yaşayan kimler var acaba?
yaşayan kaldı mı 😂
hala yaşayan var mı acaba 😂?
şu sıralar "kötü ev sahibi, kiracısı ev sahibi yaparmış." sözünün doğruluğunu anladığım günlerdeyim. ev sahibim yıllardır her kira döneminde beni çıkarmak için bahaneler arıyordu. sonunda bu defa hepimizin bildiği o klişeyi yaptı: kızım oturacak, evden çık. kesinlikle inanmadığımı belirtmeliyim. kendilerini çok akıllı sanıyorlar ama sundukları her bahane ellerinde patlıyor. varan 1: evi tutarken ev depreme dayanıklı demişti, şimdi sırf korkup çıkayım diye deniz kumundan yapıldı diyor. (İstanbul'da oturuyorum bu arada.) varan 2: kızım oturacak diyor ama apartmanda boş olan farklı iki daireyi daha yeni kiraya verdi. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! varan 3: evden çıkarken temiz bırak ki fotoğraf çekip siteye yükleriz diyerek pot kırıyorlar. anlamadık sanki ahjsj. varan 4: depozitoma çökmeye çalışıyorlar. ben de bunlara karşılık tebligat çekmeden evden çıkmayacağımı belirtiyorum. hadi bakalım el mi yaman bey mi yaman göreceğiz.
bu tür işlerde karşıdakinin anladığı dilden konuşmak gerekiyor bunu biliyorum ama tek başına yaşayan bir kadın olunca arkanda kimse yok sanıyorlar. İlla ki bir erkeğin gövde gösterisinde bulunmak zorunda olması zoruma gidiyor gerçekten.
bu da uzun zaman sonra gelen bir iç dökmeydi dedikodu ahalisi. öyle işte...
bu tür işlerde karşıdakinin anladığı dilden konuşmak gerekiyor bunu biliyorum ama tek başına yaşayan bir kadın olunca arkanda kimse yok sanıyorlar. İlla ki bir erkeğin gövde gösterisinde bulunmak zorunda olması zoruma gidiyor gerçekten.
bu da uzun zaman sonra gelen bir iç dökmeydi dedikodu ahalisi. öyle işte...
aranızda istanbulda yaşayan varsa gelsin elini öpeceğim. bu lanet şehirde nasıl yaşıyorsunuz abi siz ? kafayı mı yediniz
izmirde yaşayan arkadaşlar çok geçmiş olsun umarım iyisinizdir
@magicmushroom 'un oturma odasında yaşayan kuzeni magic living room.
@thor 'un ergenlikteki sosyal medya nicki, hayat çoq zhor
selam, yeniden ben geldim. burayı hep içimi döktüğüm ve rahatladığım bir yer olarak kullanmıştım. eskilerden(2015) hala yaşayan var mı özledim lan sizi :)
İlk defa uzun yazacağım, yanlışım varsa düzeltin.yeni sinema kanunu diye bir halt getirdiler. neye yaradı bilmiyorum. 9 liraya aldığım bilet 14.5 lira olmuş. kampanya ve indirimler kaldırılacak derken mısırı dediler sandım. bilet kampanyaları da kalkmış, üstüne bir de sansür oh. zaten festival filmleri gelmiyor samsun'a. ama ülkeye gelmesi bile artı kültürdü. şimdi teorime geçelim.
yıllardır kardeş kardeşe yaşayan yapımcılar ve dağıtım şirketi birden kavgaya başladı.yok sen mısır satma ben şunu yapmam falan filan. sonra bakanlık el attı,sinema kanunu çıkardı. bu kanun kimim işine geldi? 1)dağıtım şirketlerinin (indirimli biletler kalktı. önceden biletle birlikte çok daha ucuza mısır alabilirdik kalktı. bir bilet bir mısır 20 lira iken, şimdi bir mısır bir bilet ayrı ayrı satılacağı için en az 30 lira oldu)
2)film yapımcılarına (kampanyalar kalktığı için biletlerin fiyatı arttı yani) doğrudan yapımcılara) biletten düşen pay arttı. 5 liradan 7.5 lira oldu.
