momoli
radyo yayınları, canlı yayında şarkı söyleyememeler, mahur beste, ömürevleri simit park mezun olalı iki yıl olmuş ama hepsi dün gibi aklımda...
Fridakahlo
küçükken birlikte evcilik oynadığım arkadaşım evlendi. bugün çocuğu olduğunu da öğrendim. hatta çocuk doğmuş büyümüş kocaman olmuş. ve arkadaşım benden küçüktü. ve ben hala okuyorum 😂 şikayetçi değilim uzun bir süre evlenmeyi düşünmüyorum ama, millet mi bu kadar acele ediyor evlenmek için, biz mi okullarda ömrümüzü çürütüyoruz bilmiyorum. ama şunu biliyorum. evlenen ve cicim ayı denilen süre geçince hemen hemen herkeste keşke okusaydım, süreci başlıyor. ve bunun pişmanlığı ömür boyu sürüyor. en aşık insanlar bile okumadığına pişman. yani gençler doğru yoldayız okuyun okuyalım. memur olalım 😬😂
Nazliokulbirincisi
hava 150 derece olmuş gelip sarılan, konuşma esnasında nükteli bir cümlem mevcutsa ' ilahi sen de' minvalinde omuza, kola vurup yere düşürme olaylarını gerçekleştiren insanlar yüzünden hava 1800 derece oluyor bir anda. bu sıcaklarda böyle yakın olacak kadar birbirini seven insanlar saf sevgi ile bağlıdır birbirine. net!
casualman
eskiden yaptığım gibi şuraya azıcık sitem atayım içimi dökeyim. o kadar bıktım ki insanların sahte yaşamlarından ve sahte şeylerden mutlu olup gerçekten gram anlamamalarından boş şeylerle uğraşıp boş bir hayat yaşamalarından diyeceksiniz ki bundan sanane öyle olmuyor işte o iş bizde yaşıyoruz bu dünya da mesela iş hayatımdaki insanlar veya hoşlandığım bir kız illaki birileri sürekli çıkıyor karşıma ve zararını ben görüyorum. hayatta hiç bir zaman yok like takipci kısaca sosyal medya umrumda olmadı başka insanların seveceği şekilde resimler çekinmek başka insanların beğeneceği sözler yazmak başka insanların ilgisini çeken profiller vs vs ha bundan da sanane diyeceksiniz bunca sahtelik içinde insanlar gerçek benliklerini unutmuş ve ben onlara doğru olanla gerçek olanla yaklaştığımda resmen kaçıyorlar saçma bir şekilde. bir kaç örnekle açıklayım geçen bir kadınla tanıştım cidden güzel şeyler hissettim ona karşı sadece dürüst oldum veya başka bir amaç gütmeden kartları mı açık oynadım evime kadar geldi tek düşündüğüm sadece yanında olmak o anki sıkıntısını ona unutturmakdı 1 ay sonra felan başka birisi daha çıktı karşıma ona da gerçek olması gereken şekilde davrandım sonuç 2 sininde en son söylediği casual sen çok iyi birisin deyip konuşmayı kestiler. diğer bir örnek erkek arkadaşım oldu bebelerle samimi olmak güzel bir dostluk kurmak istedim ben ne kadar dürüst olup onlara iyi davrandıysam onlar da bir o kadar kullanmaya çalıştılar beni ve en kötüsü bu anlattığım bu insanların hepsi beni salak yerine koymaya çalıştılar. herkesin dili farklı kalbi farklı konuşur olmuş ne adamlıktan ne insanlıktan anlayan kalmış boş ve sahte dünyalarınız da mutlu olmaya devam edin ben gerçek dünya da gerçek insan aramaya devam edeceğim. lafta bunları arayıp icraat de kendine ızdırap çektirenlerin yanında nasıl duruyorsunuz hala anlayamıyorum anlayamayacağım da. her neyse iyi döktüm içimi her zaman joker kartım oldun iyiki varsın omüdedikodu 😏
nar
İnsanı anlamakla meşgulüz, üstelik görünürde hiç ipucu da yok.

