Ümid Gurbanov
9 ocak 1908'de doğan yazar ve feminist teorisyen simone de beauvoir'ın doğum günü bugün. onun anısına, geçen yıl çevirdiğimiz 1975 tarihli "neden feministim?" başlıklı bu 50 dakikalık programı hatırlatmış olayım:

Sunset✔
bugün ki konuları yetistiremeyince ben🙄
snorlax
genellikle yazılarımın sonlarına iliştirdiğim şarkıları dinlerken yazarım tüm bu yazıları. ama bugün sessizliği aldım yamacıma. uzaklardan pencereme ulaşan ışığın belli belirsiz hali var yalnızca karanlığın yanı sıra. eskiden balkonumun kenarındaki sırdaşımdan bahsederdim ya hani, artık yok. karanlıkta ansızın gelip yerleşen bir huzursuzluk olurdu kimi zaman. İşte o anlarda aydınlatıyor olurdu baş ucumu, rahatlatırdı. şimdilerde onun yerini köşede duran, ara ara yapraklarını sildiğim narenciyegillerden ağacım aldı. konuşkan biri olduğum söylenirken bazen tastamam susup kendi halimde kalıyorum. göğsümün orta yerinde bir taş oluyor sanki. ne kendim alabiliyorum oradan onu ne de başkası. bir şekilde iç dünyamda geçen savaşı kazanıp da bunu anlatayım da rahata ereyim dediğim zaman kelimeler birbirine giriyor başarısız bir anlatımla ve ne dediğimi kestirmeye çalışan silüetler görüyorum karşımda. yüzeysel kalıyor velhasıl. bundan dolayı da azar azar bunu denemeyi de bırakmışım görüyorum ki. onun yerine ağacın yapraklarını silerken buluyorum kendimi karmaşık bir zihinle. burada eksik gördüğüm taraf kendim. sanırım kolaya kaçmak gibi bir huyum var bu hususta. zamanında yaptığım bir hata üzerine çok fazla kendi halimde kalmaya alışıp sıkıntılarımı doğru şekilde anlatmayı, paylaşmayı unutmuşum neredeyse. arada sitemler alabiliyorum bile dostlarımdan sırf bu yüzden ama kesinlikle istediğim bir şey değil bu aslında... nasıl düzelir bir fikrim var diyemem. bekleyip göreceğim anlaşılan. şuraya sevdiğiniz bir şarkıyı iliştirmiş olayım dedikodu meclisi geceniz gökyüzünde görünmeyen yıldızım kadar güzel geçsin. esen kalın 🌑
snorlax
bugün ruh halim yerlerde diye şarkıyı söyleyesim var. gerçekten güzel giden her şeyi neden mahvediyorsun? beni dinliyor, önemsiyordun. bugün ise bambaşka bir halini gördüm. sade kahveden nefret eden ben, ikinci fincanı içiyorum. sekizinci sınıf olman ve sosyal bilgiler hocasının çok ödev veriyor olması benim kabahatim değil, değil mi? ödevlerini yap, sorularını çöz olur mu? üzme beni...
Oyuncakayi✔️
evet hayatımda ilk ya da ikinci kez tek başıma pazar alışverişi yaptım ve ilk gözlemlerim. küçük bir yerde yaşıyorsan (yani ben) bütün tanıdıklarına selam vermekle geçiyor. aslında benim pazarım çokta öyle geçmedi çünkü fiyatlara ve sebze meyvelerin kalitelerine bakmaktan insan yüzüne çok az baktım. onlar beni tanıyıp “aaa oyuncak ayı” ya da “oyuncak ayı” diye seslendiler. İkinci gözlemim domates,salatalık ve brüksel lahanası ateş püskürüyor. üçüncü gözlemim bunu zaten biliyordum ama bugün bir adam gözüme öyle bi battıki artık “lütfen sesini alçaltır mısın” diyecektim. evet onların işinde yapması gereken önemli faktörlerden biri bu, ama abimin o kadar bağırmasına gerek yok gerçekten. dördüncü izlemim bunuda biliyordum ama daha 18 yaşında biri olarak benden yaşça büyük abilerimin bana “abla” demesi içimi yaktı. yine diyeceksiniz ki saygıdan öyle diyor eyvallah ama ben yaşlanmak istemeyen biri olarak bu beni yaktı. bana “kardeşim” de yeter ya da hiç bir şey deme.
