snorlax
martılar alışılagelmişin dışında davranmaya başladılar. bir seneyi aşkın süredir çok yukarılarda dolaşmaya başladılar üstelik 40-50 tanesi bir arada gelip gökyüzünde salınıyorlar. geceleri bile.. sebebine dair duyduğum şeyler dışında bir yorumda bulunamıyorum ama onları toplu halde uçarken izlemek hayli hoş. umuyorum ki mecburiyetten değil istedikleri için buradadırlar, keşfe çıkmışlardır. aylar oldu ki meydana gitmedim. bugün birkaç işim olduğu için gitmek zorunda kaldım ve ne bekliyordum emin değilim ama bir farklılık aradı gözlerim istemsizce. kalabalıktan hazzetmediğimi bir kez daha görmüş oldum. alışveriş olayını zaman zaman abartıyoruz zannımca. bazı insanlar var ki sağında solunda ne var, kim var umursamıyor bile öyle bir aceleyle hareket ediyorlar ki. 'kaaliyesiz' acelelelik bahsettiğim şey aslında. yavaş olmaya, hele ki yürürken, benim de pek tahammülüm yok fakat böyle bir aceleyi garipsiyorum. pek ifade edemedim belki ama neyse. anı yaşamaktan yoksun, makine gibi hareket eder olduk gibi geliyor. girdap gibi kimi zaman bu olaya ben de kapılıyorum. elimden geldiğince karşı durmaya çalışıyorum. son zamanlarda bazı etkenleri de düşünürsem bundan uzak durabilmeyi öğrendim allah' tan. sonrasında sahilde oturdum biraz eve dönüşte. farklı yerler görmeyi hep istedim. fakat bu şehrin yeri bende hep farklı kalacak anlaşılan. küstüğüm de oldu nefret ettiğim de... ama bambaşka bir yanı da var çözemiyorum. panzehir meselesi gibi galiba. meşhur 'kendinizi beş, on yıl sonra nerede görüyorsunuz?' sorusu vardır hani. biraz bunu düşündüm. her şey bu kadar çabuk değişirken kim bilir neler olur? yine de şu anımı yaşamak daha doğru diyerek fazla üzerinde durmadım. bir aralar her ay yapmak istediğim şeyleri listelerdim. çoğunu da yapabilirdim şartlarımı zorlasa bile kimi zaman. oracıkta aklıma gelen birkaç şeyi yazdım mai' ye. yorgun hissedip dinlendirdiğim atlar yeniden koşmaya başladı. İtiraf etmek gerekirse korkuyorum yeniden köşelerine çekilirlerse diye.. bu arada ders çalışmaktan hoşnut olduğum zamanlara döndüm. bizimkiler duysa gözleri yaşarır sdjkljsdj başarı duygusunu, bir şeyler için mücadele etme duygusunu özlemişim. kendinizi kısıtlamayın dostlarım. yapabileceğiniz şeyler için olumsuz, yıkıcı düşüncelere kapılmayın. bir süre sonra gerçekten öyle olduğuna inanmaya başlıyor insan zira... şuraya bir şarkı iliştireyim. eda baba- bahçede. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın ☕
Mrs.nameless
böyle kar yağdığında mutlu mutlu kardan adam yaparsın ya dur şu gözü şuraya koyalım , şuaraya da bi burun falan derken uğraşır durursun sonra kardan adamı yapınca beklemediğin biranda güneş açar kardan adamın ağız burun bi tarafa gider ya,işte bugün ki umutlarım da öyleydi geriye ıslanmış kömür ve havuç kaldı
snorlax
