Sunset✔
hayat kısa ya o yüzden bu zamanimizi iyi değerlendirmek lazım. ufak sorunlari büyütmeyip insanlari mutlu ederek, kendinimizi mutlu ederek yaşasak ya😕 neden insanlar bu kadar birbirini kiriyo ki? İşte bunu anlamıyorum😑
artyom
belkide hayatımda ilk defa içimden geçenleri, hissettiklerimi en ufak bir sansüre maruz bırakmadan olduğu gibi söyleyeceğim. (isterseniz yargılayın yoruldum artık salın beni) çok ama çok yorgunum, kendimden o kadar uzağa fırlatıldım ki ne geri dönebiliyor ne de hayatıma devam edebiliyorum, ne düşünebiliyor ne de umut edebiliyorum çok yoruldum lan artık, acı çekmekten huzur bulamamaktan, hayal kırıklığına uğramaktan, belki yanılırım belki bu sefer farklı olur diyerek sonucunda ne olacağını bilerek bişey yaşamaktan ve hayal kırıklığına uğramaktan cidden yoruldum, yanılmayı haksız çıkmayı ister mi bir insan? ben istiyorum işte,ama hiç yanılmadım bir kere bile yanılmadım sanırım lanetliyim evet çok zeki çok muhtesem eşi benzeri bulunmaz birisiyim ama duygusal açıdan rezaletim tek zayıf noktam bu benimde ve en çok değer verip istediğim şey de bu sevilmek ve bunun hissetmek yani.ama bu hiç olmadı,olmadı çünkü kimse benim için savaşmadı ben hep başkaları için savaştım,acı çektim, kendimi zorladım, dayandım, vazgeçmedim gerizekalıyım sanırım ben niye yaptım böyle bişeyi bilmiyorum. sağlığım durumum zaten kritik benim, kritik olmasına rağmen sevdiğim insanı kendimden daha ön plana aldım hani hep denir ya sen benim için benden daha önemlisin, herşeyden daha önemlisin diye işte bende gerçekten öyle oluyor 4 kere beyin kanaması geçirdim lan ben derdi sıkıntısı var çözüm bulamıyorum, bulduğum çözümleri kabul etmiyor, yardımcı olamıyorum diye. zaten yarı ölüyüm, öldü ölecek bir durumdayım stres ciddi anlamda etkiliyor bunu hayatıma giren herkese söylememe rağmen umut verip söz verip. beni inandırıyorlar ve devam ediyoruz sonra kendilerince sebeplerle bitirmek istiyorlar ve anlayış bekliyorlar ya en başında uyarmışım seni bak cidden kötü oluyorum kendinden eminsen gerçekten sevebileceksen gerçekten kendini benim gibi adayabileceksen devam edelim diyorum yaparım diyor sonra ilerleyen vakitlerde olmuyo kendimi düşünmem lazım diyor şerefsiz sen 2 gün sonra keklik gibi neşe içinde sekerek hayatına devam edebiliyorsun ama ben yapamıyorum ve benden senin gibi davranmamı bekliyorsun. hadi ordan sie, yapabilsem bile öyle yapmam çünkü bana onursuzluk gibi geliyor, ilişkiler bitebilir bunu kabul ediyorum ama haklı ve geçerli sebepler olmalı bence, ilişki bir sorumluluktur ve bu sorumluluk ağır geldiği için bir anda bu sorumluluktan kaçıp başka insanların duygu dünyasıyla oynayamazsın, en başında uyarmısım dikkatli düşün yapabileceksen bu sorumluluğu ve sevgiyi ne olursa olsun sürdürebileceksen devam edelim diye uyarıyorum aq daha ne yapayım lan ben. cidden insanları anlamıyorum bu vurdumduymazlık, bencillik nereden geliyor, bencilliğinizden tiksiniyorum sizin evet bütün hücrelerimle tiksiniyorum nefret ediyorum, sevdiğiniz bir insanla bir ilişkiye başlıyıp bunu bencilce nedenlerle bitiriyorsanız tiksiniyorum sizden... nefret ediyorum hatta. evet