depresyondayim
gidem de okula kayıt olam bu yağmurlu havada, deli dürttü çünkü beni başka gün kalmadı :d
dakoh
hayatım boyunca değişmeyen tek şey daima en yakın arkadaşlarımla aramın feci şekillerde bozulması oldu. ulan ilkokul 3teki bestimi bile başka sınıftan bi kız çalmıştı sonra 6. sınıfta sonra 10. sınıfta sonra mezun senemde en son da bu sene bozuldu en yakınımla aram. 3-4-3-4 aralık düzeniyle devam eden bir lanetim var sanırım god help me
limos
amcamın yurtdışına taşınması için dua zinciri kuruyoruz. her fav bir dua. adamın hayatımızın ortasına s.çtığı yetmiyormuş gibi uyuduğum kanepeyi bile elimden aldı. şuan başka kanepeden yazıyorum. ama bu rahat değil. giderken babannemi de götürmesi için arkadaşlarınıza da favlatabilirsiniz. yoksa ben bu evi içindekilerle birlikte yakıyorum. tc amcaları tapuklarınıza sıksam yine rahatlayamam bitirdiniz beni bitirdiniz sbi
Ceka
arkadaşlar psikoloji bölümü ile ilgili bilgi almak istiyorum mesela akademik kadro sizce yetkin mi? fakültenin yerleşkesinin başka bir yere taşınma durumu var mı ?(atakum olarak biliyorum ) .hangi kaynaklardan faydalanıyorsunuz? ve en çok merak ettiğim çap sebebiyle sosyoloji dersini de alabilir miyim?
emreyba
bu scriptten başka bir scripte geçmemiz gerekiyor b e n c e
yolyordam
naber bak, bende dert yok tasa yok
mutluyum artık bir beynim yok
dikmişim ekrana gözlerimi
başka da bir ihtiyacım yok
kişisel neyim kaldı ki bir iletim olsun
tıklana tıklana her şeyim ortada
atın ölümü arpadan olsun
her yiğit gibi benimki de meydanda
tıklama konusu ayrı bir dava
mahkemelerde görülüyor hala
namusu bacak arasında ararım
dişi sinek bile görsem laf atarım
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
ben tüketmeden var olamam
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
bana dokunmayan yılan bin yaşasın
dedikodu yapar, keyfime bakarım
ağzımda sakız, elimde çanta
fink atarım kaldırımlarda
bağlanmaya sonuna kadar karşıyım
ama dizilerimden beni ayırmayın
değişir dünyam bir tuşla uzaktan
elimdeki kumandam hayatıma kumandan
yeni bir kart verdi bugün bankam
puanlarım artık en büyük kankam
olmasa da cebimde beş kuruş para
cebimdeki telefon on numara
allah allah gizli numara kim acaba, alo?
"bak kızım, yedi kocalı hürmüz gibi dolan
seni alacak biri de bulunur elbet
en kolay parayı hep sen kazan"
ayna, ayna hadi söyle benden daha gamsızı var mı?
ayna, ayna hadi söyle benden daha arsızı var mı?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
sıkıldım çok, her dakika düşünmekten üzülmekten
artık yok, kalmadı gücüm düşmekten yenilmekten
pişmanım erken vazgeçmekten kendimden
bu alem geçmiş kendinden
ne gelir elden?
dünyanın sonuna doğmuşum
ya da ölmüşüm de haberim yok
İyi bilirdik derler elbet ardımdan
bundan büyük bir yalan yok
yok, bundan büyük yalan yok
çakma makma, üçe beşe bakmam
önüm, arkam, sağım solum markam
bana pastamı verin, ekmeğe gerek yok
mistletoe🍃
yavaş yavaş eve yürüyordum yolumu uzatmak için geçmediğim bir sokağa saptım evlerin birbirlerine ne kadar yakın olduğunu görünce o eski mahalle samimiyetlerinin olduğunu düşündüm, en azından öyle olmasını istedim kendi kendime. sonra müziği duydum. perdeleri sonuna kadar açık, pencerenin kenarında bir sürü minik saksı dizili, görebildiğim kadarıyla nostaljik mobilya ve aksesuarlarla dekore edilmiş bir ev. şarkı sanki bir plaktan çalıyormuş gibi...yürüyüşümü daha da yavaşlatip müziği daha çok duyabilmek için yakınlaştım. müziği artık duyamadığım bir yere gelince içimi değişik bir hüzün kapladı. hiç bilmediğim bir hayati ve hatıraları özlemişim gibi. başka bir zamanda, başka bir bedende bu ruha sahipmişim gibi..

