Ghost Rider
şoook şoook şoook dedikodu popülaritesi ni mi yiiitttiiiriyorrrr muu!
uzun zamandır bir durgunluk var. sadece stolklayıp çıkıyor yazmaya mı üşeniyorlar acaba. yada başka birşeyler oldu kullanmayı mı bıraktılar ki. yada anonim olmaya aşırı derecede alışık olan toplumumuz artık kendini rahatsız mı hissediyor 🤔🤔 eski günleri özlüyor insan
Gamsız Baykuş
arkadaşlar çok mutluyum. ama nasıl mutluyum bir bilseniz. çok uzuun bir zamandır böyle güzel mutlu olmamıştım. deli gibi eğlendim. sürecin başı da çok heyecanlıydı. şimdi olaylar şöyle gelişti. mabel matiz'in bugün konseri vardı burada. ben de özellikle öyle kolaysa'yı çıkardığından beri bu adamı canlı dinlemek istiyordum. bu hayale bugün ulaşabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü bana kalırsa baya mucize gibi bir şey oldu. konser ilanını gördüğümde direkt saatine, bilet fiyatına bakmıştım zaten. sonra beni biraz aşar bu diye düşünüp bir kenara koydum bu fikri ama tamamen de vazgeçmiş değildi hâlâ. geçen haftalarda tekrar bakmıştım ve biletler tükenmişti. dedim başka zamana artık, vazgeçtim. zaten bilet kalmamış vazgeçmeyip ne yapacaktım değil mi? neyse ben mabel matiz'in facebook sayfasında bir duyuru gördüm iki gün önce. samsun konserine iki kişilik bilet hediye ediyorlarmış. dedim ya nasip bir şansımı deneyeyim. ama hiç ümidim olduğundan falan değil ha. bendeki de ne şans. hâlâ inanamıyorum o biletin bana çıktığına. bir yandan şeyi de düşünüyorum, lan fake mi acaba, mail geldi ama ya konser alanına gittiğimde böyle bir şey yok derlerse falan ben hâlâ böyle bir olayın başıma gelebileceğine inanmıyorum. ta ki konser mekanını kapısından girdim, o zaman inandım. sanki zaman mekan algılarım falan kapandı. ya diyorum nasıl olur ben buradayım şu an ve benim 24 saat öncesine kadar katılmak gibi bir düşünce aklıma gelmezdi. bilenler bilir mabel'e olan daha doğrusu şarkılarına olan hayranlığımı. hatta çok kez bu platformda sizlerle de paylaşmıştım bazı şarkılarını. konser çok güzel geçti benim adıma. bağıra bağıra eşlik ettim her şarkısına, bu yüzden yarın sesim bile kısılabilir. sabahtan beri zihnimin arka planında "fırtınadayım" şarkısı çalıyordu. girişi bu şarkıyla yapınca ayrı bie sevindim. olay aslında sadece konser meselesi de değil benim için. uzun zamandır, yani yaklaşık bu eğitim öğretim yılı başladığından beri üstümde bir ağırlık vardı. ya resmen canlandım şu etkinlikle. bana hiç bu kadar iyi geleceğini tahmin etmiyordum. belki de beklemediğim bir anda olduğu için bu kadar sevinmişimdir bilemiyorum. ama her açıdan çok güzel bir anı oldu benim için. giderim sakin sakin müzik dinlerim gelirim diye düşünürken deli gibi hareket ettiğim için kollarım, bacaklarım, her yerim ağrıyor. zaten boyum kısa diye ara sıra parmak uçlarıma yükselmek zorunda kaldım o da yordu. neyse ki önümdeki kız tüm konseri elindeki telefonuyla yüksekten çekti de onun telefonundan izleyebildim sahneyi(!) yani arkadaşlar okuyamadım durumumuz yoktu diyenler için özet geçeyim. eminim ki yukarısı çok karışık olmuştur ama hislerimi sizinle hemen paylaşmak istedim. mutlu oldum arkadaşlar. çok güzeldi be her şey benim adıma. dilerim ki sizin de benden daha çok mutlu olacağınız zamanlar olsun. hayatınızda böyle kısa da olsa güzel anlar olsun. seviyorum sizleri, kendinize iyi bakın. güzel geceleriniz olsun dedikodu ahalisi.
ricardoveritas
Gamsız Baykuş
ah samsun ah! bitirdin, tükettin beni.. bu şehir artık dar geliyor bana, hiçbir yere sığamıyorum artık. hem ruhsal hem fiziksel sağlığıma oldukça zarar verdiğini görüyorum şu zamanlarda. tebdilimekânda ferahlık vardır." derler ya hani işte tam olarak onun gerçekleşmesini iple çekiyorum diyebilirim. bu şehirden alabileceğim kadarını aldığımı düşünüyorum. hatta bunlar çok da güzel şeylerdi ama zaman işte, neler getireceği belli olmuyor. her şey gibi fikirler de değişiyor. geceniz güzel geçsin dedikodu ahalisi...
Fafatara
sevgililer günü olması sebebiyle arkadaşımla hadi iki yalnız oturup dedikodu yapalım dedik. önceden konuştuğum çocuk aklıma geldi. gıcıklık olsun diye gece 3 4 gibi kalkıp son görülmemi değiştiriyordum. sabah olunca tartışıyorduk sonra bir şekilde üste çıkıp trip atıyordum. sevgili de değiliz istediği tepkiyi veremiyordu. psikolojisini bozmuştum çocuğun. cahillik işte. böyle yaparak cehenneme vip üyelik kazandım.
ladylazarus
hayatını bok çukuruna çevirip orada debelenirken etrafındaki insanları suçlayan, hiçbir engeli olmadığı halde nasıl yaşamak istediğine ve bu yaşama kimleri dahil etmek istediğine karar veremeyecek kadar aptal olan insanları bir uçağa tıkıp ilk benim keşfetmiş olacağım bir adaya düşürmek istiyorum. cannibal holocaust !