3)bakanlığın yani devletin (biletten alınan vergi de dolaylı olarak arttı.) sinema kanunundan sonra bakanın neşeyle önümüzdeki yıl 60 milyon olan seyircimizin 100 milyon olmasını umuyoruz demesi bi garibime gitti. devletsin sen devlet. zaten sinemanın %90'ını ögrenciler ve gençler oluşturuyor. sen bunları bile soymak istiyorsun. buradan sana yıllık 10 milyon tl fazla gelse ne olur gelmese ne olur? o para devlet nezdinde hiçbir şey. yani anlayacağınız, bence geçen aylarda sinema sektörü danışıklı bir dövüş yaptı. istedikleri gibi bilet fiyatları arttı. seyirci hariç herkesin işine gelen bir teklif meclisten geçti. ayrıca reklamların azalması kanunu 1 temmuz'da uygulanacakken bu kampanyaların bitmesi tam da bugün başladı.yanlışım varsa bilen arkadaşlar düzeltsin. çünkü çok sinirliyim. haftada 2-3 kere sinemaya giden beni o kadar seven beni küstürdüler. artık gitmem. açar evde korsan izlerim. yıllarca korsan izleyen arkadaşları hep uyardım ama bizi onlar mecbur etti artık.
yıllardır kardeş kardeşe yaşayan yapımcılar ve dağıtım şirketi birden kavgaya başladı.yok sen mısır satma ben şunu yapmam falan filan. sonra bakanlık el attı,sinema kanunu çıkardı. bu kanun kimim işine geldi? 1)dağıtım şirketlerinin (indirimli biletler kalktı. önceden biletle birlikte çok daha ucuza mısır alabilirdik kalktı. bir bilet bir mısır 20 lira iken, şimdi bir mısır bir bilet ayrı ayrı satılacağı için en az 30 lira oldu)
2)film yapımcılarına (kampanyalar kalktığı için biletlerin fiyatı arttı yani) doğrudan yapımcılara) biletten düşen pay arttı. 5 liradan 7.5 lira oldu.
3)bakanlığın yani devletin (biletten alınan vergi de dolaylı olarak arttı.) sinema kanunundan sonra bakanın neşeyle önümüzdeki yıl 60 milyon olan seyircimizin 100 milyon olmasını umuyoruz demesi bi garibime gitti. devletsin sen devlet. zaten sinemanın %90'ını ögrenciler ve gençler oluşturuyor. sen bunları bile soymak istiyorsun. buradan sana yıllık 10 milyon tl fazla gelse ne olur gelmese ne olur? o para devlet nezdinde hiçbir şey. yani anlayacağınız, bence geçen aylarda sinema sektörü danışıklı bir dövüş yaptı. istedikleri gibi bilet fiyatları arttı. seyirci hariç herkesin işine gelen bir teklif meclisten geçti. ayrıca reklamların azalması kanunu 1 temmuz'da uygulanacakken bu kampanyaların bitmesi tam da bugün başladı.yanlışım varsa bilen arkadaşlar düzeltsin. çünkü çok sinirliyim. haftada 2-3 kere sinemaya giden beni o kadar seven beni küstürdüler. artık gitmem. açar evde korsan izlerim. yıllarca korsan izleyen arkadaşları hep uyardım ama bizi onlar mecbur etti artık.
bizler hasretin kitabını yazarız.
biz yazarak yaşayanlar...
kendimizi kelimelerimizden tanırız. mesela ben " özlem" kelimesini daha nadir kullanırım.
çünkü 'hasret' var...
bir de nazım'ın bir sözü var nerede duysam yerimden sıçrarım:
"herkese selam; sana hasret..
@ogretmenbey18
biz yazarak yaşayanlar...
kendimizi kelimelerimizden tanırız. mesela ben " özlem" kelimesini daha nadir kullanırım.
çünkü 'hasret' var...
bir de nazım'ın bir sözü var nerede duysam yerimden sıçrarım:
"herkese selam; sana hasret..
