Odinin Sakalı
düşük alım satımı yapılan tokenlerdeki balina oyunu. teknik analizlerle sizlere açıklamaya çalışacağım.

resimde not attığım yerlere öncelikle bakın.

bir kaç balina yukarıdan artışı belirli bir miktarda sabitliyor, aşağıdan ise bir kaç balina gerçek değerin belirli bir yüzdesi altında bekliyor. kasıtlı olarak arada bırakılan boşlukta ise canlı alım satım gerçekleşiyor ve istemsiz bir şekilde alım fazla olunca yukarıdaki balinaya gidiyor, satımlar fazla olunca aşağıdaki balinaya gidiyor. peki buradaki amaç nedir? burada amaç fiyatı aşağıda tutup o boşluk alanda oynaşan genç trader'ların kağıtlarını toplamak. sonra yukarıdaki balina günün belirli aralıklarında oluşturduğu duvarı yıkıp biraz daha yukarı çıkarak ellerinde tuttukları kağıtları pahalıdan satıp geri çekiliyorlar. yani ne pump olayı var ne dump olayı var. bu tokenler sayfaların en altında olduğu için kimse fark edemiyor veya fark eden de sesini çıkartmıyor ekmeğini yiyor balinalara göre hareket ederek.

İki gündür piyasa kan ağlarken gece bu düşük voliteye ben de dahil oldum ve balinaların maks limitinin az üstünde pazara girerek %15 değer kazandım. kasıtlı çıkmıyorum çünkü böyle küçük kağıtlarda %30-35'den aşağı ekmek yemeden çıkmıyorlar.

denemesi bedava ve yatırım tavsiyesi değildir. borsa gösterge ayarınızı voliteye değer artışa göre sıralayın ne demek istediğimi net görürsünüz.

ayrıca balinaların emniyet uygulaması grafiklerde mevcut. işlerini sağlama alıp daha büyük balina gelirse diye maks direncin altına daha yüklü alım emri veriyorlar. minimum satışın emrinin üstündeki balina ise zirve alım emri vererek bekliyor.

bir de binance'de kimsenin bilmediği bir olay var, düşük volitedeki kağıtlarda fiyatı ne olursa olsun virgüllü satış veya minimum satış gerçekleştirebiliyorsunuz. peki bu ne sağlıyor? bu küsüratlı satışlar o anda artık uygulamada veya tarayıcıda kasmalar meydana getiriyor ve şişkinlik yaratıyor. o sırada mevcut fiyatın hareketini bi kaç saniye ıskalıyorsunuz ve grafikler yerine geldiğinde ya kar ettiğinizi ya da zarar ettiğinizi görüyorsunuz. bu küsürat uygulaması volitesi yüksek olan kağıtlarda geçerli değildir ve engellenmiştir bu tip kurnazlıkların önüne geçebilmek için.
muallim
muallim
5 sa
20 saatlik yolculuk başlasın bakalım😩 üst geçitten geçerken korkan ben uçağa artık sıcak bakmaya başladim🙄 ama sadece bakarım yani hiçbir kuvvet bindiremez 😄neyse biraz kestireyim 10 saat uyusam yolun yarisi bitmiş olur😒🚌
ikizler
ikizler
3 gün
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben son bütünü vermiş samsun istikametinden ege istikametine seyahat ediyorum. tamam kızmayın. benim de ilk defa başıma geliyor bu kadar erken gitme durumu memlekete. egeyi ne kadar sevsem de samsuna çok alıştım ve çok sevdim. gidesim gelmedi hiç. nasıl gelsin ki. İlk defa kendimi bulduğum, kendimi yaşadığım, bana ormanımı, gezginimi, banklarımı, aşkımı sunan şehir. biraz da gitmek istemiyorum diyebilirim utanarak. çünkü çok sevdim bu şehri. otobüse bile şöförden sonra bindim. şehrin havasından daha fazla çekeyim ciğerlerime diye. bugün bir dönüm noktası aslında. atlatmam gereken bir dönem bitti. elimden gelen her şeyi yapmanın rahatlığı var üstümde. çok savaştım ama değdi. şimdi tüm özlediklerime kavuşma vakti. valizime 6 kitap koydum. eğer biterse alırım hemen internetten. bir de udemy adlı bir site var. oradan photoshop eğitimi satın almıştım. bu tatilim boyunca photoshop konusunda gerçekten ben bu işten anlıyorum diyecek seviyeye getirmek istiyorum. tabi pratikle olacak bu iş ama öncelikle teori ile doldurmam lazım altını. kendimi savaş sonrası mıntıkasına dönen savaşçı gibi hissediyorum. bir sonraki savaş için hazırlık yapmaya gidiyorum. ama üzüldüğüm nokta sınav sonrası alışkanlıklarımı gerçekleştirememiş olmam. ne gezginle gezebildim, ne sinemaya gittim, ne kitapçıda dolaştım, ne gökyüzü ile karşılıklı bir kahve içtim, ne 01:51 i görebildim odamda. hayatımı seviyorum. hayatımı anlamlı kılan her şeyi seviyorum. bir de otobüs 2+1 denkgeldi. diyebilirsiniz her tarafa var artık 2+1. ne hikmetse ege tarafına fazla koymuyorlar. bu sefer denkgeldi ve ben de pinç adlı youtube programını indirmiştim onu izledim. aslında bir kemal tuğrul sümer olsa iyi olurdu ama maalesef. şimdi ben de taktım kulaklığı müzik listem akıyor aşağı doğru. uzun zamandır youtube dan dinleyip de indirip mp3 e çeviremediğim şarkılar vardı. keşke onları da vaktim olsaydı da mp3 formatına çevirebilseydim. ben her müzikle kendim ilgileniyorum. ses kalitesi iyi olmalı. şimdi eda babanın arkasından deniz tekin başlasaydı sonra müslüm babaya geçse güzel olurdu mesela. neyse gençler. daha bütü olan varsa allah kolaylık versin. İnşallah hepimiz geçeriz. mutlu geceler dostlarım. gittiğiniz tüm yollar hayallerinize çıksın... :)
alien
alien
4 gün
İki saattir delice aşağıdaki 'daha fazla yükle' butonuna basıp basıp yazılanları okuyorum. en sonunda bu olayı yaşarken aklımdan geçen fikirleri buraya da yazayım dedim.

