painkiller
galiba alkolik demeyelimde bira bağımlısı gibi bişey oldum
painkiller
bugun dönercide tavuk döner sipariş ettim. karnım çok açtı siparişim geldi ve adeta ayı gibi tavuk döneri ısırıyordum . yan masada da bi kaç tane kız vardı .kızlardan biri edebiyat kulübündeymiş arkadaşlarına ''size yazdıgım bi şiirimi okuyayım '' dedi ve duygulu bi şekilde şiiri okumaya başladı .kız çok duygusal okuyodu ,bende bi yandan tıkınırken aynı zamanda bütün ciddiyetimle kıza odaklanmıştım ve onun şiirini dinliyordum.kız şiiri okurken öhür öhür ağlamaya başladı bende heyacanlandım nerdeyse ağlıyodum sonra ayranımdan bi yudum alıp gönlümü ferahlattım uzun lafın kısası kadınlar biraz deli galiba.
painkiller
biz çok garip bi milletiz ,ölümden korkmadıgımız kadar babalarımızdan korkuyoruz oyüzden türk milleti tarihten bu yana çok iyi asker bir millet galiba
casualman
bazı insanlar vardır az vakit geçirirsin ama güzel duygular bırakır. kötü biri olduğumu inandıramadığım kendimi yanında özgür hissettiğim bir insan vardı nerde ne yapıyor acaba özledim galiba...
mistletoe🍃
biraz dertleselim sizlerle istiyorum. etrafimda malesef sağlıklı bir evlilik sürdüren kimse olmadığı için evliliğe bakış açım hep bir iki değil mümkünse beş altı adım geri durmak yönünde şekillendi. ama arkadaşlarımdan bazılarını evlenirken nişanlanirken görünce sevdiğim insanla olursa güzel olur ya diyerek gözyaşlarımı tutmaya çalışır bir halde buluyorum kendimi. tüm zorluklarına tüm gereksiz adetlerine rağmen hakikaten sevdiğin insanla olursa her şey yerli yerine oturuyor mu acaba? sonra yine birkaç arkadaş tecrübesi geliyor aklıma ve uyanıyorum. düğünde nişanda herkes eğleniyor, ağlaşıyor falan sonra maalesef yine birçok şey çok kötü gidebiliyor. hayaller yarım kalabiliyor, verilen sözler unutulabiliyor. kısacası ben bunun orta yolunu bulamıyorum. galiba gözümü karartıp anında evlenecek kadar sevmediğim müddetçe ben bu işlerden uzak durmaya devam edeceğim. halimden memnunum da insan arada bir acaba mı oluyor. bazen saçlarımı çok kısa kestirmek konusunda da böyle hissettiğimi hatırlıyorum demekki olay değişiklik ihtiyacı tecrübe hevesi anlık şeyler yani diyerek konuyu kapatıyorum.
mavibulut
oturdum 10 bölüm tayvan dizisi izledim.zaten bozuk olan gözlerim ekrana bakmaktan 1 numara daha bozuldu galiba. ben ona üzülüyorum da ekranı kapatıp gercek hayata dönünce "ben şimdi bu dizideki gibi seven adamı nereden bulacağım" sendromuna yakalandım yine.sahi nereden bulacağım?
Valentino Rossi
birşey diyebilir miyim? bir hata oldu galiba çünkü duvarımda 305 tane (bununla birlikte 306) durum paylaşmışım gibi duruyor. evet gibi duruyor çünkü sürekli bişeyler yazan müdavimlere bakıyorum 15-20 tane gözüküyor. @mimumimu bile günde 10 tane müzik paylaşıp bana yetişememiş o derece yani. tamam 3 senelik hesap eyvallah da ne biliyim. burda o kadar yazı paylaşana kadar çağrı taner gibi kitap yazsaymışım keşke 3 5 birşey kazanırdık belki 😂
Valentino Rossi
4 yıldır içinde olduğum bu sektörde bir gün bile cebimde bozuk para olupta müşteriden bahşiş almak için bozuğum yok ayağı yapmadım. bu yüzden de şu hayatta en az bahşiş alan kuryelerden biri olmaya mahkumum galiba 🙄😁 olsun. gönülsüz iş yaptırıp arkamdan sövdürmekten iyidir 😎
Zeze
sanki bana ait olmayan bir hayata sıkışıp kalmışım gibi hissediyorum bu aralar.
genel anlamda net ve kararlı bir insanken kararsızlıklar yaşıyorum. hislerime hep güvenen biriyken hislerimle ilgili de sorunlarım var galiba. bu da karar veremememe sebep oluyor. değişikliğe ihtiyacım olabilir derdim ama daha hayatım yeni değişti bununla ilgili değil sanki. kendim de çok değiştim. belki de bu rahatsız ediyor içten içe. olumlu olmasına rağmen... büyüdükçe işler sarpa sarıyormuş. bir daha bundan bikaç ay önceki halimin ufacık bir kısmına bile dönememekten korkuyorum. tespit edemediğim şeyler var o yüzden yazı dağınık oldu bu çabalamadığım anlamına gelmiyor ama beynim toparlamaya çalışırsa söyleteceğini de unutacak gibi.
