naber gelmedi senden bir haber merak ettim diyen ünlü düşünür hande yenerin sözleriyle giriş yapmak istedim… gidiyoruz geliyoruz ve her şey bıraktığımız yerde. bayılıyorum bu siteye seni hiç yormuyor üzmüyor. şimdilerde twitter’da ütücülük yapsam da zamanında burada kafa ütülediğim kadar iyi işçilik çıkaramıyorum :((( ay çok yaşlandım ya üzüntüden bayılasım falan geliyor bazen. utanmasam 30 yaşında olacağım… benim için tam bir hayal kırıklığı. 27 yaş sonrasını yaşamak zorunda kalmam kıyamet falan kopar sanmıştım. rezalet gerçekten!!! allahım hesap sormak gibi olmasın ama bizim bir kıyamet vardı??? neyse şimdi benim yaş bunalımım yüzünden yeni evlenecek genç arkadaşlar ve yaşamaktan mutlu insanlar mağdur olmasın. kıyameti manifestlemiyorum rahat olun. bu arada manifestin yeni şarkısı süper olmamış mı? soru sormadım sakın cevap vermeyin. ajda pekkan olaaaay olmuş. sizi seviyorum (hepinizi değil) hoşça kalın 💋
arkadaşlar siz siz olun, siz siz olun...
tek bir projenin kalması, artık 5. sınıf olman, okula sadece ayda 1 uğrayacak olmak, bunlar aslında ben samsun sevdalısı ve manyak sosyal hayatım için inanılmaz fırsatlar ama bir yandan da 3 ay sonra serüvenin bitme durumu, öğrencilik hayatının son bulması ve beraberinde getirdiği sorumluluklar, benim bu süreci evde stresli bir şekilde geçirmeme neden oluyor. dışarıyı bırakın eskiden buraya bile yazdıklarım ve şuan yazıp yazıp silmeme neden olan kararsızlıklarım beni esir almış durumda, neyse işin özeti okul bitmeden benden daha fazla gezin, daha fazla eğlenin, daha fazla mutu olun, şu olmaz dediğiniz her boku yapın ki sonradan size cringe gelmesin :)
birinin insanlardaki iyiye inanma nedeni olun, kimseye güvenememe sebebi değil..
bir hayat düşünün dünyada sizden daha mutlu bir insan yok. herşey okadar güzelki herkesin kıskandığı bir sevgiyle baglisiniz birbirinize. her ilişkide olan sorunları yasarsiniz, tüm herşey üst üste gelir artık bir noktadan sonra yaşamin üzerinizde yarattığı baskı baş edilmez bir hale gelir. bu noktada sevdiginiz insan hep yanında destek olur. tamam herşey bitti dediğiniz anda tüm sıkıntılardan kurtuldum derken bu defa biriken bu stresi çeken insanın mutlu olma zamanı gelmisken o insanda artık dayanamaz bu defa tüm mutlu günler sonrasında acı dolu üzüntülü günlere hapis olursunuz. sonra mı işte söylemeye diliniz varmaz , için içinizi yer dahasimi artık gülüşüyle sizi hayata bağlayan insan artık hayatınızdan uçup gitmiştir. ve söz verirsiniz kendinize bir daha başka birisini sevmemeye ondan uzak olsanız da ayrı olsanız da başkasının elini tutamayacak kadar sevmissinizdir. unutmayın insan bir kez sever adı aşk olur kavusanazsa bu defa insanın ruhuna işleyen gerçek anlamda aşka ulaşmış olur. bir kez sevin ve sonuna kadar sevginizin arkasında durabilecek kadar sevginizin arkasında olun.
selamlar. konu dışı bölümüne sanırım ilk defa yazıyorum. 27 yaşındayım. okulu bazı sebeplerden ötürü uzatmıştım ama mühendisim. İçkim yok, sigaram yok. çok şükür öğrencilik hayatım boyunca çoğu kişiden fazla harçlık geçti elime. ama elime geçen parayı hiç kimseye belli etmedim, "bakın ben neler alıyorum" havasında olmadım. kafelerde bir çaya 5, bir kahveye 15₺ verip içmedim, bunu sosyal medyaya koymadım. zaten genel olarak evdeydim. bir şeyler okudum, bir şeyler öğrendim, kendimi eğittim, "ulan şu nasılmış?" diye sorup, o konu hakkında bilgi edindim. ama bilmediğim şeye de "bilmiyorum" diyebildim. kendi kendime online müzik eğitimi aldım, bass gitar çalmayı öğrendim. klasik, jazz, blues, metal müzik dinlediğim için kafelerdeki, gece kulüplerindeki ritmik şeylere müzik diyemiyorum ve ortamları da çok sıkıcı geliyor. hayatım "efendi birisi" olmakla geçti. oturduğumuz sitedeki komşularımızın ben küçükken aileme söyledikleri aklımdadır hep. o sebeptendir ki, otomobil kullanımım bile güvenlik, sakinlik ve konfor üzerine. harıl harıl yabancı dil eğitimi aldım. bunlari kendİmİ övmek İçİn değİl, kendİmİ anlatmak İçİn yazdim.