mevsimin ilk gribine yakalandığım için kendimi tebrik ediyorum gerçekten hiç vakit kaybetmedim. ateş olayını atlattım tamam ama yemeklerin tadı yok bu durum üzüyor beni... birkaç güne bu da geçer diye ümit edip sizleri sormak istiyorum en başta yapmam gerektiği üzere. İyicesinizdir inşallah dedikodu meclisi. biraz olsun derin nefes almak için balkona çıktım da az önce hava fena görünmüyor. biraz dolaşmak güzel olabilir. gökyüzünde görünen tek tük yıldızlar da olmasa hepten binaların ışıkları altında bu güzellikleri unutuyor olacağız. binaların dışına yerleştirilen rengarenk ışıklara bunca sene oldu hala anlam veremiyorum. İşin garip tarafı alışamadım bile fakat duruyorlar işte oracıkta. kendi yıldızıma baktım da kim bilir bu ışığı ne kadar zaman önce yola çıktı? o yoldayken hayatımda neler olup bitti, neler... şuraya bir şarkı iliştireyim gitmeden. fréro delavega- ton visage. geceniz güzel geçsin. esen kalın☕
snorlax
küçükken annem uyumamakta direttiğim zamanlarda ne kadar bezdiyse uyumazsan şöyle olur, böyle olur diyerek korkutmada bulurmuş çareyi. ne kadar yanlış. sonradan gecelerden, yanımda biri olmadan uyumaktan çekinir, korkar olmuşum. hatasını sonradan anlasa da olan olmuş bir kez. aradan seneler geçtikten sonra ancak yavaş yavaş alışabilmişim. bundan beş altı sene öncesini düşünüyorum da evde yalnız kalmak istemezdim gündüzleri bile. daha da öncesinde geceleri kuşumu yanıma alır varlığı ile huzurlu hissederdim. sonra bunlar da geçti. yine de kalbim kuş gibi olur en ufak seste hala. eskisi kadar olmasa da zaman zaman etkilerini hissediyorum fark ettim de. bir kere yerleşmiş nasıl gitsin ki? ben gitti sanıyorum işte başka şeyler gibi. görmezden gelsem de orada duruyorlar biliyorum. tıpkı buzlu cam ardında kalmışlar gibi. zaman zaman kırıp dökmek istiyorum sonra vazgeçiyorum. sonuçlarından mı yoksa neyle karşılaşacağımı tam olarak bilmemek mi bu vazgeçişin sebebi emin değilim. korkunca ışığımı yakıyorum, boyalarımla vakit geçiyor unutuyorum. fakat bazılarının bu kadar basit çözümleri yok. ondan dolayı da duruyorlar öylece. varsa bir öneriniz can kulağı ile dinlerim. köşedeki sokak lambam yok belki ya da yuva yapan serçelerim fakat son iki üç gündür bir kuş sesiyle uyanıyorum. çok basit gelebilir sizlere fakat o kadar iyi geliyor ki anlatamam. tanıdık fakat uzun süredir hayatımda olmayan bir duyguyu hatırlatıyor bana. hep gelir umarım. bir de uzakları yakın etmek yetmiyormuş bunu anladım. mesafeler metreyle ölçülünce uzak ya da yakın olmuyormuş. İsterse kilometreler olsun arada canının bir köşesinde en güzelinden bir yere yerleşen(ler) oluyormuş da dibinde durup dünyanın öbür ucunda olunabiliyormuş. bilsen bile yaşayınca anlamak diye bir şey de var işte. bazı uzaklar da var ki hiç yakın olmuyor, olamıyor bu ise apayrı bir yara.. şuraya bir şarkı iliştireyim. samida- ayletme beni. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. kendinize çok dikkat edin. esen kalın...