mimarlique
hayırlı bayramlar babuşlar başka samimi platfotm kalmadı
soulless
mayk lavaş center'ın gizli ortaklarından biri ve bir lavaş masonudur.asıl adı akif yanfeller'dir. omu dedikodunun asıl amacı insanların bilinç altına lavaş center'ı sokmak ve dünya gıda piyasasını ele geçirmektir.7 senedir aynı sloganla yapılan reklamların başka açıklaması olamaz.

casualman
eskiden yaptığım gibi şuraya azıcık sitem atayım içimi dökeyim. o kadar bıktım ki insanların sahte yaşamlarından ve sahte şeylerden mutlu olup gerçekten gram anlamamalarından boş şeylerle uğraşıp boş bir hayat yaşamalarından diyeceksiniz ki bundan sanane öyle olmuyor işte o iş bizde yaşıyoruz bu dünya da mesela iş hayatımdaki insanlar veya hoşlandığım bir kız illaki birileri sürekli çıkıyor karşıma ve zararını ben görüyorum. hayatta hiç bir zaman yok like takipci kısaca sosyal medya umrumda olmadı başka insanların seveceği şekilde resimler çekinmek başka insanların beğeneceği sözler yazmak başka insanların ilgisini çeken profiller vs vs ha bundan da sanane diyeceksiniz bunca sahtelik içinde insanlar gerçek benliklerini unutmuş ve ben onlara doğru olanla gerçek olanla yaklaştığımda resmen kaçıyorlar saçma bir şekilde. bir kaç örnekle açıklayım geçen bir kadınla tanıştım cidden güzel şeyler hissettim ona karşı sadece dürüst oldum veya başka bir amaç gütmeden kartları mı açık oynadım evime kadar geldi tek düşündüğüm sadece yanında olmak o anki sıkıntısını ona unutturmakdı 1 ay sonra felan başka birisi daha çıktı karşıma ona da gerçek olması gereken şekilde davrandım sonuç 2 sininde en son söylediği casual sen çok iyi birisin deyip konuşmayı kestiler. diğer bir örnek erkek arkadaşım oldu bebelerle samimi olmak güzel bir dostluk kurmak istedim ben ne kadar dürüst olup onlara iyi davrandıysam onlar da bir o kadar kullanmaya çalıştılar beni ve en kötüsü bu anlattığım bu insanların hepsi beni salak yerine koymaya çalıştılar. herkesin dili farklı kalbi farklı konuşur olmuş ne adamlıktan ne insanlıktan anlayan kalmış boş ve sahte dünyalarınız da mutlu olmaya devam edin ben gerçek dünya da gerçek insan aramaya devam edeceğim. lafta bunları arayıp icraat de kendine ızdırap çektirenlerin yanında nasıl duruyorsunuz hala anlayamıyorum anlayamayacağım da. her neyse iyi döktüm içimi her zaman joker kartım oldun iyiki varsın omüdedikodu 😏
yolyordam
kelebeketkisi
allahım herşey benim başıma mı gelir ya. İnsanlar sanki sabrımı deniyor. dün akşam bilet aldım samsun'a gitmek için. metrodan (mecburi olarak çünkü başka firma yok!!!) ve bilet sadece kalemle yazıldı kaşe basıldı. bende ne olur ne olmaz diye int baktım. bie baktım ki erkek yeri görünüyor yanı da dolu üstelik erkek olarak..adamı aradım güzel güzel anlatıyorum he. bakın diyorum internetten bilet yerime baktım erkek görünüyor yanıda dolu. sorun çıkmasın diyorum bana diyor ki nasıl görüyorsunuz erkek olduğunu. diyorum her zaman görünüyor zaten. bana gene diyor siz bilmiyorsunuz.bağırmaya falan başladı telefonu kapattı. benim sinirler tavan tabi..dedim sen görürsün. kontrol etmek için, bende müsteri hizmetlerini aradım. dedi adınıza bilet yok..adamı geri aradım dedim sen ne diye kapatıyorsun telefonu..birşey anlatıyorum dinlemek zorundasın.birde diyor mubarek ayda sinirlendirmeye mi aradın..lan adıma bilet yok diyorum gerizekalı ya. salak birde telefon kapandı ben kapatrmadım diyo. dedim adıma bilet yok müsteri hizmetleri öyle dedi. burda boş görünüyor koltuklar diyor sen nerden görüyorsun erkek oldugunu..delirecem ya.. geri yine kapattı. ne var ne yok her yeri aradım..ilk defa birini bu kadar çok şikayet etmek istedim yani...hala yazarken bile sinirleniyorum 😠😡sonra geri arıyorlar sorun neydi falan diye. şunu baştan doğru düzgün konuşsalardı nalet insanlar
mistletoe🍃
''birbirimiz için yanlış kişiler olduğumuzu söyleme. biz başka hiç kimse için doğru kişiler değiliz.''