bir iki iniyorsun, okuyorsun, he! bu normal dedikodu tayfası diyorsun, biraz aşağı iniyorsun bir abla var, gündemle alakalı bir şeyler anlatıyor. neden yapıyor bilmiyorum ama sanırım deneysel bir şey, neyse güzel o. biraz daha iniyorsun, biri yine tramvayda biriyle gülüşmüş ve sarı montu siyah kotu olan biri yine. bu yetmiyormuş gibi biri de bir altta kırmızı rujlu biri demiş. kajshasf kırmızı rujdan nasıl bulabileceğini düşündüyse burada bi sallasa zaten 100' kişi üzerinden 80 kişiyi mimledi. güzel fikir. neyse inmeye devam ediyorum, aha! o da ne. acı, keder, karamsarlık ve bunalım temalı bir arkadaş. profilini yan sekmede açıp diğer paylaşımlarına bakıyorsun, duvar ağlıyor, duvar sızlıyor. duvar yıkılıyor kanka. ben bu tarz yazanların duvarlarına hep bakmışımdır. neden bilmiyorum, belki benim ruhumu yansıtıyordur. evet, bu konu uzadı. neyse aga inmeye devam. aga ne amk ığğkk! biri facebook'taki gibi bilmeceli bişi paylaşmış, bi aşağısında; kırmızı gül, silah ve afilli bir sözden olaşan görüntülerden farksız bir görsel paylaşmış.

