Zeze
hep büyük, boş bir alanda saçma sapan şarkı söyleyip dans etmeyi hayal ederdim. geçen gün bi arkadaşımla buradaki çamlıkta akşam kimse yokken çantaları bir kenara fırlattık. şarkı söyleyip dans ettik 😅 diğer arkadaşımız bi çekim falan yapabilirdi aslında, unutmuş olsa ki o ana dair elimizde ne bir fotoğraf ne video var. ama olsuun o an benim unutulmayacak anlıklarım arasında çoktan yerini aldı bile 🙈💃🏻
psikodok
teee geçen sene buraya soru olarak deneme başlığı adında bir sitede yazarlığa başlayacağım konusundan bahsetmiştim. bana o gün bayağı yardımcı olan insanlar olmuştu burada. bir haber vereyim hiçbirinizi ilgilendirmiyor ama. gençler o site tamam hatta ikincisini bile buldum. şu an iki ayrı sitede köşe yazarlığı yapıyorum konu önerilerinizi yine bekliyorum. 😊🤗
Zeze
ben hiçbir şeyin cimrisi olmadım, beğendikleri eşyalarımı arkadaşlarıma vermişliğim çoktur. amaaa söz konusu kitap oldu mu bana bi şey oluyor. arkadaşım okuyacaksan ver parasını al oku yaa ! ben yeri geliyor yemeğimden kısıp alıyorum o kitabı. İçinde çizdiğim yer var not aldığım yer var. neden içimi birileriyle paylaşayım ki 🤦‍♀️ bakın hadi alır yakın zamanda getirir amenna. mesela komşu kızının ödevi varmış, annesi bana sordu bulamadım diye. verdim, 1 hafta geçmeden geldi. böyle olsun canımı ye. 1,5 yıl önce vermişiz birine kitap, geçen gün bir şeye bakacaktım aradım yok. hala getirmemiş. ya bi kitabı 1,5 yılda okuyamıyorsan ne diye götürüyorsun ? önemsiz işte onun için. İnanın okurken kapağı bükülmesin diye çaba sarfederim ama birine veriyorsun kapağı bükülmüş geliyor. eeee ben kendim özenirken, benim kitabıma özenmeyene neden kitap veriyim ? bi manyak ben olamam yaa, nolur sizden birileri daha böyle olsun 😅 (yazıyı baştan bi okudum da ne sinir olmuşum be 🤦‍♀️)
Oyuncakayi✔️
geçen aylarda fenerbahçe’nin real madrid ile olan basketbol final maçını izlerken çok ses yaptığım için alt komşumuz hamiyet teyze gelmişti şimdi ise İspanya ile olan milli maçımızı izliyorum inşallah yine gelmez çünkü maçı kaçırmak istemiyorum. aslında kadında haklı her baskete çığlık ve alkışlamalarımla karşılık veriyorum :))
Beginnerdoctor
her geçen gün böbreğimin bir kısmını daha bırakıyorum bahadır'a.. notlar canımızı alcak yakında
Zeze
yaa şu günlerde çok şımardım, güzel bi his şımartılmak 🙈💃🏻 böyle bekleyip bekleyip sonunda sabrın tatlı meyvesini yiyor gibiyim 🙈 böylece bu yaşımın güzel geçecek hissi devam ediyor, inşaallah öyle de olur 💃🏻
sabır dedim çünkü geçen bir buçuk yıl baya zor olmuştu benim için (o zamanki yazdıklarımı hatırlayanlar bilir). ama değiyormuş galiba. sıkıntı ne kadar büyükse güzelliği o denli güzel oluyormuş 🌸
Ümid Gurbanov
geçen bir arkadaşım arayıp instagram'da çektiğim fotoğraflarla alay etti. ben kem küm ettikçe o coştu, belki durulur diye alttan alayım dedim, iyice rencide etti. en son "hesabı kapatayım mı ya?" dedim, "yok yok, kapatma, bakıp bakıp gülüyorum." dedi.
