ikarus✨
bulaşık makinesini boşaltırken bıçağı dik bir şekilde ayağıma düşürdüm. yani bunun dünya üzerinde olma ihtimali nedir bilmiyorum ama benim o ihtimalin içinde olduğum kesin. nerde böyle abzürd bir ihtimal varsa kesinlikle benim başıma gelir zaten. çocukken de yemek yerken sandalyeden düştüğümde elimdeki çatal havaya fırlayıp sonra koluma saplanmıştı. ben bu olanları fizik kurallarıyla açıklayamıyorum kesinlikle. İlginç.
nar
niye her seferinde aynı şey oluyor ya 🤦🏻‍♀️ gençler ayarlamış olduğum ev iptal oldu ve ben samsuna geldiğimde baya baya yine kalacak yerim yok suan bana acilinden bi yer önerin lütfen apart olur yurt olur bir kaç gün kalabileceğimiz güvenilir bir yer plz. :(
ikarus✨
bana bi tane asistan şart. para veremem ama, yok çünkü. yol + yemek karşılarım. sigorta da yok tabi doğal olarak. arada sırada bana"hadi aslanım benim, sen yaparsın" diye gaz verecek. "kimler kimler neler başardı sen mi yapmayacaksın" diye beni yükseltecek, gerektiği anlarda araba kullanabilecek, stresli olduğum anlarda stresimi yönetmeme yardım edebilecek, haftalık programımı kontrol edebilecek, ufak tefek angarya kağıt işleriyle ilgilenebilecek, aradığımda telefonu açacak ve yazdığım mesaja en geç 15 dk içinde geri dönüş yapabilecek ... karşılık olarak sadece sonsuz sevgi ve saygı görebilir, pamuk gibi davranırım, şuan elimden başka bir şey gelmez çünkü. müracaatlar omü dedikodahsjdkdksö şaka şaka :(((((((
Fafatara
bugün hasta olduğum için okula gitmedim. sonradan öğrendim ki hoca da hasta olmuş dersi iptal etmiş. sabahtan beri hasta ve yarı mutlu şekilde yatıyorum. yaptığım tek farklı şey sağa yatarken dönüp sola yatmak. o da burnumdan dolayı bir taraf tıkandığında diğer tarafa geçiyorum. olsun yine de mutluyum. hocanın dersi iptal etmesine de çok şaşırıyorum. o kadar boş konuşuyor ki derste konuyu anlatmak yerine başka her şeyi anlatıp dersi bitiriyor.o yüzden sadece öksürerek bile ders anlatabileceğini düşünmüştüm. kesin çok hasta olmuş. kusura bakmasın ama hiç üzülemiyorum.
👑 Ef.
slm tokata dönüyorum, muavinle kanki olduk yolculuk başlamadan kahvemi aldım. ama dertli mıknatısı olduğum için kafamı ara sıra sallayıp evet evet cık cık cık diyerek muavinin çalkantılı aşk hayatını dinliyorum şu an.
Nurella
sitede samsun'da bulunmayan tek kişi ben olduğum için anlayamıyorum sizi:(( konulara çok alman kalıyorum..seri üzgün
👑 Ef.
yeni kayıtlar toplanın üniversitede nasıl hayatta kalınır kampı yapcam size. ama iktisatçı olduğum için bedava yapamıyorum kb 1 paket malbuşunuzu alırım
hipokratinyegeni
herkes sitede bir reklamdan bahsediyor ama ben reklam falan görmedim. belki de kronik bir adblocker kullanıcısı olduğum içindir. yeri gelmişken bura aracılığıyla internetten kazanacakları 3 kuruşa engel olduğum tüm adminlerden özür diliyorum...
