Tuhaf Ama Gerçek
bu kadının ismi esra al-ghamgam. esra, suudi arabistan'da siyasi tutukluların serbest bırakılması için barışçıl bir şekilde protesto yaptığı için tutuklandı. 3 yıldır cezavinde olan esra'nın geçtiğimiz hafta kafasını kestiler. suudi a.'da sadece bu yıl 75 kişinin kafası kesildi.
themuallim
otobüs yolculuklarının en güzel yanlarından biri nedir bilir misiniz? bir şehri geride bırakıp diğerine giderken hayaller kurduğunuz ruhani yolc... yalan. en güzeli mola yerlerinde aldığınız pişmaniyelerdir. aksini iddia eden sadece lokum sever.
ricardoveritas
sosyal medyada 8d ses olarak geçen videolar aslında sadece stereo ses iken, asıl mükemmel olan dolby'nin atmos 360 derece ses teknolojisidir. stereo ses ile duyamayacağınız sesler de dahil olur. çünkü stereo ses aynı yönden gelen sesleri ayırt edemez.

Tuhaf Ama Gerçek
amerika birleşik devletleri'nde bir polis köpeği sadece afro-amerikanların arabasında uyuşturucu bulduğu için ırkçılıkla suçlanmaktadır.
Ümid Gurbanov
İlk başta çok garip geldi bu cover, ortalarına geldiğimde sevip sevmemek arasında kaldım, ama sonlara doğru tam anlamıyla coştum. sanırım önümüzdeki birkaç gün boyunca sadece bunu dinleyeceğim:

themuallim
merhabalar. bir iki gün önceye kadar üniversiteler için tercih zamanıydı, biliyorsunuzdur. yaşadığım ufak bir olay beni o kadar üzdü ki bunla ilgili bir şeyler paylaşmak istiyorum sizlerle. bir tanıdığımızın kızı da sınava girdi bu sene, pek de fena bir öğrenci değil. onunla karşılaşıp ne yaptın diye sorduğumda bana verdiği cevap "beşinci tercihimden sonra öğretmenlik yazdım hiçbir şey olamazsam onu olurum" idi. hiçbir şey olamazsam ne demek, ne cüretle? ben ise böyle bir düşünce içindeysen umarım olmazsın diyebildim sadece. söylediği cümle soğuk duş etkisi yarattı bende çünkü sadece konuştuğum kişinin değil ülkedeki çoğu insanın benim mesleğime olan bakış açısı ciddi anlamda zoruma gidiyor dostlar. öğretmen değil, konu anlatımlı soru bankası. hatırlıyorum ben bölümümü kazandığımı ilk öğrendiğimde bana "olsun ya, canın sağolsun" diyen bile olmuştu. tabii şöyle bir şey de var, 'ben anlatır çıkarım' zihniyetine sahip öğretmenlerimiz, sözde her gün yüzlerce vaatte bulunup maalesef lafları havada kalan siyasetçilerimiz varken tek suç insanlarda mı aranmalı bu apayrı bir tartışma. öte yandan kalbinin ekmeğini yemek diye bir tabir var ya, bu iş tam olarak bu. benim mesleğimin ülküsü öğrencilere fazladan birkaç integral sorusu çözdürebilmek değil ki. hiçbir zaman öyle olmadı, olmamalı. kendi branşımı sevdiremediysem, öğrenciye başarabileceğini gösteremediysem, bir kişinin bile gözlerindeki parıltının sebebi olamadıysam eğer sadece öğrencilerin akademik başarısına katkı sağlamak beni iyi bir öğretmen yapar mı? atanmanın önemi tam da burada devreye giriyor benim adıma çünkü özel sektörün çoğu kurumunda bize mesleğimizi bu açıdan tam anlamıyla yapabilme fırsatı verilmiyor maalesef... tüm bunlar bir yana, o kadar içten diliyorum ki umarım bir gün bir kişiye bile ilham kaynağı olabilirim, umarım öğretmenleri ben olduğum için kendini şanslı hisseden öğrencilerim olur ve umarım bir gün insanların önyargılarını tamamen kırabiliriz. kafa şişirdim birazcık, iyi akşamlar efenim :)
iyikalplipsikopat
gizlenemeyen gercekler

gercekleri gizlemeye sadece olumlu bakmaya calissamda bu bir yalan.kendi kendimi ikna etmeye calistigim bir yalan.evet bir dosta sahibim sosyallestim 7 yillik saklanmanin rol yapmanin ardindan hayati yasiyor gibiyim

ama hala kimligim belirsiz hala rol yaptigumi hissediyorum.hala kendimi zayif hissediyorum.o kadar zayif ve gucsuz hissediyorum ki ne yaparsam yapayim kaybedecekmisim gibi.hala bir yetenegimi severek yaparak para kazanabilecegim bir alani kesfedemedim.icimde bir sey engel oluyor degismek gelismek istiyorum planliyorum ama icimdeki korku eziklik hissi veya ailem veya ozguven eksikligi bilmiyorum ama engel oluyor