herkes melek olmuş beh. kim kime ne yaşattıysa hep unutulup gitmiş. acılar çekildiği ile göz yaşı döküldüğü ile kalmış. benim saflığım ise harcanmış ve artık pek masum olmayan anılar ile baş başa bırakılmışım. kimseye ah! etmedim. ama kalpler allahın elinde doğru olmayan ne varsa bir gün karşına laaaps diye çıkıyor nasılsa insanların hehe. güzel, umarım herkes mutludur ve kaldıgı yerden devam ediyordur. hey millet ! ben döndüm.
malifalitiko
omü dedikodu aslında günlük gibi benim için. ilk memurluk mülakatına çağrıldığımı buraya yazmıştım, memurluğa atandığımı ilk burada duyurmuştum. tayinim çıktı buraya yazdım. başıma ne mevzular geldi hep burada döktüm içimi. sözlendim nişanlandım evlendim derken bir bakmışım 2019 olmuş ve ben 25 ocakta 27 yıllık birey oldum. 2015 haziranında sitenin yeni haline üye olurken aklımdan geçen ilk şey malifalitiko demek oldu ve bu benim kullanıcı adım oldu. bu siteden gerçek hayatta konuşup tanıştığım o kadar dostum oldu ki saymakla bitiremem ve iyiki de olmuşlar hep varolsunlar. başıma gelen iyi kötü ilginç garip ne varsa burada paylaştım ve sanırım paylaşmaya da devam edeceğim. site için ses kayıtları yapıyordum ama şimdilerde evim için odun kırıp eşim için rızık peşinde koşuyorum yani hayatın içinde yuvarlanıp gidiyorum bir şekilde. öz eleştiri yapacak olursam aslında kötü birisiyim yapmaması gerekilen çok şeyler yaptım bunları biliyorum ama iyi insan olmaya çalışıyorum ve bunu başaracağıma inanıyorum. sırada ne mi var ? sanırım sizlerle paylaşmadığım daha doğrusu paylaşamadığım şeyler yaşadım mesela henüz iki aylık evliyken evimizi sel felaketi vurdu. aman allahım çamur çelpeş derken atlattık hamdolsun. rutubet belası sardı evi ve bununla birlikte böcek istilası. geçenlerde göz göre göre boğuluyorduk eşimle allah korudu. soba içeri tüttü bacanın tüm zifiri kurumu eve döküldü off neler neler ama onunda üstesinden geldik evelallah. millet evlendiğinde kilo alır ben 11 kilo verdim eşim sağolsun sağlam bir akdeniz diyetine tabii tuttu beni. (zayıflamak isteyen ege kızı ile evlensin) mesela ben kola müptelasıydım ama bugün tam bir yıldır değil kola asitli içecek sürmedim ağzıma. yaşadığım yerin de katkısı ile organik yaşıyoruz bağ bahçe işlerine girdim anlayacağınız. ufak tefek de olsa bile arabam var ve borç yiğidin kamçısıdır misali düğün borçlarım var ama cidden allah evlenen kuluna yardım ediyormuş o yüzden evlilik olayından maddi olaylar sebebinden asla korkmayın. İçsel olarak boktan bir iç dünyam var kirli karmaşık düğüm düğüm ama sadece ben biliyorum. dıştan tam bir aile reisiyim. geçenlerde beyaz askılı atlet ile haber izlerken sade maden suyu içiyordum ve eşimin tabiri ile tam aile reisi oldum 😂 hayat standartları cidden zor mesela bu ekonomik çöküntüler den önce 89 günde 265 lira elektrik faturası ödemistim şimdilerde 32 günde 211 tl ödedim yani elektrik baya zam yedi 😂 özetle hayat zor ama ruh eşin ile evlenirsen yaşamak güzel şey. bundan sonra size vereceğim haber sanırım yaşasın baba oluyorum haberi olur ama o haberi vermeme biraz zaman var şimdilik. çok darmadağınık bı yazı oldu artık affınıza sığınıyorum. o halde geçmiş doğum günüm kutlu olsun !!