yersiz öfkemin sebeplerinden biri de maus çizgi romanını hiçbir yerde bulamıyor oluşum. adını hiç duymadığım iki siteden sipariş ettim ve bir tanesi bir süre sonra siparişimi iptal etti. umarım diğerinden de aynı sonucu almam. şu yaşamdan tek isteğim bir çizgi roman fakat bulamıyorum ha ? bir de yılbaşında geekyapar' daki pickle rick figüründen istiyorum. dear santa !

yeniden örgüye sardım, kendime bir minnoşluk yapıp atkı öreceğim. bu şarkı da kendisine atkı örmemi bekleyen gelecekteki uzaylı sevgilime ve aptallara gelsin, iyi geceler dedikodu ailesi


Beginnerdoctor
acun'la şeyma boşanmış, dedikodu damarım tuttu
morfinaltkat
Zeze

İnsanlar, insanlar yerine artık sevecek başka şeyler arıyorlar, uzaktan sevecekleri şeyler. mesela köpek. köpeği ne kadar yakından tanıyabilirsin ki ? köpek sana seni sevdiğini nasıl anlatabilir ki ? köpeğin hergün yanında da olsa uzaktan seversin ve bu can yakıcı noktaya doğal olarak gelemez. çocukları seversin, hastanede ziyaret ettiklerini mesela. ne kadar yakından sevebilirsin ? çok severbilirsin ama yakından olmaz. ya da huzurevindeki yaşlıları, uzaktandır. İnsanlar uzaktan severse mutludurlar. ne zaman yakından sevmeye başladık, canımızın acısı hafiften hissedilmeye başlar. yani yakından sevmeler bitirir bizi. o yüzden hep mesafe insanı korur diye düşüneceğim galiba. saygılar sevgili dedikodu ☺️
ladylazarus
iyi akşamlar, ders kayıt sisteminin çıldırttığı dedikodu sakinleri.. ben de tertemiz delirdim. dördüncü sınıf derslerinden biri aniden (?!) bizim döneme alınmış, alttan da dersim olduğu için fazlalık ' bir ' kredi yüzünden derslerimden birini alamıyorum. ben de bir bay hyde yaratacağım kendimden, zamanı geldi.

bugün kardeşim sınıfından bir çocuğa olan aşkını anlattı dfjgndf aşkı tarif ediş biçimi sahiden çok yalın ve güzeldi : ' bak abla, biliyorum çok saçma, kendime de '' hayır, sen onu sevmiyorsun '' diyorum ama ne yaparsam yapayım aklımdan çıkaramıyorum. onu düşünmemeye çalışsam da beynimin içinde dönüp duruyor. ' ve sevgisine vücut buldurma biçimi daha da hoştu : ' ikimiz de çocuğuz biliyorum, bu yüzden zaten sevgili olmak istemiyorum ama çok yakın arkadaş olalım istiyorum. ' hikayenin dramatik kısmıysa bunları bana anlatıyor oluşuydu djfgdf. on üç yaşındaki bir çocuğa aşkın esasında ne olduğunu anlatma gafletinde bulunmadım elbette.