Fafatara
bazı görüşler var ya; kapalı ama sevgilisi var kıza bak, namaz kılıyor ama içki içiyor ne anlamı kaldı vs. bu davranışların doğrusu ya da yanlışı beni ilgilendiren bir konu değil. ve bir insan size zarar vermediği sürece işlediği günahlar da sizi ilgilendirmiyor. din sadece kapalı olanlara farz değil ya da namaz kılanlara. açık olanlar ya da erkekler zinadan muaf mı tutuluyor ya da sadece namaz kılanlara mı haram içki. her insan elinden geldiğince dini inancını yaşamaya çalışıyor. İnanıp inanmamak ya da dini nasıl yaşadığı onu ilgilendiren bir şey. demek ki o insan bu kadarını yapabiliyor. madem her şeyi biliyorsun sen ondan daha iyisini yap. sen kendine müslümanım diyorsun ama daha o insanın yapabildiğini yapamamışsın kalkmış nasıl yaptığını eleştiriyorsun. çoğu insan başkalarının nasıl yaşaması gerektiğine dair bir sürü fikre sahip ve onları acımasızca eleştiriyor ancak bu söyledikleri şeylere kendileri uyuyor mu onu bilmiyorum. bir insan nasıl görünürse görünsün ne yaparsa yapsın sana zarar vermediği sürece onu eleştiremezsin. eğer eleştireceksen dön önce kendine bak ben nasıl yaşıyorum diye. İnandığın fikri savunmakta özgürgün ama bu fikirlerinle başka insanlara zarar veremezsin. bu söylediğim örnekler de aklıma gelenler sadece. herkes başkalarını eleştirmek yerine önce kendisini eleştirse kendisine karşı dürüst olsa kötü yönlerini düzeltmeye çalışsa bu kadar nefret olmazdı. başkalarının kusurlarını görmekte muazzam yetenekli bu insanlar kendilerine karşı neden bu kadar kör anlamıyorum.
Motorsuz Motorcu
şoook şoook şoook dedikodu popülaritesi ni mi yiiitttiiiriyorrrr muu!
uzun zamandır bir durgunluk var. sadece stolklayıp çıkıyor yazmaya mı üşeniyorlar acaba. yada başka birşeyler oldu kullanmayı mı bıraktılar ki. yada anonim olmaya aşırı derecede alışık olan toplumumuz artık kendini rahatsız mı hissediyor 🤔🤔 eski günleri özlüyor insan
Gamsız Baykuş
arkadaşlar çok mutluyum. ama nasıl mutluyum bir bilseniz. çok uzuun bir zamandır böyle güzel mutlu olmamıştım. deli gibi eğlendim. sürecin başı da çok heyecanlıydı. şimdi olaylar şöyle gelişti. mabel matiz'in bugün konseri vardı burada. ben de özellikle öyle kolaysa'yı çıkardığından beri bu adamı canlı dinlemek istiyordum. bu hayale bugün ulaşabileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü bana kalırsa baya mucize gibi bir şey oldu. konser ilanını gördüğümde direkt saatine, bilet fiyatına bakmıştım zaten. sonra beni biraz aşar bu diye düşünüp bir kenara koydum bu fikri ama tamamen de vazgeçmiş değildi hâlâ. geçen haftalarda tekrar bakmıştım ve biletler tükenmişti. dedim başka zamana artık, vazgeçtim. zaten bilet kalmamış vazgeçmeyip ne yapacaktım değil mi? neyse ben mabel matiz'in facebook sayfasında bir duyuru gördüm iki gün önce. samsun konserine iki kişilik bilet hediye ediyorlarmış. dedim ya nasip bir şansımı deneyeyim. ama hiç ümidim olduğundan falan değil ha. bendeki de ne şans. hâlâ inanamıyorum o biletin bana çıktığına. bir