o bu değilde istemesemde yavaş yavaş büyüyüp sorumluluk sahibi oluyorum bir yanda mutlu olurken bir yandan üzülüyorum. keşke hep 18 yaşında kalsam :)
Oyuncakayi✔️
bugün abdurrahman cahit zarifoğlu için yakalım, yarın ise kendimize 🚬
morfinaltkat
bugün pazar ve sivas merkezde gezebileceğim bütün yerleri gezdim.
1 -İlk olarak şifaiye den başladım merkezde olması sebebi ile selçuklu dönemine ait olması ve bu güne kadar ayakta kalması güzel birşey dıştan görünümü ve merkezde güzel bi hava katmış yapılardan. İçerisinde hediyelik eşya satan butik dükkanlar var çay içebildiğimiz cay evi var.
2- kongre binası ve valilik binası fransız mimarisi ile şifaiye mederesinin karşısında hemen
3- ilk defa peynirli ve patatesli katmer yeme fırsatın oldu tadı lezzetli ama açıkçası beni fazla tatmin etmedi ne bilem daha özel birşey bekliyorum(1 tanesi 3 ₺ )
4- sivas kalesine çıktık (aslında şehir merkezindeki tepelik bi alanı değerlendirmişler gibi geldi ) ve karşınızda bütün ihtişamı ile sivas
5- alışveriş konusunda giyim ayakkabı gibi temel ihtiyaçları karşılamak gerçekten zor çeşit bakımından, çok az butik dukkan gördüm.
6- kafeler sokağına gittiğimde 100 metre kadar sağlı sollu kafeler toplanmış ve bitişi caddeye çıkan bi sokak olan ve üniversite de bulunan kafelerden bir miktar daha cesitli tarz olarak osmanlı ya benziyo çoğu ha bide nargile kafeler var bir kaç tane merkezde gördüğüm.
7- ulaşım biraz kafamı karıştırdı, gideceniz yerden 4 5 tane otobüs geçiyor, ama farklı duraklarda duruyor, aklımda kalan hatlar ; kümbet, bağdat, şirinevler yiğitler ( her yer de yigido var 😂😂 ) numara sistemi değilde mahalle adı yazıyor kafa karıştıran kısmı bu bana göre
8- aslında sivas ı sivas yapan trafiği. neden mi caddeden karşıdan karşıya geçerken yayalar araçlara genelde yol veriyo 2 günde 4 kere ezilme tehlikesi atlattım. sürücüler sizi gördüğü halde frene basmayıp karsiya koşarak kacmanızı sağlıyor. 😂😂 olur da sivas ı merak eder de gelirseniz aklınızda bulunsun.
9- şehir merkezini bilen birisiyle gezmek 1 1bucuk saat sürüyor. ha unutmadan söyleyim ben, aksam 11 den sonra sabah 6bucuktan önce otobüs yok kartsiz binerseniz 3.25 gibi ücret ödemeniz gerekiyor.
10- alttaki foto sivas kalesinden:):):):)
mistletoe🍃
şimdi sizin hiç umrunuzda olmayan ama beni ilgilendiren bir şeyler yazacağım yaniii ben uyarımı yaptım. neyse gelelim konuya senelerdir ne zaman canım sıkılsa, üzülsem, yalnız hissetsem, ya da çalışırken ses olsun diye bir şeyler arasam sadece tek bir dizi izlerdim hatta bu takıntı biraz daha ileri gidip uykuya dalmak için de diziyi kullanmam gibi enteresan bir vakaya dönüşmüştü amaaa bugün garip bir şey oldu ve sanırım 2013 yazından bu yana ilk defa başka bir diziyi onun yerine koyabilecegimi fark ettim. güncel bölüme gelir gelmez ilk bölüme geri gittim ve hala aynı heyecanla diziyi izleyebiliyor muyum bunu da kontrol ettim. konu tamamen yeniliklere açık olup, farklı diziler izlemeye devam etmekten geçiyormuş ve nihayet daha iyisini ya da sizi daha iyi hissettiren, mutlu eden diziyi bulabiliyormussunuz. buradan çeşitli psikolojik sonuçlar da çıkardım kendime, alt tarafı bir dizi diyip geçmeyelim yani hayatımdaki en büyük problemi de belki bu sayede çözüme kavuşturma olasılığım var artık.