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.
İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.
ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.
(alıntıdır)
az arkadaşım oldu ama öz arkadaşım oldu. sağolsunlar, bir iki tanesi hala hayatımdadır. karşı cinsle da çok iletişimim oldu. sevgili anlamında az ama yine fazla denilebilecek bir iletişim miktarı. özellİkle karşi cİns olmak üzere, bu zamana kadar edindiğim tecrübeleri sizinle paylaşmak istedim.
küçük dağlari ben yarattim: dikkat edin. gereksiz bir öz güvene sahipler. teknik olarak anladıkları bir konu, elleriyle tutabilecekleri bir iş olmamalarına rağmen ciddi bir öz güven sahipliği var kızlarımızda... yabancı dilleri yok. bilgisayar, otomobil kullanamıyorlar, ellerindeki binlerce liralık telefon "instagram telefonu"na dönmüş durumda. ne telefonun, ne de bilgisayarın yedeklerini almaktan, şifrelerini değiştirmekten bir haberler. ona rağmen büyük dağlari tanri, küçüklerİ ben yarattim.
İlgİ arsizliği: büyük ihtimal eğitimsiz, kültürsüz bir aileden geldikleri için, doğal olarak da iletişim yetenekleri zayıf bir ebeveynlere sahip oldukları için sosyal medya hesaplarında takipçi sayısı ve like sayısı derdindeler. bir arkadaşıma "ya o öyle miymiş",ya da "iyi gezmeler" gibi şeyler dediğim karşı cinsin çoğundan aldığım cevap "beğenmeden de geçme" oldu. cİnsellİğe aç erkeklerİn siradan, basİt İlgİlerİnİ, vücutlariyla çekmeye çalişiyorlar. bir hanımefendi gibi giyinmekten uzak, genel olarak fransız gibi giyinmeye çalışıyorlar. bir de nasıl daha seksi olacaklarının farkına varsalar, hele ki daha seksi nasıl olduklarının farkına varmış iseler, daha da tehlikeli, daha da kendini beğenmiş bir insan oluyorlar. bİr de üzerİne zamaninda sevdİklerİ adam, bunlari kullanip bİr kenara attiysa, duygulariyla oynadiysa.
ekonomİ kötü, çaresİ var: ya zengin, ya da zengin gibi görünmeye çalışan erkeklerin yanında olmak. eline geçen beş kuruşu sigaraya, telefona, kafelere, gece kulüplerine harcayıp, bunu da hikayeler başta olmak üzere sosyal medyada kanıtlamaya çalışan, kaliteden ziyade ses seviyesine önem verilmiş eksoz, hoparlör, aracın aerodinami başta olmak üzere tüm dinamikleriyle oynanmış, oynar gece kulübü gibi otomobile sahip olan erkekler bir numaralı tercihleri genelde. eğitimsiz, kültürsüz, iletişim yetenekleri zayıf, açıp bir kitap, bir makale okumayan, belgesel izlemeyen iki cins hemen evleniyorlar, ne yazık ki bu sebepten günümüzde boşanmalar da giderek artıyor.
evliliklerin düşen kalitesi, aşka ve sevgiye verilmeyen önem, giderek cahilleşen toplum, kaliteli değil de bilindik ve pahalı ürün satın almayı bir marifet sanan markaların en gözde tüketicisi bireyler, televizyon yayınlarının kalitesizliği, müziğe verilmeyen önem, giderek daha çok "elimde çay, balkonumda milleti seyrediyorum" moduna getiriyor beni.
benden daha yaşlı, büyük ihtimal de hayat konusunda daha deneyimli bireyler var burada. ama daha çok kendimden küçük arkadaşlara ellerinden geldiği kadar kendilerini eğitmesi, kaliteli ve kültürlü birer birey halini almalarını, çalışan, eli iş tutan, üretime katılmış kaliteli birer hanımefendilerle arkadaşlık etmeleri, anlaşırlarsa evlenmeleri olacak. yoksa emin olun, çamaşırınızı, bulaşığınızı erkek halinizle siz de halledebilirsiniz. bunlar için evlenmeyin bİr ürün gİbİ, İnsanda da kalİte çok önemlİ. allah güzel insanlarla karşılaştırsın hepimizi.
buraya kadar kendimi övmek için yazdığım bir şey yok. ben normal bir bireyim. ama bahsi geçen bireylerin büyük kısmı kalitesiz işler peşinde. bu sebeple kendinizi anlattıklarımın dışında tutmanızı rica ederim. bunlar, benim sadece gözlemlerim.
