karakutuu
bizim yurtta bir cocuk vardı sevmezdim kendisini ilk taşındık yurda benimle aynı bölümde okuduğunu öğrendim tebrik ettim oda bu bölümü istemiyordum çalışacağım seneye bir daha gireceğim felan diyor küçümsüyor bölümü sevmemiş yanlışlık yapmış istanbulda bilmem ne güzel okulunda okumuş söyle ingilizcesi varmış ütü getirmiş kendine gömleklerini utuluyor akşam 11 de uyuyor oda kapısı çarpıyorlarmış ayakkabılarını hergun boyuyor birgün biri üstüne biri basmış yanlışlıkla geri dönmüş temizlemiş o yüzden geç kalmış sövüyor basana nasil böyle bisey yapabilir diye kendi kendine konusuyor yani cocuk benim eziyet olarak gördüğüm bir ruh haline sahip bunu sahile çağırıyoruz ben ders çalışacağım siz bana engel oluyorsunuz diyor gülüp geçiyoruz neyse 1. donem sonu geldi notlarına bir bakayım dedim (ben ders çalışmam son güne bırakırım daha önce anlatmışımdır )bu cocugu bölüm birincisi diye hayal ediyorum notları benden kötü sınava girdi polislik gardiyanlık lise kpss işte üniversite hepsi başarısız yani bu kadar çalışma konuşma artistlik bu hava noldu bide not felan da vermiyor çakal sadete gelelim geçen karşılaştık bununla hayattan hic ders almamış yine yükseklerden uçuyor böyle samimiyetsiz bir merhaba dedi napıyorsun felan zamanım yoktu sonra ararım dedim konuşuruz .
matricariachamomilla
herkes duanın kendini ilgilendiren kısmında amin diyor.
karakutuu
abim üniversiteden eve ziyarete geldi . konuşurken konu kızlardan açıldı. bana oğlum unide doğru düzgün kız kalmamış güzel kızları lisede kapmışlar benim kadar geç kalma okuldan bi kız seç elinde büyüsün dedi. normalde söz dinleyen bir insan değilim ama okula geldim etrafa baktım tek tek tüm kızları kestim sonra sınıftan bir kız dikkatimi çekti güzeldi ama okulun favori kızı değildi hic havası yoktu. hareketleri tavırları mimikleri izledikce hoşuma gitmeye başladı.daha önce bu gözle ona hic bakmamıştım kız ona sürekli baktığımı farketti ne bakıyorsun felan diye sormaya başladı rahatsız oldu bende bakmak da mi yasak gibi basit bir bahane uydurdum uzun bir süre böyle devam etti. kız nerde ben ordayım sürekli peşindeyim rahatsız etmiyorum ama rahat da bırakmıyorum 1 sene böyle geçti sonra oda bana bakmaya başladı. bakisiyorduk. eğer biriyle göz göze bakismaya başladıysanız gemileri yakmışsınız demektir. sonra konuşmalarımız daha düzeyli hale geldi sonra konuşmadan edemez olduk sonra yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmemeye başladı ama bu süre içerisinde ikimiz de birbirimize aşk sevgi kelimelerini kullanmadık ben ona söylemeye korkuyorum ya benden uzaklaşırsa diye oda bana söylemeye korkuyor ara ara birbirimizi yokluyoruz. noldu dersanede teklif eden biri varmış çıkıyor musun diyorum oda bana şu kız seni seviyormuş felan diyor ikimizin gözü de başkasını görmüyor ama arkadaşız. bu şekilde de 1 denemiş geçti sonra okul bitti ve ben samsunu kazandım . samsuna gelip kayıt yaptırdım ama aklım onda kaldı 1 hafta sonra dönüp onu üniversitede buldum beni karşısında görünce şaşırdı kaldı olduğu yerde yaklaşıp seni özledim dedim sonra iki haftaya bir yanına gitmeye başladım gidiyordum buluşuyorduk elini bile tutmadan geri dönüyordum . aşkım canım sevgilim gibi kelimeleri kullanmıyorduk ve seni seviyorum dememiştim oda bana dememişti . 2 sene de bu şekilde geçti 2 sene içinde elini tutmadım sarilmadim ve yanağından bile öpmedim . sonra 22 11 2010 da ona seni seviyorum dedim . oda biliyorum bende seni seviyorum dedi ve nihayet sevgili olduk . sonra 2 sene de bu şekilde geçti . sonra da evlendik . uzun lafın kısası 22 kasım bizim için çok önemli bir gün kutlamak istiyorum ama onca seneler o kadar çok şey yaptım ki sevgililer günü doğum günü yıldönümleri evlilik yıldönümü farklı bir görüş alma zamanı geldi
thor
yokluğunun nedeni alfasilindir canım. antibiyotikler ve saattler ne kadar dakiktirler içmesem olmaz. yokluğunun tünelinden dört gün dört gece geçtim. rüyalarımda yanımdaydın, hep seni içtim. kaç şehir geçtim ama olmuyor. sigaram da seni istiyor annem nerde diyor. ağlıyorum sesli sesli hem de çok sesli. #ahmetkaya
omuluarkadas
bi gün şu fotokopi mevzusu yüzünden birine dalıcam.. bu ne yaa öğrenciyi kazıklama çabası.! fotokopi her yerde 25krs adam siz kaça cektirirsiniz diye ağzımızı arıyor. biz bilmiyoruz size soruyoruz dedik size 35 e çekerim diyor o da indirimli fiyati bak!! piyasayı bildiğimizi söyleyince bozuldu bide laf söyledi. yaşlı başlı demicem bi gün böyleleri elimde kalcak. hem kazıkci hem terbiyesiz.!