baktığınızda her anlamda çoğunluktan daha üstteyim (zeka,ekonomik ve kültürel anlamda) ama bunu anlayamıyorum nasıl yapabiliyorsunuz lan siz karşınızda ki insana bir söz veriyorsunuz bir yola çıkıyorsunuz bencilce ve aptalca nedenlerle karşı tarafı bitirip sonra da karşı tarafın bu durumu iyi karşılamasını bekleyemezsiniz ,bu devam edememe, iyi karşılamama güçsüzlük değildir aksine insan olmanın göstergesidir duygularınız ve otokontrolünüz olmadığı takdirde hayvandan ne farkınız kalır (çoğu kişi insanı hayvandan üstün görür, şahsi fikrim insanda bir hayvandır, diğer hayvanlardan tek farkı bilinci olmasıdır, sorumluluk yüklenebilecek olmasıdır) sorumluluk sahibi olun biraz sizi üzen size hayatı bok çukuruna çeviren insanla birlikte olun demiyorum ama biraz düşünün bencilseniz hiç ilişkiye başlamayın daha iyi, dolaylı olarak başka insanların ölümüne sebep olmazsınız en azından çok insan tanıdım bu yüzden kendini öldüren evet böyle bir gerçek var herkes vurdumduymaz değil bazı insanlara yaşadıkları ağır gelip intihar ediyorlar, ayıp lan ayıp yapmayın, eminseniz başlayın ilişkilere yoruldum artık üzülmekten hayal kırıklığına uğramaktan sevicekseniz tam sevin ya da bana hiç ilişmeyin abi yeter..
Sosyotrend
hareket sensörlü led ışıklar. her eve lazım.

zaytung
halkın sesi - cumhurbaşkanı erdoğan,"'türkiye'de yaşayamam' diyenlerin biletini alıp, göndermek lazım..." dedi. siz ne düşünüyorsunuz? http://zaytung.com/halkinsesi.asp?vcid=651
omuluarkadas
o zaman en anlamlısından ' senİ sevİyorum' demek lazım 😇🙃
muallim✔
aşk güzeli sevmek değildir, aşk sevdiğini güzel görmektir🌹
bunu idrak ettiğimizde "seni seviyorum" lar daha anlamlı hale gelecek
privity
bazen gün doğar ama sende batar ya birşeyler heh o bazense şükretmek lazım...
Tuhaf Ama Gerçek
böyle bir sistem İngiltere harici çoğu avrupa ülkesinde yok. birçok ülkede devlet içindeki çeteleri devlete şikayet edemiyorsunuz. İnanılmaz caydırıcılığı olabilecek faydalı bir uygulama. hakkıyla uygulandığı sürece ülkemiz için büyük bir devrim. akp'nin bunu pazarlaması lazım.
LorneMalvo
ben gurbetten bıktım artık. 5.senem oluyor bu. allahım güç ver dayanamıyorum artık :( İlk liseyi farklı şehirde okumuştum. o kadar berbattı ki. mahvolmuştum. her şeyden soyutlamıştım kendimi. sürekli kulağımda kulaklık ruhum farklı yerlerde... aslında hiç ben böyle birisi değildim ama o ortamdan öyle nefret etmiştim ki bu hale gelmiştim. şimdi o günlerin aynısını yaşıyorum yine. üstelik daha zorlaşmış gibi geliyor. ben niye bu haldeyim, ben neden buradayım, ben ne yapıyorum demediğim tek bir an bile yok. ölü gibi hissediyorum kendimi çok güçsüz hissediyorum. sorumluluklarımın farkındayım ailemin benden beklentilerinin farkındayım ama yapamıyorum işte bu vicdan azabı da öldürüyor beni.olumlu bakmaya çalışıyorum ama olumlu bir taraf göremiyorum.hiç sevmediğim insanların arasında nefret ettiğim şeylere çalışmak zorundayım. beni gerçekten seven insanlardan uzak olmakta kalbimi o kadar acıtıyor ki. geçenlerde ablam buradaydı ceketini bırakır mısın abla dedim. seni özlediğim zamanlarda onu koklayacağım :( ağladık bir güzel.kokluyorum da...