(alıntıdır)
sınav haftası kimileri için bitti (mesela benim için frank), kimileri için de devam ediyor(kesinlikle ben değilim.). bu süreç boyunca balık istifi olan ringlerden (r-11 işte) gına gelmişti. sınava yetişmen gerekiyor ama tüm ringler dolu, sen bir sonraki gelene binerim diyene kadar bir sonraki ring gelmiştir ve o da dolu. ring mi sana binecek, sen mi ringe bineceksin orası muamma.(ne büyük hüsran; anlatılmaz, yaşanır frankcım.) en son sınava geç kalacam korkusu ile, hani sınava çok çalışıp yapabileceğinden ve heyecan ile soruları görmeyi arzuladığından değil,(zaten sallamasyon devreye giriyor, hem de istemsizce.) sadece bir umut düşük de alsam gireyim de kıl bir hocaya denk gelip “finilimi girmi ivlidim” demesinden çekindiğin için ağzına kadar dolu olan ringe binmeyi hedefler(gerçekten yetenek işi.) ve gelen ringe popon dışarıda kalsa bile binmeye çalışırsın. bindikten sonra çantayı arkaya alıp kaba eti sağlama alma kısmını es geçiyorum tabii. havalar soğuk diye bir nebze de olsa çekilir durumdadır bulunulan kalabalık. İğne atsan, yere düşmemesi sana batmaz. 1. durak, 2. durak, 3. 4. 5. 6.(ineceğiniz yere göre değişir.) derken ringten iner, suni teneffüs yapılmış da hayata sudan çıktıktan sonra ilk defa gözlerini açmışsıncasına derin bir nefes almışsındır.(gökyüzü doluyor ciğerlere.) sonrasında adım adım sınavın bulunduğu sınıfa yürüyorsun ve gözlerin boş bir yer arıyor. o da ne? yine hüsran, feryat figan bu kalbim. boş yer bulabilene ne ala. bulamayanlar ise diğer sınıfa yol almak zorunda. zorunda da zaten ring beklerken yeterince geç kalmışsın, üstüne bir de bu ama yapacak bir şey yok. “tabana kuvvet öğrenci!” dedikten sonra bir diğer sınıfa doğru seri bir şekilde varma çabasına bürünmüşsündür. gözlerin sınıfın önüne gelince kapanmış ve “hadi be, hadi boş bir yer olsun.” demiştir. sınıfa girdin mi? girmedin henüz çünkü gözlerin kapalı. önce bir aç da düşme. açtık gözleri, sınıfa girdik. onliyyuuuuu.. “boş yer var lan.” çığlığı atarsın, bir şartla. İçinden atacaksın, yoksa deli bu bakışlarına maruz kalırsın. boş yere oturur oturmaz, hoca gelir. (erken gidenler ne de şanslı!) sınav kağıdını dağıttığı ilk birkaç dakika “neredeyiz?, burası neresi?, neyi?" soruları ile cebelleşmiştir beynin. o minik şokun ardından yallah bismillah diyip sallamasyona başvurursun. (bu zaten belliydi frank, söylemiştim en başta.) bazen sallamasyonun yeterli olmaz, sorunun aynısını yazıp cevap gibi görünmesini sağlarsın. çanlar çaldı hem de bizim için. sakin olun, sakin. çanı seslendiren gözetmen hocanın “çıkmak isteyen çıkabilir.” cümlesi. atlı kovalıyor ya herkesin arkasından, millet apar topar hocaya yönelmiş ve kağıtları vermeye çalışıyordur. ama bir dk, bir dk, lan van münit dedik. genelde bir şeyler almak için sıraya girilirdi, n'oooldu? neyse. verdin kağıdı çıktın, süreç bitti. eve gitme aşamasını da anlatmayalım ama değil mi.
arkadaşlar bu duyacağımız kaçıncı haber ? erkekler namusumuzdur, bunların abisi babası yok mu ya ? artık cezalar daha caydırıcı olmalı, lütfen erkeklerimize sahip çıkalım 😂 kızlar siz de çevrenize duyarlı olun, bu tür şeyler gördüğünüzde lütfen yardımcı olun 🙏🏻😂 kızlarınızı yetiştirirken erkeği sevmeyi, korumayı öğretin 🙏🏻
merhaba arkadaşlar,
bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm ve sonunda karar verdim. ben "sağir" bir bireyim ve ilkokul, ortaokul, lisede hep "sağır kulturu" ile yetiştim. bir çok arkadaşım sağırdi ve hep işaret diliyle iletişim kuruyorduk.
