Mona lisa
arkadaşımla çarşıda dolaşırken öğrencimle karşılaştım. "aa, merhaba, görüşürüz!" dedim. o da bana, "hocam, inşallah hep mutlu olursunuz, hep mutlu olun hep!" dedi aniden, minnettar bakarak. ben bu öğretmenlik işini çok seviyorum galiba ya. dünyalar benim oldu. dün de bir öğrencim benim resmimi çizmiş. henüz 7. sınıf ama birebir olmuş. kalbimde kelebekler uçuşuyor gibi bir gün. öğretmen olmak başka bir mona lisa yaratıyor gibi.. yaşayıp göreceğiz 🌸
Mona lisa
merhaba, ben mona… 18 yaşımda hayatın bana borcu olduğunu sanıyordum, 28 yaşımda hayatın aslında bir öğretmen olduğunu biliyorum.
Mona lisa
28 yaşına girdim. yılların bu kadar hızlı geçmesi beni her geçen gün şaşırtıyor. daha dün okul servisini beklerken nil karaibrahimgil "yaş 18" dinliyordum.


Mona lisa
bugün öğretmenlik hakkında düşüncelerle zihnim dolandı durdu. o yüzden bugün biraz öğretmenlik hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. her insanın aklında kalan ve zaman zaman hatırladığı öğretmenleri vardır. bir öğretmenin söylediği her cümle öğrenciler üzerinde unutulmaz bir etki bırakıyor. bu yüzden öğrencilerime kurduğum her cümleye dikkat ediyorum. öğretmenlerin söyledikleri her cümle, ilk günkü gibi hafızada kalıyor; bu yüzden hem olumlu hem de olumsuz cümlelerde dikkatli olmak o kadar önemli ki.. lisedeyken öğretmenimin söylediği bir sözle uzun süre özgüvensizlik yaşadım. bugün öğretmen oldum ve öğrencilerimden biri bana şu şekilde bir cümle kurdu: "siz diğer öğretmenler gibi değilsiniz." bu söz beni derinden etkiledi açıkçası. onlarla iletişim kurarken, ders yaparken kullandığım dil onlara özgüven katsın istiyorum. kendilerini çekinmeden ifade edebilmenin, kendilerini rahat hissetmelerinin yollarını arıyorum. ders ortamında sinirlenmek çooook normal. ancak, çocuğun gururunu ve özgüvenini kırmamak çok değerli. bu şekilde hiçbir çocukta kötü ve derin izler bırakmamak için elimden geleni yapıyorum. umarım bunu bundan sonraki meslek hayatımda uygulamaya devam edebilirim. umarım bir sürü çocuğun aklında, iyi anılarla hatırladıkları öğretmenleri olurum...
asosyalci
burdaki ilk paylaşımını sekiz sene önce, son paylaşımımı ise beş sene önce yapmışım. hepsi de sün gibi aklımda. o günleri çok özlüyorum. hatta yazdığım paylaşımları görünce çok gülüyorum "ben bunları hangi kafayla yazmışım" diye :) neyse 10 ağustosta öğretmen atamaları için samsun' da mülakatım var. bakalım bu şehir yüzümü yine güldürecek mi :)
omuluarkadas
öğretmenlik bu mu cidden! ego tatmin etmek.
öğrenciyi sürekli azarlama çabası... oturarak cevap veren öğrenciye "sen şimdi ayaktasin dimi" demek
uykusu olan öğrenciye sınıfın ortasında"gece hayatın mı var" dmek ve bunu öğretmenler odasinda şu öğrencinin gece hayatı var diye söylemek ve diğer öğretmen arkadaşında onun babası yok annesi de pek ilgilemiyor zaten demesi !!!!
ne buu!! bu mu cidden. öğrenci kazanmak yerine var olan öğrencileri de kaybetmek mi amacınız.