geçmişime baktığımda pişmanlıklardan başka bir şey göremiyorum. o kadar pişman oluyorum o kadar üzülüyorum ki geleceğim de mahvoluyor. geçmiş geleceğin aynası derler ya tam öyle oluyor bende. çıkamıyorum bu bataklıktan. amaçsız boş bir şekilde geçiyor şu hayat. sürekli hatalar yapıyorum.
diyorum hep kendime şu hayattaki amacım ailemin istediği olabilmek. ben onları mutlu edeyim vicdanım rahat olsun. en önemli olanda bu benim için.sevdiğim çok az sayıda olan şeylerden de vazgeçtim onlar için. hep hayatta bunu yapmaya çalıştım ama yeterli olmadı yapamadım. şu anki halimi tam anlamıyla bilselerdi kahrolurlardı en çokta bu kahrediyor beni. yoksa kendi mutsuzluğum pek umurumda değil ama vicdan azabı işte kahreden o.
yine internet ortamı ve ben içimi dökmüşüm saçmalamışım.takıntı gibi oldu bu bende.İçimi forumlara döküyorum :( ama anonimlik çok güzel bir şey cidden.tabii bazen bu anonimlik bozulunca sonuçları çok kötü olabiliyor.bir twitter hesabım vardı.kişisel hesap değilde böyle kendi düşüncelerimi paylaştığım bir hesaptı.kişisel bilgim yoktu.zamanla baya takipçim de olmuştu.bu hesabım okulda ifşa olmuştu baya takıldılar alay ettiler sildim bende.hala üzülüyorum sildiğime.çok özlüyorum cidden.benim için önemini sildikten sonra fark ettim.
ders çalışmamak için aşırı oyalanıyorum yine.oysa çok çalışmam lazım iğrenç şeylere :( cidden midem bulanıyor katlanamıyrum.sınıfta kalacak gibi hissediyorum :( bu omü çok saçma bir üniversite zaten. rezalet. aşırı zorluyorlar. zaten hiç sevmediğim şeyler var birde bunlar aşırı zorlayınca deliriyorum. diğer üniversitelerde arkadaşlarım lay lay lom ne güzel :d aslında beni uyarmışlardı da ben kendim kaşındım. karadenizli olduğum için bir de
görsellere atakum yazınca çok güzel şeyler çıkıyordu :d cahildim atakum'un rengine kandım :( ama o kadar da sevmedim samsunu. trabzon > samsun bu çok net bence. bu arada uzun süredir girmeyince siteye gündemden gündemlere atlamışım :d
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben ders çalışmaktan manyamış bir durumdayım. ben havalar kapalı olduğu zaman ders çalışmayı sevmiyorum. İçim daralıyor. mesela bugün hava çok serin ve kapalıydı. gezginle gezmeyi en çok sevdiğim hava. ama ben ders çalışmak zorundaydım ve ders çalılırken de uyuyup kalmışım zaten. güneşli havalarda daha iyi çalışabiliyorum. çalıştıkça çalışasım geliyor. tam tersi olması lazım aslında ama burada size ikizler olduğumu hatırlatmak isterim :). son zamanlarda erken uyanmakla ilgili bir sürü şey görüyorum. erken kalkınca şöyle güzel oluyor, böyle muhteşem oluyor diye. ama benim için iki sorun var. birincisi sabah erken uyandığımda bana kalacak vakit gece bana kalacak olan vakitten daha az. İkincisi ben gece yaşamayı, hissetmeyi seviyorum, gündüz ise o erken saatlerde uyumayı düşünüyorum hep. sanırım gece vakitlerimi daha kaliteli hale getirmem lazım. son zamanlarda bir huy edindim. oturup bilgisayarımın masaüstünü izliyorum uzun uzun. gece yapınca bunu gözlerime zarar veriyor. önce bunu bırakmam lazım. bundan sonra 22'den sonra bilgisayar bakmama kararı aldım. odamdaki arkadaşlar 23 de uyuyor zaten. 