önceden hayat daha zordu hastane, doktor, polis, adliye bir çok devlet kurumu ve ya özel hiç kimse işaret dili bilmiyordu. yabancı bir ülkeye gelmiş gibi hiç kimse ile iletişim olmadığı için çok zorlanıyordum.
yavaş yavaş işaret dili gelişmeye ve meşhur olmaya başladı. bu kötü olmadı her şey güzel gibi geldi. İnsanlar ben ve diğer "sağir" arkadaşları anlamak için çalışıyorlardı bu beni mutlu etmeye başladı. yeni öğrendikleri için biraz acemi gibi işaretleri yapıyorlardı fakat olsun yine de anlıyordum. biraz daha zaman geçti bu sefer insanlar bizi unutmaya başladı. herkesin İnternette sayfalarında işaret dili yazıyordu fakat bu insanlar hiç işitme engellilerle görüşmemisti bizim kültürü tanimiyorlardi. türkçe'den kelime çevirisi yapıyorlardı ama türk İşaret dili onların sandığı gibi değildi. kendine özel gramer yapısı vardı. tdk sözlük çıkarmıştı bu doğru dil diyorlardı ama bizim yüzyıllarca konuştuğumuz osmanlı devletinden bugüne gelen dilimiz çöp mu olacaktı? kendi dilimizi unutacak miyiz? bazı insanlar çıktı sizin dil eski bu yeni dil artık bu olacak dediler. sebebini hiç anlamadik. çocukluktan beri konuştuğum dili nasıl bırakabilirim? İstanbul, ankara dilleri farklı dediler eşit olması lazımdı ama siz farklı sanıyorsunuz biz aynı olduğunu düşünüyoruz. İşaret çok küçük farklı olursa bu çok mu fark demekti? sizin konuştuğunuz türkçe İzmir'den trabzon'a ve ya edirne'ye göre hiç değişmiyor mu? İzmir'li darı dediği için siz mısır olduğunu anlamıyor musunuz? bunun gibi düşünün.
İkinci konu şarkı çevirileri bundan bütün sağırlar bıktık. artık bizi kullanıyorsunuz gibi düşünüyoruz. herkes şarkı çevirisi yapıyor ama bizim için bir şey yapmıyor. lütfen artık anlayın. yaptığınız çeviriler %99 yanlış çünkü gramer farkı var. İngilizce bir şarkıyı türkçeye hemen çevirince sizce uygun oluyor mu? lütfen rica ediyorum arkadaşlarım belki bana kizacaksiniz ama biz kendi dilimizi çok seviyoruz onu gerçeği gibi öğrenin türkçe ile karıştırmayın çünkü farkı var. osmanlı devletinden bugüne geliyor bu dil bu yüzden lütfen şarkı çevirisi yapmayı bırakın ve bizim iletişim, eğitim, sağlık gibi konularda problemlerimizi çözmek için bizimle beraber yürüyün. instagram'da şarkı videosu paylaşarak bize destek olmuş olmuyorsunuz sadece kendi reklamınızı yapmış oluyorsunuz. sizi 100.000 kişi izliyor ama bizim problemlemimizi 1000 kişi biliyor sadece işaret dili sadece 3 ay kursa giderek öğrenilmez. 3ay kurs aldıktan sonra sadece temel girmiş olursunuz ama %100 öğrenmek için 2 yıl gerekli bu yüzden bir sağır arkadaşınız olsun onu izleyin konuşun sohbet edin onu anlayın. böyle olursa bize daha çok yardım etmiş olursunuz. mesela samsun'da atakumduyuyor başka adı atakum İşitme engelliler spor kulübü var siz bizim için bir şey yapmak isterseniz gelin dernekte gönüllü olun beraber proje yapalım. çalışalım ve beraber buyuyelim ama lütfen sadece sarki çevirisi yapıp bize destek olduğunuzu düşünmeyin çünkü bize açık söyleyeceğim bir faydası yok. dış yaşamda bir çok problem var onları beraber çözelim.