snorlax
durgun, berrak suda ışığın parladığını görür gibiyim. gürültü yok. göz yoran, iç daraltan, aşırı hiçbir şey yok. çok kişinin bilmediği bir iskelenin sonunda oturmuş yansımama bakıyorum. yalın ayak gezinirken görüp çantama aldığım taşları avucumda toplayıp önce suda kaç kez sekeceği üzerine ihtimaller ortaya atıyorum. sonra da taşları... gözlerimi kapattığımda kendimi böylesi huzurlu yerlerde hayal ederim hep. kimi zaman kocaman bir çiçek tarlasının ortasında uzanıyor olurum. kimi zaman da durmadan yağan yağmurun altında gönlümce ıslanırken... sırf bu yüzden gözlerimi açmak istemediğim anlar olmuştur. hatta açmamış ve hayatı kaçırmışımdır. benim baktığım pencere ile olması gereken arasında fark açıldıkça zarar görmüş, incinmişimdir. ne var ki bir süredir hayal dünyasında yaşamaktansa gerçekleri yaşamak gerek diye düşünüyorum. pek gönlüm olmasa da gözlerimi açıp olduğum yere dönüyorum. hayaller ise ancak geceleri balkonda otururken zihnime doluşuyor artık. fazlasına müsaade edemiyorum. anlaşılmak için hırpalamıyorum kendimi. anladım ve gördüm ki çaba sarf etmesem bile anlamak isteyen anlıyor, görmek isteyen görüyor. uzunca bir süredir iki yastıkla uyuyordum. kabuslardan sonra bir tane daha olsun istedim. psikolojik açıdan espirisi yapılıyordu bir ara fakat huzurlu hissettirdiği için öteledim elbette bunu düşünmeyi. şuraya tanıdık bir dost gibi geleceğini düşündüğüm bir ezgi iliştireyim. mumbai theme tune. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın🌠
ladylazarus
iyi akşamlar, ders kayıt sisteminin çıldırttığı dedikodu sakinleri.. ben de tertemiz delirdim. dördüncü sınıf derslerinden biri aniden (?!) bizim döneme alınmış, alttan da dersim olduğu için fazlalık ' bir ' kredi yüzünden derslerimden birini alamıyorum. ben de bir bay hyde yaratacağım kendimden, zamanı geldi.

bugün kardeşim sınıfından bir çocuğa olan aşkını anlattı dfjgndf aşkı tarif ediş biçimi sahiden çok yalın ve güzeldi : ' bak abla, biliyorum çok saçma, kendime de '' hayır, sen onu sevmiyorsun '' diyorum ama ne yaparsam yapayım aklımdan çıkaramıyorum. onu düşünmemeye çalışsam da beynimin içinde dönüp duruyor. ' ve sevgisine vücut buldurma biçimi daha da hoştu : ' ikimiz de çocuğuz biliyorum, bu yüzden zaten sevgili olmak istemiyorum ama çok yakın arkadaş olalım istiyorum. ' hikayenin dramatik kısmıysa bunları bana anlatıyor oluşuydu djfgdf. on üç yaşındaki bir çocuğa aşkın esasında ne olduğunu anlatma gafletinde bulunmadım elbette.

yine de bir abla öğüdü olarak, patronumuz tommy' nin de anısına şunu şuraya iliştirmeyi görev bilirim. güzel geceler


snorlax
eski bir albümümüz var siyah beyaz fotoğraflarla dolu. bazılarının arkasında yazılar var. bazılarının kenarları yırtılmış. böyle fotoğraflara bakmayı çok seviyorum. hele ki en sevdiğim mevsimdeyken. aslında bu konuda hayallerim var. o kadar da iyi bir makine olması gerekmiyor. yanımda her daim taşıyıp hayranlıkla baktığım fotoğraflardaki gibi anları yakalamak istiyorum. bir nebze de yapıyorum ne zamandır fakat daha da güzel olabilir düşüncesindeyim. bir arkadaşım instagramını tam da buna benzer bir albüm gibi kullanıyor. bazı fotoğrafların altına gelecekteki çocuklarına notlar bırakıyor adeta, konuşuyor. ' bak bak kimler