23 den sonrası hep benim olur. bir de çok düşünmeyi bırakmam gerekiyor. hayatımdaki her şeyi, duyduğum her şeyi o kadar çok düşünüyorum ki bir şey yapamaz hale geliyorum. bunu bırakmazsam daha doğrusu sınırlamazsam beni yiyip bitirecek sanırım. tüm bunların içinde yapmayı en çok sevdiğim şeyi yapıyorum her gün. yazmak. bazen diyorum keşke el yazım güzel olsaydı da yazarkenki aldığım haz artsaydı daha da. anlatmayı ve dinlemeyi seven ben kendimi en iyi yazılarla iyi hissediyorum. zaten bu yüzden seviyorum ya romanları uzun uzun anlattıkları için. hepimizin kelimelere ihtiyacı var. hem de bir sürü. hepinize mutlu geceler dostlarım. rüyanızda en sevdiğiniz harfle bir çay için... :)
Zeze
dün akşam saatlerinde bi apartmanın önündeki duvarda bir kedi gördüm. sadece yüzü görünmüyordu. benim (yıllaaar önceki) kedime o kadar çok benziyordu ki, içim acıdı. özlediğimi hissettim. baya özlemiş olsam gerek ki boğazımda garip bi his oldu. o kediyi çok sevdiğimden şimdi bütün kedilerden nefret ediyorum. o bir kediye o kadar değer vermişim ki onun bi ihanetiyle (çocuk aklıyla) bütün kedilere fatura kestim. şimdi ne yaparsam yapayım olmuyor, o her yerde karşıma çıkan tüylü yılışık canlıları sevemiyorum. bunu yazarken bile kaşınıyorum. ne yapıp edip o kediyi affetmem lazım. ama nasıl yapacağım bilmiyorum. böyle oluyor işte, bi şeyi çok sevdiysem affetmem zor oluyor. o benim minnoşum öldü gitti. benim yanıma yanaşıp boncuk boncuk özür diler gibi bakamaz ve ben o yüzden hiçbirini sevemiyorum. hayatta her ne olursa, kim olursa her an hata yapacak bilinciyle sevmek gerek işte, yoksa acıtıyor. kusursuzlaştırmamak lazım işte, yoksa zor oluyor affetmesi.
moira
pazar günü saat 23.45-00.00 civarlarında ömürevleri - türkiş arasında fiziksel tacize uğradım. belki bileniniz vardır, karadeniz/balıkçılar geçidi olması lazım hangisi bilmiyorum. ana yolun kenarında büyük bir tarla gibi boş bir arazi var. orada yürüyordum ve arkadaşlarımla beni almaları için telefonda sözleştik. telefonumu kapatmamı beklemişti ki, 10 saniye sonra arkamdan saldırdı! gözlüğü ve beresi olduğunu hatırlıyorum. lütfen dikkat edin. bu adam dışarıda bir yerde başıboş dolanıyor. kızlar, size gece dışarı çıkmayın demiyorum fakat lütfen yanınızda kendinizi savunacak bir şeyler taşıyın. eğer yanınızda bir şey yoksa güvendiğiniz birini arayın ve varacağınız yere kadar konuşun. sürekli konumu bildirin. şüpheli biri gördüğünüzde adımlarınızı hızlandırın, açık büfe vs. varsa girin. gecenin her saati güvende olma hakkımız var, kimse elimizden bunu alamaz. kendinize dikkat edin. herkesi haberdar edin. beyler, lütfen geç saatte etrafınıza dikkat edin, şüpheli biri görürseniz etrafınızdaki kadınları gözetin. keşke adamı daha fazla tarif edecek bilgim olsaydı. ne diyebilirim ki, umarım bana döktürdüğü göz yaşlarında boğulur.