themuallim
yâr yine bana haram tatiller... düz yolda yürürken bir insan aşil tendonundan sakatlanabilir mi? -tabi ben kobe bryant olduğum için- yahu arkadaş, kendimi keseceğim artık ya. voodoo bebeğimi mi yaptılar da işkence ediyorlar bana, nedir? anneme kalsa hep nazardanmış bunlar. bi okuyup üfleyin gözünüzü seveyim. ne şehittir ne gazi, bip yoluna gitti niyazi :/
mistletoe🍃
bir hikaye sözüm vardı buraya onu anlatayım hazır boş boş otururken... net hatirlamamakla birlikte iki ya da üç gün sonraya sunum hazırlamakta olduğum, saatlerdir pc başında çalıştığım bir geceydi. bir yerden sonra uykumu açmak amacıyla spotify listelerini karıştırıp rastgele bir şeyler dinlemeye başlamıştım. bir yandan sunuma devam ediyorum bir yandan sıkılmanın vermiş olduğu rahatsızlık sebebiyle aklıma alakasız şeyler üşüşüyor. aylardır konuşmadığım ama çok özlediğim birinin bana bahsettiği bir şarkı geldi aklima ama ne adi ne melodisi hicbir ayrıntısı yok kafamda sadece bana o şarkıyı her dinlettiğinde söylediklerini hatirlayabiliyorum. nasıl yapsam nasil bulsam o şarkıyı diye düşünüp dururken aklıma bir yazışma esnasında sarkinin linkini attığı geldi. her seyi bir kenara bıraktım yazışmayi actim ama aslinda ne aradığımı çok da iyi bilmiyorum. neyse gidiyorum eskilere, daha eskileree derken dedim bununla neden uğraşıyorum ya ben ama aramaya devam bir yandan. taktım bir kere kafaya bulmadan rahat edemem. o arada şarkılar değişti sevmediğim melodiler duymaya başladım yazışmayi kurcalamayi bıraktım spotify da yeni bir liste aramaya koyuldum. yazışmayi didiklemeye sonra devam ederim dedim. ordan oraya, buradan şuraya derken alakasiz bir yerden alakasiz bir listede, alakasiz bir sarki açıp aramaya geri döndüm. ariyorum...ariyorum... o arada açtığım listede ikinci ya da üçüncü şarkı çalmaya başladı, melodiyi duydum ve şarkıyı tanıdığım anda önümdeki yazışmada da linki bulmuştum. bunun ihtimali nedir diye düşünüyor insan o anda. nasıl böyle bir tesadüf gerçekleşebilir? bu tür anların benim için tarif edemediğim bir hazzı var. garip şekilde mutlu ediyor hatta tatmin ediyor sanki bir şey başarmışım gibi. anlatmasını da yaşaması kadar keyifli buluyorum. dinlemesini de...
dorttebirhukukcu
2014 yılında henüz 18 yaşında koca bir çocukken çok sevdiğim bir hocamızın ' benim dörttebir hukukçularım' hitabından esinlenerek dörttebirhukukçu olarak bu mecraya giriş yaptım. yolu yarıladığımı sandığımda artık koca bir çocuk değil omuzlarındaki yükleri taşımakta zorlanan küçük bir kadındım. dörttebeşhukukçu olarak buraları terk etme umudunda olduğum şu sıralarda çok düşünüyorum.' - eee sen neler yapıyorsun?' sorusuna verilen ' - okuyorum cevabının ' içinde ne çok mücadele barındırdığını, 'sizin için çalışıyoruz, her şey sizin için, sizin için yaşıyoruz' edebiyatı yapan ailemin neden bir kere 'nasılsın, hiçbir şey senden kıymetli değil'demediğini, yalandan da olsa mezuniyet günümde tebrik beklediğim dayımın ' o cübbe asıl annenin hakkıydı' demesinin kendimi nasıl değersiz hissettirdiğini; lafa geldiğinde arkadaş gibi olduğumuzu iddia edip sadece bütün sıkıntılarını üstüme kusmakla yetinen, kocasının aynı zamanda benim babam olduğunu unutan anneme ne kadar kızgın olduğumu.... herkesin sorunlarla başa çıkabilme potansiyeli aynı değil, şu sıralar içinde bulunduğum psikoloji derdimin çok olmasından değil bunlarla başa çıkamamamdan;kızgınlıklarımı, kırgınlıklarımı ardımda bırakamamamdan... 