sonuçta burası da bir sosyal paylaşım çöplüğü oldu demek istiyorum. bu bir başarı ama gerçek bir heyezan mı ona da siz karar verin. :* öptüm sizi.
snorlax
snorlax
5 gün
dünden beri bir şeyler anlatma isteğim var fakat tüm denemelerim, yazılar içime sinmediği için tamamlanma konusunda sonuçsuz kaldı. sonrasında bir arkadaşıma anlatmaya çalışırken buldum kendimi lakin yine dolaylı yoldan bir şeyler söyleyip en sonunda da işi eğlenceye vurup geçiştirdim. gariptir ki bu fazla alıştığım bir durum. eskiden yazardım. sadece buraya da değil belki daha önceden hatırlayanınız vardır mavi bir defterimden bahsederim. onda da iç dünyamdan kesitler vardır. özellikle baharda havalar ısınmaya başlarken yaptığım uzun yürüyüşlerde mutlaka yanıma alırım. zaten iki şey mutlaka olur. çubuk kraker ve bu defter :) kumların üzerinde oturup dalgaları dinlerim ya da birkaç şarkı. uzaktaki gemileri izlerim. hatta bazen karabatak bile görüyorum (öyle olduğunu sanıyorum). denize daldıktan sonra bir sonraki çıkacağı yeri tahmin etmeye çalışıyorum mesela. gülümsetiyor beni bu durum. kışı çok severim çoğu insanın aksine. bana güven veren bir yanı var. şapkalarım, atkılarım, eldivenlerim, kalın giysiler, kabanlar bu hissi verir bana. kat kat giyinmiş birini gördüğümde tebessüm ederim çünkü samimi bir görüntü oluyor. ya da kendim gibi birini görmek de olabilir sebebi bilemedim şu an. ya da soğuğu sevmem küçüklükten de geliyor olabilir. sobalı evde de kaldım. çıtır çıtır o ses eşliğinde tavana ve duvarlara vuran ışığı izlemeyi çok severdim. bunlar hep güven hissini uyandırıyor bende ve içtenliği. fakat tüm bunlara rağmen en sevdiğim mevsim ilkbahardır. tabiat canlanır. serdar kılıç ın söylediği karahisar kalesini hatırladım bugün ve dinlemek istedim uzun zaman sonra. baştaki cümleleri etkiledi biraz da beni sanırım. ve tabii özlediğim şeyler var bundan da kaynaklanıyor bu yazıdaki anlatılanlar galiba. İlk defa kar yağmasını istememden önce ilkbaharı bu kadar özlediğimi fark ettim. bu kez yanıma termosumu da alarak kumlarda oturup kitabımı okumak ya da bir şeyler çizmek istiyorum. veyahut da kuşlarla konuşmak. asıl sırrı söyleyeyim mi size? en çok bunu özledim. sizlere garip geliyor bile olabilir fakat gerçekten dinliyorlar. tabii krakerleri yerken o ayrı :d sanki elimde bir sürü parçadan oluşan bir yapı var ve ben bu parçaları birleştirdikçe ya hep bir parça artıyor ya da bir tanesi eksik kalıyor gibi. bir türlü doğru şekli oluşturamıyor gibiyim. yoksa bu halim için bir açıklama göremiyorum. kim bilir belki bir gün tamamlanır doğru şekilde. yine uzunca bir yazı oldu. bitirmek icap ediyor. dinlerken uzaklara dalıp gittiğim bir türküyü mırıldanıyorum şu sıralar sürekli. aslında ilk olarak nerede duyduğumu bile hatırlamıyorum ama birkaç ay önce manuş baba nın da söylediğini öğrendim. ve dinlediğim ilk anda ilk duyduğum halini anımsadım ve arayışa geçtim. evlerinin önü yonca türkünün ismi. nermine memedova ve sinan seid in söylediği hali sakinleştiriyor beni. ve söyleme şekillerine benzer şekilde de günlük yaşantımda konuşmayı sevdiğim için bazen daha çok hoşuma gidiyor. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. bütünlemesi olanlar sizlere de kolay gelsin inşallah çok iyi geçerler. esen kalın👧