yine de bir abla öğüdü olarak, patronumuz tommy' nin de anısına şunu şuraya iliştirmeyi görev bilirim. güzel geceler


mistletoe🍃
bir zamanlar bu tür paylaşımlar epey revaçtaydı, bir ara r11 aşkları vardı, bir ara radyoyu bekleyen uykulu gözler vardı, vardı da vardı yani anlayacağınız acısıyla tatlısıyla bir omü dedikodu vardı dersiniz mezun olup gittiğinizde 😇
anonim
3 ya da 3.15 civarı yani biraz önce😄 markete eti karam almaya gelen çocuk😄 o kadınla çocuğun peşinden gidip onları geri döndürdün ya ne diyim🙈 senin gibiler kaldı mı bu devirde ya🙈 eğer bunu okuyosan akşam 17.30' a kadar burdayım😄 yarın da hatta aynı yerdeyim😄 lütfen tanışalım. gerçeken çok ince düşünüyosun. o hareketinle beni baya etkiledin haberin olsun😊
Guvenvermiyordemissin
nasılsınız dedikodu ailesi gece açılan yayınları gönderi altı sohbetleri amaçsızca mesajlar kısmında açtığımız grupları özledim nasılsınız
Ghost Rider
İnsanları yaftalamaktan vazgeçin artık. son günlerde ciddi manada daral geldi burda bana arkadaşlar. bilmiyorum burda çoğumuz keyfe keder takılıyoruz. birbirimizi incitmeden kırmadan şakalaşıyoruz diye düşünüyorum. kimse kimseyi sevmek zorunda değil elbette. ama karşınızdaki insana azcıkta olsa saygı gmsterin rica ediyorum. sorf burdaki muhabbetimden ötürü ben aylar önce sevdiğim işimden atıldım. çok üzüldüm ama nasip dedim. sesim çıkmadı. burdaki ortamı sevdiğim için hala burda birşeyler yazmaya, elimden geliyorsa yardım etmeye gayret gösterdim. motorcu olmaktan zevk aldım ve alıyorum da. ailemden kuruş para almadan kendi üniversite masraflarımı karşılamak için yaz kış demeden kuryelik dahi yaptım. ama yoruldum. ya yaşlanıyorum söylenen sözler atılan laflar zoruma gidiyor yada çok kırılmaktan iyice kırılgan hale geldim. burada ilk defa bu kadar uzun bir yazı yazıyorum çünkü tak etti artık. profilimi silip atma safhasına kadar dayandırdı bazı insanlar beni. yine de burdaki güzel insanların hatrına ses etmedim. hiçbir zaman kimseye karşı edebimi dahi bozmadım bozmamda. İnsanlarda artık öyle bir yargı oluşmuş ki bu motorcu kesin serseridir. yanlış! yalan! İftira! serseri olan adam motorlu yada arabalı da serseri olur. altındaki araca göre veya tipine göre serseri olmaz apaçi olmaz. önyargılarınızı kırın lütfen. takıldığım için gerçekten rahatsız olan biri varsa bana söylesin, sınırımı aştığım zaman durmasını da bilirim evelallah ;) darılmam gücenmem. dedikodu ailesini cidden seviyorum. İyiki varsınız..
bayanogretmen
vay be mezun olalı 3 yılı geçmiş. omü dedikodu bile değişmiş. ne itiraflar paylaşılırdı. bizim zamanımızda bi başkaydı be omü. o günler geri gelsin isterdim.
orlito
selamlar omü dedikodu
burada hâlâ paylaşımlar yaparak sitenin aktif kalmasını sağlayan arkadaşlar var. aylar sonra girip baktım ki aynı 3-5 kişi devam etmekte. bu adamların ödüllendirilmesi gerek adoooo. saygılar iyi günler
Gamsız Baykuş
selamlar dedikodu ahalisi, bugün öğrendiğim bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum zira benim çok hoşuma gitti. eski zamanlarda varlıklı olan ailelerin evinin bir özelliğinden ve bunun nasıl kullanıldığından bahsedeceğim.

mutfak bölümü konağın giriş kısmında bulunuyormuş. mutfağın sokağa bakan tarafında küçük bir kapı var ve kapının arkasında ise fotoğrafta görülen bu dolap var. dediğim gibi ailelerin imkanı geniş olduğu için yemek çokça yapılıp buradan dağıtılıyormuş. sadece ev ahalisi için değil aynı zamanda yemeğe ihtiyacı olan kimseler için de. bu ihtiyaç sahibi herhangi biri, oraya gidip bu dolabın kapısını üç kere tıklatıyor ve boş kabını dolabın içine koyuyormuş. arka tarafta bunu duyanlar mutfak tarafındaki kapıyı açıp içindeki dolabı döndürerek oraya koyulan kabı alıyor ve o gün yapılan yemekten dolduruyormuş. sonra kapı tekrar tıklatılarak yemeğin hazır olduğu işaret ediliyormuş. karşı taraf ise dolabı kendine döndürerek yemeğini alıyormuş. bu şekilde de alan el veren eli görmemiş oluyormuş. gerçekten harika bir gelenekmiş ya.