ben bugün stajda nasıl öğretmen olunur değil nasıl öğretmen olunmaz onu öğrendim.
eğer ben bu okuldan mezun olup bu mesleğe başladığımda eleştirdiğim gibi bir öğretmen olursam yediğim her lokma ekmek haram zıkkım olsun bana.
burası meslek lisesi burda öğrenciler böyle demek değil ogretmenlik. meslek lisesi büyük lütuftur değerlendirmesini bilene.
neutron
yarın mini mini birlerin ilk günüymüş. ilk birkaç seneye dair hatıralarımı canlandırayım. okula başladığım gün ağlayan arkadaşlarıma şaşırmıştım. annemle babama gidin ne duruyosunuz demiştim. öğretmenimiz kocaman bir ağaç yapmış her birimize birer elma çizmişti. okumayı öğrendikçe elmalarımız kızarıyordu. ilk benim elmam kızarmıştı. okuma yarışmalarında en hızlı ben okuyordum. çarpım tablosunu hemen ezberleyip daha ikinci sınıfta kantinde çalışmaya başlamıştım. gün sonunda tonla parayı bana emanet ederler müdürün odasına bırakırdım. en sevdiğim şey öğretmenimizin 1. dünya savaşını anlatmasıydı. o anlattıkça ben hayal ederdim. bir keresinde ısrarla 2. dünya savaşını sormamla iyi bir azar yemiştim. öğretmenimiz bize matematik sorusu sorar bunu çözerseniz bedene çıkacağız derdi. herkes bana bakardı ''hadi neutron'' derlerdi. ben de çözerdim, çıkardık. yirmi soruluk testler olurduk. öğretmen benim optiğimi okumaz 20'de 20 yazar geçerdi. şimdi buraya kadar niye böyle kendimi övermiş gibi anlattım. mutlaka bu mesajı okuyan öğretmen adayı dostlarım vardır. onlara zeki öğrencilerine ''çalışma disiplinini'' aşılamalarını istediğim için anlattım. allah vergisi bu durum ilkokulu kurtardı fakat lisede işe yaramadı. çalışmaya programlanmayan bu zeki çocuk derslerde uyudu. dışarda top oynadı. evde bilgisayarın başından kalkmadı. ve lisede üçer beşer zayıf getirdi. ha bu arada en sevdiğim ders hiçbir zaman matematik olmadı :d
muallim✔
mülakatta kanguruların ülkesini sormuşlar. evet ülkemizin nitelikli öğretmen anlayışı 😂 o kadar eğitim dersleri görüyoruz meslekte de onları baz alarak bi şeyler yapacaz git oradan sor. mülakatta bana böyle saçma soru sorarsalar ahada buraya yazıyorum "yırtarım dağları taşları enginlere sığmam taşarım" yani çok pis ağlarım😂
Eleni
kesiksiz uyuyanlara özeniyorum. rahatsız, bölük bölük uykulara sahibim. aynı zamanda çok uzun uykulara ama konu bu değil, konu öğretmenlik frank. bazen düşünüyorum da öğretmen olasım var. tüm öğrenciler tarafından sevilen bir öğretmen. çünkü inancım beni arkadaşlık ilişkisi ile birleşen öğretmenlerin daha çok sevildiği tezine sürüklüyor. ben öyleydim mesela; en başarılı olduğum dersler hep sevdiğim öğretmenlerin dersiydi. çoğunun iyi niyeti suiistimal edilir, ardından bir canavar doğardı. sonrasında “iyi niyetli olmak yaramıyor size.” cümleleri ve hemen ardından gelen masaya çarpmış yumruklar. yaramaz öğrencilerin çoğu sorunları olan öğrencilerdi, lakin odak merkezini hep sınıfın en çalışkanı sahiplenirdi. tüm öğretmenler ona yönelir, bizi 2. plana atarlardı, belki de 3. 5. 