yesvututuyeslife
görünce kıyamıyorsun... aman yarabbi nasıl güzel nasıl alımlı nasıl bakımlı nasıl şık dediğim kızlar oluyor hayatta... yani onlara kimsenin ulaşmaması lazım cinsinden... hatta en masum hallerini merak ediyorsun bi muhabbetine şahit oluyorum ya da ben muhabbet kurmak için bi konu açıyorum aman yarabbim eksik yapı diye buna derler kafa fos saman hala çocuk yani bazen diyorum ben mi olgunum yoksa bunlar mı saman iki lafı bi araya getirip bi yere bağlayamayan hiç olmayacak çözüm üreten arkadaşlarımız var bana öyle geliyor ki çirkin daha zeki baba 😂😂😂
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? benim canım çok sıkılıyor şu anda. kaç günden beri koşuşturma içerisindeyim. neredeyse boş vaktim yok gibi. şimdi bu saatte yalnız kalınca boşluğa düştüm sanki. aslında bu gece de bir şeyler yapacaktım. ama ailemle konuşmaya dalınca baya bir zaman geçti. en son baktım bu saatten sonra bir şey yapılmaz. can sıkıntısından çiğdem açtım onu çitliyorum. kuru kuruya gitmez tabi dedim bir de youtubedan müzikler açtım boş boş oturuyorum öylece. müslüm babadan eda babaya geçip duruyorum. harici klavyemin de pili bitmiş mecburen dizüstünün klavyesinden yazıyorum. söylemesi ayıp biraz ehli keyifim de. yatağımın yanındaki masaya koyuyorum bilgisayarı, yanıma fare ve klavye alıyorum yattığım yerden hallediyorum işlerimi. hava çok güzeldi değil mi bir kaç gündür. hafta sonu yine sahil tıklım tıklımdı. bir de bisiklet yolundan yürümeseler o kadar sevineceğim ki. gezgin efendi de rahat edemiyor. adam ben gezgin değil miyim uçur beni diyor. ben ise insanlara çarpmamak için ha bire fren yapıyorum. bir de bir şey denedim. kameramla seyir halinde çekim denemesi yaptım. sonuçlar çok hoşuma gitti. hem de gezginimle birlikte bunu başarmış olmak ayrı bir mutluluk oldu bana. bu bisiklet gerçekten dostum benim yahu. tanıdığım çoğu insandan daha fazla seviyorum keratayı. bugün de çok güzeldi hava ama ben tadını çıkaramadım fazla. çünkü yapmamgereken bir sürü iş vardı. ben büyüyorum sanırım. baksanıza koşuşturmalar içerisine girmişim. ben böyle değildim, yaşarken oldum dohtor bey diyesim geliyor. ama büyüyesim de yok hiç. en iyisi biraz daha büyüyeyim ben ondan sonra yine büyümeyeyim. evet sevdim bu fikri. ne yazıyorum dakikalardır ben de bilmiyorum. acaba başlığa canı sıkılan bir ikizlerin geçmek bilmeyen dakikaları mı yazsaydım. dinlemeyi, anlatmayı çok seviyorum. sevdiklerim hep bir şeyler anlatsınlar dinleyeyim istiyorum. sıkarım bunaltırım diye düşünen sevdiklerimi de anlamıyorum. sıkmazsın bunaltmazsın yahu. seviyorum ben seni. seni dinlemeyeceğim de kimi dinleyeceğim. sonra bu ikizler neden duruluyor. hayata delilikler lazım. arada sırada limosun canı çekiyor ya bir şeyler. benim de aynılarını çekiyor. ne yapsam acaba. en iyisi ben çiğdemimi çitlemeye devam edeyim. bu sıralar eda baba da coştu. baya yeni şarkıları çıktı. ben bile şaşırıyorum. zevkle dinliyorum. size de tavsiye ederim dostlarım. hepinize mutlu geceler. geceniz hayallerinizle dolsun... :)