Zeze
gerçekten kimsenin olmadığı yalnızlık mı kötü yoksa az bir kalabalığın arasında yalnızlık çekmek mi karar veremiyorum. eğer ikincisi ise, anlaşılmamak daha kötü olmuş oluyor aslında. peki insan neden anlaşılmak istiyor ? anlaşılmak istemek de aynılaşmak gibi mi ? eğer öyleyse bu bencillik olmuyor mu ?
Fafatara
arkadaşım hasta olmuş, ateşim var deyip yattı. hastaneye gidelim diyorum, yok. meyve soyayım diyorum, yok. çay yapayım diyorum ona da yok. kalk duş al diyorum, yok. sürekli ateşim var diye mızmızlanıyor ama. ne yapayım üfleyerek ateşini mi düşüreyim?
ekmeksarap
bu yaşta kolestrol, trigliserid tavan olmuş yav😂 öğrenci hayatından sonrası sağlıklı yaşamaya bünyem kaldırmadı kesin🙊
vishnev0dk4
bugün sivas cumhuriyet üniversitesinin kampüsü bayağı gezdim çok tuhaf şeyler gördüm gidecekseniz herşeye hazırlıklı olun. benim bile sasirdigim şeyler var
1:kampüste girişler kartlı ; fakültenin girişinde kapıda gişeden geçerek giriyorsunuz ( her fakültede)
2: kantinlerde nakit para kullanılmıyor ( çok şaşırdığım şey )
3: merkez kafeteryada yine para geçmiyor (yaşam merkezinin prototip şekli :):)) cay almak için bile kartla ödeme yapıp başka biyerden cay alıyosunuz ( neden bele birşey yapmışlar anlam veremedim)
4: kampüs ring 50 kuruş (makul) r11e kurban olam, yeminle r11 aradım sivasta
5: fakülteler çok eski modern bi bina göremedim ( kiliseye benzeyen iletişim fakültesi hariç :):):)
6: kampus içinde minik marketler var sigara içenler için artı bi özellik
7: omudeki kızlar daha güzel
8: ha unutmadan söyleyim deniz yok bikere geldiğimden beri sahile gidem sahile gidem sürekli aklımdaydı ama burasıda bembeyaz bi deniz olmuş zaten.
9: sivas cumhuriyet üniversitesini gezmek istiyorsanız sivas ta mutlaka arkadaşınız olmalı
İlk günü değerlendirecek olursak eski bi üni olduğu da göz önüne alırsak samsun 100 kat daha iyi :):) yarin şehir merkezini gezmeyi planlıyorum bakalım neler yasayacaz neler gorecez .
saygılarımla :):):)
Egedgrx
7:10 olmuş ama türk işe boş tramvay geliyor ve benle beraber 2 kişi biniyor??? suphanallah..
Gamsız Baykuş
şu karikatür çizileli kaç yıl olmuş, hâlâ eğlenmek yerine eylenmek yazan var arkadaşlar. lütfen biraz dikkat edelim. 🙏🏻
yolyordam
orada burada, sosyal medyada gezerken hep denk geliyorum, her gördüğümde sinirim bozuluyor, fenomen saçma sapan sayfalar, bunları takip edenler ''uzun boylu olmayan erkek erkek değildir'' ''sakalı olmayan erkek ne yhaaa'' ''zayıf erkek ıyyy'' ''fakir erkek ne yhaa'' tarzı iğrenç yazılar yazıyorlar, erkeğe her konuda baskı var, 1.60 boylarında gayet de kısa olan kızlar 1.70-1.75 civarı erkeklere kısa diyor dalga geçiyor, nereden geliyor bu cesaret? kendileri hem bakımsız hem çirkin, çoğu makyaj dışında bakım bile yapmıyordur ki bunların çoğu hem kısa hem de kilolu, senin o bodur halinle atıyorum orta boylu ve fit bir adamı eleştirmeye ne hakkın var? kendin nesin ki ne istiyorsun?