yandan şeyi de düşünüyorum, lan fake mi acaba, mail geldi ama ya konser alanına gittiğimde böyle bir şey yok derlerse falan ben hâlâ böyle bir olayın başıma gelebileceğine inanmıyorum. ta ki konser mekanını kapısından girdim, o zaman inandım. sanki zaman mekan algılarım falan kapandı. ya diyorum nasıl olur ben buradayım şu an ve benim 24 saat öncesine kadar katılmak gibi bir düşünce aklıma gelmezdi. bilenler bilir mabel'e olan daha doğrusu şarkılarına olan hayranlığımı. hatta çok kez bu platformda sizlerle de paylaşmıştım bazı şarkılarını. konser çok güzel geçti benim adıma. bağıra bağıra eşlik ettim her şarkısına, bu yüzden yarın sesim bile kısılabilir. sabahtan beri zihnimin arka planında "fırtınadayım" şarkısı çalıyordu. girişi bu şarkıyla yapınca ayrı bie sevindim. olay aslında sadece konser meselesi de değil benim için. uzun zamandır, yani yaklaşık bu eğitim öğretim yılı başladığından beri üstümde bir ağırlık vardı. ya resmen canlandım şu etkinlikle. bana hiç bu kadar iyi geleceğini tahmin etmiyordum. belki de beklemediğim bir anda olduğu için bu kadar sevinmişimdir bilemiyorum. ama her açıdan çok güzel bir anı oldu benim için. giderim sakin sakin müzik dinlerim gelirim diye düşünürken deli gibi hareket ettiğim için kollarım, bacaklarım, her yerim ağrıyor. zaten boyum kısa diye ara sıra parmak uçlarıma yükselmek zorunda kaldım o da yordu. neyse ki önümdeki kız tüm konseri elindeki telefonuyla yüksekten çekti de onun telefonundan izleyebildim sahneyi(!) yani arkadaşlar okuyamadım durumumuz yoktu diyenler için özet geçeyim. eminim ki yukarısı çok karışık olmuştur ama hislerimi sizinle hemen paylaşmak istedim. mutlu oldum arkadaşlar. çok güzeldi be her şey benim adıma. dilerim ki sizin de benden daha çok mutlu olacağınız zamanlar olsun. hayatınızda böyle kısa da olsa güzel anlar olsun. seviyorum sizleri, kendinize iyi bakın. güzel geceleriniz olsun dedikodu ahalisi.
hakcocan
herkese selamlar. bendeniz 2016 mezunu, samsun'da ikamet etmekteyim ve bazı filmlerdeki gibi türünün son örneği bir varlıkmışçasına gibi kendimi yalnız hissediyorum. aynı zamanda öğrencilik dönemindeki ahbaplarımın sanki bir gecede benden gizli işbirliği yaparak beni bırakıp da başka diyarlarda mutlu olmaya gittiklerini düşünecek kadar da melankolikleştim. ne varsa öğrencilikte var, sonrası uçurum, tadını çıkartın bu yılların. he evlenirseniz, çocuğunuz olursa, babanız para babasıysa ve dünyayı turlayabilecek imkanlara sahipseniz durumlar nasıl olur orasını da bilemem. ama muhtemeldir ki, günümüz şartlarından dolayı biraz da, çoğunluk kendini sonu gelmeyen bir boşlukta aşağı düşerken bulacak, sonu yere çarparak parçalanmak bile olsa bu sonsuz düşüşün bir nihayete ermesini dileyecek. ve belki de bazıları benim gibi gece gece sıkıntıdan delirecek, distopik manyağa dönüşecek ve gebermeyi arzulayacak. neyse bu platformdaki ilk gönderimde haddimden daha fazla saçmalayıp o güzel canınızı sıkmayayım. İyi geceler, şimdilik..