karakutuu
yarış dışında olmayı her ortamda sağlıyorum. maratona çıkartsalar kenara gelip çekirdek çitlerim . rekabetçi yapım yok küçükken hadi bakalım kim daha fazla yiyecek diye gaza getirmeye çalışanlara kim yerse yesin ben yavaş yiyeceğim derdim. büyüdüm okulda aynı şekilde sırf bu yüzden çoğu derste kötü not aldım . mesela ben hiç takdir alamadım diye üzülmedim sınıfta 3 tane dordum var diye ağlayan kızlar vardı. ve bunu her yerde her insana her türlü kişiye uyguladım. isyerinde patron bir şekilde beni merkezdeki bir mühendisle karşılaştırdi o söyle o böyle yapıyor diye beni yine rekabet içine sokup ekstra çalıştırmaya yüksek verim almaya çalıştı. bende hayırlı olsun abi böyle eleman bulunmaz maaşına zam yapın dedim. seni anlamıyorum diyor. bu benim gizli sırrım düşünün elinizde bir araç var var park halinde hiç çalışmıyor mesela katetmiyor motor özelliklerini bilmiyorsunuz hicbir yarışa sokamadınız. ferrari mi geçer yoksa bu araç mi desem bir fikriniz olmaz kıyaslama yapamazsanız kalitesini anlayamazsınız değer biçemezsiniz. bu anlamsızlık benim hayatıma yön veriyor bu bilinmezlik beni çekici kılıyor kimseye karismadigim kimseyle yarismadigim için hep seviliyorum. bunun için bir kontrol mekanizmanız olması ve düşmemeniz lazım. ve unutmayın sürekli blof yapsanız bile arada sağlam elinizin olması lazım .
karakutuu
okulu uzatmayla alakalı bisey okudum. yorum yazacaktım sonra bu yorumu herkes okumalı diye buraya yazmak istedim. ben 2 sene uzattım okulu bizim sınıfta bi dallama vardı o mezun oldu 4. senede çalışkan zeki biri canlanmasın gözünüzde yalakanın önde gideni milliyetçi hocaya türk bayrağı hediye eder müptezele hap bulur sarhoşa şarap getirir kopyanın anasını ağlatır kimse görmez böyle bir orman çocuğu. neyse bu 2 sene boyunca bizi rahat bırakmadı geliyor bitmedi mi diye soruyor yok ben o dersi ilk sene verdim diyor parlementi gözümüze sokuyor böyle beni dövün diye yalvarıyor resmen neyse okulu bitirdim ise başladım 4 ay sonra da bulunduğum yerde işletme müdürü oldum altıma bi araç çektiler ev kiramı verdiler yemek içmek onlardan aldığım maaş da çabası telefonum bile şirketten faturasını onlar ödüyor. samsunda bir danışmanlık şirketinden görüşmeye geleceklermiş aradılar gelebilir miyiz dediler gelin dedim. oturdum odama çay içiyorum gazete okuyorum mynet haberler felan bunlar geldiler kapıda güvenlik karşılamış beni aradı müdürüm gelenler var diye gelsinler dedim odaya girdiler bi baktım bizim dallama beni görünce cocuk şok oldu yüzünün aldığı ifadeyi görmeniz lazımdı bi kamera olsa da kaydetsem dediğim bir andı.