hala babamin sesi hareketleri davranislari bana tecavuz gibi geliyor.zavalli annemin kiz kardesimin hali, hayatin gercekleri ve babamin bencil duygusuz ruh hastasi hali bizleri sadece kolesi goren istedgi gibi itip kakmayi kullanmayi kendinde hak goren hali tum bunlar bir yuk gibi tasiyamadigim bir yuk

guclu olmak istiyorum guclu oldugumu kanitlamak istiyorum hukmetmek istiyorum ustunlugum kanitlansin istiyorum.kimse karismasin kimse ezmesin bagirarak ozgurum gucluyum diyebileyim istiyorum

iste bu istegim serikatillere cinayetler isleten sey yani iktidar hirsi.bu olmadigi icin zavalli hissediyorum.icimdeki birikmis kinden ofkeden eziklik hissinden hicbir seye odaklanamiyorum bunu uc cinsel pornolarla falan baskilamaya calismam sadece beni uyusturuyor ama artik bu da yetersiz

evet vicdanim var duygularim var ama ozellikle yalniz kaldigimda hepsinden kurtulmak istiyorum en ufak bir baski emir beni cildirtiyor.ozellikle babamin kole gibi kullanmasina dayanamiyorum

bir sekildd bilgisayardan sosyal medyadan para kazanabilmem lazim eger okul uzadiginda ise girersem falan bir gun emir altinda olmaya dayanamayip cinayet islemekten korkuyorum

boyun egmek alttan almak degil ezmek boyun egdirtmek istiyorum.gecmisi, gun icjnde gerceklesen basit seyleri bile dusundukce catliyorum adeta

ruh halimi icimdeki intikam almak ezmek isteyen hali su videolar anlatiyor.hepsinin temelinde yikim var hukmetme var once asagilanan ezilen birinin aniden ayaga kalkip ezmesi intikam almasi var iste surekli hayalini kurdugum sey bu.ezmek intikam almak guclu oldugumu kanitlamak.evet videolarin hepsi gercek disi zaten olayda bu gercekler hep hayal kirikligi




















Tuhaf Ama Gerçek
bu iki görsel de spiderman video oyunundan. aralarında sadece 14 yıl var.
Tuhaf Ama Gerçek
leonardo da vinci
marie curie
sir isaac newton
alan turing

solaklar nüfusun sadece %10'unu oluşturuyor.

hayatınıza küçük küçük engeller (challenge) koyarak siz de bireysel gelişiminizi artırabilirsiniz. gym'de 80 kg basarken 85 kg'a çıkmak gibi. gelişim böyle elde ediliyor. https://twitter.com/_hesap_ASLI/status/10290681132...
ucuncunesilsaglikci
aylardır yokum buralarda. hep içimi dökmeye gelirdim, yine o sebeple burdayım; ama neyi nereye nasıl dökeyim seçemiyorum. eskileri hatırlayıp duruyorum, nerelerden nasıl geldiğimizi ne badireler ve ne fırtınalar atlatıp bugüne çıktığımızı düşünüyorum. buraya kadar gelmişken diyorum böyle devam etmeli. peki ya hükmümüz geçersizse? peki ya sevdadan deliye dönsen bile elinden bir şey gelemeyecekse? yine kendi içimde kördüğüm oldum kaldım, nasıl çözülür nasıl çözebilirim maalesef bilmiyorum. sadece şunu biliyorum:üç yıldır bir yangın var ve ben o yangından bütün kuvvetimle kaçtım. ve sevgilim, canım mavİm seni bu dünyadaki tüm mavilerden daha çok sevdim 💙
Tuhaf Ama Gerçek
disney, sadece filmlerin ve özel dizilerin olacağı netflix gibi bir platform kuracağını açıkladı.
Uykusuz
Tuhaf Ama Gerçek
sadece 62 insan 3.5 milyar insanın sahip olduğu varlığa sahip.
Calimeroo
"güzelim" hitabı bana zaman zaman aşırı sevimsiz gelen bir hitap şekliydi taa ki çok sevdiğim birinin ağzından çıktığını duyana kadar. yetmişlerine merdiven dayamış canım dedemin anneanneme böyle seslendiğini her duyduğumda o kadar hoşuma gidiyor ki. o "güzelim"de ne anlamlar yüklü kim bilir... yıllardır çekilen çileler, paylaşılan ekmekler, mutluluklar, doğumlar, hastalıklar, heyecanlar, şaşırmalar ve daha bir sürü şey. onlar bir ömrü birbirlerine yaslanarak, bir ömrü birbirleriyle yaşlanarak geçirdiler, geçiriyorlar. birbirleriyle atıştıklarına şahit olduğum zaman bile sadece gülümseyerek onları yumuşatmaya çalışıyorum, o atışmalar bile o kadar tatlı geliyor ki bana. 3 evlat 6 torun 50 yıl dile kolay... imrenmeden duramıyorum.
Tuhaf Ama Gerçek
kimsesi yok, sadece sarılacak birini istiyor 😭

