thor
arada açıp açıp izliyorum. mükemmel ya.


sezonsonu
kısmetse olur izliyorum (evet vizyonsuzum) sabah nöbete gidicem ve sabahlıyorum mük
Belinda
tv izlemeyen ben youtubedan yalı çapkını izliyorum jjxx
Sos
üzeeimde 2017 yılının ağustos ayındaki heyecan var. sanki siteye ilk kez girmişim sessiz sedasız ortalığı izliyorum 😅
Doctorwhoo
korona ne hale getirdin bizi. şuan çakra ve beden enerjisiyle ilgili video izliyorum. 1.çakra 2. çakra falan 😂😂
Mona lisa
bu gençlik nereye gidiyor modundayım, oturup insanları izliyorum. 70 yaşında teyze gibiyim bugün.
oturdum, bunu düşünüyorum şuan evet. nereye gidiyor bu gençlik?
ladylazarus
çizgi romanım sonunda geldi !!! artık huzur içinde ölebilirim. geldiğinden beri heyecanla kapağına bakıp sayfalarını karıştırıyorum. heyecandan başlayamadım bile djghd aşık olsam ancak bu kadar aşkla izleyebilirdim sanırım, sevgiliyi izler gibi izliyorum. umarım başına bir şey gelmez. önceki sahibi sayfalarına bir şeyler çiziktirmeyi de ihmal etmemiş. ikinci el kitapların da böyle bir güzelliği var, elinizdeki kitabın yaşadığını hissediyorsunuz. sizden önce de bir çift göz gezinmiş üzerinde, bir başkasının parmakları değmiş. bu tür şeyler duygulandırıyor beni, sonra da, nasıl satarsın ?! diye sahibine kızıyorum dsjgh

duygularım konusunda bir farkındalık sahibi olduğum günden beri, onları insanlardan saklamaya dahası sakınmaya özen gösteriyorum. zira çoğu insan başkalarını manen - çoğu kez de maddi olarak - sömürerek yaşamını parazit olarak sürdürmekten keyif alıyor. yalnız bir çocukluk geçirmenin artılarından olsa gerek, duygularımı insanlardan ziyade, gerçekten sevilmeye değer bulduğum diğer canlı varlıklara ve nesnelere vermeyi, kısaca ' doğru ' sevmeyi öğrendiğimi düşünüyorum. ben buna şefkat demeyi tercih ediyorum esasında. sevgi kavramı, gördüğüm, okuduğum ve yaşadığım şeylerden sonra bana çok vahşice geliyor. içinde bolca nefret barındırdığını görüyorum. nefret edebilmeyi dilediğiniz çoğu zaman yıkıcı olsa da, şefkat bambaşka bir duygu. yormuyor, kırmıyor, tüketmiyor. gülümseyip yaşamaya devam ediyorsunuz.

etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz derken cioran haklıydı. susmak gerekir, sahteliklerden iğrenip, elisabeth gibi, belki günlerce konuşmamak.. bununla birlikte bir miktar yanılıyordu, insan tüm dünyaya sırtını dönse de kendinden kaçamıyor. çoğu kez sustuklarımızdır celladımız. düşünceler bir araya gelip bir silahın silüetine bürünür, artık sadece ayna ve silah vardır. ve kelimeler çoğu kez yalnızca düşleyeni öldürür