karakutuu
part 2 //
neyse gidiyoruz son hiz otogar sapağından otogara 30 sn de felan geldik heralde sağol felan dedim teşekkür ettim adam benle birlikte otogara gidiyoruz abi siz zahmet etmeyin ben giderim dedimse de yok gittiyse yakalariz diyor bende inşallah gitmemiştir yoksa bu adam beni öldürecek kaza yapacağız diye içimden dua ediyorum . gittik otobüs yok çıkmışlar bu abi sinirlendi orda ofisteki adamlara bağırdı çağırdı öğrenci bırakılır mi kardeşim niye aramiyorsunuz felan adamlar da biletinizi geri iade ederiz dediler bende işin sonu nereye varacak diye düşünüyorum tamam mi deyim devam mi sonraki durak karaambar kamyoncular derneği heralde neyse hadi dedi yakalariz kosa kosa döndük kamyona bindik ben hemen kemeri bağladım bir elim de kapı üstündeki tutacakta kaza olursa sıkı duruyum diyorum adam basıyor basıyor durmuyor abi yavaş boşver gitsin ben geri dönerim diyorum yok sigara çekiyor basıyor bende aradım şöförü az yavaş gidin geliyoruz dedim havzaya yakın otobüsü yolda yakaladık indik beraber abi sağol hakkını helal et dedim paran var mı diye sordu bende var dedik 50 tl çıkarttı yolda bi çorba içersin kardeşim beni varınca ara dedi zaten 20 gidiş 20 geliş 40 tl bilet alıyordum neyse bindik muavin soruyor abi kimdi bu valla dedim tanımıyorum otostopla bindim kırıkkaleye inince mesaj attım abi geldim merak etme diye oda tamam samsuna gelince beni ara buluşalım dedi daha da aramadım buda böyle bir anımdı işte
King
öğretim görevlilerini 1 milyon tl harcayıp uzakdoğuya tatile öhööm konferansa gönderen üni yönetimi hukuk fakültesi için bina yapacak paramız yok yer olmadığı için taşıyamıyoruz diyor ve öğrencileri kazma çarşamba ortamına mahkum ediyor.
Mona lisa
spinoza " kimseyle alay etme, acıma, küçümseme, sadece anla " diye bir cümle kuruyor ve f. pessoa günün birinde şöyle diyor ;
“ kimseyle alay etme, asla kimseyi küçük düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir !"
Fafatara
yurda geldiğimden beri yatıyorum. acaba nasıl yürüyorduk? evet unutmuş olabilirim. ayrıca yurda geldiğim için hiç geçmeyen açlık hissim de başlamış oldu. keşke diyor iç sesim o hazırladığın kahvaltılarda daha çok yemek yiyeydin.
👑 Ef.
karşı dairede iki küçük kız var. büyüğü banyoda sürekli şarkı söylüyor, denk geldiğimde uyardım utandı, sanırım kardeşini de o uyarmış karşı komşuya ses gidiyor bağırma diye:d küçük olan bugün banyoda karşı komşuuuuu diye bağırıyordu, banyodaydım ben de, ne vaaar diye karşılık verdim. aaaa merhaba diyor delircem shhdhdjkd
ingrossotr
"anadal danışmanı bulunamadı" diyor ders seçilmiyor lanet olsun
dakoh
o değil de ben arkasından en ufak kötü şey söylemedim beni ne biçim durumlara sokanların ya, kör şeytan diyor ne varsa dök eteğindeki ama yooo, herkesçe sevilen insanların böyle şeyler yaptığının söylenmesi yalnızca karalama çabası sayılacaktır. ben de bu sigarayı nah bırakırım
Fafatara
kardeşimle biraz uğraşayım dedim. " yaa sen bana hangi hakla dokunursun ben mühendisim" diyor. kuzenim de hukuk kazanmış annesi boşanma davalarına iyi çalış diyor. herkeste bir heyecan. 😂😂 çok güzel bir ortam var oturdum izliyorum sadece.
ikarus✨
sunum yapacağım salonda projeksiyonun kumandası çalışmıyor, bilgisayar salonun diğer ucunda, görevliye durumu anlattım, kumanda çalışmıyor, sunumu uzaktan ilerletemiyorum, bir çözüm bulabilir miyiz diyorum, bilgisayardan ilerletmeyi denediniz mi, klavyeden de ilerliyor biliyo musunuz diyor. vallahi bravo abicim, ben bunu nasıl düşünemedim. yalnız aynı anda hem sunum perdesinin önünde hem de salonun diğer köşesindeki bilgisayarın başında olmam zor olacak ama senin canın sağ olsun...