var yanımda. kim bunlar..?' diye başlayan bir cümle kurup iki arkadaşı ile kamp yaptığı yeri paylaşmış geçenlerde. biraz da sarartmış eski bir görünüm vermiş. üçü de tanıdığım insanlar senelerdir. liseye başladığımızda beş sene sonrasının nasıl olacağını tahmin etmeye çalışırken on sene oldu aşıyor bile. İnsanı durgunlaştırıyor bir an düşününce. ama gülümsetiyor da. okul koridorlarında koşturup duran insanlar şimdilerde önemli yerlerde çalışıyorlar büyük bir ciddiyetle. kravat takmaktan nefret ederlerken fotoğraflarını paylaşıyorlar büyük bir sevinçle. demek ki çok emin ya da karamsar konuşmamalıyız. öyle zamanlar geliyor ki söylediklerimiz ya da düşündüklerimiz değişime uğrayabiliyor. yılın bu zamanlarında anılar hücum eder zihnime. son birkaç yıldır en çok da. artık boşluk hissetmiyorum. ya da kaybolmuşum gibi gelmiyor. ve şarkıların sözlerini değil melodilerini dinliyorum... şuraya bir şarkı iliştireyim. gününüz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın, musmutlu olun🍁🌂


metuba
şuraya uzun uzun girdiler yazmayın hiçbirini okumuyoruz :)
snorlax
son birkaç gündür başka bir sebepten dolayı belki de bir daha gün doğumunu bu kadar güzel izleyemem diye uyumuyorum( uyuyamıyorum). en azından kabuslar gitti bir nebze olsun. karmaşık, bir sonuca varamadığım rüyalar alsa da yerini en azından uyanınca kalbim çıkacak gibi atmıyor. yeni arkadaşlar siteye biraz göz gezdirirlerse çoğu sorularına cevap bulabilirler. özellikle de sözlükte. samsun' un değişken havası başta can sıkıcı olabiliyor. fakat birkaç sene sonra onu bile sevmeye başlıyorsunuz. hoşgeldiniz. şuraya bir şarkı iliştireyim. göksel- uzaktan. günleriniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın..
ikizler
teknoloji çağı dediğimiz bu çağı seviyorum aslında. genel olarak keşke 70'lerde 80'lerde yaşasaydık keşke diyen birisi olmadım. ama o zamanlarda ve daha eski zamanlarda olan bazı şeylere imrendiğimi ve özendiğimi söylemeliyim. bu özendiğim şeylerden birisi de estetik ve ruh. teknoloji çağıyla bir çok şey işlevsel hale getirsek de estetik boyutunu atladık gibi sanki. evlerimiz mesela. yukarı doğru bakarken boynumuzun ağrıyacağı kadar uzun ve ışıl ışıl. ama biz o upuzun binalara değil de avlulu, merdivenli binalara bakarken dalıp gidiyoruz içimizden gelen bir yerlere. veya camilerimiz. eski camilere bakıyorum da içlerinde bir estetik bir ruh var. şimdikiler gibi milyonlarca lira harcanıp metreküplerce betonun dökülmesiyle değil de sadece allah rızası için samimiyet ve ihlasla yapıldığı içindir belki de. tüm o eskiliklerine rağmen hala zarif bir estetikle süslüler. maddi olanın yanındaki manevi olan duygularımız, hislerimiz, düşüncelerimiz, yaşayışlarımızda... giderek estetikten uzaklamışız. merhabadan merhabaya fark vardır derler ya. İşte onun gibi. konuşmalarımızda, ilişkilerimizde, bakışlarımızda, içimizin sesinde bile estetiği kaybediyoruz yavaş yavaş veya kaybetmişiz. bu beni üzüyor açıkçası. estetiğin olmadı yerde hiçbir şey yapasım gelmiyor. koca bir insan türü nasıl oluyor da estetikten bu kadar uzakta yaşıyor anlam veremiyorum. aslında çok da zor bir şey değil bu estetiği tekrardan kazanmak. biraz içimizden gelen güzelliği dışımıza yansıtmaktan geçiyor. sonrasında