6. planlara. bunun aksi tavırlarını sergileyen hocaları hep garipsedim, alışılmamış bir hissiyatti. bir kadın öğretmenim vardı, tüm sorunlarımı göz ardı eden tek bir öğretmen. İyi niyetini istesem de suiistimal edemezdim, yanımda gibiydi. sarılışı vardı bir defasında, kötü olduğum bir anda hem de. bu sınıfta eleni’yi(ewt bni .s) ayrı seviyorum diyerek içten bir sarılışı, benim ise durumun şoku ile kendimi ondan uzaklaştırıp geri çekişim.(lez msn lan?) tabii hemen ardından gelen bir pişmanlığı yok saymamalıyım. İçten, şefkat doluydu ama ihtiyacım yoktu buna. sonrasında sınıf içi çok konuşulmuştu, “okulda hiçbir hocaya sevdiremedik kendimizi afghsjkldşs.” dedikçe söylenen “öyle dme o karı sni sefio.” söyleşileri. benim ise daha çok uzaklaşmam. karışık mevzulardı. zaman geçtikçe dersi sevdiren bir hareketin sahip olduğu bir mevzu. doğru. sonrasında o derste başarılı oldum, nedeni ise inek gibi çalışıyor olmam değil de(ki işm olms.) 5 saniyelik bir sarılmaydı. İhtiyacım olan sevgi pıtırcıklığıydı demek ki. bu yüzden arada bir öğretmen olasım geliyor, sonrasında geçiyor. geçmediği zamanlar daha fazla ama çizildi artık bir şeyler.
admiral
arkadaşlar bugün başımdan geçen ilginç bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum. beni canik ilçe milli eğitimden aradılar ve ücretli öğretmenlik için başvurum olduğunu bir yerde açık bulunduğunu gelmek isteyip istemediğimi falan sordular bende şartlarımı sundum kabul ettiler neyse kaydımızı yaptırdık ben dedim bi çalışacağım okula gideyim müdürle görüşeyim okula gittim durumu anlattım müdür beyler toplantıdaymış bekle dediler neyse aradan bi 30 dk geçti bi adam geldi müdür yardımcısıymış elimi uzattım doğru düzgün sıkmadı bile neyse odasına gittik oturduk dedim ben yüksek lisans yapıyorum şu şu günler boşum sizin haberinizde varmış dedim he he falan dedi yüzüme bakmıyor bu arada adam. neyse senin ilk öğretmenlik deneyimin galiba değil mi dedi bende staj yaptığımı bir çok kez derse girdiğimi söylesem de neyse onu ayarlarız ismin neydi he sen bi numara bırak keşke deneyimli olsaydın neyse falan diyo bende çok üstelemedim ilk günden neyse dedim şimdi size soruyorum devlet tecrübesiz istemiyor özel istemiyor ben nerde tecrübe kazanacam kahvehaneye gidip millete ders mi anlatacam anlamadım. geçende isim veriyorum sınav kolejine gittim diyo seni stajer olarak 1 sene çalıştırırız sonra bakarız kaç para verceksiniz dedim para mı? diye güldü adam. o öyle gülünce ben teşekkür ederek çıktım. çünkü ben stajer olmasam bedava çalışcak sırada bekleyen o kadar çok mezun öğretmen var ki. ahh ah...
Nickollyy
bir gün öğretmen olduğumda yani yaklaşık iki yıl sonra öğrencilerimle çok güzel hayallerim var onlara dersi sevdırerek anlatacağım asla kızmayacak kırmayacagım çünkü okulun en sevilen öğretmeni olmak istiyorum onları evime çağırıp pasta börek yapacağım maddi sıkıntıları olduğunda yardımcı olacak okul dışında da birlikte gezip eğlenecegim. bunlar sizce de çok güzel hayaller değil mi ya bir an önce o güzel öğrencilerime kavuşmak istiyorum. beş yılın sonu. umarım boşa gitmez. her şey istediğim gibi düzen alır... hayat birileri için yaşarsak güzel.. kendimiz için yaşadığımızda ise arkamızda hiçbir güzellik bırakamamış oluyoruz. neyse dedikodu severler cümleten iyi geceler 😍😘

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)