morfinaltkat
bugün sivas cumhuriyet üniversitesinin kampüsü bayağı gezdim çok tuhaf şeyler gördüm gidecekseniz herşeye hazırlıklı olun. benim bile sasirdigim şeyler var
1:kampüste girişler kartlı ; fakültenin girişinde kapıda gişeden geçerek giriyorsunuz ( her fakültede)
2: kantinlerde nakit para kullanılmıyor ( çok şaşırdığım şey )
3: merkez kafeteryada yine para geçmiyor (yaşam merkezinin prototip şekli :):)) cay almak için bile kartla ödeme yapıp başka biyerden cay alıyosunuz ( neden bele birşey yapmışlar anlam veremedim)
4: kampüs ring 50 kuruş (makul) r11e kurban olam, yeminle r11 aradım sivasta
5: fakülteler çok eski modern bi bina göremedim ( kiliseye benzeyen iletişim fakültesi hariç :):):)
6: kampus içinde minik marketler var sigara içenler için artı bi özellik
7: omudeki kızlar daha güzel
8: ha unutmadan söyleyim deniz yok bikere geldiğimden beri sahile gidem sahile gidem sürekli aklımdaydı ama burasıda bembeyaz bi deniz olmuş zaten.
9: sivas cumhuriyet üniversitesini gezmek istiyorsanız sivas ta mutlaka arkadaşınız olmalı
İlk günü değerlendirecek olursak eski bi üni olduğu da göz önüne alırsak samsun 100 kat daha iyi :):) yarin şehir merkezini gezmeyi planlıyorum bakalım neler yasayacaz neler gorecez .
saygılarımla :):):)
snorlax
kendi kendime uyanma yetimi bir miktar kaybettim sanıyorken bugün bunu yaşadım. alarmım sözde kaldı kısa bir süre için bile olsa. bazen gerçekten her şeyi akışına bırakmak gerekiyor galiba. gününüz güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın...
Sunset✔
hava buz gibi ya. onca zamanın ardından bugün bir dışarı çıkıyım dedim ah keşke demez olaydım en fazla 5 dakika durmuşumdur yüzümün bir tarafı felç geçirdi resmen 😔bu ne soğuk ya. ağız tadıyla dışarıda çıkamıyoruz😒🙅
snorlax
birçok mevsim geçti. rüzgarda yol alan bulutlar gibiydim uzunca bir süre. güneş ile kucaklaşmam nadirdi. bugün kütüphanede boynumun ağrımaya başladığını fark edip başımı kaldırdığımda karşımda oturan kıza ilişti gözüm. muhtemelen birinci ya da ikinci sınıfta. önümde duran kağıt yığınının içerisinde boş yerler bulup bir şeyler karalamaya başladım sonrasında dalıp. bir an özlem duygusu ağır bastı. anılara, şehirlere veyahut da insanlara değil kendime duydum bu özlemi, o zamanki snorlax' a. kavuşulabilir bir özlem mi bu? cevap bulamıyorum. bir dünya haritasını alıp gözlerim kapalı bir yer seçmek ve yola çıkmak isteği hakim bir süredir. tam olarak hislerimin somutlaşmış hali bu düşünce. şuraya bir şarkı iliştireyim. joca stefanovic- moje pravilo. yeniden evet... yaklaşık iki haftadır solunum testinin düşük çıkmasından dolayı ilaç kullanıyorum. etkisini gösterdi sayılır ama yine de zorlandığım oluyor gün içerisinde. buna rağmen şu şarkının başlangıçtaki müziğini tekrara alıp bu soğuk havalarda koşmak istiyorum. çok saçma geliyor mantıklı düşününce ama dağ bayır aşıp koşmak, yürümek belki daha iyi hissetmemi sağlardı. ya da küçük bir pokémon iken yaptığım gibi ağaçları, toprağı incelemek, onlarla vakit geçirmek... kafamdaki bütün o karmaşa oluşturan düşüncelerden kurtulurdum belli bir süre.. geceniz bir bardak ırahan şerbeti gibi güzel geçsin dedikodu meclisi. esen kalın...