@ogretmenbey18
omü de ilk senem ve gerçekten bir duruma çok gıcık oluyorum omü de ortam yapmak için illaki içki ve sigara içmek okey ve batak mı bilmek gerekiyor anlamadım ki kitap okuyan, kültürlü, insan gibi konuşan, insan gibi yaşayanlar değilde neden bu kadar hoyrat kalpler tercih ediliyor. resmen insanlar bu vasıflara sahip olmayan kişilerle konuşmak bile istemiyor. hadi her fakülteyi geçtim egitimde ki adamlar bile her gün yaşamda batak atıyor. sizler değilmisiniz ilerde bir koca nesli yetiştirecek yapmayın gözünüzü seveyim yaşamdaki okey masaları tıklım kütüphaneler bomboşsa şapkaları önümüze koyup iyice bir düşünmeli...!!
anlık kararların hastasıyım ya 😅 başka bir şehirde yaşayan arkadaşımın morali bozukmuş. diğerini aradım yarın gidelim mi yanına diye, o da evet dedi. yarın sabah gideceğiz İnşaallah 😂 ölümüne gezmeye kodlanmışım ben bunun başka bir açıklaması olamaz 🙈
arkadaşlar derdim şu bi arkadaşımın tavsiyesi üzerine yüzüme sarımsak ezip sürdüm 2 saat kadar durdu ve o sürede yandı yıkadıktan sonra bi yerde su topladı ve kızarıklıklar oluştu doktora gittim krem aldım ve geçeceğini söyledi ne kadar sürede geçer ve iz kalır mı yaşayan varsa yardımcı olabilir mi lütfen yaşım 18
gerizekalı gibi insanlara inanıyorum ya en çok ona üzülüyorum, herkesin bir aşil noktası vardır değil mi,benim ki en boktan olan versiyonu heralde duygular (kolum, bacağım ampute edilsin yemin ederim bu kadar umursamam) ben öyle herkesi kolayca sevmem ya da bir insanın benim için bişey ifade etmesi çok zordur, sevdiğim insan veya insanlar haricindekilere inanılmaz bir kayıtsızlık ve umursamazlıkla yaklaşıyorum (isterseniz duygusuz diyebilirsiniz ama öyle değilim benim için önemli olan insanlara duygularımı belli ederim.şunu kabul ediyorum ama toplumun genelinde bulunan toplumsal duygular bende bulunmuyor yani bu da beni rahatsız etmiyor.sıkıntı yok o yüzden)neyse birisi bende ki o bariyeri geçince gerçekten çok savunmasız oluyorum hatta o kişi beni bi derece iyileştirdiyse tanrısallaşıyor gözümde ve bir şekilde ilişki sona ererse ben hakikaten toparlanamıyorum çok zor oluyor çok yoruluyorum yarı ölü bir şekilde yaşamaya devam ediyorum (hakikaten 74 saat uyuyamadığımı hatırlıyorum bir süre sonra uyumak isteseniz de yorgunluktan uyuyamıyorsunuz zaten) vallahi kendimi açtığım hikayemi anlattığım insanlar çok şaşırıyor çok güçlüsün hala yaşama isteğini arzunu kaybetmişsin diyorlar ama artık kaybettim ne yazık ki en ufak bir istek arzu yok gün dolduruyorum sadece, her sabah uyandığımda "hala mı yaşıyorum niye ölmedim" demeye çok yakınım hatta birkaç kere dedim.duygularını yoğun yaşayanda bi insanım zaten birisini sevdiğimde gerçekten çok severim ota boka üzülmem ama sevdiğim birisi kırdığında gerçekten çok üzülüyorum ve gerizekalı gibi hep kendimi sorguluyorum acaba yanlıs ne yaptım da böyle oldu diye.hatta sevilmeye uygun bir insan olmadığımı düşünürken yakaladım kendimi.yani baktığımda sevilmeyecek birisi değilim hatta beni sevmeyeceklerde kimi sevecekler diyorum kendime ama diğer taraftan kime güvenip sevdiysem canımı acıtıp ruhumu yaraladı hepside giderken benden bi parça götürdü(yani gittiklerine göre bi sorun var yoksa niye gitsinler,bencil birer şerefsiz olduklarını düşünmek istemiyorum)hatayı hep kendimde arıyorum.en son ne zaman içimden gelerek güldüğümü unuttum.allah aşkına olur da ilerde hayatıma girerseniz kendinizden eminseniz devam edin sonra bencil sebepler ve basit olaylar yüzünden bırakıp gitmeyin çok yoruluyorum hakikaten devam edemiyorum ayarlarımla oynamayın lan yazık bana sevgi istiyorum ben.yerim sizi dikkat edin kendinize....
https://youtu.be/qjhvm930yxy
https://youtu.be/qjhvm930yxy
yaşayan var mıdır?
öncelikle belirtmeliyim ki frank'cığım seni sene 2011'de yazdığım bu zımbırtıyı kamufle etmek için kullandığımdan dolayı üzgünüm. :/
evet şimdi başlayalım eski dosyalardan c/p yapmaya.