Mona lisa
bugün bir sayfada şöyle bir söze rastladım.
'modern dünya insana ölüm duygusunu unutturur' diyordu. ahmet hamdi tanpınar.. bugün olsa idi galiba şu izahıda yapardı. 'modern dünya insana insanlığını da unutturur.'
Zeze
çooook uzun zamandır üzerimde bulunan ölü toprağını atmış gibiyim. kendimi doğurmuşum gibi hissediyorum. daha farklı, daha başka bir ben oldum galiba sonunda. İsteyerek olmadı bu başta ama sonra talep ediyor ve farkındalığın arkasından kendinizi değişmiş buluyorsunuz. huzurlu bir his bu. dikenlerimin törpülendiğimi ortada gül gibi kaldığımı hissediyorum sanki. güzel güzel, fazla güzel 🌸🙏🏻
Zeze
‘zaman’ kelimesi ‘mekan’ dan daha çekici galiba. mekandan ziyade zamana takılıp kalmamız nasıl açıklanır ki başka.
zamanla ilgili ilk derdimiz kendi zamanımızı kabullenmeden, başkasının zamanını boynumuza tasma gibi takıp onun peşinden koşturmak gibi. herkesin aynı zamanda bi şeyleri yaşamayacağını, bunun mümkün olmadığını anlayamıyoruz. bir örnekle açıklamak isterim. fatih sultan mehmet 21 yaşında (bazı kaynaklarda değişiklik gösteriyor) İstanbul’u fethetti. ama erken öldü. bakıldığında hemen hemen ömrünün yarısı. peki 100 yaşında ölecek olsaydı ve 50 yaşında fethetseydi bu denli övülür müydü ? (şu anki genç başarısı) hayır. ama yine ömrünün yarısı. farkı ne ki ? onun kendi hayat çizgisi o. bizimki de başka. ali’nin de ayşe’nin de. peki neden hep bir geç kalmışlık ve yetişememe korkusu ?
bir de diğeri var. o zamana ait hissetmemek. İnsan bir zamana nasıl ait hissedebilir ki ? zaten her an geçmiyor mu ? tıpkı bizim gibi. bana kalırsa bu zamana ait hissetmemek değil, ilk cümlemdekinden kaynaklı bir aldanış. bizi boğan mekan. (mekan = dünya) biz değil birkaç yüzyıl öncesi 15 yüzyıl öncesine de gitsek yine kötülük var, yine samimiyetsizlik var, yine yalnızlıklar, fitneler, fesatlar, olaylaaaar olaylar yani. o zamanki insanlar da eminim eski başkaydı derler. çünkü zaman da tıpkı insan beyni gibi işler. kötüyü gömer unutturur, güzellikleri andırır. eskiden bugüne güzel şeylerin gelmesi de tamamen bundandır bence. yanisi sorun mekanda gibi geliyor bana. her anlamda zamanın peşini bırakalım artık. zaman biziz ve geçip gidiyoruz görmüyor musunuz ?
bimecnun
galiba bende güzel ölebilirim.ee ne demişler herşeyin en güzeli 😜
Fafatara
hiçbir şey yapmadığım halde sürekli yorgunum. yorgun olduğum için de hiçbir şey yapasım gelmiyor. yapabileceğim en güzel şey ne diye düşünüyorum düşünüyorum. sonra diyorum ki keşke ölsem. ne güzel ölürüm lan ben. müthiş ölürüm. öleyim ben öleyim. çiçiliye can veren allah'um çek beni yukari.
Zeze
sert, çok konuşmayan, fazla sınırları olanlar sevgisini zaten belli edemiyor algısı var. yani onlar zaten öyle deniliyor galiba. benim gibi bıt bıt ötüp çok gülenlerin sevgisini belli edeceği düşünülüyor. edemiyorum kardeşim edemiyorum. görünen gibi değil yani, duygularım konusunda çok farklıyım. bu beni bir miktar üzüyor 😔
Nickollyy
omüde 5. yılın sonuna gelmiş olmanın buruk sevinci içersinde mezun olacağım inşallah bütsüz bir dönemi ardimda bıraktım. bu okulda agladigim gün sayisi gulduklerimden fazla maaalesef. derslerin bi hayli zor olusu ortama adaptasyon sağlayamama sıkıntısı insanların iki yüzlülüğü daima mutsuz olmama yol açtı. bu siteye girer stres atardım simdi de yine mezuniyete yakin girdim. ama farkettim ki genelde mutsuz olunca girermişim buraya. simdi ise geçerken uğramış hissi var. vayyyy beee koskoca 5 yıl he. .... bitti sonunda. ah be omu sana bi gelen ağlar bi de senden giden galiba.... su son dönemde bana güzellikler sunman dileğiyle...