Eleni
bir dizide, bir filmde, bir kitapta (kısacası hatırlamadığım bir yerde, hatırlıyorum ama bilerek söylemiyorum. çünkü neden söyleyeyeyeyeyim?) denk gelmiştim. sen şimdi “neye denk gelmiştin yahu? gevelemesene lafı kepçük ağzında!” diye söylenmeye başlamışsındır frank, başlama. “bir çivi bir nalı, bir nal bir atı, bir at bir süvariyi, bir süvari bir bölüğü, bir bölük de bir ülkeyi kurtarır. yani hayatta gerçekleşen her durum, yapılan her eylem değerlidir. küçük gibi görünen durumlar, etki ettikleri olayları bambaşka bir hale büründürebilirler.” çok mantıklı değil mi? bence de. düşünüldüğü zaman neredeyse hepimizin hayatını etkiliyor. düşünsene ufacık bir olay ölüme/ölümlere ya da yeni bir doğuma/doğumlara neden oluyor. bu doğum sadece candan can çıkması olayı değil. geniş düşün frank. ruhun yenilenmesi gibi mesela, düşüncelerin yenilenmesi gibi ya da. tabii sadece bunlar ile de sınırlı değil. (pöff manyadık iyice.) şu an çok aptalca şeyler düşünüyorum, hem de çok. küçüklüğümün kahramanı olmayan yaşlılarını, gençlerini, veletlerini. (evet hepsini düşünüyorum, çünkü olaylar gerçekleşirken yaş göz önünde bulundurulmuyor.) neler yapıyorlar acaba şimdi? aralarında zengin olan var mıdır ki? keşke birilerinden bize miras kalsa be! sürekli uykularımızı bölen şu sivrisinek vızıltısı rahatsızlığına sahip telefonlarımızın sesi sadece bir gün saçma sapan nedenler ile uyandırmaya yaramak yerine “zengin oldun lan denişik şapşik, sevin!” diye şaşkınlık içinde bıraksa. olur da zengin olursam hani çooooook çooook uzak bir ihtimal ama hani olur da olursa (vazgeçtim söz etmeyecem hayallerimden) zengin olmuş olacam işte. sonra bir zamanlar fakir ama gururlu bir genç lezbiyenimsi gay vardı moduna bürünürüm, oh mis. sonradan sonra ise yansın geceler; bertuğlar, pelinsular, eceler, mertler. sabaha kadar cistak cistak. şaka lan. gelecek kaygıları ortadan kalkmış oluyor sadece. bize lazım olan mutlu olmak, mutsuz olduktan sonra trilyoner olmuşsun neye yarar di mi!(trilyoner olmayı seçiyorum.)
13. Burç
akrep: ben şahsen, asla siz akreplerin rakibi olmak istemezdim, hem de hiçbir alanda. çünkü öyle ezici bir etkiniz var ki aynı kulvarda koştuğunuz rakiplerinizin üzerinde, insanı darma duman ediyor. ha bir de savaşa girmemek lazım, zira sizi mağlup etmek imkansız bile denebilir!
Laviniaa
bir haftadır yaptığım şeyler sırayla uyumak yemek yemek oyun oynamak abartmiyorum tam olarak böyle. uykum desem iyice bozuldu sabah 8-9 a kadar oturup akşam hava kararınca uyanmak. kendime gelmem uykumu düzene sokmam lazım ama nasıl yapicam hiç bilmiyorum. yardım please
calimeroo 🤕
sosyal medya için çekilen fotoğraflar, yazılan yazılar, atılan kahkahalar... anı kaçırıyoruz neden kimse bunu fark etmiyor, edemiyor ? her güzel şeyi önce zihinde fotoğraflamak, o anın keyfini çıkarmak lazım sonra telefonları elimize alıp ölümsüzleştirme derdine düşeriz.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)