her şey zarif bir hal almaya başlar tekrardan, her şey tekrardan gönlümüzü de doyurmaya başlar diye düşünüyorum. estetik her şeyin içinde vardır. yeter ki biz çıkarmasını bilelim. hatırlar mısınız park kahvesi diye bir yerden bahsederdim size. İşte oradaki estetiğe kapılmıştım ben. bu yaz tatilinde gördüm ki nostalji katıyoruz adı altında estetiğini bozmuşlar mekanın. o yüzden oraya gitmiyorum ikindileri. buradaki kurşunlu cami adında baya eski bir cami var. İkindiden sonra akşama kadar oranın dış namaz kılınan yerinde oturuyorum. kitabımı okuyorum, gökyüzünü izliyorum, sokağın sesini dinliyorum. gökyüzünün, caminin avlusunun, caminin estetiği içinde huzur dolmak hoşuma gidiyor. mecbur bırakılmış yalnızlığı sevmem hiç. ama kurtarılmış bölgelerimdeki tercih edilmiş yalnızlığı seviyorum. yalnızlık dediysem de estetik olmayan her şeyden kaçıp estetik olanlarla yalnız kalmak. şuraya kurtarılmış bölgemden bir fotoğraf ve estetik bir şarkı iliştireyimde öyle gideyim. mutlu geceler dostlarım. rüyanızda özlem duyduğunuz estetiği görün... :)


snorlax
kulaklığım yine sözleri duyamayıp alttaki ritmi duyabileceğim şekilde bozulmuş. İstesem olmaz ama gelin görün ki bununla birlikte dört etti. oysaki ay bu gece çok güzel ve son birkaç günün en sakin gecesi. bir şeyi çok isteyince hakikaten olmuyor mu acaba? şuraya en sevdiğiniz şarkıyı iliştirmiş olayım. geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın❇
karakutuu
sa millet nasılsınız . kimler var eskiden kalan şuraya az yazın cizin yarın girip okuyacam . hepinizin bayramı mübarek olsun ben 9 gün tatil yapacagim dönüşte de arabanin arkasına et doldurup döneceğim. evlilik güzel bişey evlenin. size bir sırrımı vereyim. kızım olacak . adini annesine bıraktım ne koyacak merak etmiyor değilim .
snorlax
köşedeki sokak lambası eşlik etmiyor bugün bana. patladı mı ne oldu bir fikrim yok açıkçası. onun yerine gökyüzü saniyelik aydınlatmalar sağlıyor. birkaç sene öncesine kadar bundan korkar içeri kaçardım. şimdi ise öylece durup seyretmeyi tercih ediyorum. gök gürültüsünden hala ürktüğüm bir gerçek ama daha az etkisi var gibi. geceleri onun yüzünden uyanınca tekrar uyumakta sıkıntı yaşamıyorum en azından. bazen hissisleşmeye başladım gibi geliyor. büyük tepkiler gösterdiğim şeyleri gayet rahat karşılayabiliyorum. açıkçası bu biraz can sıkıcı. hissiz, duygusuz ve donuk biri olmak istemem. belki de gereksiz boyutta düşünmekten vazgeçmeye başladım. kendimi doğru şekilde ifade edemiyorum kimi zaman. daha makul olsun derken iyice karışabiliyor. en azından bunu yapacağım kişileri seçebilmeyi - evet hala- öğreniyorum. size daha önce bahsettiğim çiçeğimi aldım. daha doğrusu kendisi tek bir yaprak olarak geldi. biraz yardımla iyi bakabilirim sanırım. kaktüsümle sabahları konuşup şarkı söylemekten kafayı yediğimi düşünmeye başlamıştım. bazıları çiçek açıyormuş bizimkinde öyle bir şey de yok. ama yine de seviyorum. gök gürültüsünden kaktüse nasıl geldim ben ya hu? sınav da bittikten sonra boşluğa düştüm sanırım iyice. @ortayakarisik ile sözde İrlanda' ya gidiyorduk bugün ve ben ancak balkona gelebildim. müthiş adjkljadj. şuraya bir şarkı iliştireyim de yazıyı bitireyim bari. İster banu kırbağ' dan dinleyiniz ister haluk levent' ten 'dert olur' . eşlik etmesi de bir o kadar güzeldir. '...biliyorum bu iş böyle çözülmez, düşünüp susmak içime dert olur...' geceniz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın 👧