paranoiddd
hayatımı oynat bakalım izler gibi izliyorum ard arda komik ve alakasız videolar serisi resmen. nasıl yıkık bir hayat yaşanır oynat bakalım !
mayk
kızları anlamak için powerpuff girls izliyorum. %100 işe yarıyor.
ikizler
teknoloji çağı dediğimiz bu çağı seviyorum aslında. genel olarak keşke 70'lerde 80'lerde yaşasaydık keşke diyen birisi olmadım. ama o zamanlarda ve daha eski zamanlarda olan bazı şeylere imrendiğimi ve özendiğimi söylemeliyim. bu özendiğim şeylerden birisi de estetik ve ruh. teknoloji çağıyla bir çok şey işlevsel hale getirsek de estetik boyutunu atladık gibi sanki. evlerimiz mesela. yukarı doğru bakarken boynumuzun ağrıyacağı kadar uzun ve ışıl ışıl. ama biz o upuzun binalara değil de avlulu, merdivenli binalara bakarken dalıp gidiyoruz içimizden gelen bir yerlere. veya camilerimiz. eski camilere bakıyorum da içlerinde bir estetik bir ruh var. şimdikiler gibi milyonlarca lira harcanıp metreküplerce betonun dökülmesiyle değil de sadece allah rızası için samimiyet ve ihlasla yapıldığı içindir belki de. tüm o eskiliklerine rağmen hala zarif bir estetikle süslüler. maddi olanın yanındaki manevi olan duygularımız, hislerimiz, düşüncelerimiz, yaşayışlarımızda... giderek estetikten uzaklamışız. merhabadan merhabaya fark vardır derler ya. İşte onun gibi. konuşmalarımızda, ilişkilerimizde, bakışlarımızda, içimizin sesinde bile estetiği kaybediyoruz yavaş yavaş veya kaybetmişiz. bu beni üzüyor açıkçası. estetiğin olmadı yerde hiçbir şey yapasım gelmiyor. koca bir insan türü nasıl oluyor da estetikten bu kadar uzakta yaşıyor anlam veremiyorum. aslında çok da zor bir şey değil bu estetiği tekrardan kazanmak. biraz içimizden gelen güzelliği dışımıza yansıtmaktan geçiyor. sonrasında her şey zarif bir hal almaya başlar tekrardan, her şey tekrardan gönlümüzü de doyurmaya başlar diye düşünüyorum. estetik her şeyin içinde vardır. yeter ki biz çıkarmasını bilelim. hatırlar mısınız park kahvesi diye bir yerden bahsederdim size. İşte oradaki estetiğe kapılmıştım ben. bu yaz tatilinde gördüm ki nostalji katıyoruz adı altında estetiğini bozmuşlar mekanın. o yüzden oraya gitmiyorum ikindileri. buradaki kurşunlu cami adında baya eski bir cami var. İkindiden sonra akşama kadar oranın dış namaz kılınan yerinde oturuyorum. kitabımı okuyorum, gökyüzünü izliyorum, sokağın sesini dinliyorum. gökyüzünün, caminin avlusunun, caminin estetiği içinde huzur dolmak hoşuma gidiyor. mecbur bırakılmış yalnızlığı sevmem hiç. ama kurtarılmış bölgelerimdeki tercih edilmiş yalnızlığı seviyorum. yalnızlık dediysem de estetik olmayan her şeyden kaçıp estetik olanlarla yalnız kalmak. şuraya kurtarılmış bölgemden bir fotoğraf ve estetik bir şarkı iliştireyimde öyle gideyim. mutlu geceler dostlarım. rüyanızda özlem duyduğunuz estetiği görün... :)