Her Gün İngilizce
"herkese nazik olun. sadece insanoğluna karşı değil."
OyuncakAyı✔️
03/08/2018 - 23.35
özgür olmak istiyorum. belki bu dünyada asla özgür olamazsın derseniz haklısın olamam çünkü her yerde kurallar var. ama ben o kuralları aşmadan özgür olmak istiyorum. ailemin beni her an takip etmediği. onlara aklınıza gelecek her konuda bağlık olmak istemiyorum. sadece ben olmak istiyorum kendi paramla ayaklarımın üstünde durmak istiyorum. ailenin en küçüğü olduğum için her zaman “o yapamaz” dediler ama aklınıza gelebilecek her konuda bu kelimeyi kullandırlar. metroya bile tek başıma bineceğimi öğrendikleri zaman “o yapamaz” dediler. kendi başıma bilmediğim şehir de gezmeme bile izin vermezler. anca ne zaman gezebilirim biliyor musunuz ? üniversite’ye gittiğim zaman o da anca bir yıl sonra ve zorunda oldukları için. evet ailenin en küçüğüyüm ama allah şükür kendi iradem ve vücudumda ki bütün organlarım işlevini kusursuzca görüyor. bir de ailem öyle bir şey ki onlardan habersiz bir şey yapılmıyor. İşte bu yüzden özgür olmak istiyorum. ne zaman olurum bilmem ama en yakın zamanda kendi ayaklarımın üstünde durmak istiyorum. onların bilmediği an bir şeyler yapmak istiyorum. İstediğim şeyde ne biliyor musunuz ? bilmediğim bir şehirde keşif yapmak hemde doyasıya yapmak.
Gamsız Baykuş
selamlar dedikodu ahalisi, bugün öğrendiğim bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum zira benim çok hoşuma gitti. eski zamanlarda varlıklı olan ailelerin evinin bir özelliğinden ve bunun nasıl kullanıldığından bahsedeceğim.

mutfak bölümü konağın giriş kısmında bulunuyormuş. mutfağın sokağa bakan tarafında küçük bir kapı var ve kapının arkasında ise fotoğrafta görülen bu dolap var. dediğim gibi ailelerin imkanı geniş olduğu için yemek çokça yapılıp buradan dağıtılıyormuş. sadece ev ahalisi için değil aynı zamanda yemeğe ihtiyacı olan kimseler için de. bu ihtiyaç sahibi herhangi biri, oraya gidip bu dolabın kapısını üç kere tıklatıyor ve boş kabını dolabın içine koyuyormuş. arka tarafta bunu duyanlar mutfak tarafındaki kapıyı açıp içindeki dolabı döndürerek oraya koyulan kabı alıyor ve o gün yapılan yemekten dolduruyormuş. sonra kapı tekrar tıklatılarak yemeğin hazır olduğu işaret ediliyormuş. karşı taraf ise dolabı kendine döndürerek yemeğini alıyormuş. bu şekilde de alan el veren eli görmemiş oluyormuş. gerçekten harika bir gelenekmiş ya.