snorlax
kramp hissini bilirsiniz epey rahatsız edici bir his. İster yavaşça ovun ister hırsla o anki mücadeleden dolayı en sonunda yorulup kendi haline bırakıyor insan biraz olsun hafifleyince. ani bir hareket yapsa aynı şey olacak gibi geliyor, kıpırdamıyor. sızısı devam ederken bir anda idrak edilen 'geçti' hissı ise ilk ne zaman gerçekleşiyor acaba? soyut bir kavramı en somut şekilde böyle tarif edebilirim şu an sanırım. kendi haline bırakmış durumdayım ben de galiba. öfkeli bir pokémon olmak ise en nefret ettiğim şey. belki de bir çiçek almalıyım. toprağını kontrol edip, sulamalı, onunla konuşmalıyım. masamdaki kaktüsle iyice benzeşir olduk gibi gelmeye başladı zira. ya da bambaşka şeyler bulmalı zihnimdeki gürültüyü bastırmalık... şuraya bir türkü iliştireyim. kerim yağcı- ela gözlüm. geceniz yakamozların ışıltısı gibi güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın.
snorlax
epeyce vakittir mai' yi yalnızca birkaç eşyamı ararken gördüm sanırım. soluk sayfalarında gezinmem için biriken onca şeyi hala erteliyor, görmezden geliyorum. 'bazen kaybettiğimiz bir şeyler olduğunu hissediyoruz, neyi kaybettiğimizi ararken elimizde kalanları da yitirip, en sonunda kendimize geç kalıyoruz. beş bin güle sahip olmak isterken bir damla suda bulacaklarımızı da yitiriyoruz. sonrası yok. geriye dönecek yol da kalmamış, ileri atacak adım da...' bu satırlar biraz incitiyor beni açıkçası. yazan kişiyi yazıları dışında tanımıyorum fakat benden daha güzel şekilde benim hislerime tercüman olan birilerini görünce küçük bir gülümseme yerleşiyor yüzüme ve biraz daha rahatlamış hissediyorum. mantıklı gelmiyor bu kimi zaman çünkü kendimi kandırmış gibi hissediyorum. yine de o anki etkisi düşünülürse pek tartışmıyorum kendimle bu konuyu. tam da akşam üzerindeki gibi bir havada oturup mai ile dertleşmek iyi olurdu ama önceliğim haline gelmesi gereken şeyler yüzünden olamadı. bir görünüp bir kaybolan güneş'le yürüyüp, yorulunca yer yer nemi geçmemiş bir bankta soluklanmak isterdim. sanırım konuşkan olmadığım zamanlara yaklaşıyorum yeniden. tek farkla yalnız bu kez kendi seçimim olmayacak. okul hayatımın devam edecek olmasının eksi yönü diyebiliriz. fotoğraf çekerek 'an' ı yakalama güzelliğine tutuldum şu aralar. özellikle sevmem o anı yaşamak dururken kayıt altına almayı. fakat bunun dışında gezerken ya da öylesine dururken göze çarpan hoş bir kareyi yakalamak keyifli oluyor. bulutları, gün batımını, ani uçuşları olan değişik böcekleri, denizi, kuşları... bunun ilerlemesini gerçekten çok isterim. şuraya bir şarkı iliştireyim. barış diri- yine gönlüm karardı. bir bardak ırahan şerbeti ve gökyüzündeki yıldızlar kadar güzel geçsin geceniz. esen kalın 🌠
Ressam Bob
şuraya "bilerek mi öyle davranıyor yoksa gerçekten gerizekalı mı" dediğimiz birisini çizelim.
Ressam Bob
Ressam Bob
şuraya insan olmayı bile beceremeyen birilerini çizelim.
Ressam Bob
Ressam Bob
şuraya hiç tanımadığı birisiyle oturup dertleşmek isteyen birilerini çizelim.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)