Gaf Ebesi
İstanbul havalimanını “su bastı” diye paylaşılan video kuveyt havalimanına aitmiş.
video eksik aslında, “inişe geçen pilot, uçağı güneşlenen tatilcilerin üstüne kırdı” bölümü de eklenebilirmiş :)
Beginnerdoctor
yüzünü bir kere bile görmediğim, sesini hiç duymadığım ama yüreğini hissettiğim güzel insan,
konuşma arasında geçen bir kupa muhabbetinin bu arkadaşlığı somutlaştırabileceğini kim bilebilirdi ki..
yüzün yok belleğimde ama hediyen var elirimde, içinde güzel bir yürek ile. hep mutlu ol 💛
alien
geçen cevahir'leyiz canımız acayip sıkkın ne yapalım ne edelim diye boşluyorduk. cevahir aniden kafasını çevirip; gidek mi la? dedi. ben de olur dedim. neyse, gidcez de uzak amk. nasıl gidecez? gemide deterium yok 2 yıldır bize yakıt getirecek filoyu bekliyoruz. öyle filo dediğime bakmayın, baya yasa dışı bir olay. galaktik vergi memurlarına yakalanırsak hapı yutarız. bu yakıt filoları gezegen gezegen dolaşıp deterium satarlar ucuzdan. biz de onları tercih ediyoruz, öğrenciyiz burada daa. neyse cevahir'in en varoş gezegenlerle iletişimi olduğu için yasadığı taşımacılık gruplarına bize acilen özel bir sivil gemisi göndermelerini istedik. bekliyoruz şimdi. tu bi kontinyıd...
Ümid Gurbanov
george orwell'in aspidistra adlı kitabına başladım geçen. müthiş bir yoğunlukla yoksulluğu anlatan romanda, "yoksulluk tinsel ağız kokusudur." şeklinde bir cümle geçti, kaç gündür bu aklımda.
ikarus⚡
bulunduğumuz ortamlarda çalışan insanlara bir "günaydın" ya da "kolay gelsin" demek çok zor olmasa gerek ki bu davranış bize 100 misli ile geri dönüyor çoğu zaman. başımdan geçen bir olayı kısaca anlatmak istiyorum.
kısa bir süre önce yaklaşık 1 hafta hastanede kalmak zorunda kalmıştım. bu süre zarfında hemşiresinden doktoruna, hasta bakıcısından temizlik personeline kadar o servisin tüm çalışanlarını gözlemleme fırsatım olmuştu. hemşireler ve doktorlar zaten işlerini iyi takip edip ilgili davranıyorlardı, ben de temizlik personellerini gözlemlemeye karar verdim. rutin temizlikleri sırasında hal hatır sordum, kolay gelsin dedim ve hani en basitinden sildiği yerlere daha kuruman basmadım. bunlar çok basit şeyler bakıldığı zaman. bir de bunların hiçbirini yapmayıp bu personellerin yüzüne bile bakmayan hasta yakınları vardı. İnanır mısınız ben sırf bu şekilde davrandım diye neredeyse 2-3 saatte bir çarşaflarımız değişiyordu,odamız gün içinde 2 defa siliniyordu, el dezenfektanımız daha bitmeden bile yenileniyordu, fazladan 2 yastık daha alabildik, gece üşüyünce battaniye bulabildik, çayımız kahvemiz eksik olmadı... tüm bunları sadece bir "kolay gelsin" ve "nasılsınız" ile yaptım. şimdi belki size bunlar zaten olması gereken, normal seylermis gibi gelebilir ama insan 1 hafta gibi bir süre hastanede kalınca bu anlattıklarım birer nimet sayılabilir. ya da ben uzun zamandır "insanlık namına" pek bir şey görmüyorum :)
çok uzattım. demem o ki hayat zaten yeterince zor, insanın mutsuz olması için bir çok neden var, bari biz birbirimize yardım edelim, iki güzel söz bir sıcak gülümseme ile birbirimizin hayatında fark yaratabiliriz. siz birine güleryüz gösterdiğinizde mutlaka bunun karşılığını alırsınız. tamam kabul ediyorum çok büyük mutluluklar değil bunlar ama hangimizin hayatında her gün mutluluktan ağlayacak derecede büyük mutluluklar yaşanıyor ki? böyle böyle küçük şeylerle en azından yarıştan kopmamış oluyoruz.