7-8 yaşındayken annemin kardeşimi eve gelen misafirlere - işte bu benim umudum diye tanıtmasını unutamıyorum mesela, ne için söylediğini hatırlamasam da -senden umudu kestim dediği aklımda... bizim için ne kadar çabaladıklarını, sıfırdan başlayıp ne kadar çok yol aldıklarının farkındayım, hep farkındaydım, 'yok'tan hep anladım. dünyaya gelmeyi ben seçmedim bana bakmaya mecburlar demedim hep yaptıklarının karşılığını vermek için yaşadım, onları hayal kırıklığına uğratmak en büyük korkum oldu, kendi hayal kırıklıklarımı hep sineye çektim. köpek gibi hep bir aferin bekledim. keşke biraz bencil olabilseydim, bu kadar yıpranmaz, güçsüz kalmazdım, belki o zaman 'hiçbir şey benden değerli değil' diyebilirdim. çünkü bir zaman sonra buna kendini inandırmak çok zor oluyor. dönüp baktığınızda hayatınızın 23 yılını ne kadar saçma sapan bir şekilde harcadığınızı, halden anlayan çocuk olmanın omzunuzda koca bir yükle dolaşmak demek olduğunu fark ediyorsunuz... eğer aranızda anne baba olanınız varsa çocuklarınıza sizin projenizmiş gibi davranmayın, başarısız olduğunda nasıl fark ediyorsanız başarılı olduğunda da fark edin; onlar için yaptıklarınızı, vazgeçmek zorunda kaldıklarınızı nimet gibi yüzüne vurmayın ... telafisi güç olabiliyor. size olan siniri, kırgınlığı size olan sevgisini, sizi kırma ihtimalinin korkusunu aşamadığından siz farkına bile varmadan bu hayata ancak ilaçlarla katlanabilecek hale geliyor...
shaggy
herkese merhaba,

biraz başınızı ağrıtacağım kusuruma bakmayın lütfen.
anonim olarak yazmanın içini dökmenin en keyifli yerlerinden biriydi burası benim için. sıkıldıkça sevindikçe yazdım ama hayatımda hiç bu kadar zorlandığım bir dönem olmadı ve yaklaşık 3 yıl aradan sonra tekrar yazmak sizden yardım istemek istedim. özellikle kadın arkadaşlarımdan.
3 yıldır yürütmekte olduğum bir ilişkim vardı. gözümden sakınır gibi herkesten her şeyden sakındım.
hayatıma ilk defa birini almaya cesaret etmiştim. daha doğrusu bir anda girdi hayatıma , ben de onun hayatına o hızla girdim.
bir insan bir insanı ne kadar fazla sevebilirse o kadar sevdik bir birimizi. benim için kaldı geldi istanbula ülkesini bıraktı , ailesini bıraktı . benim yanıma geldi. ben de elimden ne geliyorsa yaptım kpss yi bıraktım işe girdim iki yıldır 7/24 çalışıyorum yıllık izin bile kullanmadan. maddi manevi ne varsa verdik birbirimize. nisan ayında evlilik teklifi etmek için yüzük bakarken subat ayında kıskançlık ve yanlış anlama uğruna , ağıza alınmayak küfürler ettim. tehdit ettim . daha doğrusu etmişim farkında değilim sonradan mesajlarımı okuyunca farkettim. ben bunları farkettiğimde her şey için çok geçti.
bitirmişti.
çok pişmanım çok utanıyorum.
yalvardım yakardım, evine gittim çiçekler aldım , salya sümük ağladım geri dönmedi.
son kez ayaküstü bir kere görüşmeye müsade etti ama ne kadar pişman olduğumu söylesemde benden geçti . herkes kendi yoluna dedi ve gitti.
hayatımda ondan daha çalışkan daha iyi niyetli daha açık sözlü ,istediğini bilen gurur naz yapmayan birini tanımadım.
şimdi onu kaybetmiş olmayı kabullenemiyorum.
allah aşkına bana bir şey söyleyin .
kurbanlar adadım sadakalar verdim. pişmanım çok pişmanım . onu kaybetmek istemiyorum .
ne yapacağımı şaşırdım . ölü gibi işe gidip geliyorum .
akıl verin lütfen bana çok ihtiyacım var buna.