Zeze
1 ay kadar önce sınıf tekrarı yapan 1.sınıf bir öğrenciyle derse başladık. harfleri tam okuyamıyordu, karıştırıyordu. çünkü %40 zeka geriliği olan bir öğrenci. anlattıklarına göre kolay kolay kimseyi de sevmiyormuş, dinlemiyormuş. İlk dersten çok iyi bi enerji yakaladık. bugün geldiğimiz nokta beni çok şaşırttı. başlarında duran görevli hevesle çalıştığını söyledi. dersimizde de bir kitabı okudu. mutluluktan ağlayacaktım ya. ben yanına gideceğim diye, beni sevdiği için çalışıyormuş 🙈 bu dünyada, buraya ait çocuklardan daha sevilesi bi şey tanımıyorum. ben böyle bir içtenlik, böyle bir sevgi bilmiyorum. haftaya elimde olmayan sebeplerden dolayı dersleri sonlandırmak zorundayım çok üzülüyorum ya. tam bi şeyleri beraber başarmaya başlamışken yarım kalacak, üstelik çok üzülecek... 😔
Ümid Gurbanov
tolstoy, bugün, yani 20 kasım 1910 yılında hayata gözlerini yummuştur. bu vesileyle, yazarın ölümünden 1 yıl öncesine ait bu ses kaydını tekrar hatırlatarak onu anmış olayım. https://twitter.com/umidgurbanov/status/1056220097...
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? vize çalışmalarınız daha yeni başlamışken sizde mi şimdiden bıktınız sayfalarca kitaplardan, fotokopilerden. hani diyorlar ya eğer düzenli çalışırsan konular birikmez, vize dönemi rahat edersin diye. bana kalırsa koca bir yalan bu. yine aynı saatlerde çalışıyorsunuz her şeye. çünkü insanın içine işlemiş bir defa vize-final dönemi çalışmak. benim de yarın başlıyor vizelerim. İlk sınav sadece 50'şer puanlık 2 klasik sorunun olduğu babaların babası gibi bir sınav. haftalarca işlenen derslerden, anlatılan onca şeyden sadece 2 şeyi sormak öğrencinin öğrenme seviyesini ne kadar doğru ölçebilir pek emin değilim buna. her ne kadar emin olmasam da not görüntülemede yazacak nottan emin olduğum için düşünceleri bir kenara bırakıp çalışmak gerekiyor. ne çok çalışma muhabbeti yaptım yahu. zaten herkesin kafası derslerle dolmuş. ben başka şeyler de anlatayım. havalar ne de güzel değil mi bu sıralar. aşırı dondurucu soğuklar olmasa da kar maskemi giyebildiğim soğuklar var. ve bu beni ziyadesiyle mutlu yapıyor. normalde sıcakları seven birisiydim eskiden. temmuz ayları en sevdiklerimdi. ama yaşlandıkça daha çok soğuğu sevmeye başladım. hatta bu konudaki ilkem de şu, "soğuğun her yerde çaresi vardır ama sıcağın her yerde çaresi yoktur". soğuk hem insanın içini ferahlatıyor hem zihnini sakinleştiriyor bence. yarimi her ne kadar üşümediğime inandıramasam da üşümüyorum bile. dün gece 3 saat yarimle beraber yürüdük atakum sokaklarında. bir yere gidip oturacaktık normalde ama yarimin yürüyelim demesiyle ben de dünden razı şekilde adım adım gezdik atakum sokaklarını. 2 gündür yurttan da pek çıkmadığım için pek iyi geldi o yürüyüş ama bana pek yetmedi. onun için bir kaç gündür kafamın içindeki bulanıklığı ona bağlıyorum. bugün kahvaltı hazırlarken bile unuttum neden orada olduğumu, sonradan hatırladım. bir de kahve eksikliğim var ki sormayın gitsin. vizelerden sonraki ilk işim bir gecemi bir termos kahveyle komple dışarıda geçirmek olacak. zira buna baya ihtiyacım var gibi. vizenin ilk gününden bu kadar yazdığım yetsin yahu. ben müslüm baba eşliğinde ders çalışmaya devam edeyim. hepinizin vizeleri soğuk bir rüzgar ferahlığında geçsin gençler. allah zihin açıklığı versin... :)
snorlax
şimdiye kadarki en güzel armağanı bugün almış bulunmaktayım. İsim bulma konusunda yeni bir eşyam da olmuş bulunmakta artık sdjklj tavlayı bir an bana unuturmuş olman da ayrı bir konu 😂yine gel bizim kız 💐 💐
E.Ç.