Gamsız Baykuş
selam dostlar. kitap fuarına gitme fırsatını anca bulabildim. aslında dün de gelmiştim ama o daha hızlı gelişen bir olaydı. arkadaşlarımla geldiğim için odağımız daha çok test kitapları oldu ve kafama göre gezemedim. biraz da yorgunluğun verdiği baş ağrısıyla keyfini çıkaramadığımı düşündüm ve bugün sabahın erken saatlerinde tekrar yol aldım. fuar genel olarak güzel geçti benim adıma. sabah saatleri olduğu için çoğunlukla okullardan gelen öğrencilerle doluydu etraf. bir tane çocuğun pubg kitabını gördüğünde verdiği tepki ile başka bir çocuğun yanık yanık sesiyle "nayino" şarkısını söylemesi hatırımda kala güzel detaylardan :d bu defa her standa uğramadım. aslında bu sene kitap fuarından pek bir kitap almam diye düşünüyordum çünkü epey zamandır kitaplarla çok haşır neşir değilim. birinci dönemi geride bıraktığımda sadece bir kitap okumuşum ve elimde aylardır sürünen bir kitap var. dönemin yoğunluğundan dolayı kitap okumaya pek zaman ayıramıyordum. hal böyle olunca araya giren soğuklukla beraber aklımda şu kitabı alırım gibi bir düşüncem yoktu. geçen sene "şeker portakalı" ve "güneşi uyandıralım" kitaplarını almıştım, üçüncü kitabı da seneye alırım diyerek bırakmıştım. aklımda olan sadece bu vardı. dün kitabı sorduğumda kalmadı demişlerdi ama bugün tekrar geldiğini görünce sevinçle aldım. bu sene de geçen seneki gibi en çok kitabı can yayınları'ndan aldım. böyle yazınca da çok gibi oldu ama çok değil aslında, 3 tane eheh. yine sevdiğim yayınlardan olan yky'den oradaki görevlinin tavsiyesi üzerine bir kitap aldım. gezinirken baykuşlu bir kitap -diğer baykuşlu her şey gibi- dikkatimi çekti. daha önceden bilmediğim bir kitap olduğu için görevli arkadaşa kitap hakkındaki bilgisini sordum. İlk sayfasını okuyup çok beğendiğini ve devamında da aynı türde olan bir kitabı da mutlaka okumamı önerdi. ben de ilk sayfasını okuyunca düştüm direkt kitaba. çünkü uzun zamandır içinde bulunduğum ruh haline yakın şeyler yazıyordu. çok şaşırdım çünkü kitabın dışından hiç böyle bir izlenim uyandırmamıştı. sonrasında daha evvel okuduğum ve kitaplığımda bulunmasını istediğim iki kitabı daha aldım. arada kardeşim için de hem etkinlik tarzı hem de okuması için küçük kitaplar aldım. çocuk sonuçta, her türlü hediyeye seviniyor :) resmen okumayı özlemişim yaa, bunu fark ettim. okunacak çok kitap var. İçlerinde kayboldum sanki. neyse ben şu sınavı bir atlatayım hele. zaten burada aldığım kitapları yazın evde okumayı tercih ediyorum çoğunlukla.
yani özetle bir iki kitap alsam kâfi diyerek girdiğim fuardan 8 kitapla çıkmışım. bakıldığında kitaplar için çok değil verilen para ama çok hazırlıklı olmadığım elimden bu kadarı geldi :/ fiyatlar genel olarak ortalama geldi bana. kitapçılarda olmasa da internette bu fiyatlara bulunabilir çoğu. en çok indirim sanırım test kitaplarındaydı. ama şöyle de bir etken var, fuarın sonuna geldikçe kitapların fiyatı daha da iniyor. mesela dün bir kitabı sorduğumda 22 lira demişlerdi, bugün aynı kitabı 20 liraya aldım. onun için hâlâ gitmemiş olanlar varsa hafta sonunu değerlendirin derim :)
kittyyy
saat 00.00 dan sonra resmî olarak bir yaş daha ekleyeceğim ömür haneme. ve bunca yıldır hayatımda değişen tek şey belki de yüzümdeki çizgiler ve sürekli artan bir sayı. kendime kattığım veya katmaya çalıştığım şeyler tabiki oldu ama kendimden silmeye çalıştığım şeyler daha daha fazla. bu yıl ki hedefim artık kendimi olduğum gibi sevmek ve insanlar benim hakkımda ne düşünürse düşünsün umursamamak. ki insanları tek bir cümlesiyle yada hareketiyle yargılamayan bir insan olmayı hiç sevmedim hayatta ve kendime de olmasını istemedim hiç. nefret ettim bu durumdan da oldum olası. çünkü mutlaka o olayın altından bir sürü başka olgular çıkıyor ve belki de haklı haksız, haksız da haklı çıkabiliyor. veya herkes haksız olabiliyor, bunun tam tersi de var tabi. bu saatten sonra kimseyi değiştiremem belki bende dahil. yaşayıp göreceğim artık ne kadar ömrüm kaldıysa. sadece tek bir isteğim var bundan sonraki hayatım için. bunda sonra kalan hayatımda ve ben yokken bu dünyada, tek bir insan dahi olsa onun aklında kalmak. gözümdeki yaş değil ama ruhunda ufak da olsa bir hatıra olarak kalmak. hatırlanmak.
Parasetamol
derste slayt okumaktan başka bir meziyeti olmayan docent hocamın profesörlük ünvanı aldığını öğrenmiş bulunmaktayım.

Selam Ziyaretçi

Gördüğüm kadarıyla henüz giriş yapmamışsın! Lütfen giriş yap, bekliyorum :)