~
sevgili frank,
uzun zamandır düşündüğüm mail arkadaşlığını uygulamaya karar verdim. aslını sorarsan, mektup arkadaşlığından yanaydı gönlüm. hızlı ilerleyen zamanın geride bıraktığı bu yaşamları mektup aracılığı ile sana aktarmak, insanlığın henüz küçük-orta-büyük teknolojik kutulara sığdırılmadığı dönemin parçası olup gönderdiği mektubun gelmesini dört gözle bekleyenlerin yaşadığı dönemden yazmak isterdim. ne de güzel dönemdir o dönemler. açlık ve sefalete esir olmuş bedenlerin arkasında hep bir umut vardır. bu yüzden olsa gerek özeniyorum o dönemde yaşayan insanlara. konumuza dönecek olursak; sana yazdığım bu mail, içinde sana edilmiş bir penfriend teklifi barındırıyor. yazdıklarıma bir mail ile karşılık verdiğin vakit teklifimi geri çevirmeyip kabul ettiğin düşüncesi ile mutlu olacağım. bu konuları sonraya bırakıp şimdiki zamana gelecek olursak da soracağım soru değişmeyen klasik sorulardan. “nasılsın?”. İyiyim cevabı ne kadar gerçekçilik barındırıyor ise sen de o kadar iyisin, biliyorum. varlığına yaşam kaygısı enjekte edilmiş insanlar nasıl iyi olabilir ki? sen, ben, biz, onlar ve daha niceleri… hepimiz o insan topluluğu içerisindeyiz. kimileri reddederken kimileri kabullenip hayatın akışına kendini bırakmış durumda. peki, sen mesyö? kimlerdensin? sen bu soruyu düşünürken hayatından belli bir ölçüde zamanını almış oldum. sadece herkesin yaptığını ben de yaparak herkesleştim ve olması gerekeni yaptım. herkes gibi olmayınca bir ucubeden farksız oluyor insan. oysa güzel olmalıydı, simsiyah kargaların arasında bembeyaz bir karga olmak. şimdilik yazıma son veriyorum. beklediğim bir mektup olmasa da yazacağın maili bekliyor olacağım. ellerimizde kahvelerimiz, karşılıklı oturup bir sohbete dalacağımız vakit gelene dek kendine iyi bak. o vakitten sonra kendine iyi bakmanı, o gün gelince söylerim. adieu.
~
ne biçim bir evreden geçmişim lan.
evet şimdi başlayalım eski dosyalardan c/p yapmaya.
~
sevgili frank,
uzun zamandır düşündüğüm mail arkadaşlığını uygulamaya karar verdim. aslını sorarsan, mektup arkadaşlığından yanaydı gönlüm. hızlı ilerleyen zamanın geride bıraktığı bu yaşamları mektup aracılığı ile sana aktarmak, insanlığın henüz küçük-orta-büyük teknolojik kutulara sığdırılmadığı dönemin parçası olup gönderdiği mektubun gelmesini dört gözle bekleyenlerin yaşadığı dönemden yazmak isterdim. ne de güzel dönemdir o dönemler. açlık ve sefalete esir olmuş bedenlerin arkasında hep bir umut vardır. bu yüzden olsa gerek özeniyorum o dönemde yaşayan insanlara. konumuza dönecek olursak; sana yazdığım bu mail, içinde sana edilmiş bir penfriend teklifi barındırıyor. yazdıklarıma bir mail ile karşılık verdiğin vakit teklifimi geri çevirmeyip kabul ettiğin düşüncesi ile mutlu olacağım. bu konuları sonraya bırakıp şimdiki zamana gelecek olursak da soracağım soru değişmeyen klasik sorulardan. “nasılsın?”. İyiyim cevabı ne kadar gerçekçilik barındırıyor ise sen de o kadar iyisin, biliyorum. varlığına yaşam kaygısı enjekte edilmiş insanlar nasıl iyi olabilir ki? sen, ben, biz, onlar ve daha niceleri… hepimiz o insan topluluğu içerisindeyiz. kimileri reddederken kimileri kabullenip hayatın akışına kendini bırakmış durumda. peki, sen mesyö? kimlerdensin? sen bu soruyu düşünürken hayatından belli bir ölçüde zamanını almış oldum. sadece herkesin yaptığını ben de yaparak herkesleştim ve olması gerekeni yaptım. herkes gibi olmayınca bir ucubeden farksız oluyor insan. oysa güzel olmalıydı, simsiyah kargaların arasında bembeyaz bir karga olmak. şimdilik yazıma son veriyorum. beklediğim bir mektup olmasa da yazacağın maili bekliyor olacağım. ellerimizde kahvelerimiz, karşılıklı oturup bir sohbete dalacağımız vakit gelene dek kendine iyi bak. o vakitten sonra kendine iyi bakmanı, o gün gelince söylerim. adieu.