bugün bir devrimcinin fiziki olarak aramızdan ayrılışının 80.yıl dönümü saygıyla..
ikizler
gecenin geç sayılabilecek bir saatinde kütüphaneden çıkıp aheste aheste adımlarla ziraat fakültesinin önündeki e1 durağına doğru yürüyorum. yine en sevdiğim havalardan biri var bu gece. ceket giymesen üşünecek, ceket giysen tam gelecek hafif esen, soğuğa yakın serin bir hava. hani bir önceki yazımda bahsetmiştim ya balkonumu özledim diye. İşte tam oradaki gibi. bilmiyorum kaçınız gece 11 den sonra kampüsün içinde dolaştınız gönlünüzce ama size tek diyebileceğim. okul hayatınız bitmeden kampüsün 23 ile 06 saatleri arasındaki o havasını da içinize çekmeniz gerektiği. özellikle yaşam merkezi çevresi öyle tuhaf geliyor ki bana. gündüz milletin yemek için oluşturduğu kuyruklar, derslere gitmek için yoğun bir akış içinde olan kalabalıklar, dolu dolu ring durakları sanki hiç yaşanmamış, hiç yokmuş gibi oluyor. sanırım kütüphaneden geç çıkmamın dersten başka bir sebebi de kampüsün gece halini sevmem. şöyle bir göz gezdiriyorum da. keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı da gösterebilseydim size. bir gün getirirsem o güne nasip olur inşallah. bugün kütüphaneye bir arkadaşımla gittim. oturduğumuz masada elektrik olmayınca ben de elektrik olan bir masaya geçtim. ders çalışamam için iki şeye ihtiyacım var benim. biri notlarımı yazacağım bilgisayarım, ikincisi ders çalışırken müslüm baba veya eda baba dinleyeceğim kulaklığım. bu ikisi olmadan ders çalışamıyorum. baya esaslı konular çalıştım bugün. tamamen anlamaya çalışmadım. genel hatları ile anlayıp 6 sayfalık bir not çıkardım. bu notu yayayım da diğer gençler de bilgiye güzel bir şekilde ulaşabilsin değil mi. bir de imzamı çok sevdiğim için her yaptığım şeye atıyorum imzamı. çıkardığım notlara bile. vektör haline getirdiğim imzam her yere uyuyor zaten kolayca. bu güzel gecede ne çok ders muhabbeti yaptım değil mi. e1 yerine t1 geldi. ona binip gideyim bari. hepinize mutlu geceler dostlarım. gecenin tatlı serinliği kadar güzel bir gönül ile dalın rüyalara... :)
Pozitif İçerikler
📢 duyuru | sevgili takipçilerimiz;

farklı bir takım projeler içerisinde yer alacağımızdan dolayı bugün itibariyle hesabımızı satışa çıkarmış bulunmaktayız. İlgilenenlerin dm yoluyla iletişime geçmelerini rica ederiz.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)