neyse... zamanla bu dolap, birbirini seven gençler için haberleşme aracı olarak da kullanılmaya başlanmış. o aileden bir kızı seven oğlan, mektubunu oradaki dolaba koyup kıza ulaşmasını sağlıyor ve bu şekilde konuşuyorlarmış. bunu fark eden aile büyükleri de kıza "biz senin ne dolaplar çevirdiğini biliyoruz." diyerek onu uyarıyorlarmış. hal böyle olunca da bu deyim ortaya çıkmış işte. :)
Gamsız Baykuş
karar vermek benim için oldukça zor bir eylem. konunun ne olduğu pek fark etmiyor. bu durumu hiç sevmememe rağmen malesef kararsız biriyim. bir şeyi düşünmem gereken son âna kadar erteliyorum. aslında ne kadar ertelesem de yöntemim hep aynı oluyor. karar vereceğim zaman konuyla ilgili artı ve eksileri düşünürüm, daha da olmadı kağıda yazıp görürüm ve hangisi daha mantıklıysa onu seçerim. şimdiye kadar hep böyle yaptım. ama gel gelelim şu an karar vermem bir konuda ilginç bir biçimde "acaba kalbimin sesini mi dinlemeliyim?" tereddüdüne düşüyorum. bu beni daha da çıkmaza sokuyor. neden bu şüphe aklıma düştü bilemiyorum. kafamı karıştıran bir şey de okuduğum kitap. önceden okumuştum ama tavsiye üzerine tekrar okudum simyacı'yı. o da yarama tuz bastı resmen. beni bu kadar etkileyeceğini düşünmezdim. kitapta, baş karakterin kişisel menkıbesini ararken sürekli kalbinin sesini dinlemesinden ve bir şeyi gerçekten istediğinde evrenin onu gerçekleştirmesine yardımcı olduğundan bahsediyordu. sonra düşünmeye başladım, acaba gerçekten karşıma çıkan olaylar bu kararı vermem için miydi, diye. acaba karşıma çıkan fırsatları tepmiş miydim? farkına varamamış mıydım yaşadığım olayların bunun için olduğunu, beni yönlendirdiğini? allah'ım karar vermek gerçekten çok zor. bir sürü düşünce oluşuyor zihnimde. ya doğruyu seçemezsem, ya pişman olursam bu tercihten? uzayıp gidiyor bu sorular... birisi gelip bunu seçersen şöyle olur, diğerini seçersen şöyle şöyle olur dese ne güzel olurdu. ama kendi başımın çaresine bakmalıyım, bu benim hayatım! ben yine bildiğim yoldan şaşmayıp mantığımı tercih edeceğim sanırım. evet, evet. en iyisi bu gibi. umarım öyledir.

yazımı mabel matiz'in bu güzel şarkısıyla bitirmek istiyorum. güzel günleriniz olsun dedikodu ahalisi.


"kazdıkça büyüyor ah çukuru kalbimin
yaza yaza delindi satırı mektubun

kalmadım ben bana, kör düğüm bu canım
çözen yok, çözülsem bile
görecek mi gözüm"
umutsuzvakkka
10 saat önce mantıklı bir akıl istemiştim hepinize teşekkür ediyorum omü dedikodu ailesi ama ben yine bildiğimi okudum ve mesaj attım üstüne üstlük mavi tikimi de kapadım hani olur okurda cevap vermezse sinirlenmiyim diye hala kara kara düşünüyorum acaba okudu ve cevap vermedi mi yoksa okumadı mı 🤔 üstelik (adını vermeden yazıyorum) .... bey nasılsınız yazmıştım 😑 bu adam tam bir öküz diyorum işte neyse ben biraz daha kendimi yemeye devam ediyim bari saygılar sevgiler ✋🏻
Ghost Rider
dedikodu ahalisi temsili. rest in peace inşallah 👻
umutsuzvakkka
sevgili omü dedikodu ailesi size soruyorum;üç sene sonra yine karşılaştık ilk selam veren ve konuşan o oldu sonrasında engelimi kaldırdı ve ayrılırken de görüşürüz dedi.ama tam 2 haftadır yazmıyo sizce buluşmak için ben mi yazmalıyım yoksa beklemeli miyim ki ben onu kavga ettikten sonra üç sene sabırla bekledim.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)