Trash
4 yıldır içinde olduğum bu sektörde bir gün bile cebimde bozuk para olupta müşteriden bahşiş almak için bozuğum yok ayağı yapmadım. bu yüzden de şu hayatta en az bahşiş alan kuryelerden biri olmaya mahkumum galiba 🙄😁 olsun. gönülsüz iş yaptırıp arkamdan sövdürmekten iyidir 😎
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
Fafatara
hiçbir şey yapmadığım halde sürekli yorgunum. yorgun olduğum için de hiçbir şey yapasım gelmiyor. yapabileceğim en güzel şey ne diye düşünüyorum düşünüyorum. sonra diyorum ki keşke ölsem. ne güzel ölürüm lan ben. müthiş ölürüm. öleyim ben öleyim. çiçiliye can veren allah'um çek beni yukari.
Fafatara
birlikteyken hiçbir şey yapmadığımızda bile sırf o yanımda diye mutlu olduğum insan diyor ki: ben köye gelmiycem ya canım sıkılıyo ordaaa. sonra ağzına kürekle vururum deyince ben suçlu oluyorum.
👑Merry Andrew
ben sadece iyi bi insan olmak istiyorum. bu o kadar mı imkansız. her seferinde toparlıyorum, bir şeyler rayına oturuyor ve evet diyorum sonunda düzgün rutin sakin bir hayata geçtim ama tam her şey düzelmişken yine trajikomik olaylar yaşıyorum. ben neden hep huzursuz yaşamak zorundayım. bu neyin karması. benim hayatım neden böyle. neden legal bi hayat sürmekte zorlanıyorum.

yine saçma salak dertlerle uğraşıyorum ve artık kendi hayatımı da bıraktım bir kenara, arkadaşımın benim yaşadıklarımı yaşamaması için ne yaparım diye düşünüyorum. çaresizlik bataklığında çırpınıyor gibiyim. elimden hiçbir şey gelmiyor. çok fazla gerçekten çok çok fazla bir miktarda paraya ihtiyacım var ki battığımız bu boktan çıkalım. ama bu miktarda bir parayı bile bulmanın legal bi yolu yok. bu dertten kurtulmak için tekrar illegal şeyler geliyor aklıma ama bir dertten kurtulmak için başka bir derde batmak. bu kısır döngü yaratmaktan başka bir işe yaramıyor.

ben ne kadar iyi olmak için kendimi zorlarsam hayat o kadar kötüye sürüklüyor. ne kadar çırpınırsam o kadar dibe batıyorum. artık harikalar diyarı kafasında yaşayan küçücük dertcikler dışında sıkıntısı olmayan insanlara dokunamaz oldum. kaldı ki aklı başında kişilerle anlaşmakta artık sıkıntı çekiyorum ama bunun dışında olur da onlara dert bulaştırırım diye kimseye fazla yanaşamıyorum. gerçek anlamda arkadaşlık dostluk kolay şey değil zaten. bu son yaşadıklarımdan anladım ki iki insan asla güzel şeyler yaşayarak bir bağ kuramaz. bu arkadaşlık da olsa aşksal mevzular da olsa fark etmez. insanların bağlarının güçlenmesi için birlikte zorluklardan sıkıntılardan geçmesi gerekir. yoksa sevdiğini söylemek bile yalan gelir insana bi içi boş gelir anlamsızdır sanki bir şeyler eksiktir. insanların sevgisini anlamlı kılan şey fedakarlıktır, zorluklara karşı tek ruh olmaktır. sevgi sözcüklerinin içini pamuk şekerlerle dolduramazsın. o sözcükler kaybetme korkusuyla dolmalı ama öyle basit bir kaybetme değil, ölmesinden ya da öldürülmesinden korkmak, fedakarlığı uğruna başına daha fazla dert açmasından korkmak canının tehlikeye düşmesinden korkmak. o sevgi sözcüklerinin ardında kocaman güven dağları olmalı. bilmelisin ki o sana seviyorum dediğinde dolu dolu sevmek gibi seviyordur. söylediği her güzel sözde fedakarlıkları gelmeli aklına. yoksa yalan olur her şey. arkadaşlık dostluk ya da aşksal durumlar ne farkeder ki sıkılır insan eninde sonunda. oysa onu görmeden duramamalısın, onsuz hep bi eksik hissetmelisin. hayatta tanıdığımız bir şekilde bi şeyimiz olan o insanlar en dibe battığımızda ne kadar yanımızda olur, ne kadar endişelenir yoksa öylece hayatlarına devam mı ederler.