kısaca anlatıcam dedim olay nerelere geldi :)
ricardoveritas
insanların orijinal sarışın olmasıyla dalga geçenleri tadı geçen sakızlar gibi çiğneyip balgamla karışık olarak tükürmek istiyorum.
paranoiddd
İnsanların dış görünüşüyle dalga geçenleri tadı geçen sakızlar gibi çiğneyip tükürmek istiyoruum
paranoiddd
İnsanların dış görünüşüyle dalga geçenleri tadı geçen sakızlar gibi çiğneyip tükürmek istiyoruum
ladylazarus
geçen gün üşümüş bir şekilde eve koşup yatağıma sığındım. dalmışım, bir ara kolumu yorgandan çıkarmışım ki üşüyerek uyandım. o uyku ve uyanıklık hali arasında üşüyen, açlıkla sınanan insanlarla sızladı kalbim. bir şeyler yapılmalıydı, büyümeyi hiç bu kadar istemedim. ertesi gün soğuktan donarak ölen iki askerin haberiyle sarsıldım. diyor ya cansever : ' gülemiyorsun ya, gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir, ne kadar benziyoruz türkiye' ye ahmet abi. ' tıpkı böyle işte..
dün gece oğuz atay' ın babama mektup parçasını yeniden okuyup dinledim. ' korkuyu beklerken ' kitabında yer alan bu hikaye, oğuz atay' ı en iyi anlatan parça sanırım. karalama defterime istemsizce kolomon moore' nin sadist kadınlarının arasında venüs' ü yerleştirdim hikayeyi dinlerken.

onun ruhunu kendiminikine benzetmişimdir daima hakkım olmayarak. yıllar evvel bu parçayı okuduğumda sahiden de ne kadar yakın olduğumuzu idrak etmiştim. sonraları daha bir şefkatle öptüm fotoğrafını. ben de babasına kızgın çocuklardan biriydim. büyüdükçe esasında ne kadar benzediğimizi, sahip olduğum tüm güzel duyguları ondan aldığımı fark ettim. en acısı kötü yönlerimin de onunkiyle benzeşiyor oluşuydu benim için. anlayıp, affetmek büyümeye delalet sanıyorum. onu affettikçe mi anladım, anladıkça mı affettim bilmiyorum fakat ilk kez birinin özlemiyle ağladım. benzeşmek her zaman o kadar iyi değil, ikimiz de duygularımızı belli etmek konusunda beceriksiziz, üstelik yabancıymışız gibi büyümüşken ben, her şey daha zor oluyor. babamı çok özlüyorum ve yanındayken içimden geldiği gibi sarılamıyorum ona, ne tuhaf bir duygu. diğer insanları tanıdıkça ona sarılma isteğim artıyor. pamuklara sarılarak büyüyen biri olmama rağmen hiçbir zaman korunmaya ihtiyaç duymadım. yeri geldi kavga ettim, yeri geldi bile bile başımı belaya sokmaktan çekinmedim. tüm arkadaşlarımın karşıma dikildiği o gün dahi eğilmedim. dün o parçayı dinledikten sonra aslında ne kadar küçük olduğumu gördüm. huzur çok farklı bir duygu, yaşamdan mutluluk istemiyorum zira mutluluk bencilce gelmiştir bana hep. mutlu olmak zorunda değilim fakat huzurlu olmak istiyorum. etrafımda benimle ilintili fakat asla bana ait olmayan binlerce sorunun ve insanın arasında çekiştirilirken, gülümsemekle yetiniyorum. kimseye karşı öfke duyamıyorum zira herkes bir yerinden haklı. bağışladıkça kalbindeki yük hafifliyor insanın, son yıllarda bunu adet edindim. karşıma çıkan her insan bir farkındalık bırakıyor ve insanın, salt sahip olmak isteyen, gördükleri ve duyduklarıyla yetinen ucuz bir yaratık olduğu idrakiyle aradığım huzura bir parça sahip olarak devam ediyorum yaşamıma. bir an önce ideallerimi gerçekleştirip izole bir yaşam sürmek istiyorum. bunun için çalışmak güç veriyor bana. bir süredir iş arıyorum fakat ailem buna pek sıcak bakmadığı için, daha ziyade hedeflediğim şeylerin bir kısmını gerçekleştirmek adına para biriktirebileceğim kısa süreli işler bakıyorum. umarım en kısa sürede bu sorunumu da halletmiş olurum.