neyse... zamanla bu dolap, birbirini seven gençler için haberleşme aracı olarak da kullanılmaya başlanmış. o aileden bir kızı seven oğlan, mektubunu oradaki dolaba koyup kıza ulaşmasını sağlıyor ve bu şekilde konuşuyorlarmış. bunu fark eden aile büyükleri de kıza "biz senin ne dolaplar çevirdiğini biliyoruz." diyerek onu uyarıyorlarmış. hal böyle olunca da bu deyim ortaya çıkmış işte. :)
alien
sayın admin kankiler, bana burada bir sayfa verin radyo madyo kodu falan ekleyelim. günün 4-5 saati djlik yapmak istiyorum. alien music station gibi bişi yapalım. ne diyonuz? sohbet mohbet olmasın, müzik dinlemek isteyen gelsin sadece falan. hatta ams.omudedikodu.com gibi alt domain açabilionuz mu? yapın daa bişiler. ne dionuz yapak mı?
Calimeroo
iki ay önce mezun olma şerefine(!) eristigimden beri yapmayı ertelediğim bir şey vardı. biriken dağınıklığı toplamak. üst üste yığılmış anlamlı anlamsız kitap ve not yığınları masamın üzerinde birer gökdelen modunda yükselirken inatla onları ayıklamamak konusunda büyük bir sabır gösteriyordum ki ben takıntılı insanımdır bazen en olmadık dağınıklığa kafayı takar oraları toplamaya girişirim ama yapmadım, yapmak istemedim. bu inadımın sebeplerine gelecek olursak yakın zamanda o masaya ihtiyaç duymadığımı hissetmekten başlayıp, toplamak zorunda olmamakla devam edip, hatırlatacaklarını belki sevimsiz ve gereksiz bulma ihtimaliyle sonlandırabilirim. neyse gelelim düne. artık masaya ihtiyaç duyduğum gerçeğini düşünerek o yığına şöyle bir bakış attım ve evet dedim günü gelmiş sizden kurtulmanın ya da kitaplığın tozlu raflarına yerleştirmenin. o yığını toparlamak tüm eğitim hayatımın gözlerimin önünden geçmesine sebep oldu(tahmin ettiğim gibi). ama ne hikmetse düşündüğüm gibi kendimi rahatsız ya da mutsuz hissetmedim baktığım her kitaba yaa şu dersi çok seviyordum ya da ayy bunda ne kadar eziyet çekmiştik diyerek tepkiler vermeye başladım. birçok dersi ne kadar sevdiğimi onları çalışmaktan keyif aldığımı hatırladım en önemlisi bir öğretmenin dersi sevdirmede ne kadar etkili olduğunu bir kez daha fark ettim. lisans hayatım boyunca en sevdiğim derslerden birinde tuttuğum tertemiz notları bir araya getirirken kelimenin tam anlamıyla garip bir mutluluk hissettim çünkü uykusuz kalacak kadar sevdiğim, çalışırken belli bir sistematik içinde çalıştığım, en çok üzerine düştüğüm ders oydu ve tabi ki mutluluğumun en büyük sebebi tüm o çalışmaların karşılığını aldığım bir ders olmasıydı. notları incelerken bile çalışırken aldığım keyif, vizeleri finalleri açıklandığında kendimi iyi hissettiğim zamanlar geldi aklıma ve inanır mısınız bilmem ama bir çeşit özlem duydum. e tabi böyle duygular hissedince bazı şeyleri atmaya kıyamamak gibi bir problemle de karşı karşıya kaldım ama hakikaten onları atmak emeklerime kendi kendime saygısızlık etmek gibi olurdu. yığını toparlamaya devam ederken beni en çok şaşırtan ve güldüren şey bir kağıtta adımı görmek oldu. niye diye düşünebilirsiniz şöyle açıklayayım o kişinin benim için bu kağıdı yazdığını unutmamı geçtim, o kişinin varlığını bile unutmuştum. zaman ne de çabuk geçmişti ve ben ne kadar çok şey yaşamıştım hatta birçoğunu unutacak kadar. o yığını toparladığım gibi konuyu da şöyle bir toparlayacak olursam tercih sürecinden mezun olduğum güne kadar aşırı talihsiz ve sıkıntılı süreçler yaşamama rağmen hiç bir kararimdan pişmanlık duymadığımı fark ettim. olmam gereken yerin burası olduğunu, kariyerime bu şekilde yön vermem gerektiğini ve almam gereken kararların böyle olması gerektiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. dönüp 18 yaşındaki haline tavsiyeler vermek ister miydin deseler tek söyleyeceğim verdiğin kararların arkasında dur ve başka şeylerle ruhunu yormaktan vazgeç demek olurdu. çünkü işin sırrı güçlü olmak değil güçlü hissetmekte. 18 yaşındaki halim şimdiki halimi görse eminim kendiyle gurur duyardı ama böyle nasihatler verdiğim için üff böyle mi olacağım da diyebilirdi ekstra olarak, ne de olsa ergen 😂 immm demem o ki eğer uzun süredir toplamayi ertelediğiniz bir yığın varsa evinizde, odanizda, bahcenizde, hatta zihninizde... toparlayın oraları, toparlayin toparlayin sandığınız kadar canınızı sıkmayacak, yakmayacak aksine attiklarinizla yükünüz azalacak ruhunuz biraz olsun nefes alacak orda durup farkinda olmadan canınızı sıkmasınin, size yük olmasının kimseye bir faydası yok inanın bana. ben yaptım zihnimi toparladigim gibi masamı da toparladım. şimdi daha rahat hissediyorum, zamanimiz ne kadar kaldi bilemiyorum ama hiçbir şey için geç olmadığını biliyorum ve bazı şeylerin sadece zamanı geldiğinde gerçekleşeceğini de. ne kadar ısrarcı olursak olalım, olması gerekenlerin ötesine geçemeyeceğimizi de. keyif almaya, mutlu olmaya, fazlalıklardan kurtulmaya, anı yaşamaya, tokezleyip düşsek dahi ayağa kalmaya 😏

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)