kelebeketkisi
allahım herşey benim başıma mı gelir ya. İnsanlar sanki sabrımı deniyor. dün akşam bilet aldım samsun'a gitmek için. metrodan (mecburi olarak çünkü başka firma yok!!!) ve bilet sadece kalemle yazıldı kaşe basıldı. bende ne olur ne olmaz diye int baktım. bie baktım ki erkek yeri görünüyor yanı da dolu üstelik erkek olarak..adamı aradım güzel güzel anlatıyorum he. bakın diyorum internetten bilet yerime baktım erkek görünüyor yanıda dolu. sorun çıkmasın diyorum bana diyor ki nasıl görüyorsunuz erkek olduğunu. diyorum her zaman görünüyor zaten. bana gene diyor siz bilmiyorsunuz.bağırmaya falan başladı telefonu kapattı. benim sinirler tavan tabi..dedim sen görürsün. kontrol etmek için, bende müsteri hizmetlerini aradım. dedi adınıza bilet yok..adamı geri aradım dedim sen ne diye kapatıyorsun telefonu..birşey anlatıyorum dinlemek zorundasın.birde diyor mubarek ayda sinirlendirmeye mi aradın..lan adıma bilet yok diyorum gerizekalı ya. salak birde telefon kapandı ben kapatrmadım diyo. dedim adıma bilet yok müsteri hizmetleri öyle dedi. burda boş görünüyor koltuklar diyor sen nerden görüyorsun erkek oldugunu..delirecem ya.. geri yine kapattı. ne var ne yok her yeri aradım..ilk defa birini bu kadar çok şikayet etmek istedim yani...hala yazarken bile sinirleniyorum 😠😡sonra geri arıyorlar sorun neydi falan diye. şunu baştan doğru düzgün konuşsalardı nalet insanlar
bimecnun
jean valjean kurgusal bir karakter ve victor hugo'nun 1862 romanı sefiller'in baş kahramanıdır. ve bunu sefiller kitabını okuyanlar iyi bilir.bu zatı muhterem aç kalan yegenleri ölmesin diye bir ekmek çalar ve hapse düşüp 19 yıl kürek mahkumu olur .böylece olaylar başlar .roman biterken insan düşünüyor bu doğru yoldan ayrılmayan adamın yaptığı iylikleri söylememesi neden? romanın sonunda o da açıklanıyor ve iyilikler diyor karşılığını bu dünyada bekliyerek yaptığım şeyler değil diyor.gerçekten de öyle yani insan iyilik yapıyorsa içinden geldiği için yapmalı tabii bu içine konulmuşsa ama bu günümüzde de oluyor mu yani mesela tamam ekmek çalanlar o kadar uzun süre hapse atılmıyor ama iyilik yapanlar bunu söylemiyor mu veya bir yerlerde paylaşmıyor mu ? veya iyilik yapanlar gerçekten iyi olarak mı görülüyor yoksa enayi yerine mi konuluyor? düşündürücü .en iyisi iyilik yapmak ama karşılığını bu dünyada beklemeden mesela kimse göremesede yaralı bir kediye bakmak gibi veya sırf sokakta ihtiyacı var diye düşündüğün insana cebinde ki son 10 tl yi vermek gibi , velev ki o insan dilenciliği meslek edinmiş olsa bile . sonuçta elimizde temiz kalan pek az şey kaldı iyi ve adaletli olmak gibi .
Fafatara
sabah anneme fotoğraf atıp 'bak çok tatlıyım dimi' dedim. göremiyorum dedi. ama görüldü oldu diyorum. ben tatlı bir şey görmüyorum diyor. bir de anneler çocuklarını hep güzel görür derler. diğer anneler allahım iyi ki seni bana vermiş diye dua eder benim annem ben ne günah işledim de allah seni bana verdi diye yıllardır hayatı sorguluyor. neyse tatlı olan olmayan herkese günaydın.
Fafatara
birlikteyken hiçbir şey yapmadığımızda bile sırf o yanımda diye mutlu olduğum insan diyor ki: ben köye gelmiycem ya canım sıkılıyo ordaaa. sonra ağzına kürekle vururum deyince ben suçlu oluyorum.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)