uzun ve dağınık oldu fakat insan her zaman bu tür şeyler paylaşacak gücü bulamadığı gibi, anlaşılmaya insan da bulamıyor. muhtemelen burada da okunmayacak bir yazı fakat paylaşmak bir miktar da olsa rahatlatıyor insanı.

oğuz atay' ın mektubunu bırakıyor, iyi geceler diliyorum.




işte bütün terakkinizi gördüm ve aslıma rücu ediyorum.
mistletoe🍃
İnsanlar bana ciddi teselliler vermeye başlayınca gözlerimin dolmasına engel olamıyorum. misal geçen gün bir arkadaşıma son günlerde moralimin bozuk olduğunu söyledim o da beni rahatlatmak için bir şeyler söylemeye başladı. cidden oturup ağlamak geldi içimden, anlaşıldığımı ve değer gördüğümü hissettiğim durumlarda aşırı duygusallaşıyorum. o anda mutsuzluktan değil de verilen değerin varlığını hissederek omuzlarımdaki yükün az da olsa hafiflemesiyle rahatlayıp ağlamak istiyorum sanırım. genel olarak insanların acılarını, mutsuzluklarını tam olarak anlayabildiğimizi düşünmüyorum. birini gerçekten anlamak için o durumu yaşamış olmak gerekiyor. ben de ancak o zaman evet seni anlıyorum, bu sorunun eninde sonunda çözümünü bulacaksın diyerek teselli verebiliyorum hatta. anlaşılmakla kafayı bozduğumu fark ettiğim zamanlarda kendime bu detayı hatırlatıyorum. onlar bunu anlamayabilir, çünkü yaşamamışlardır. o yüzden biri beni anlayıp adam gibi teselli verince bir garipleşiyorum aa demek ki o da böyle hissetmiş bir zamanlar ya da hala öyle hissediyor diyorum.
Zeze
geçen gün yaşadığım şehrin bi ilçesinde yaşanan, yayın yasağından dolayı ayrıntı veremeyeceğim bi olayla, taciz vs gibi şeylere iyice tahammül edememeye başladım. bunun iyicesi mi olur demeyin oluyor.
sabah kalktım sosyal medyada bir babanın eşi ve çocuğuna uyguladığı şiddeti öğrendim. arkadaşımın patronu (patronu da görseniz dede diyeceğiz adam) tarafından taciz edildiğini. sözlü de olsa taciz sonuçta. amca eşiyle birlikte gelip önce güven sağlıyor, hatta ne iyi insanlar var altında bi şey aramasak mı dedik düşünün ama şerefsiz çıktı amca. toparlayayım, onca taciz tecavüz şiddet varken kadın bunu söylediğinde hala inanmyorlar ya, erkeklerin bi tarafına güven çok olduğundan kadınların diline inanılmıyor. pardon da amcanın, babanın öz kızına tecavüz ettiği bilinen bi kere ülkede hangi gerizekalılar hala onu tanırım ya hayattttaaaa yapmaz diyebiliyor şok oluyorum. allah beyin ve düşünce sağlığı versin cidden.
chen
okulu bitirirsin, iş güç sahibi olursun ama gelen geçen stajer misiniz diye sorup durur. pigme olmak hiç keyif vermiyor şuan.
teyit
#Doğrula: marine traffic ve vesselfinder gibi uygulamalar ile sosyal medyada gündem olan iddialarda adı geçen gemilerin güncel rotaları ve geçmiş seyahatleri hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.
Snake
bugün yine aklıma geldin ya ben o nöronlarımı seveyim
40 kere tekrar ettiğim teofilin kullanma endikasyonlarını hatırlama ama 2 yıl önce hayatından 2 ay geçen varlığı unutama yuh aq

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)