karakutuu
karakutuu
7 gün
gecen cuma akşamı aylık 8 ile 10 bin mazot aldığım petrol ofisinden numaramı aldığını söyleyen bir hanımefendi aradi. çekiliş ile şanslı kişi olmuşum havza termal otelde bir gün tatil hediyemiz rezervasyonunuzu yaptık yarın 10 da sinop'tan alalım dediler eniştem de esnaf ve büyük alisverislerinden 1 yada 2 haftalık bu tarz promosyon tatilleri yaptığından herhangi bir şüphe duymadım olur dedim hafta sonu bir değişiklik olur diye düşündüm neyse çıktık sinop'tan yola samsun merkezde araca süslü puslu mini etekli yüksek topuklu civic sarısı kırmızı rujlu vs abartı elbiseli makyajlı kızlar bindi her kız bir isim söylüyor hoş geldiniz efendim rehberiniz biziz felan diyor bize de böyle bir kız geldi tabi benim hatun kıskandı biraz elimi sıkıyor felan ortam gerildi bende acaba nereye gidiyoruz diye bir kuşku oluştu normal ötesi bir durum çünkü otelde rehbere ne gerek var diye düşünüyorum üstelik böyle rehberlere. neyse atatürk evini gezdik başladık dağa doğru tırmanmaya konteynır kurmuşlar iki tane iş makinası yemek yiyeceğiz burda dediler dedim herhalde burası mesire alanı gibi mangal felan yok efendim oda yok bildiğiniz elemanların yediği menü tablot yemek neyse yedik bir masaya aldılar bizi kızlar basladi anlatmaya hattusa şöyle iyi böyle devremülk alın 20 bin lira ömür boyu kullanın hep hikayeler arkada bı nuri alço müziği diptis diptis kızlar üniveriste truzm son sinifmis maaşlı eleman asgari ücrete çabalıyorlar bı açtım baktım netten 500 e yakın şikayet var daha temel atmadan daireleri satıyorlar bir daireyi 48 kişi alıyor ama senin tapulu malın nasıl oluyorsa . kızlara kizdim üzüldüm hatta belki denk geliriz burda milleti dolandiranlara ön ayak olmayın kullaniliyorsunuz demek istiyorum kendilerine bir gunume yazık oldu kısacası üstüne kız susmak bilmesi ve başımızı agritti dağın başı ve ulaşım olmadığı için geri dönüş de yapamadık akşam eve geldiğimizde saat 12 olmuştu neyse ki bizim serviste alan kimse olmamış ve güzel dostluklar kazandık
Ailenizin Gayriresmi Doctoru
premier ligin köpeğiyim. premier lig beni kölesi yapabilir. oooooh biraz da şurama “yeeeeaaaaahhh” “ooooovvv” şu an çıldırıyorum.
zoey
zoey
21 gün
bir kere güvenin kırıldıktan sonra, hayatında belki de sana asla yanlış yapmayacak insanlara bile sorgulayarak, her güzelliğe biraz tereddüt ile bakıyorsun. güven bir kere kırıldıysa, her şey biraz siyah beyaz artık. dünyanın en hüzünlü olaylarından birisi de bu aslında.
akıncı
akıncı
21 gün
bugün tramvayda en öndeki kapının hemen önünde duruyorum. tramvay bildiğin tıklım tıklım hareket etmeye yer yok kapı kenarına sıkıştım. bi durakda durduk adamın biri binmeye çalıştı bende yer mi var nere bincen sanki dercesine bi bakış attım adama. adam da makinist değişcez de ben bi geçebilir miyim dedi.tabi biraz kötü hissettim :d
bunu niye anlattım onu da bilmiyorum ama neyse 😄
sadista
sadista
23 gün
sessiz olun biraz lütfeniniz