kadınlar hep göğe çıkartılıyor, hep erkeklere kriter getiriliyor, uzun boylu olacak, sakalı olacak, erkeksi olacak, malum organı büyük olacak, şunu yapacak şarkı söyleyecek, bunu yapacak kitap okuyacak, yok şair olacak, yok kası olacak yok spor arabası olacak, kadınlara böyle kriter getirildiğini gördünüz mü hiç? ben çıkıp kumral kız ne yhaa diye tweet atsam meriçler ve feministler hemen linç eder, çoğu yağ torbası olmuş ama yüzüne vursan kadın düşmanı olursun. şimdi çok açık bir örnek vereceğim kimse kusura bakmasın, o kadar zırlarlar erkeğin şeyi şöyle olsun böyle olsun, hiç diyen var mı kadının şeyi de güzel bakımlı olsun diye? yok çünkü onlar için olsun yeter, erkekler her an baskı altında ama, bir yönün tam olsa diğer yönüne takarlar.

eminim çoğu kişi artık erkeklere yapılan bu ayrımcılıktan rahatsızdır, sırf abazanlar yüzünden, sırf bunlara yürüyorlar diye boş yere erkekleri aşağılıyorlar, artık erkeklerin sorun yaşaması bile mantıklı değil onlara göre, bir kadın ay tokat attılar diye linç kampanyası başlatsa ülke ayağa kalkar benİm bacima tokat atmişlar diye, ama bir erkek dayak yese yerlerde sürüklense internette yaymaya çalışsa hahaha adama bak ya dayak yemiş eheheheh derler.

sadece egolarına güvendikleri için bu tiplerin çoğu bakımsız zaten, küçücük kız tweet atıyor 1.90 altı erkek değildir yazmasın diye, bunlar kafalarına göre erkeklik belirliyorlar ama biz bir şeyi eleştirsek hemen üstümüze saldırıyorlar, daha ne kadar böyle devam edecek?
Eleni
bilir misin, bilmem. şimdiki dönemlerde devam ediyor mu ondan da emin değilim. seneler önce(bizim zamanımızda yani) misafir öğrenci olayı olurdu. farklı şehirlerdeki öğrenciler değişim programıyla gelir, kendilerine şehir tanıtımı yapılırdı. üniversitede olmuyor bu olay, ilkokul yıllarına ait. ben fevri ve asi çocuk! değişim programından gelecek bir öğrenciyi konuk olarak almaya razı gelmişim. gün veriliyor, ne zaman geleceklerine dair. heyecanlanıyoruz, daha önce böyle bir şeye tanıklık etmemişiz tabii. aklımda dolaşan oloğanüstü hikayeler, kalıcılık yaratma çabaları. bir bir diziyorum kafamda derken, beklenen zaman gelir. gönüllü öğrenciler kamelyanın etrafına toplanmış misafir öğrencileri bekliyoruz. önümüzden bir düzineden fazla farklı öğrenci geçiyor müdürümüz ile birlikte. kafada binbir soru. (acaba hangisine tanıtacam?) aralarından birini pek sevemediğim için umarım bana o gelmez duaları. ön yargı işte. derken bana tontiş bir bağyan denk geliyor. yaşça büyük ablamız benden. tutuyorum elinden(lafın gelişi), götürüyorum eve. kadın anam mis gibi yemekler yapmış, afiyetle mideye indiriyoruz. konuşup hem heycanımı kırmaya çalışıyorum, hem de tanımaya çalışıyorum. o gün epey bir eğlenceli oluyor ve saati geldiğinde vedalaşıp yarın tekrar bir araya gelmek üzere ayrılıyoruz.