ikizler
huuuh. (çok çalışıp da alnındaki teri silerken derin bir nefes veren insan emojisi koyalım şuraya da). evet. mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben çok iyiyim. özgürlüğü için giriştiği bir savaştan zaferle dönen bir komutanın mağrurluğu, mutluluğu ve heyecanı var üzerimde. en son taa 3 ay önce yazmışım. onda da fotoğraflardan bahsetmişim. 3 ay bir mevsim ediyor değil mi. bir mevsim uzak kalmışım buralardan. son 1 aydır da girmemiştim siteye. az önce girdim ve okudum gidebildiğim yere kadar. özlemişim lan herkesi. neyse ben de bu 3 aylık arada önce okulla giriştiğim savaşı kazandım. vakitsiz ufukta beliren tehlikeye karşı hazırlıksızdım belki ama inanç, gücen ve aşk ile bu savaşı da kazandım. 16 dersle uğraşmak zor oldu tabi. ama uğraştığıma da değdi doğrusu. bu ara gezginimden, kitaplarımdan ve sevdiğim bazı şeylerden mahrum kaldım. ama değdiğini ve artık tamamen onlara kalabileceğimi de görünce ister istemez içim sabırsızlık dolu bir mutlulukla doluyor. sonra photoshop konusunda kendimi baya geliştirdim. bir kurs almıştım udemy den. oradaki kursa devam ettim. sonra youtube dan ingilizce içerikleri de izliyorum. hala geliştiriyorum kendimi aslında. İngilizce diye ayriyeten belirtmemin sebebi maalesef türkçe kaliteli içeriğin fazla olmaması. bakarsınız o açığı da ben kapatırım ne dersiniz :) bir de tüm bunlar olurken yarimle geçirdiğim güzel anılar var. bu süre zarında yanımda olan en büyük destekçim. beraber fotoğraf çekme çabalarımız oldu. bir sürü yürüyüşler yaptık. gölete bile götürdüm onu. ders çalışırken bile beraber çalışabilmek o kadar güzel bir şeydi ki. geceler, gündüzler, saatler ve bir sürü anılarımız oldu. tabi bu da durmadan biriken bir mutluluğa neden oluyor. hem size de bir haberim var. bu sefer onunla beraber geldim. kendisi artık @ledya adı ile burada bizimle beraber. onun da heyecanı var üzerimde. bir de @ortayakarisik bir mesajında benden bahsetmiş ama ben onu okuyamadım. şimdi de silinmiş. bildirimler kısmından gördüm. çok teşekkür ederim dostum benden güzel bir şekilde bahsettiğin için. bir dostumun aklında güzel kalabilmişsem ne mutlu bana. şimdilik bu kadar yazayım. yine uzun uzun yazdım. bıraksalar beni daha da yazarım. nasıl olsa zamanımız bol bundan sonra. hepinize mutlu geceler dostlarım. uyuyacağız odanız püfür püfür essin bu yaz gününde... ;)
Zeze
elimde salatalıkla dublaj film izliyorum, hayatım nasıl daha kalitesiz olur diye düşünmeye hiiiç gerek yok bence 😅
ikizler
mutlu geceler gençler. nasılsınız? ben ders çalışmaktan manyamış bir durumdayım. ben havalar kapalı olduğu zaman ders çalışmayı sevmiyorum. İçim daralıyor. mesela bugün hava çok serin ve kapalıydı. gezginle gezmeyi en çok sevdiğim hava. ama ben ders çalışmak zorundaydım ve ders çalılırken de uyuyup kalmışım zaten. güneşli havalarda daha iyi çalışabiliyorum. çalıştıkça çalışasım geliyor. tam tersi olması lazım aslında ama burada size ikizler olduğumu hatırlatmak isterim :). son zamanlarda erken uyanmakla ilgili bir sürü şey görüyorum. erken kalkınca şöyle güzel oluyor, böyle muhteşem oluyor diye. ama benim için iki sorun var. birincisi sabah erken uyandığımda bana kalacak vakit gece bana kalacak olan vakitten daha az. İkincisi ben gece yaşamayı, hissetmeyi seviyorum, gündüz ise o erken saatlerde uyumayı düşünüyorum hep. sanırım gece vakitlerimi daha kaliteli hale getirmem lazım. son zamanlarda bir huy edindim. oturup bilgisayarımın masaüstünü izliyorum uzun uzun. gece yapınca bunu gözlerime zarar veriyor. önce bunu bırakmam lazım. bundan sonra 22'den sonra bilgisayar bakmama kararı aldım. odamdaki arkadaşlar 23 de uyuyor zaten. 23 den sonrası hep benim olur. bir de çok düşünmeyi bırakmam gerekiyor. hayatımdaki her şeyi, duyduğum her şeyi o kadar çok düşünüyorum ki bir şey yapamaz hale geliyorum. bunu bırakmazsam daha doğrusu sınırlamazsam beni yiyip bitirecek sanırım. tüm bunların içinde yapmayı en çok sevdiğim şeyi yapıyorum her gün. yazmak. bazen diyorum keşke el yazım güzel olsaydı da yazarkenki aldığım haz artsaydı daha da. anlatmayı ve dinlemeyi seven ben kendimi en iyi yazılarla iyi hissediyorum. zaten bu yüzden seviyorum ya romanları uzun uzun anlattıkları için. hepimizin kelimelere ihtiyacı var. hem de bir sürü. hepinize mutlu geceler dostlarım. rüyanızda en sevdiğiniz harfle bir çay için... :)
ladylazarus
İyi akşamlar sevgili dedikodu sakinleri.

yarın çerçöp içinde hediye arama temalı sürprizli bir gün (!) bense koca evde bir hırka bulamadım, yalnızım, daha iki gün geçmeden köpeğimi özledim, kırmızı et intoleransıma rağmen biftekli hamburger yedim bu yüzden çorba eşliğinde film izliyorum.. terapiye insan ararken kendim psikologluk olacağım sanırım.

bu da gecenin şarkısı


mandalina
yarin büt var ben çi izliyorum allahim sen konuyu biliyon amin
ladylazarus
vizesinden on yedi aldığım dersin saat birde finali var,çalışmak için erken kalktım ve iki saattir yorganın altında geekyapar'ın eski 'sen ne diyon' bölümlerini izliyorum.

evet, elbette bir sınav günü yapılması gereken şey budur.


Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)