Nickollyy
Nickollyy
26 gün
selam dedikoducular sizii ! tam tamına yedi koca gündür aşırı stresten dolayı uyuyamıyordum sabahlara kadar sadece yatakta dönüyordum sonuç ise hüsran bundan üç gün önce uyku ilacı almıştım eczaneden o dahi uyutmamıştı. bu ne lan dedim artık tüm umutlarımı yitirmiştm ki dün gece tekrar aldım ve altı saat uyudum o aptal alarm olmasa daha da uyurdum neyse on buçukta sınavım var. uykusuzluk berbat bir şey uyumak isteyip uyuyamamak beynin uykuya geçememesi berbat bir şey. bugün bunu buraya yazıyorum çünkü biraz olsun mutlu oldum başımın ağrısı hariç. sizi seviyorum herkese başarılar 😊
👑MerryAndrew
👑MerryAndrew
28 gün


"geçmiş, şu an ve gelecek arasındaki fark bir illüzyondan ibarettir."

netflix dizileri arasında en iyisi stranger things'tir tartışmasız. ama dark'ı da kesinlikle 2. sıraya oturtabiliriz rahatlıkla. aslında sırf stranger things'le benzerliğinden dolayı ikisini karşılaştırmak istemiyorum ama diyebilirim ki stranger things daha eğlenceli bir havada ilerlerken dark tam anlamıyla adı gibi karanlık bir atmosferde. dizide almanların abartısız ve soğuk tavırları da net olarak görülebiliyor.

diziyi ilk açarken önyargıyla doğal olarak ingilizce bekliyordum ama almanca olduğunu görünce bir an noluyoruz oldum ama ilk bölümü türkçe altyazılı izlerken biraz dikkat ettim türkçe dublajı ara ara küçük hatalar barındırıyor. bu yüzden diğer bölümleri ingilizce altyazılı izledim. izleyecek olan varsa ve ingilizceniz de iyiyse ingilizce altyazıyla izlemelisiniz.

bu diziyi izleyince bir ara içimden "ya biz de netflix'le anlaşsak ve netflix in sitesinde bir de şöyle doğaüstülü bir türk dizisi görsek" diye geçmedi değil.
felagund
felagund
1 ay
iyy, böyle şeyleri gördükçe beni afakanlar basıyor. bugün e1'de iki teyzede samkart yoktu bir tane hanım kızımız onların yerine kartını bastı. sonra kadınlardan biri biraz para verdi. hanım kızımız da bu para fazla dedi geri uzattı, kadın al dedi, bu yok alamam diyor uzatıyor, kadın kızın avucunu kapatıyor olsun diyor, kız da yok diyor alın diyor, kadın almam sen öğrencisin sana lazım olur diyor, kız bu para çok diyor falan iki tarafın elleri arasında bir mücadele var parayı birbirlerine iteliyorlar. atilla taş yunanistan'a böyle itelenmedi, o derece. en son kız verdi parayı, para artık para olmaktan çıkmıştı o hengamede iyice buruşmuştu. para dediğim de 5 lira, 5 (tam görmemiş olabilirim biraz da bozukluk vardı sanırım). bir kere söyle para vermenize gerek yok de yahut bu para çok de, sonra at cebe gitsin ne uğraşıyorsun. sanki kart bastın diye sana 1 milyon dolarlık çek yazdılar, bu nedir arkadaş.
Casablancas
size bi hikaye anlatacam biraz komik biraz dramatik az porsiyonda et döner tadında;
sabah uyandım küllük yere düşmüş uyanır uyanmaz ilk ona bastım
👑MerryAndrew