(yarın alacam seni tamam mı? bekle beni.) yarın olması için uyumaya çalışıyorum bir an önce, uyumak ne mümkün. en son dalıyorum uykuya. sabah saate bakıyorum, evet söylenen saat. sorun yok gecikmeyecem diyorum kendimce. çünkü erkenden kalkmışım, imkanı yok geç kalmamın. babam geliyor yanıma, saçlarımı okşuyor. bakıp gülümsüyorum. gezerken arkadaşımla bol bol fotoğraf çektirmemiz için fotoğraf makinesi almış. hem de dijital. gözlerimin içi parlıyor, o zamanlarda kameralı telefonlar da yok. uçuyorum sevinçten. ansızın bizimkilerin telefonu çalıyor, erkene almışlar öğrencileri alma saatini. nefes nefese dimdik yokuşu koşuyorum, yetişemiyorum. yetmeyen nefesimle sadece sessizliğin kaldığı kamelyaya bakıyorum. okul hemen buluşma noktasının yakınında bir umut belki orada toplanmışlardır diye, tam soluklanamadan oraya gidiyorum. yoklar. pes etmiyorum, inatçıyım. müdürümüzün evini biliyorum, kızı da bizim okulda. oraya gitmek için yola koyuluyorum son çare. tükenmiş bir nefesle çalıyorum kapılarını. diyaframımdaki sancı yüzünden bir araya getiremiyorum kelimeleri, "öğretmenim erken, öğretmenim yetişemedim" anlıyor ne demeye çalıştığımı. müdürümüzün arkasında kızı beliriyor, kızının arkasında misafir arkadaşım. anlıyorum ki ben yetişemeyince müdürün kızı almış arkadaşımı. sesim kesiliyor, ayrılıyorum kapıdan. koşa koşa çıktığım yokuşu ayaklarımı sürüklercesine küçük adımlarla ağlayarak iniyorum. eve varmama yakın siliyorum gözlerimi, ne fayda kıpkırmızı olmuş bir kere. eve varıyorum, annem açıyor kapıyı. tutamıyorum kendimi ağlayarak anlatıyorum, babam ağlama diyor, olurmuş böyle şeyler. neden ağlıyorsun ki diyor. sarılıyorum, içimde yara olarak kalan bu anıyı hatırladıkça cevap bulabiliyorum babamın sorusuna frank. nedeni arkadaşıma yetişememiş olmam değil de, babamın düşünceli davranak aldığı o fotoğraf makinesine ilk anım olarak istediğini ekleyememiş olmammış.
ladylazarus
stefan zweig ve o dönemdeki insanlar uçağın icadıyla çok heyecanlanmışlar. zira uçakların, kaosu yaratan sınırları aşıp, ortadan kaldırarak barışı getireceğine inanıyorlarmış. aynı nesil, huzur getireceğine inandıkları o uçakların bombalar bırakıp, ülkeleri yerle bir ettiğine şahit olmuş.

ben de bazen tam olarak böyle hissediyorum, sınırlarımın aşılıp, değer verdiğim şeylerin infilak ettiğine şahit oluyorum.

camus' un aklımdan hiç çıkmayan satırları dönüyor beynimde : '' bir akşam, dalgın dalgın hoş bir kitabı karıştırırken, bir an bile duraksamadan: ' tutkulu ruhların çoğunda olduğu gibi, hayattaki inancının tükendiği an gelmişti. ' cümlesini okudum. bir saniye sonra, cümle içimde bir kez daha yankılanıyordu ve gözyaşlarına boğulmuştum. '' işte tam böyle bir anda, ağzınıza aldığınız bir yudum suyu, yüzünüzü kapatıp, defalarca denemenize rağmen yutamayışınızı nasıl açıklarsınız insanlara ? hıçkırıklarını tayin edemeyecek denli acılarından korkan insanlar bilemez yutkunmanın esasında bir savaş olduğunu. oraya buraya iliştirdiğim cümleleri , bana ait bir defteri yanlışlıkla eline alan insanlardan canhıraş saklamanın aciziyetini nasıl anlatırım ? en mahrem gizlerimi bilecek, benim gördüğüm gerçeği göreceklerini sanırım. oysa tüm mahremiyeti cümleleri olan bir insanın gizlerini kavrayamazlar.