~
ne biçim bir evreden geçmişim lan.
sözüm meclisden dışarı hep vakit geçirmenin peşindeyiz arkadaşlar biz ne zaman vakti yaşayan olacağız geçiren değil?! vakitleri değerli kılmak bizim elimizdeyken neden vakit geçirme eğiliminde bulunuyoruz selametle iyi vakitler.
okudum okudum okudum ve kendini ifade edemeyen insanların kendini ifade edişlerini okudum. bu ironinin gerçekliği ciddi anlamda beni ürküttü. farkettim de önceleri kendini beğendirme kaygısı içine girip sonrada başkaları için yaşayan insanlar haline dönüşüyoruz sonra da bir bakmışız kendimiz neredeyiz.. #0
söylemeyim diyorum da artık yetti. 2 tane dingil senarist yüzünden on numara dizi gözümüzün önünde eridi gitti. cersei kötü kalan herkes iyi . bi tane on numara eksiksiz mesih tipi , bi tane sarışın bina yakarak 30 binlik atlı ordu kazanan yanındakiler olmasa hiçbi vasfı olmayan.iyi gibi gözüken ama sadece güç isteyen tahtla kafayı bozmuş biri. bi yanda da ailesi için bin bir entirika çeviren ve "gerçek " tarih gibi yaşayan biri. gözünüzü seveyim omü ahalisi . bu dineris denen kadının oyununa gelmeyin. ölümün tarafını tutun .biz bu dizi all men must die diye sevdik. cennet mahallesine çevrilmek isteniyor. bu dizi bize ejderhalar,ölüler olmasına rağmen gerçek tarih hissi verdiği için sevmedik mi ? iyi kötü oyununa mı dönecek ? iyiler mi kazanacak ?
zamanım doldu, bu şehir artık beni boğuyor. duvarlar çığlık atıyor resmen üzerime basıyor, kim bilir kaç defa aynı yoldan geldim gittim ama bu sefer bu insanlar beni yordu. ben gidiyorum sırtıma çantamı aldım hazırlandım ve karar verdim.küs değilim bu şehire bir gün dönerim belki..ama bu insanlara küsüm sizleri hiç unutmayacağım, hep aklımın bir ucunda sizler olacaksınız. bir gün keşke diyeceksiniz ama artık alone yanınızda olmayacak. hayat mutluları değil; acıları, kederleri yazıyor. en çok ne isterdim bilir misiniz ? benimde sevgili problemim olsun benimde normal insanlar neye kafa yoruyorsa ona kafa yormak isterdim ama hiç öyle olmadı. hep yaşıtlarım ile aynı olmak isterdim ama hayat bana hep bir 5-10 yaş fazlalık keder koydu. pişman mıyım ? değilim, şükürler olsun çünkü bu sayede tek başına ayakta duran bir kovboy çıkardılar. tırnakları ile kazıya kazıya geliyor bir yerlere onlar mutlu mesut yataklarında yatarken ben gecenin ıssız rüzgarında yıldızlar ile dertleşiyorum tek fark bu işte..he unutmadan bana diyorlar ki bırak eskileri bırak bırak. unutuyorlar ki hayattan ders almayan kişi alkollu sürücüden farksızdır. çünkü ders alan kişi alkol ile sürücü koltuğuna oturmaz, en büyük benim demez, gerektiği yerde öfkesini kontrol eder ve zamanı gelince ne yapacağını bilir.söylemeden edemeyeceğim ben ne kadar devrik cümle kuran , anlattığını anlatamayan biri olsam da yani kelimeler benimle uyuşmasa da umarım gerçekte birileri benim ne demek istediğimi anlıyordur, sağlıcakla kalın gerçek ile yaşayanlar ve kendini kandıranlar.....
Omü Dedikodu