hayatta kötü giden onca şeyin arasındaki tek güzel şey birlikte "bir" olduğum yanında huzurlu ve güvende hissettiğim biri olması. galiba tek şanslı noktam o.
ucuncunesilsaglikci
geriye dönüp tekrar tekrar yaşamak isteyeceğim güzel anılar biriktirdiğim bir yıl oldu. hayatımın en mutlu olduğum zaman dilimini geride bırakıyorum yavaştan. ardından mislice kara gün getirecek olsa bile iyi ki yaşamışım 💙 iyiki sevmişim seni sevgili mavim 💙
ladylazarus
çizgi romanım sonunda geldi !!! artık huzur içinde ölebilirim. geldiğinden beri heyecanla kapağına bakıp sayfalarını karıştırıyorum. heyecandan başlayamadım bile djghd aşık olsam ancak bu kadar aşkla izleyebilirdim sanırım, sevgiliyi izler gibi izliyorum. umarım başına bir şey gelmez. önceki sahibi sayfalarına bir şeyler çiziktirmeyi de ihmal etmemiş. ikinci el kitapların da böyle bir güzelliği var, elinizdeki kitabın yaşadığını hissediyorsunuz. sizden önce de bir çift göz gezinmiş üzerinde, bir başkasının parmakları değmiş. bu tür şeyler duygulandırıyor beni, sonra da, nasıl satarsın ?! diye sahibine kızıyorum dsjgh

duygularım konusunda bir farkındalık sahibi olduğum günden beri, onları insanlardan saklamaya dahası sakınmaya özen gösteriyorum. zira çoğu insan başkalarını manen - çoğu kez de maddi olarak - sömürerek yaşamını parazit olarak sürdürmekten keyif alıyor. yalnız bir çocukluk geçirmenin artılarından olsa gerek, duygularımı insanlardan ziyade, gerçekten sevilmeye değer bulduğum diğer canlı varlıklara ve nesnelere vermeyi, kısaca ' doğru ' sevmeyi öğrendiğimi düşünüyorum. ben buna şefkat demeyi tercih ediyorum esasında. sevgi kavramı, gördüğüm, okuduğum ve yaşadığım şeylerden sonra bana çok vahşice geliyor. içinde bolca nefret barındırdığını görüyorum. nefret edebilmeyi dilediğiniz çoğu zaman yıkıcı olsa da, şefkat bambaşka bir duygu. yormuyor, kırmıyor, tüketmiyor. gülümseyip yaşamaya devam ediyorsunuz.

etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz derken cioran haklıydı. susmak gerekir, sahteliklerden iğrenip, elisabeth gibi, belki günlerce konuşmamak.. bununla birlikte bir miktar yanılıyordu, insan tüm dünyaya sırtını dönse de kendinden kaçamıyor. çoğu kez sustuklarımızdır celladımız. düşünceler bir araya gelip bir silahın silüetine bürünür, artık sadece ayna ve silah vardır. ve kelimeler çoğu kez yalnızca düşleyeni öldürür

babayorgun
2013 yılında omüyü kazanmıştım, bu 5 sene biter mi dedim, yabancı bi şehir, yabancı insanlar, tek başıma ne yaparım orda dedim, aradan zaman aktı okul bitti, meğer ben en güzel günlerimi, en iyi arkadaşlarımı samsunda kazanmışım, bir zamanlar yabancısı olduğum şehri şimdi özler oldum. herkesin dediği gibi üniversite en güzel günlerimiz ve yine herkesin yaptığı gibi ben bunu bitince anladım. yazacak o kadar şeyim varki, tüm yaşadıklarıma bi tebessüm bırakıyorum🙂

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)