insanların hüzünleri ve mutluluklarının sahteliği ve basitliğiyle afallıyorum, bu yüzden uzun süredir cümleleri yalnızca o an ' öyle söylenmesi gerektiği ' için kuruyorum. karşımda duran insanın ruh halinin bende yarattığı kayıtsızlık düşüncelerimi ve cümlelerimi engelliyor, içinde bulunduğum duruma vereceğim karşılığı yerine getirmeye zorluyorum kendimi. hatta bu bazı zamanlar o kadar suni bir şekilde gerçekleşiyor ki, cümle dahi kurmadan birkaç mimik ve belki bir sarılışla geçiştiriyorum. bu kayıtsızlık bir yandan beni memnun ediyor, gerçekleşmesi adına çabaladığım birkaç hayalim var , zamanımı ve düşüncelerimi bunlar için harcamayı yeğliyorum. bununla birlikte günlerim, her biri bir başka duyguyu yansıtan kendi portrelerim arasında hangisinin ben olduğuma karar vermekle geçiyor. bir sonuca varamıyorum zira hepsi benim. nitekim bu da bir sonuca tekabül etmiyor ve hepsi birleşip yalnızca bir silüet oluşturuyor. her gün görüp, derisinden öteye geçemediğimiz herhangi bir yüz.. herkesin gerçeğini ve acısını taşıyabiliriz fakat kendi gerçeklerimize vakıf olmanın acısını taşıyamayız. insanın kendini salt aynada görebilmesinin sebebi bu sanırım. ' kim kurtaracak beni var olmaktan ' diye fısıldıyor yazar.




aynadakinin çilleri var, benim yok.
gulmeksanayakisiyor
size son zamanlardaki kötü alışkanlıklarımdan bahsedeyim. elime ne zaman bir bilgisayar veya telefon alsam ilk kitap sitelerine giriyorum. sürekli okumak istediğim kitaplar vardı vakit bulupta okuyamadıgim. ekliyorum sepete bakıyorum okadar çok olmuş ki sepette şimdi hangisinden vazgeceyim diyorum . İşte asıl komik olan yanıda buya içinde set ile birlikte 16 kitap 68 lira tutmuş hepsi bu kadar mı diye şaşırdım. peki arkadaşım ne dese beğenirsiniz okadar kitabı ne yapacaksın , okadar para boşuna gitti hangisini okuyacaksın . peki benim aldığım bu kitapların hepsi senin günde ictigin bir paket sigaranın 5 günlük parası onu içip kendimi zehirleyene kadar bir kitaptaki belki bir sözle zihnimi aydınlatması kaç para?