sizin için final benim için tatil zamanı. böyle dedim diye kızmayın pls. benim için hayat daha da yorucu ve karmaşık. yazları bile ders çalışmak zorunda olmak ve bitmeyen sınavlar. daha yüksek ve daha yüksek puanlar almaya çalışmak. bir yükseliş uğruna neler yapıyorum ey tanrım ! neyse kariyer yapcam ben çok büyük olcam. ama şimdilik biraz mola.
Eleni
Eleni
1 ay
kumsalı gören yürüyüş yolunun biraz ilerisinde bulunan bankta oturmak yerine bir çalı ağacının dibinde oturmayı tercih etmiştim. dalgındım, yorgundum, ara ara ağlar, ara ara da “bunlara mı ağlıyorum?” diye düşünerek tebessüm ediyordum. etrafımdaki sesleri sesi sonuna dek açtığım tek bir müzik ile yok saymıştım. gürültülü bir ortam olması olanaksızdı aslında, gecenin bir vakti orada ben gibi bir deli dışında kimin ne işi vardı ki (sahil güvenlik hariç)?. hava biraz soğuk, çok az da sıcaktı. siz bu havaya ne dersiniz bilmiyorum da ben boktandı diyorum. öyle boktan bir havada oturmuş saçma sapan düşüncelere esir oluşumdan kurtulmaya çalışıyordum. yürüyüş yolunda yarım saat ara ile sahil güvenlik devriye atıyordu, her yarım saatte bir 2 farklı yüz görüyordum. dedim ya yorgundum, istemsiz ruhumun yorgunluğu bedenime de yansıyordu. ufak kum tanecikleri ile dolu zemine bıraktığım ellerimden destek alıyordum. yanımda duran kitabım dalgınlığımın son raddelerindeyken kendime gelmemi istercesine rüzgarın etkisi ile yapraklarını çeviriyordu. polislerden birinin dikkatini çekmiş olsam gerek ki kimin dikkatini o saatte kim neden çekmesin? akıl işi değil. son geçişinde bulunduğum yere bakarak geçip gitmişti yanımdan. bu sefer yarım saat ara ile devriye atan yürekli polis süreyi yarıya indirip geri gelmişti. gelmişti de bu sefer öylece çekip gitmemişti yanımdan. yanımda durduğunu fark edip kulaklığı çıkarmam ile “iyi misiniz?” sorusuna maruz kalmam bir olmuştu. oysa iyiydim, ağlamayı keseli saatler olmuştu. ufak bir tebessüm ile “iyiyim, teşekkür ederim.” dedikten sonra “kimliğinizi görebilir miyim?” demişti. tabi isteme sebebini tuhaf karşılamamıştım, bulunduğum şehir o saatte sahilde birinin oturmasının sağlıksız olacağı bir şehirdi. yine de “neden?” diye yönlendirdiğim sorunun yanında içimden “hayvana bak be!” demiştim. aslında biraz ısrar etse yapabileceği hiçbir şey yokken her şeyi anlatacak kadar doluydum. kimliğimi uzattım, bekledim, telefon ile aradığı kişiye gbt sorgulattı, kimliği uzattı, çilekli link sevmem. tam “tamam gidiyor işte kaldığım yerden oturmaya devam ederim.” demişken anlamışçasına “üzülmeyin, hiçbir şey için değmez.” diyerek yanımdan ayrıldı. o cümlenin ardından ben salya sümük ağlamaya başladım frank.. tabi ki şaka! “üzülmüyorum.” dedim kısık bir sesle, zaten bağırarak söyleseydim bile kimse duymazdı, duyamazlardı. şu an çoğu şeyi duyamadıkları gibi.
poseydon
poseydon
1 ay
gece olanca karanlığıyla ve kiniyle geliyor üzerime. ne zamandir yazmiyorum hiçbir şey bir şeyler okuyorum, bir şeylerle meşgul oluyorun, hala zaman öldürmeye devam ediyorum. bir hüzün var içimde, biraz kederliyim. yine uzağım her şeye. bazı ondmli kararlar vermem gerekiyor ve yine ne yapacağımı bilmiyorum. daha aydınlık daha parlak daha güzel daha mutlu günler de olabilir önümde yine karanlığa da gömülebilirim. bilmiyorum bazen her şey o kadsr anlamsiz geliyor ki anlamlar uzaklaşıyor sanki hayatimdan. bazen de her şey o kadar güzel, anlamli ve hayat dolu geçiyor ki zamanım kısılıp kalmak istiyorum öyle zamanlara. ne yapsam, nereye gitsem, ne düşünsem, ne hissetsem bilemiyorun bazen. her şeyimle bekliyorum o güzel günleri. bak doğan güneş te bekliyor öylece kayıp giden yıldızda, bulutların ardına gizlenen ay da, içinde güzel renleri barındıran görünmek için güneşli bir günde yağmurun yağmasını bekleyen gökkuşağı da. hayat garip, insanlar tuhaf , fikrim çelişkili, aklım ve yüreğim hep onda. nasıl olacak bu işler...
omulu
omulu
1 ay
bir kızı seviyordum onun oynadığı online oyuna başladım sırf konuşabilmek için (gerçi bir çok online oyun oynadımda) biraz öğretti sonra ben kendi halime takılmaya başladım ve şimdi onu daha çok seviyorum ama söylemicem gıcıklık olsun 😏
Aranizdanbirii
çok sıkkın içim konuşmak isteyip de konuşmak istediğin kişi seninle konuşmak istememesi afff diyorum kimseyi önemseme bu kadar senin verdiğin değeri vermiyo ama olmuyo işte ağlamak istiyorum yüksek bi yerde bağıra çağıra böyle o zaman biraz hafifler mı ki içim bilmiyorum insanları bilmediğim gibi..
nemesis
nemesis
1 ay
girmişken bu kadar zaman oldu biraz saçmalama düşüncesindeyim! şimdi aklıma takılan olay şu burdan birbirine yürüyen var mı samimice açıklayalım lütfen;)

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)