şimdi merak ediyorum. kaç kişi beni anladı ve hak verdi? sesimizi duyun. bu duruma dur deyin ve bize destek olmak istiyorsanız bizimle yanyana olun. engelleri beraber aşalım.
bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok düşündüm ve sonunda karar verdim. ben "sağir" bir bireyim ve ilkokul, ortaokul, lisede hep "sağır kulturu" ile yetiştim. bir çok arkadaşım sağırdi ve hep işaret diliyle iletişim kuruyorduk.
önceden hayat daha zordu hastane, doktor, polis, adliye bir çok devlet kurumu ve ya özel hiç kimse işaret dili bilmiyordu. yabancı bir ülkeye gelmiş gibi hiç kimse ile iletişim olmadığı için çok zorlanıyordum.
yavaş yavaş işaret dili gelişmeye ve meşhur olmaya başladı. bu kötü olmadı her şey güzel gibi geldi. İnsanlar ben ve diğer "sağir" arkadaşları anlamak için çalışıyorlardı bu beni mutlu etmeye başladı. yeni öğrendikleri için biraz acemi gibi işaretleri yapıyorlardı fakat olsun yine de anlıyordum. biraz daha zaman geçti bu sefer insanlar bizi unutmaya başladı. herkesin İnternette sayfalarında işaret dili yazıyordu fakat bu insanlar hiç işitme engellilerle görüşmemisti bizim kültürü tanimiyorlardi. türkçe'den kelime çevirisi yapıyorlardı ama türk İşaret dili onların sandığı gibi değildi. kendine özel gramer yapısı vardı. tdk sözlük çıkarmıştı bu doğru dil diyorlardı ama bizim yüzyıllarca konuştuğumuz osmanlı devletinden bugüne gelen dilimiz çöp mu olacaktı? kendi dilimizi unutacak miyiz? bazı insanlar çıktı sizin dil eski bu yeni dil artık bu olacak dediler. sebebini hiç anlamadik. çocukluktan beri konuştuğum dili nasıl bırakabilirim? İstanbul, ankara dilleri farklı dediler eşit olması lazımdı ama siz farklı sanıyorsunuz biz aynı olduğunu düşünüyoruz. İşaret çok küçük farklı olursa bu çok mu fark demekti? sizin konuştuğunuz türkçe İzmir'den trabzon'a ve ya edirne'ye göre hiç değişmiyor mu? İzmir'li darı dediği için siz mısır olduğunu anlamıyor musunuz? bunun gibi düşünün.
İkinci konu şarkı çevirileri bundan bütün sağırlar bıktık. artık bizi kullanıyorsunuz gibi düşünüyoruz. herkes şarkı çevirisi yapıyor ama bizim için bir şey yapmıyor. lütfen artık anlayın. yaptığınız çeviriler %99 yanlış çünkü gramer farkı var. İngilizce bir şarkıyı türkçeye hemen çevirince sizce uygun oluyor mu? lütfen rica ediyorum arkadaşlarım belki bana kizacaksiniz ama biz kendi dilimizi çok seviyoruz onu gerçeği gibi öğrenin türkçe ile karıştırmayın çünkü farkı var. osmanlı devletinden bugüne geliyor bu dil bu yüzden lütfen şarkı çevirisi yapmayı bırakın ve bizim iletişim, eğitim, sağlık gibi konularda problemlerimizi çözmek için bizimle beraber yürüyün. instagram'da şarkı videosu paylaşarak bize destek olmuş olmuyorsunuz sadece kendi reklamınızı yapmış oluyorsunuz. sizi 100.000 kişi izliyor ama bizim problemlemimizi 1000 kişi biliyor sadece işaret dili sadece 3 ay kursa giderek öğrenilmez. 3ay kurs aldıktan sonra sadece temel girmiş olursunuz ama %100 öğrenmek için 2 yıl gerekli bu yüzden bir sağır arkadaşınız olsun onu izleyin konuşun sohbet edin onu anlayın. böyle olursa bize daha çok yardım etmiş olursunuz. mesela samsun'da atakumduyuyor başka adı atakum İşitme engelliler spor kulübü var siz bizim için bir şey yapmak isterseniz gelin dernekte gönüllü olun beraber proje yapalım. çalışalım ve beraber buyuyelim ama lütfen sadece sarki çevirisi yapıp bize destek olduğunuzu düşünmeyin çünkü bize açık söyleyeceğim bir faydası yok. dış yaşamda bir çok problem var onları beraber çözelim.
şimdi merak ediyorum. kaç kişi beni anladı ve hak verdi? sesimizi duyun. bu duruma dur deyin ve bize destek olmak istiyorsanız bizimle yanyana olun. engelleri beraber aşalım.
Omü Dedikodu