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız. bu yazıyı yazmak için 3. denememizi yapıyoruz şu anda ömürevleri sahilindeki iskelede. her seferinde yazmaya başlıyoruz ve yurtlarımızın kapanma saati geldiği için yurtlarımıza geri dönmek zorunda kalıyoruz. ama bu gece kararlıyız. bu yazıyı yazıp yolla gitsin butonuna basacağız. yazının başından beri 1.çoğul şahıs ile yazıyorum, fark etmişsinizdir illa ki. çünkü bu yazıyı, size taa ilk dikkatimi çektiği günden beri anlattığım, sonra hayatıma girmesiyle kalbimin sultanı olan hanımefendi ile yazıyoruz. şaka maka tam 1 yıl 4 ay olmuş hanımefendinin hayatıma girmeyi kabul edişi. zaman çok hızlı akıp gidiyor gerçekten ama bu hızla akıp giden zamanın içinde hızla artıp çoğalan şeyler de oluyor. aşk gibi, bağlılık gibi, mutluluk gibi, huzur gibi. eğer gerçekten hayallerinizdeki kadını hayatınızın bir parçası yaptıysanız dünya çok farklı bir hal alıyor. herhangi bir sözünü bile delicesine seviyorsunuz mesela. bir bakışına kurban olacak seviyeye geliyorsunuz. gününüzün herhangi bir saniyesinde size bir defa gülümsemesi tüm modunuzu değiştirebiliyor bir anda. bazen telefonu alıyorum elime. üstte bir mesaj olarak ismini gördüğümde bile öyle mutluluk doluyor ki içim. bunları ne kelimelerle ne de başka bir şeyle anlatabiliyor insan. uzayıp giden sohbetlerin, birlikte dinlenen şarkıların, adım adım yürünen yolların, sessiz sedasız izlenen yıldızların, birlikte dalınan hayallerin, gündüzünde olduğu gibi gece de rüyalarına gelmenin, bir kitabı beraber karıştırmanın, aynı şeyler uğruna beraber savaşmanın ve daha bir çok şeyin en güzel halini yaşıyorum yanımda duran, içimi aşkıyla dolduran hanımefendiyle. her ne kadar kelimelerle anlatamıyorum desem de insanın anlatmaya başladı mı durası gelmiyor hiç. size son bir şey daha söyleyeyim dostlarım. hayatınıza hayat olacak kadınları/erkekleri delicesine sevin. hayat karşılıklı yaşanan bir aşkla gerçekten çok güzel bir hal alıyor. ahh yahu. biz bu sene baya yoğunuz. bu sene son senesi olan bir ikizler var karşınızda. hazırlık ile başlayan serüven 5.yılında son buluyor artık. tabi son yılımızda şöyle samsunun tadını çıkaralım, gitmediğimiz yerlerine gidelim, yapamadığımız şeyleri yapalım desek de önümüzde koca bir engel var. kpss. evet her son sene öğrencisi gibi ben de kpss çalışıyorum. hem de deliler gibi. normalde ders çalışmaya karşı olan ikizler şimdi biricik yarine kavuşabilmek için delicesine ders çalışıp gün sayıyor. kitaptaki sayfaları 30'ar 40'ar çalışıp çalışıp bırakıyor arkasında. benim bir huyum var. bir şeye motive oldum mu ondan başka şeyleri görmüyor gözüm. elde edesiye kadar çalışıyorum. ama bu uzun süreli bir maraton olduğu için diğer şeyleri de ihmal etmiyorum. gezginle yolculuklarımız, okuduğumuz kitaplar, yarimin yanında ve kelimelerinde huzur bulmam ve daha bir çok şey. siz de dua edin de bir an önce, hayırlısıyla kavuşayım hayallerime. şimdi iskelede otururken de eğlendik baya. ben yazarken yarim çayımı tutuyor. bey içer misin diye soruyor. ben de gülüp, allah razı olsun hanım deyip içiyorum çayımı. pastoral bir hikayeyi canlandırıyor gibiyiz adeta, hoş gülüşler arasında. ben uzun zamandır yazmayınca yine uzattıkça uzattım sanırım. aslında yazacak daha da şeyler vardı. neyse yahu daha sık uğrarsam bu sorunu çözeriz sanırım. hepinize mutlu geceler dostlarım. rüyalarınızda sizin hayatınız olacak yarlerinizi görün. bize de dua edersiniz hem... :)
privity
samsun'a gelememiş olabiliriz ne olmuş sanki biz de buraya geldik işte teselli olsun 😎😌
Guvenvermiyordemissin
zamanında rehbere çiçeğim diye kaydettiğime şimdi başkaları çiçek gönderir olmuş vayy be

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)