar.. ay, onu görmem için tamamen ortaya çıkana dek böyle bir döngü içinde bitirdim filmi. böyle anlarda tarif edemediği bir his kaplıyor insanın içini. yıldızlara bakarken, yıllar evvel annemle kargaları izlediğimiz noktaya takıldı gözlerim. sonra yine yıldızlar.. ve yıllardır hiç değişmeyen gökyüzünü düşündüm.

edebiyat dergileriyle aram pek iyi değildir fakat oldukça gecikmeli olarak bir dergi keşfettim ve muhtemelen düzenli olarak alacağım tek edebiyat dergisi olacak ' notos '. keşfettiğim ilk sayısının nabokov üzerine olmasının güzelliği .. sanırım vera' nın reenkarne olmuş haliyim. nabokov' la bu kadar sık karşılaşmamızın başka bir açıklaması olamaz. vera için ne acı dfgfj

hayatımı bir film olarak tahayyül edecek kadar önem vermiyorum kendime fakat bugün bu şarkıyı defalarca dinledikten sonra, hayatımın bir fon müziği olsaydı, şu sıralar kesinlikle bunu seçerdim dedim kendime.




iyi geceler değerli müdavimler.
Tuhaf Ama Gerçek
müthiş meslek 🐧

38 penguenin bulunduğu edinburgh hayvanat bahçesi havaalanına 5 km uzaklıktadır. her uçak geçişinde penguenler uçağa bakarken yere düşmektedir. hayvanat bahçesinde yere düşen penguenleri kaldırmakla görevli bir penguen kaldırıcısı çalışmaktadır.
umutsuzvakkka
he birde aklıma gelmişken whatsapp durumlarıma hep bakıyor üstelik bir tanesine bu sabah 06.36 da bakmış sizce özellikle mi bakıyor yani merak ettiği için mi yoksa herkesin durumlarına bakarken öylesine mi bakıyordur 🤔
ortmenim
şu sıralar garip bir şekilde ölecekmiş gibi hissediyorum. sanırım vizelerin gelmiş olması okulun bu sene biteceğini bana bir kere daha acıyla hatırlattı. okulun her köşesinde bir anımın olması o köşelere bakarken gözlerimin dolmasına sebep oluyor. zaman çok çabuk geçiyor arkadaşlar. gerçekten çabuk geçiyor... daha dün beyimle tanıştık sanki hangi ara nişanlandık aklım almıyor doğrusu. ben de ölecekmiş gibi hissetmemden ve mezun olacak olmamdan kaynaklı burayı birazcık tavsiye aracısı olarak kullanmak istiyorum. bir çoğunuz muhtemelen sen kimsin sana mı kaldı falan diyecek ama umrumda değil. okumak istemeyen okumaz 🙃 belki bir gün buraya yeni gelenler benim adıma tıklar ve tavsiyelerim onlara bir noktadan da olsa dokunur 😇
şimdi sıra tavsiyede; İnsanlar bencil. gerçekten fazla benciller. kendi çıkarları için,kendilerini düşündükleri için yapmayacakları hiçbir şey yok. ona göre davranın
İyi geceler
Ressam Bob
şuraya herkesi işine bakarken çizelim.
Nerede Çekildi
bİzİm aİle (1975)
evin hem anası hem babası adile teyze, evine odun getirirken...
4 yıl öncesinden bir fotoğraf.
az önce 800 fotoğraflık arşivime bakarken gördüm. (hava atmıyorum:)
çok severim bu fotoyu:)
yer: üsküdar
Pratik bi Bilgi
sadece bakarken bile tir tir titremenize neden olacak 11 kış görüntüsü http://bit.ly/2FnShWB
Pratik bi Bilgi
➡️sadece bakarken bile tir tir titremenize neden olacak 11 kış görüntüsü http://bit.ly/2FnShWB
National Türkiye
fincanın dibi, yüreğin de dibini gösterir. falınıza bakarken, içinize de bakalım.... http://www.yamiba.com
Sosyotrend
gife bakarken gözlerinizi art arda kırpın. sihirli bir mevzu

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)