👑Merry Andrew
ben sadece iyi bi insan olmak istiyorum. bu o kadar mı imkansız. her seferinde toparlıyorum, bir şeyler rayına oturuyor ve evet diyorum sonunda düzgün rutin sakin bir hayata geçtim ama tam her şey düzelmişken yine trajikomik olaylar yaşıyorum. ben neden hep huzursuz yaşamak zorundayım. bu neyin karması. benim hayatım neden böyle. neden legal bi hayat sürmekte zorlanıyorum.

yine saçma salak dertlerle uğraşıyorum ve artık kendi hayatımı da bıraktım bir kenara, arkadaşımın benim yaşadıklarımı yaşamaması için ne yaparım diye düşünüyorum. çaresizlik bataklığında çırpınıyor gibiyim. elimden hiçbir şey gelmiyor. çok fazla gerçekten çok çok fazla bir miktarda paraya ihtiyacım var ki battığımız bu boktan çıkalım. ama bu miktarda bir parayı bile bulmanın legal bi yolu yok. bu dertten kurtulmak için tekrar illegal şeyler geliyor aklıma ama bir dertten kurtulmak için başka bir derde batmak. bu kısır döngü yaratmaktan başka bir işe yaramıyor.

ben ne kadar iyi olmak için kendimi zorlarsam hayat o kadar kötüye sürüklüyor. ne kadar çırpınırsam o kadar dibe batıyorum. artık harikalar diyarı kafasında yaşayan küçücük dertcikler dışında sıkıntısı olmayan insanlara dokunamaz oldum. kaldı ki aklı başında kişilerle anlaşmakta artık sıkıntı çekiyorum ama bunun dışında olur da onlara dert bulaştırırım diye kimseye fazla yanaşamıyorum. gerçek anlamda arkadaşlık dostluk kolay şey değil zaten. bu son yaşadıklarımdan anladım ki iki insan asla güzel şeyler yaşayarak bir bağ kuramaz. bu arkadaşlık da olsa aşksal mevzular da olsa fark etmez. insanların bağlarının güçlenmesi için birlikte zorluklardan sıkıntılardan geçmesi gerekir. yoksa sevdiğini söylemek bile yalan gelir insana bi içi boş gelir anlamsızdır sanki bir şeyler eksiktir. insanların sevgisini anlamlı kılan şey fedakarlıktır, zorluklara karşı tek ruh olmaktır. sevgi sözcüklerinin içini pamuk şekerlerle dolduramazsın. o sözcükler kaybetme korkusuyla dolmalı ama öyle basit bir kaybetme değil, ölmesinden ya da öldürülmesinden korkmak, fedakarlığı uğruna başına daha fazla dert açmasından korkmak canının tehlikeye düşmesinden korkmak. o sevgi sözcüklerinin ardında kocaman güven dağları olmalı. bilmelisin ki o sana seviyorum dediğinde dolu dolu sevmek gibi seviyordur. söylediği her güzel sözde fedakarlıkları gelmeli aklına. yoksa yalan olur her şey. arkadaşlık dostluk ya da aşksal durumlar ne farkeder ki sıkılır insan eninde sonunda. oysa onu görmeden duramamalısın, onsuz hep bi eksik hissetmelisin. hayatta tanıdığımız bir şekilde bi şeyimiz olan o insanlar en dibe battığımızda ne kadar yanımızda olur, ne kadar endişelenir yoksa öylece hayatlarına devam mı ederler.

hayatta kötü giden onca şeyin arasındaki tek güzel şey birlikte "bir" olduğum yanında huzurlu ve güvende hissettiğim biri olması. galiba tek şanslı noktam o.
Gecede1uyku
mazeret sınavı yerine dekanlık sınavına girdim galiba
Zeze
cümlelerimde genelde galiba kullanıyorum. çünkü çoğu şeyden emin değilim. düşünceler okunan herhangi bir yazıyla, gözlenen bi davranışla, bir yaşanmışlıkla değişebilir ve bu bir an sonra bile olabilir. bir de hadsiz buluyorum galiba emin olmayı. sürekli değişen dünyada bu denli net konuşmak ne haddime gibi 🤔
Zeze
yaa şu günlerde çok şımardım, güzel bi his şımartılmak 🙈💃🏻 böyle bekleyip bekleyip sonunda sabrın tatlı meyvesini yiyor gibiyim 🙈 böylece bu yaşımın güzel geçecek hissi devam ediyor, inşaallah öyle de olur 💃🏻
sabır dedim çünkü geçen bir buçuk yıl baya zor olmuştu benim için (o zamanki yazdıklarımı hatırlayanlar bilir). ama değiyormuş galiba. sıkıntı ne kadar büyükse güzelliği o denli güzel oluyormuş 🌸
Vuralxo3
dün sahilde içeyim dedim denize karşı iki derbederlik yapayım dedim yanlızlıgımı dinleyim dedim 4 senedir görmediğim arkadaşlarımı bile gördüm köşe basında beni bekliyorlardı galiba hasan gelsede içse diye.. üzerine hıçkırık tuttu muhabbet te edemedik dün akşamki kara bulutlar yağmur bulutu değildi benim üstümdeki kara buluttu hepinizden sorry 😕

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)